Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bozdağ: Bir terör koridoruna izin vermeyiz

"Şu anda hükümetimiz ve devletimiz, Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin bundan sonraki tutumuna göre hangi adımı, ne zaman atacağını kararlaştırmıştır. Bunlar tek tek eğer bir değişim olmazsa bölgede vakti geldikçe uygulamaya konulacaktır"

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bozdağ: Bir terör koridoruna izin vermeyiz

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, tutuklanan ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz'la ilgili, "Burada üzerinde durulması gereken ABD Büyükelçiliğinin de bir terör örgütüyle bu kadar içli dışlı birisinin Türk makamlarına bildirilmeden ABD Büyükelçiliğinde çalışması ve bu kadar isnat bulunan birinin orada bulundurulması. 'Biz nasıl böyle birini burada tutuyoruz' diye biraz onun üzerinde kafa yorarlarsa daha isabetli olur." dedi.

Bozdağ, Kanal 24 canlı yayınında soruları yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İran dönüşü uçakta yaptığı açıklamalar ve belediyelerde yapılması beklenen değişikliklere ilişkin soru üzerine Bozdağ, AK Parti'nin Türkiye'nin her yerinde milletin duasını ve desteğini alarak hem yerelde hem de merkezi hükümette iktidar olduğunu vurguladı.

Milletin her seçimde AK Parti'ye olan duasını ve desteğini yenilediğini ifade eden Bozdağ, AK Parti'nin bütün bu başarıları elde ederken millete ürettiği hizmet, yaptığı eserler ve değişimlerle hem ülke için hem de kendisi için değişmez bir ilke olarak kabul ettiğini söyledi.

Bozdağ, diğer partilerde değişimin çok etkin bir şekilde yürütülmediğini ancak AK Parti'de değişimin çok net görüldüğüne dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"İlçe, il, belde kongrelerinde değişimler olduğu gibi yerel ve milletvekili seçimlerinde AK Parti kendini sürekli yenileyerek yoluna devam etmiştir. Vatandaş da bu değişime hep olumlu destek vermiştir. AK Parti'de bir kişi seçimde milletvekili ya da belediye başkanı adayı yapılmadı. Onlar siyasetin dışına da çıkmıyorlar. Siyasetin içinde başka alanlarda görev alıyorlar. Şu anda birçok belediye başkanımız var milletvekilliği yapan. İl başkanları var geçmişte milletvekilliği yapanlarda var. AK Parti kendi içerisinde siyasette milletin emrine sunduğu millete hizmet verdiği görevdeki kişilere zaman zaman değişimler yapıyor ki vatandaşın işi daha iyi görülsün. Türkiye'deki değişim dinamikleri daha iyi yakalansın. Bundan sonraki süreçlerde de değişim AK Parti'nin değişmez ilkesi olarak devam edecektir."

- Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek'le ilgili iddialar

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile yaptığı görüşmenin hatırlatılması ve Gökçek'in istifa edip etmeyeceğinin sorulması üzerine Bozdağ, "Sayın Gökçek'le Sayın Cumhurbaşkanımız dün bir araya geldiler, konuştular. Konuşmanın muhtevasını şu anda cevap veren olarak ben sorandan daha iyi bilmiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Gökçekle ne konuştukları hususunda herhangi bir görüşmem olmadı. Sayın Melih Gökçek'in görüşme sonrası yaptığı bir açıklama var. Onun dışında görüşmenin içeriğine dair birşey yok. Muhtevası hakkında sadece Melih Gökçek'in beyanı dışında bir açıklama olmayan bir konuda bundan daha fazlasını söylemeyi ben doğru görmüyorum." karşılığını verdi.

