Bana göre siyasetçilerin görevleri o güne kadar ettikleri hizmetlerin karşılığı olarak aldıkları oy ile ülkelerine ve vatandaşlarına daha iyi ve daha fazla hizmet etmektir. Hizmet edemeyende sandıktan mağlup ayrılır.

class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify">

Maalesef bu mantıklı açıklamanın bizim ülkemiz için pek bir geçerliliği yoktur. Sadece siyasetçiler tarafından değil, vatandaşlarımız tarafından bakıldığında da bu açıklama bizim ülkemizde pek doğru görünmüyor.

Çünkü, çok açık ve seçik şekilde bilinen ancak pek dile getirilmeyen bir husus bizim ülkemizde bol bol yaşanmaktadır.

Kendisine güvenmeyen, o güne kadar milletine, devletine adam gibi bir hizmeti olmayan bazı siyasetçiler o güne kadar bir şekilde sahip oldukları maddiyatla ya da kendilerini destekleyen bazı paralı dostlarından aldıkları maddi yardımlarla, işsiz, ailesine bakamayan, Büyükşehirlerde genelde gecekonduda yaşayan, diğer şehirlerde derme çatma bir evde barınan,  3 kuruşa ihtiyacı olan, vatandaşlarımızın evlerine erzak yardımı, ceplerine para yardımı ve benzeri şekilde yapılan rüşvetlerle o vatandaşların oylarını almaktadırlar.

Elbette ki, bu durum onurlu bir siyasetçi için asla başvurulamayacak hatta düşünülemeyecek bir durumdur. Zaten bu tip onurlu siyasetçilerin -ailesi zaten çok zengin değilse- bu şekilde vatandaşın gözünü rüşvetle boyayacak kadarda parası yoktur.

Yine başka bir oy avcılığı da genelde ramazan aylarında ve seçim zamanında yapılan yardımları medya aracılığı ile tüm milletin gözüne soka soka göstermek ve “bakın ben hayırsever bir siyasetçiyim” imajı yaratmaktır.

Başka bir oy avcılığı ise, milletimizin manevi hassasiyetleri ile oynayarak oy kazanmaktır. Örneğin, mitinglerde sözlerinde bol bol Allah, Kitap kullanmak, laflarına besmele ile başlamak, aynı vakit namazının gittiği birkaç şehirde kazasını kılmak, türban sorununu biz çözeceğiz, türban namusumuzdur gibi söylemlerde bulunmak da bu tür oy avcılığına örnektir.

Daha öncede dediğimiz gibi bu hal, hareket ve söylemler onurlu ve dürüst bir siyasetçinin yapacağı şeyler değildir. Çünkü doğru olan insan yapmayacaklarını söylemez, milletinin duygularıyla oynamaz.

Vatandaşlarımız açısından baktığımızda ise, durum pek farklı değil. Bana göre seçimlerde oy kullanmak bir vatandaşın ülkesine yapacağı bir hizmettir. Oy hakkı vatandaşın şerefidir. Ama maalesef bu oy hakkının 3-5 kuruşa satıldığını çok kere gördük, duyduk.

Peki bu söylediklerimden nereye gelmek istiyorum.

Yazımızın başında da bahsettiğimiz gibi siyasetçileri vatandaşlar kullandıkları oy ile göreve getirir ve yine kullandıkları oy ile de görevden uzaklaştırır.  Bu seçim sandığında kendisini gösterir.

Şu an iktidarda olan AKP iktidarı da seçimle işbaşına geldi. Seçim öncesi istismar ettikleri manevi duyguları, verdikleri sözleri bugün tamamen unutmuş olan AKP iktidarı ve başındaki Tayip Erdoğan ülkemizi büyük bir felakete sürüklemektedirler. Bunu da tüm milletimiz görmektedir. Ve AKP'den kurtulmak istemektedir.

Bütün bunlar ortada iken Başbakan Erdoğan bir grup konuşmasında “ben hadi seçime desem bütün muhalefet kaçar” benzeri bir cümle kullandı. Sanki kendisi seçim istiyor da muhalefet zorla tutuyormuş gibi. Muhalefet partileri hadi o zaman erken seçime deyince de “ülkenin istikrarını bozmak istiyorlar” dedi ve seçimden kaçtı.

Çünkü, Başbakan Erdoğan yurtdışı gezilerinden fırsat buldukça ülkemizde hangi toplantıya, mitinge katılsa protesto edilmekte, yuhalanmakta hatta kesinlikle kabul etmememize rağmen cinnet geçiren bir vatandaş tarafından Erdoğan’a suikast bile düşünüldü.

Hatırlayabildiğimiz kadarıyla söyleyelim, Başbakan Erdoğan, Trabzon’a gitti yuhalandı, Bilecik’e gitti yuhalandı, doldurma kalabalıklarla gittiği Bozhöyük’e gitti yuhalandı, Kütahya’ya gitti yuhalandı, Mersin’li bir vatandaşa cinnet geçirtti, Şemdinli’ye gitti yuhalandı, Samsuna gitti yuhalandı. Erdoğan’ın yakın zamanda giderek vatandaşın karşısına çıktığı ve yuhalanmadığı bir şehir varsa da ben bilmiyorum.

Ama bütün bu olaylardan sonra ANAR diye bir araştırma şirketine AKP tarafından parası verilerek bir seçim araştırması yaptırılıyor. Ve AKP anket sonucunda yüzde 45’lerde oy alacakmış gibi çıkıyor. Açıkçası, benim mantığım bunu hiç almadı.

ANAR denilen ve güvenilirliği yıllardan beri tartışılan şirketin yaptığı anketten bu sonuçların çıkabilmesi için, bu araştırmanın, AKP Genel Merkezinde, Irak’ta Barzani ve Talabani yandaşlarının arasında, Güney Kıbrıs Rum Kesiminde, Yunanistan’da, İtalya’da, Suudi Arabistan’da, AB Konsey Binasında, Ermenistan’da yapılması gerekmektedir. Çünkü bana göre AKP iktidarından memnun olan yerler sadece yukarıda saydığım yerlerdir. Ve bu anketin güvenirliliğine kimsenin inanmadığı da basına yansımasından belli.

Bütün bunların sonucunda millete rağmen iktidar koltuğuna sıkıca sarılan Tayyip Erdoğan'ın artık anlaması lazım.

Bu millet sizi istemiyor. Siz koltuk hırsıyla bekledikçe, Türk milletinin size olan kini artacaktır. Gittiğiniz her yerde vatandaşlar tarafından protesto ediliyorsunuz. Bu milleti daha fazla germeyin. Nerde yaptırdığınız belli olmayan sözde anketlere sizinde inandığınızı sanmıyoruz.

Lütfen artık anketin gerçeğini yapın ve seçime gidin. Bu milletin artık size sabrı kalmadı.