Bütçe yıl içinde devletin gelir ve giderlerini gösteren, başka bir deyişle uygulanacak ekonomik politikaların ayrıntılarını içeren bir belgedir. Bu çerçevede, hem içerdiği konunun önemi, hem de yılda bir kez olmasından dolayı, hem iktidar hem de muhalefet temsilcilerinin yaptığı konuşmalar ilgiyle izlenir.

class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify">2006 bütçe görüşmelerini biz de bu çerçevede izledik. Ama doğruyu söylemek gerekirse tam bir hayal kırıklığı yaşadık. İktidar temsilcilerinin her zaman olduğu gibi olaylara pembe gözlükle bakarak, pembe tablolar çizmesi bizi şaşırtmadı. Ama, Başbakan Erdoğan ve muhalefet liderlerinin konuşmaları bizi şaşırttı. Eleştiriler çok siyasi ve yüzeysel kaldı. Başbakanın başlattığı siyasi polemikleri devam ettirdiler ve önemli ekonomik sorunları gündeme getirme ve vatandaşların gerçek sorunlarını tartışma şansını kullanamadılar. Bütçe görüşmelerini televizyonda izlerken, bir an başka bir kanun tasarısı tartışılıyor zannettim. İçeriğin ötesinde üslup da pek hoş değildi.

Aslında böyle bir imkân ele geçmişken, başta cari açık, kur politikaları, hızla artan borç stoku, yoksulluk ve işsizliğin bir türlü azaltılamaması, çiftçinin ve esnafın durumu tartışılmalı ve hükümetin ekonomi politikaları eleştirilmeliydi. IMF ile yeniden yapılan anlaşma ve verilen taahhütler tartışılmalıydı, ama gündelik siyasi meselelerle bu fırsat heba edildi.

Şimdi biz bütçenin esasına bir göz atalım.

2006 Bütçesi Neler Getiriyor?

2006 yılı bütçesi, 2003 yılında çıkarılan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çerçevesinde Merkezi Yönetim Bütçesi olarak hazırlandı ve ilk defa üç yıllık bir dönemi kapsayan çık yıllı bütçe uygulamasına geçildi. Buna göre; genel ve katma bütçeli kurum ve kuruluşların bütçelerinden oluşan konsolide bütçe uygulaması terk edilerek yerine Merkezi Yönetim bütçesi formatı benimsenmiştir. Merkezi yönetim bütçesinin içinde; genel bütçeli kuruluşlar (bakanlıklar, yüksek yargı organları vb.), özel bütçeli kuruluşlar (ÖSYM, YÖK, Üniversiteler, vb.), düzenleyici ve denetleyici kurumlar (RTÜK, EPDK, SPK vb.) yer almaktadır.

Konsolide bütçe bazında ele alınmadığı sürece, geçmiş yıl bütçeleriyle mukayese etmek mümkün olmayacaktır. AKP hükümeti döneminde aslında birçok istatistiksel verinin tanımı, hesaplanması veya baz yılı değiştirilmiş, ancak kamuoyuna yeterli bilgi verilmediği gibi mukayeseli tablolar da yayınlanmamıştır. Daha önceki yazılarımızda, büyüme rakamının hesaplanmasındaki yanlışlıklara; ithalat rakamının CIF değil FOB olarak hesaplanmasına ve dış ticaret açığının böylece düşük gösterilmesine; turizm gelirlerinin içine işçi dövizlerinin konularak sanki turizm gelirlerinde reel bir artış varmış gibi gösterilmesine işaret etmiş ve istatistiklerin nasıl manipüle edildiğini tartışmıştık.

Burada amacımız, muhalefetin dile getirmediği veya kısmen getirdiği bu konuları tartışmak değil, bütçenin ne anlama geldiğini tartışmaktır.

Bütçede Neler Var?