Melih Gökçek'in istifa sürecini uzattığı yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine Bozdağ, "Ben şimdi varsayımlar üzerinde böylesine çok önemli bir konuda doğru görmem. Olmamış çocuğa don biçmek bizim anlayışımıza uymaz. 'Sayın Gökçek şöyle yapacak, böyle yapacak. Sayın Gökçek'e şöyle dendi, böyle dendi' şeklinde bir değerlendirmenin içerisine girmeyi doğru görmüyorum." dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bozdağ, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Partinin şerefi her şeyin önünde" sözlerinin hatırlatılması üzerine ise AK Parti'nin sadece bir parti olmadığını bir dava hareketi olduğu vurguladı.

Partide siyaset yapan herkesin bir yandan siyasi partinin üyesi öte yandan da bir davanın neferi olduğunu belirten Bozdağ, şu görüşlere yer verdi:

"Elbetteki mensubu olduğu bu davanın şanını yükseltmek, başarısını artırmak. Bunu yaparken şahıslarımızın ailelerimizin ilgili pek çok şeyle de karşı karşıya kalır ama 'önce milletim, ülkem, davam' diyenler bunları ikinci plana atmayı her zaman başaran insanlardır. Onu yapamazsak biz bu davayı sürdüremeyiz. O nedenle Cumhurbaşkanımız bu bir davadır bu davada herkesin üstün tutacağı çıkar. Bu davanın çıkarıdır. Davanın zarar görmesi varsa herkesin orda kendine bakacak ve değerlendirecek. Şahıslar üzerinden değerlendirme yapmalayım. Kadir Bey de partimize İstanbul'a uzun zaman hizmet etmiş birisidir. Onları incitecek birşey yapmak doğru değil. Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı şey şahıslar üzerinde değerlendirme yapmak değil. AK Parti hareketinin davasının temel ilkelerini ortaya koyuyor bu davanın içinde olanların üstün tutacağı ilkenin ne olduğunu hatırlatıyor."

Kongre sürecine kadar değişimin sürüp sürmeyeceği yönündeki soruya karşılık Bozdağ, AK Parti kongrelerinde değişimin yapıldığını söyledi. Şu ana kadar 20'ye yakın il başkanının değiştiğini, kongre süresinde de değimlerin olacağını bildirdi. 

Bozdağ, belediye başkanlığı değişikliği ve diğer konuların hepsinin AK Parti'nin değişim iradesinin bir sonucu olduğunu belirterek, "2019 önümüzde seçim yılı. Hem belediye hem yasama hem de yürütmede seçim yılı. Kongrelerin hepsi de zaten seçimlere hazırlık kongreleridir. Çünkü partiler, iktidar olmak için siyaset yapıyor, halktan oy alıp, halkın sorunlarını çözmek için uğraşıyor. Öyle olunca da her kongre aynı zamanda ülkenin yaşayacağı seçimlere o partiyi taşıyacak kadroları ortaya çıkarmak ve güçlü bir ekiple yola devam etmektir." diye konuştu.

Bunun AK Parti'nin değişim iradesinin yaşayan, süreklilik arz eden bir irade olduğuna işaret eden Bozdağ, CHP'nin de bu konudaki eleştirilerde samimi olmadığını ifade etti.

- "Ellerinden gelse her ikisini bir kaşık suda boğacaklar"

Bozdağ, CHP'nin "AK Parti zarar görsün" hesabıyla argüman ürettiğini ve etik bir yaklaşım ortaya koymadığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Belediye başkanlarımıza yapmadıkları hakareti düşmanlığı bırakmayanlar şimdi başka pencereden bakıyorlar. Yani sevdiklerinden değil. Ellerinden gelse her ikisini bir kaşık suda boğacaklar ama birdenbire bakıyorsunuz başka bir pozisyona geliyorlar. Bunların derdi ne Melih Bey ne Kadir Bey ne de başka bir belediye başkanımız veya vekilimiz, bakanımız, MKYK üyemiz, il başkanımız falan değil. Bunların derdi AK Parti'ye nasıl zarar verebiliriz, zarar verdirebiliriz. Onun için samimi ve ilkeli duruş ortaya koyduklarını düşünmüyorum."

