Son günlerde tüm yazılı ve görsel basında varsa yoksa Şemdinli olayları. Devletin en tepesindeki insanlar sırasıyla bu olaylar hakkında “failleri mutlaka bulunacak” türünden beyanatlar vererek Şemdinli halkını rahatlatma telaşı ve çabası içindeler. Hele bazı devlet büyüklerimiz nerdeyse “failleri bulunacak” değil; “intikamı alınacak” deme gayretine girmişlerdir.
br />Hele o bölge milletvekili yok mu; bölgede hem asker hem polis, hem savcı hem de hem hakim olarak, olayı daha olmadan önce çözmüş mübarek adam boy boy basında açıklamalarda bulunmakta.Şemdinli’de yaşanan bombalama olayı sonrasında PKK’nın yayın organı Roj Tv’nin 2 dakika içinde canlı yayından görüntü vermeye başlaması ve olayların ardından Şemdinli ve Hakkari’de halk ayaklanmasını andıran ve devlete düşmanlık içeren gösteriler, olayların tamamıyla PKK ve cezaevindeki bölücü başının arzularına göre geliştiğini göstermektedir.
Olayların başlaması ile başta Başbakan olmak üzere hemen hemen bütün devlet büyükleri bu provokasyonlara alet olmuşlardır.
Olaylar PKK tarafından ikinci bir Susurluk Olayı şeklinde yansıtılmaya çalışırken, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Fevzi Türkeri "Susurluk gibi değil, lokal bir olay" diyerek olayların yanlış bir mecraya çekilmesi önlemek istedi ancak ne var ki bizzat Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakan’ı Tayip Erdoğan’da PKK’nın ağzı ile konuşarak Jandarma Genel komutanı yalanlamış, olayların Susurluğun devamı olduğunu kasteden demeçleri gazetecilere vermiştir.
Ve yine PKK tarafından “bedel ödettireceğiz” sloganları atılırken bizzat Başbakan Erdoğan tarafından “bedel ödeyecekler” şeklinde açıklamalar gelmiştir.
Açıklanan AB belgeleri ve AİHM’in AKP isteği ile türbanı yasaklamasının ardından gündem değiştirmek isteyen AKP için, Şemdinli olayları tamda istenilen durumdur. Ancak AKP’nin daha önce birçok konuda olduğu gibi bu olayda da PKK ile birebir örtüşen açıklamalar yapması kaygı vericidir.
Aslında yapılması gereken halkın ayaklanmasına sebep olan beyanatları veren kişilerin süratle tutuklanıp, olaylarında olaylarda provokasyon olduğu ve itidal gerektiği yönünde açıklamalar olması gerekirken, başta Başbakan Tayip Erdoğan olmak üzere devlet yetkilileri ateşe körükle giderek olayların büyümesine sebep olmuşlardır.
Küçük yerleşim birimlerinde güvenlik güçlerine ait araçları ne kadar sivil olursa olsun herkes zaten bilir. Şemdinli’de olan olayda da birileri bombalama sonrası direk sivil aracı hedef alarak, gene devletin görevlilerine saldırmışlardır. Terörün en yoğun olduğu bir bölgede güvenlik güçlerinin ve bunların araçlarının olmasından daha doğal ne olabilirdi.
Patlamalar ardından insanlar nasıl olmuştur da direk olarak güvenlik görevlisi olduğu belli olan şahıslara ve araçlarına saldırmışlardır? Neresinden bakılırsa bakılsın provokasyon olduğu besbelli olan bu olayda resmi görevlilere ait araç yüzlerce kişi tarafından tahrip edilmiş, arkasından gelen savcıya da o kalabalıkta keşif yaptırılmaya çalışılmıştır. Olay yeri güvenliği alınmadan, bölgedeki tüm PKK sempatizanları savcının başında, onlar Savcıya söylüyorlar ve yazmasını istiyorlar. Savcıdan önce yüzlerce kişinin elinin değdiği o araçta sadece silahlar ve harita gibi şeyler çıkması az aslında. O kadar zamanda o aracın içine ABD’nin Peşmergelere ve de Peşmergelerinde PKK’ya verdiği ne kadar silah varsa o aracın bagajına yığılabilirdi aslında…
Olayları yapan kişilerin söylendiği gibi JİTEM olduğunu söyleyenlere de sormak isteriz? Bu JİTEM bu kadar mı acemidir ki, böyle bir bombalama yapacak ardından da bütün askeri kimliklerini, bütün olay planlarını ortada bırakıp oradan kaçacaklar?