Bütçede yer alan önemli kalemlerden --ve en önemli ekonomik sorunlardan-- biri “sosyal güvenlik kurumlarına yapılan transferler”dir. 2005 yılında 21.5 milyar YTL olarak öngörülen, ancak 23.4 milyar YTL olarak revize edilen bu rakamın 23.3 milyar YTL olması programlanmaktadır ki, bu rakam GSMH’nın % 4.3’üne karşılık gelmektedir. Ancak, prim gelirlerindeki iyimser artışın gerçekleşmesi ve sağlık harcamalarında beklenenin üzerinde çıkması muhtemel görünmektedir. Bu da 2006 transfer rakamının da revize edilmesi kaçınılmaz hale getirecektir.

Öte yandan, diğer önemli bir gider kalemi olan faiz giderlerine ilişkin rakamlar da gerçekçi görünmemektedir. İç borç faiz giderlerinin, faizlerdeki gerileme trendinin devam edeceği ve kurların düşük seyredeceği beklentisiyle % 1.7 azalacağı, dış borç faiz giderlerinin ise % 4.6 oranında artacağı beklenmektedir. Ayrıca, uluslar arası faiz oranları da bir artış trendine girmiştir. Yani faiz giderleri rakamları da gerçekçi görünmemektedir.

Gelir rakamları da abartılı görünmektedir. Örneğin, 2006 yılında gelir vergisinin % 8.7 oranında artacağı öngörülmüştür.  Ancak, büyüme oranının % 5 olarak hedeflendiği dikkate alınırsa, % 8.7’lik vergi geliri artışının gerçekleşmesi mümkün değildir. Acaba, yeni vergiler mi ihdas edilecektir? Bir taraftan kurumlar vergisi düşürülürken, acaba vergi gelirleri nasıl artırılacaktır?

 Personel giderlerinde % 12.7’lik bir artış öngörülürken, alt kalemlerde dikkat çeken bir husus mevcuttur. Sözleşmeli personel giderinde % 55.4, geçici ve diğer personel giderinde  ise % 36.8’lik bir artış öngörülmektedir. Bu artışlar, “acaba bir erken seçim öncesi, iktidar bazı kuruluşlara sözleşmeli ve /veya geçici personel almayı mı planlıyor?” sorusunu akla getirmektedir. Ayrıca, 2006 yılı için 1.033 milyon YTL yedek ödenek konmuş olup, bunun 178 milyon YTL’si yatırımları hızlandırma fonuna tahsis edilmiştir. Bu da soru işaretlerini artırmaktadır.     

Bütçe Erken Seçimin İşareti mi?

Hem personel gideri hem de yedek ödenek rakamları bize 2006 yılının bir seçim yılı olabileceğini gösteriyor! Daha önceki “Cari Açık, Kriz ve Erken Seçim” başlıklı yazımızın sonunda; işsizlik ve yoksulluğun azaltılamadığı, ekonominin giderek kötüleştiği, yolsuzluk ve yozlaşmanın giderek arttığı bir ortamda AKP Hükümetinin çizdiği pembe tabloların artık inanılırlığını yitirmeye başladığını ve AKP Hükümetinin erken seçime gideceğini yazmıştık.

Bütçe rakamlarına bakınca, bu kanaatimiz biraz daha pekişti. Belki de muhalefet liderleri de 2006 yılının seçim yılı olacağını düşündükleri için siyasi polemiklere karşılık verdiler ve karşılıklı suçlamalar ön plana çıktı.

Sonuç olarak, bütçe tartışmaları ekonomik zeminden siyasi tartışma zeminine kaydı ve muhalefet partileri, çiftçinin, esnafın, kısacası vatandaşın sorunlarını ve gündemini tartışma fırsatını siyasi çekişmelerle harcamış oldular. Bu konularda açıklamalar yapan, ancak mecliste bütçe görüşmelerinde söz söyleme hakkı bulunmayan partilerin görüşleri ise zaten medyada pek yer bulamıyor. Kısacası, ekonomik bir belge olan bütçenin müzakereleri siyasi tartışmalarla tamamlanmış oldu.