- Motorlu Taşıtlar Vergisi

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bozdağ, "Motorlu Taşıtlar Vergisi'nde yüzde 40 oranı belirlendi ama Sayın Cumhurbaşkanı da galiba bunu yüksek buldu ve 'Revize edin' dedi. Yeni oran belirlendi mi?" şeklindeki soru üzerine, şöyle dedi:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın resepsiyonda yaptığı açıklamadan sonra toplanan Bakanlar Kurulu'nda bu konu enine boyuna ele alındı ve değerlendirdirildi. Hatta tasarının içerisindeki diğer bazı konular üzerinde de yeniden bir değerlendirme yapıldı. Sonuç olarak Motorlu Taşıtlar Vergisi'nde tasarıdakinden daha iyi bir noktaya getirecek iyileştirme yapılması kararı çıktı. Bu konuda da Maliye Bakanı Sayın Naci Ağbal'a bir görev verildi. Naci Bey hazırlıklarını bitirdikten sonra bunu kamuoyuyla paylaşacak."

Bozdağ, "Oran belli mi?" sorusuna ise "Her yıl zaten rutin olarak yüzde 15'lik bir artış sağlanıyor. Bu sene bu yüzde 15'in üzerine tasarı yüzde 25 ilave ediyordu. Tabii bu rutin artış, zaten rutin de devam edecekti ama onun üzerine ilave bir şey yapılacak mı, yapılacaksa onun miktarı ne kadar olacak bunun çalışmasını bakanımız yürütüyor. O çalışma bittikten sonra bunu kendisi bizzat açıklayacak. Ayrıca da komisyonda bu değişiklik yapılacak. Vatandaşlarımız şunu bilsinler, o yüzde 40'lık artış aşağı çekilecek. Bu daha iyi bir noktaya getirilecek. 'Ne kadar olacak?' herhalde birkaç güne kadar netleşir." karşılığını verdi.

Bu konuda bir rakamın telaffuz edildiğini ama karar verilmediğini belirten Bozdağ, vatandaşların lehine bir değişim olacağını bildirdi. "Herhalde yüzde 25'i aşmayacak?" sorusu üzerine de Bozdağ, "Önemli bir artış olacağını pek düşünmüyorum." yanıtını verdi.

- "Çalışanlar arasında Metin Topuz diye bir isim yok"

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, tutuklanan ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz'la ilgili ABD Büyükelçiliğinden yapılan açıklamanın hatırlatıldığı soruya karşılık, Topuz'un bir Türk vatandaşı olduğunu vurguladı. 

ABD Büyükelçiliği ve konsolosluklarında çalışanların tüm bilgilerinin Dışişleri Bakanlığına iletildiğini belirten Bozdağ, şu ifadeleri kullandı:

"Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliğinin verdiği listede hem diplomatik hem konsüler hem de resmi çalışanlar arasında Metin Topuz diye bir isim yok. Onların çalışanı olarak gözükmüyor kayıtlarda. Çalışıyorsa onu bildirmemişler demektir. Bu onların ayrı bir eksikliğidir. Kaldı ki çalıştığı bildirilmiş olsa bile diplomatik dokunulmazlığı ya da konsüler korumacılığı yoksa onlarla ilgili işlem yapmak uluslararası hukuka uygundur. Türk vatandaşı herhangi birisi bir suç işlediği iddiasıyla karşılaştığında nasıl adli işlem yapılıyorsa Metin Topuz hakkında da aynı türde bir adli işlem yapılmıştır. Yargı, önüne gelen iddialar, deliller, bilgiler, veriler üzerinden hareket etmiştir."

- "Türk yargısı da Amerikan yargısı kadar bağımsız bir yargıdır"

Topuz'un FETÖ bağlantısına yönelik soru üzerine de Bozdağ, basına yansıyan kadarıyla bu konuda oldukça ciddi veriler olduğunu aktardı. 