Şimdi biri çıksa şöyle bir şeyler söylese: Bir kaç provokatör bombaları patlattılar ve sonra kendileri veya diğer suç ortakları tarafından direk olarak takip ettikleri güvenlik görevlilerine saldırdılar, çünkü onlar bölgedeki PKK faaliyetlerine en büyük zararı veren kişilerdir. Herkese bu kişilerin bombaları patlattığını söylerken de kalabalığı araçlarına yönlendirerek araçların tahrip edilmesini sağlamışlardır. Hem de bölge halkından PKK’ya sempatisi olmayan insanlarında devlete düşman olmasını sağlamak için bu olayları devlet tarafından yapıldığı söylenmiştir.
Halk iyice galeyana getirildikten sonra, çevreye zarar verecek şekilde çok profesyonelce yönlendirilmiş ve gene provokatörler tarafından halka ateş açılarak insanların ölmesi de sağlanarak galeyanın artması, çevre il ve ilçelere yayılması sağlanmıştır. Bölgedeki ne olduğu herkesçe bilinen siyasiler de halkın olaylar sırasında içinde bulunarak kendi popülaritelerini artırma gayreti içinde olmaktan başka bir şey yapmamışlardır. (olayın böyle gerçekleşmediğini kim iddia edebilir ki)
Güneydoğuda halkların özgürlüğünün yetersiz olduğuna inanmaları AB tarafından sağlanmış olan yüksek rakımlı mevzilerdeki zatı muhteremler adeta olayların popülaritesini artırma yarışına girmişler, basın işi gücü bırakmış Genelkurmayından Emniyetine kimi gördüyse bu olayları sormuş, yetkililerin ağzından çıkan her sözü manşet yapmış en acısı ise olaylara bölgede görevli güvenlik güçlerinin sebep olduğu intibasının yayılmasına sebep olmuştur.
Olayların gelişimi farklı olsaydı; mesela bunun tam tersi olsaydı, bombaları atan kışkırtıcılar ve güvenlik görevlilerinin üzerine saldıran kişiler anında ele geçirilmiş olsaydı hangi milletvekili olayın üzerine giderdi sizce? Gazetelerin en ulaşılmaz köşelerinde en okuma beni haberden ileri geçebilirimiydi olay?
Aynı bölgede binlerce vatan evladı hain pusularda can verdi. Daha kaç gün oldu da unuttuk babasına telefon açıpta “baba ben şehit oluyorum” diyerek helalleştikten sonra can veren vatan evladını ve arkadaşlarını… Bütün ülke ağladık, Albayraklı sıra sıra tabutlarla bağrı yanık annelerine babalarına teslim ettik.
O gün kahpe pusuda 5 vatan evladı şehit edildi, hangi devlet büyüğü çıkıpta failleri bulunacak dedi.
Hangi bölge milletvekili olay yerine gitti, hangi Başbakan, hangi Bakan olayın failleri bulunsun diye talimat verdiğini basında açıkladı?
Hangi Başbakan çıkıpta şehit kanının bedelini ödeteceğiz dedi?
Terör sadece Şemdinli insanına yapıldığında mı devletimin başındakilerin canını acıtmakta acaba?
Her gün kahpe pusularda vatan evlatları can verirken bu terör olmuyor mu? Terörse neden basın başta olmak üzere üzerine gidilmiyor.
Amaç, Güneydoğuda olayları körüklemek, Avrupa ve dünya medyasına taşımak, AB ve ABD’nin Ortadoğudaki planlarına PKK eliyle hizmet etmekten başka bir şey değildir.
Aydın geçinen insanlarımızın çok dikkatli olmaları gereken bir zamandır. Olayların üzerine körükle gidilmemeli, ülkenin birliği ve beraberliğine zarar verme çabasında olanlar çok iyi tahlil edilmelidir.
Çünkü başka Türkiye yok.
Saygılar…
Mete Kılıç