Bozdağ, Türk yargısını anayasa ve yasaların verdiği yetkiyi kullanarak görevini yaptığını ve yapmaya devam edeceğinin altını çizerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Burada üzerinde durulması gereken ABD Büyükelçiliğinin de bir terör örgütüyle bu kadar içli dışlı birisinin Türk makamlarına bildirilmeden ABD Büyükelçiliğinde çalışması ve bu kadar isnat bulunan birinin orada bulundurulması. 'Biz nasıl böyle birini burada tutuyoruz' diye biraz onun üzerinde kafa yorarlarsa daha isabetli olur. Türkiye-ABD ilişkilerinin iyi olması, Türkiye ile ABD'nin ortak çıkarınadır. Bu ilişkileri iyi tutmak iki tarafın ortak hassasiyetini gerektirir. Türkiye'nin terör örgütü ilan ettiği örgütlerle irtibat, üyelik, iltisak içerisinde olanları bir büyükelçilik istihdam ederse o esasında bu ilişkilere en büyük zararı verir."

Bozdağ, ABD Büyükelçiliğinin açıklamasına ilişkin, "Elçiliğin tepkisini doğru bir tepki olarak görmüyorum. Kendileri böyle bir tepki ortaya koyabilir, o onların kendi takdiridir ama benim dediğim, bu Türkiye-Amerika ilişkilerine en büyük özeni gösterecek buradaki Amerika Birleşik Devletleri'nin büyükelçiliğidir. Onlar özen gösterecek." dedi.

Büyükelçiliğin FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı üyelik bağı olan birini çalıştırmaması gerektiğini aktaran Bozdağ, ABD'nin de El- Kaide gibi bir terör örgütünün mensubunu istihdam etmeyeceğine dikkati çekti. "Burada hassasiyet göstermesi gereken bizzat büyükelçinin kendisi ve büyükelçiliktir." diyen Bozdağ, ayrıca her hadiseyi siyasi tasarruf gibi değerlendirmenin de doğru olmadığına değindi.

Bozdağ, konunun, yargı tasarrufu olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Amerika da 'FETÖ'yü iade edin' dediğimizde 'Bizim yargımız bağımsız.' Cumhurbaşkanımızın korumalarının hepsine işlem yapıldığında hatta olay yerinde olmayanlara işlem yapıldığında 'Efendim bizim yargımız bağımsız.' Sizin yargınız bağımsız, biz söylediğimizde oluyor ama Türkiye'de bir şey olduğunda Türk yargısı bağımsız niye demiyorsunuz? Türk yargısı da Amerikan yargısı kadar bağımsız bir yargıdır." 

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, "Şu anda hükümetimiz ve devletimiz, Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin bundan sonraki tutumuna göre hangi adımı, ne zaman atacağını kararlaştırmıştır. Bunlar tek tek eğer bir değişim olmazsa bölgede vakti geldikçe uygulamaya konulacaktır." dedi.

Bozdağ, Kanal 24 canlı yayınında soruları yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Irak Kürt Bölgesel Yönetimindeki (IKBY) gayrimeşru referandum sonrasında "hava sahaları ve sınırların kapatılacağı"na ilişkin sözlerinin hatırlatılması üzerine Bozdağ, IKBY'nin aldığı ve uyguladığı gayrimeşru referandum kararının Türkiye ve uluslararası hukuk bakımından yok hükmünde olduğunu anımsattı. Buna rağmen IKBY'nin bu adımı attığını belirten Bozdağ, Türkiye'nin bu konuda neler yapacağını Milli Güvenlik Kurulu ve Bakanlar Kurulunda değerlendirerek bir yol haritası ortaya koyduğunu, tezkereyi de öne çektiğini ve tatbikat başlattığını vurguladı.

Erbil ve Süleymaniye uçuşlarının durdurulduğunu ve Türkiye'nin muhatabının Irak Merkezi Hükümeti olduğunun açıklandığını da hatırlatan Bozdağ, "Şu anda hükümetimiz ve devletimiz, Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin bundan sonraki tutumuna göre hangi adımı, ne zaman atacağını kararlaştırmıştır. Bunlar tek tek eğer bir değişim olmazsa bölgede vakti geldikçe uygulamaya konulacaktır." diye konuştu.

"Habur'u kapatmak bu seçeneklerden biri mi?" sorusuna Bozdağ, "Şu anda diyelim ki uçuşlar kapatıldı ama hava sahası açık. Sayın Cumhurbaşkanımızın bahsettiği, hava sahası uçuşa tümüyle kapanabilir, sınırlar olabilir, başka alternatifler var. Onların hepsi olabilir." yanıtını verdi.

Hava sahası kapatıldığında merkezi hükümetle nasıl iletişim sağlanacağına ilişkin bir soruya da Bozdağ, bunların hepsinin bir formülünün bulunacağını, bu irade ortaya konduğunda bunun alternatiflerinin de hazır olacağını, her adımın ne zaman, nasıl hayata geçirileceği ve sonuçlarının bütün boyutlarının değerlendirileceğini bildirdi. Bozdağ, "Bunların zamanlaması tamamıyla hükümetimizin ve bölge ülkelerin koordinesinde olacak, beraber olacak ve tamamen Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin bundan sonra alacağı tutum, atacağı adıma alakalı olacaktır." dedi.

"IKBY'nin bundan vazgeçmesinin yolu nedir? Siz ne bekliyorsunuz?" sorusu üzerine Bozdağ, ilk adımın IKBY'nin referandumu bütün sonuçlarıyla iptal ve ilan etmesi olduğunu aktardı.

İkinci olarak da IKBY'nin Irak'ın toprak bütünlüğüne, siyasal birliğine, egemenlik haklarına ve anayasasına bağlılığını bir kez daha ilan etmesi gerektiğini belirten Bozdağ, şöyle devam etti:

"Üçüncüsü de bölgede statülerin değişmesi gibi bir talebinin olmadığını ve bu noktada herhangi bir isteğinin olmadığını da açıkça ilan etmeli ve merkezi hükümetle IKBY arasında var olan sorunları çözmek için de merkezi hükümetle görüşmelere başlamasında fayda var. Türkiye, merkezi hükümetle Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi arasındaki sorunların çözümüne destek olacağını zaten açıkladı. Bunları yaptığı takdirde yanlıştan dönmüş olur."

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, bu görüşmeler sırasında garantör ülke formülünün gündeme gelmesi halinde Türkiye'nin buna "evet" deyip, demiyeceğine ilişkin bir soruya, "Bizim zaten bölgede uluslararası hukuktan, ikili anlaşmalardan, çok taraflı anlaşmalardan, komşuluk hukukundan kaynaklı pek çok hakkımız var. Onları elbette muhafaza edeceğiz. Bölgede yeni uzlaşmalar ortaya çıktığında da Türkiye, bundan elbette ülkemizin menfaatlerini gözeterek, yer almaktan çekinmez." yanıtını verdi.

Sınırlarda devam eden tatbikatlara ilişkin de Türkiye'nin Afrin'e girmesinin söz konusu olup olmadığına ilişkin değerlendirmesi sorulan Bekir Bozdağ, Irak ve Suriye'de yaşanan hadiselerin tamamının Türkiye'nin milli güvenliğiyle doğrudan ilgili olduğunu ve milli güvenliği tehdit eden çok büyük riskler içerdiğini anlattı.

"Ankara'da herkesin rahat etmesi için Türkiye'nin oralarla Ankara ile ilgilendiği gibi ilgilenmesini gerektiriyor." diyen Bozdağ, ABD'nin DEAŞ'ı bölgeden temizlemek için PKK'nın Suriye uzantısı PYD ve YPG ile işbirliği içerisinde hareket ettiğini hatırlattı. Bir terör örgütünü bertaraf etmek için başka bir terör örgütünün kullanılmasının büyük bir yanlışlık olduğunu vurgulayan Bozdağ, bu yanlıştan vazgeçilmesi çağrısını yineledi.

- "Bir terör koridoruna izin vermeyiz"

Bölgede YPG ve PKK'nın bir hedefinin de Kuzey Suriye'de bir "terör koridoru oluşturmak" olduğuna değinen Bozdağ, "Türkiye olarak diyoruz ki 'Yanı başımızda bir terör koridoruna izin vermeyiz.' Kuzey Suriye'de oldu bittilerle yapılacak her türlü değişikliğin bölgeye felaketten başka bir sonuç getirme imkanı yoktur." dedi.

İdlip, Afrin ve bu bölgelerde yaşanan her türlü olayı yakından takip ettiklerini belirten Bozdağ, Astana'da da bu konuda çok önemli kararlar alındığını ve bu çerçevede hazırlıklar yapıldığını aktardı.

Bozdağ, şu görüşlere yer verdi:

"Bölgede olup bitenlere Türkiye'nin seyirci kalmayacağı en üst düzeyde ifade edildi. Ancak burada Afrin'de veya İdlip'de neler olacak, nasıl olacak? Bunlar tabi ki davulla, zurnayla anlatılacak işler değil, bunlar söylenmez, yapılır olan şeylerdir. Devletimiz, güvenlik birimlerimizin ülkemizin menfaatlerini korumak için burada vakti gelir de yapmamız gerekenler olursa bunlar nelerdir? Bunları nasıl, nerede yapacağız? Bunun bütün hazırlıklarını yapıyoruz. Bütün opsiyonlar masada. Bölgede bir oldu bittiye Türkiye'nin rıza göstermesini kimse beklememelidir."

Türkiye'nin süreci sadece izlemediğini, bütün uluslararası taraflarla Türkiye'nin yaptığı görüşmelerin ve Fırat Kalkanı Harekatı'nın olup bitene seyirci kalmamak için yapıldığını vurgulayan Bozdağ, şunları ifade etti:

"Bölgelerde olacak konularla ilgili diyelim İdlip'de güvenli bölge oluşturulması hususunda orada çatışmasızlık bölgesi oluşturulma kararı alındı. Oradaki Türk askeri orada bir denetim görevi ifa edecektir. Bunlarla ilgili mutabakatlar da oluştu, önümüzdeki günlerde buna ilişkin de adımlar atılacaktır. Seyirci kalmamız söz konusu değil, biz olup biteni seyredip, gelişmelere göre hareket edecek bir politika izlemiyoruz. Biz olup bitenleri Türkiye'nin menfaatleri doğrultusunda şekillenmesi için şu anda aktif bir politika yürütüyoruz. Bundan sonrada bu aktif politikamızı devam ettireceğiz."

- Müftülere nikah kıyma yetkisi

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın "Müftü vasıtasıyla nikah kıymak, İslam'ı Hristiyanlaştırmak, müftüleri papazlaştırmaktır." şeklindeki sözlerinin hatırlatılması üzerine, müftülerin papaza benzetilmesini "saygısızca ve kabul edilemez" bir ifade olarak değerlendirdi. Bozdağ, bu düzenlemeyle yapılanın İçişleri Bakanlığının yetkilendirdiği il ve ilçe nüfus müdürleri ve dış temsilciliklerin arasına il ve ilçe müftülerinin eklenmesi olduğunu belirtti.

Müftülerin kıyacağı nikahın "resmi nikah" olduğunu vurgulayan Bozdağ, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Vatandaşlar bakımından müftüye nikah kıydırma zorunluluğu yok. Sayın Tanal gider, belediye başkanına, muhtara nikahını kıydırabilir. Buna karşı olanlar müftüye gitmesinler, müftülüğe de uğramasınlar. Gitsinler belediye başkanına veya belediyenin görevlendirdiği memura veya muhtara, nüfus müdürlüklerine... Burada vatandaşların önüne bir yeni seçenek daha konuyor. Bunun büyük faydası şudur; şu anda remi nikah kıymadan yapılmış birçok evlilik var. Bu evliliklerin de büyük mağduru daha ziyade kadınlarımız oluyor. Çünkü her yere ulaşılamıyor, bazı eksiklikler oluyor ama müftülükler de nikah kıydığı zaman bu resmi nikahsız evliliklerinin sayısında ben çok ciddi azalmalar olacağına, bundan da kadınlarımızın, çocuklarımızın, aile sistemimizin, toplumumuzun lehine çok önemli sonuçlar doğacağına çok yürekten inanıyorum."

Bozdağ, CHP'li Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan'ın belediye meclis üyesi kadına yönelik sözlerinin hatırlatılması üzerine, söz konusu tartışmaya ilişkin görüntüleri izlediğini ve çok rahatsız olduğunu dile getirdi. Yapılanın "çok büyük bir saygısızlık" olduğunu aktaran Bozdağ, bir belediye başkanının böyle bir uslupla hareket etmesinin kabul edilemeyeceğini bildirdi.

Belediye Başkanı AK Partili olsa bunun gereğini gözünün yaşına bakmadan yapacaklarına dikkati çeken Bozdağ, insanların, cinsiyete, yaşam tarzlarına ve kıyafetlerine göre ayrımına karşı olduğunu, bu ayrımı yapanların "ilkel" olduğunu söyledi.

Bozdağ, "Sayın Kılıçdaroğlu'na, CHP'ye düşen bu belediye başkanının haddini bildirmektir. Nasıl? Terbiyesizlik yapan birini terbiyeye davet ederek, buna terbiye öğretilemez. Bununla ilgili disiplin işlemlerini işletmeleri ve ona bir yaptırım uygulamaları lazım ki biz bunun karşısındayız denmeli." ifadesini kullandı.

Yaşam tarzlarına, cinsiyetlere, başka şeylere ayrımcılık yapan bunu diline, icraatına yansıtan insanların belediye başkanı ve milletvekili olmaması gerektiğini aktararak, bunlara karşı herkesin teyakkuz halinde olunması gerektiği ve bunlara yasaların veya siyasi partiyse parti tüzüklerinin öngördüğü yaptırımlarının uygulanması gerektiğine değindi.

- "Yatan siyasetin fotoğrafı bu"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Enis Berberoğlu'na tepki yürüyüşünde karavanında uzandığı ve tırnağının düştüğüne ilişkin fotoğrafı değerlendirmesi sorulan Bozdağ, şöyle dedi:

"Sayın Kılıçdaroğlu yolda yürümeyi bilmiyor. Demek ki yolda yürümeyi becerememiş. 25 gün yürüyeceksiniz ve ayak tırnaklarını düşüreceksiniz. Bu ne demektir, yürümeyi bilmiyorsunuz demektir. Doğduğu günden beri beraber olan ayaklarıyla yürümeyi beceremeyen birisi, devleti yönetmeyi hiç beceremez. Siyaseten o fotoğrafı paylaşıyorlar, akıllıca da bir iş değil. 'Bak ne fedakarlık yaptı', fedakarlık falan değil, resmen yolda yürüme konusunda bir beceriksizliğin bir fotoğrafı bu yani yatan siyasetin fotoğrafı bu. Eğer AK Parti gibi 'Beraber yürüdük biz bu yollarda' diyoruz ya, bizim gibi yollarda yürümüş olsa tırnaklarına hiç bir şey olmazdı."

Bekir Bozdağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 41 hafta sonra AK Parti İstişare ve Değerlendirme Toplantısına katılacağına ilişkin hislerinin sorulması üzerine, bunun heyecanla beklendiğini belirterek, toplantının hem yeni yasama dönemi hem de Türkiye'nin içinde bulunduğu sorunlar ve gelecek perspektifi açısından son derece önemli olduğunu vurguladı.

AK Parti'nin kendi içerisinde sıklıkla yaptığı toplantıları hatırlatan Bozdağ, "AK Parti'nin başarısı bu demokratik kurul ve kurulların sağlıklı işleyişiyle de ilgilidir, sadece eserleriyle değil. Kılıçdaroğlu biraz da bunlara bakarsa tırnakları da kopmaz." ifadesini kullandı.

AA

Güncelleme Tarihi: 06 Ekim 2017, 15:14

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER