TÜRKGÜN’ün Ankara Temsilcisi Bahadır Çoban’a konuşan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İç Anadolu Bölgesi’nde Polatlı ve Konya Ereğli, Karadeniz Bölgesi’nde Ünye, Vezirköprü ve Zonguldak Ereğli, Doğu Anadolu Bölgesi’nde Erciş, Doğubeyazıt ve Ahlat, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Ergani, Midyat ve Siverek, Akdeniz Bölgesi’nde Elbistan, Kozan, Alanya ve Tarsus, Ege Bölgesi’nde Fethiye ve Akhisar ve Marmara Bölgesi’nde Lüleburgaz ve Bandırma’nın il olabilecek ilçeler olduğunu belirtti.
BÖLGESEL KALKINMAYA KATKI
İl için önerilen ilçelerin değerlendirilmesinde ‘Türk ve Türkiye Yüzyılı’ hedefinin de dikkate alındığını belirten Bahçeli, önerilen idari yapılanmanın, mülki idarede hantallığın giderilmesine ve bölgesel kalkınma odaklarının güçlendirilmesine, kamu hizmetlerinin planlanması ve uygulanmasında yerel ihtiyaçların daha doğru tespit edilmesine katkı sağlayacağını söyledi.
HİZMETTE KALİTE ARTACAK
Bahçeli, "Proje hayata geçince kamu hizmetleri vatandaşlara coğrafi olarak daha yakın noktalardan sunulabilecek; eğitim, sağlık, güvenlik ve sosyal hizmetler başta olmak üzere temel kamu hizmetlerinde kalite ve erişilebilirlik, etkinlik ve verimlilik artacak; idari koordinasyon güçlenecek ve vatandaş memnuniyeti önemli ölçüde yükselecektir" dedi.
GÖREV ALANLARI NETLEŞMELİ
Bahçeli, "Büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyeleri arasındaki görev alanları açık ve kesin biçimde yeniden tanımlanmalı; idari belirsizlikler ortadan kaldırılmalıdır. Büyükşehir Belediyesi Kanunu, Belediye Kanunu, Köy Kanunu, İl İdaresi Kanunu ve İl Özel İdaresi Kanunu başta olmak üzere mahallî idarelere ilişkin temel mevzuat yeniden düzenlenmeli" diye konuştu.
MUHTARLIK GÜÇLENDİRİLMELİ
Kamu idaresinin hem merkez teşkilatının hem de mahallî idare sisteminin iyileştirilme ihtiyacı bulunduğunu belirten Bahçeli, "İl ve ilçe teşkilatlanması yeniden düzenlenmeli, yerel yönetimlerin görev ve yetkileri netleştirilmeli, kamu personel rejimi liyakat esaslı biçimde yapılandırılmalı ve muhtarlık kurumu güçlendirilmeli" ifadelerini kullandı.
İDARİ VE SİYASİ DEĞİŞİKLİKLER
19 yeni il ve 78 yeni ilçe kurulması ile idari yapının yanı sıra siyasi yapıda da değişiklikler olacağını dile getiren Bahçeli, "Yeni belediyelerin kurulması ve illerin milletvekili dağılımının değişmesi siyaset alanını genişletecek. Düzenleme, ‘Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın idarede stratejik büyüme hamlesi olarak öne çıkacak, toplumsal motivasyonu artıracak" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli (Solda) - TÜRKGÜN Ankara Temsilcisi Bahadır Çoban (Sağda)
-Bu veriler doğrultusunda mı ihtiyaç doğmuştur. Çalışmayı dayandırdığınız ilkeleri detaylandırır mısınız?
-Tabi ki: Türkiye'nin idari yapılanması, ülkenin nüfus ve yerleşim düzeninde meydana gelen değişimler, ekonomik faaliyetlerin bölgesel dağılımı, ulaşım imkânlarının gelişmesi ve vatandaşların kamu hizmetlerine erişim ihtiyaçları doğrultusunda zaman içerisinde yeniden değerlendirilmesi gereken dinamik bir yapıya sahiptir. Nüfus hareketleri, kentleşme eğilimleri, ekonomik faaliyetlerin belirli merkezlerde yoğunlaşması ve bazı ilçelerin zaman içerisinde çevre yerleşimlere de hizmet sunan bölgesel merkezler hâline gelmesi, mevcut mülki idari yapılanmasının günün şartları doğrultusunda ele alınmasını gerekli kılmaktadır.
Bu kapsamda, Türkiye'de değişen demografik, ekonomik ve sosyal yapıya uygun bir mülki idari yapılanmanın oluşturulması; kamu hizmetlerinin vatandaşlara daha yakın, hızlı, etkin ve kesintisiz biçimde ulaştırılması, yerel kalkınma odaklarının güçlendirilmesi ve bölgesel hizmet kapasitesinin artırılması bakımından önem taşımaktadır. Kamu yönetiminin temel amaçlarından biri olan hizmetlerin vatandaşlara mümkün olan en yakın noktadan ve en etkin biçimde sunulması ilkesi, nüfusu ve ekonomik kapasitesi belirli bir seviyeye ulaşmış, çevresindeki yerleşimlerle güçlü ekonomik ve sosyal ilişkiler kurmuş bu yönüyle bölgesel merkez niteliği kazanmış ilçelerin idari statülerinin yeniden değerlendirilmesini gerektirmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin idari yapısı, Cumhuriyetin ilanından bu yana nüfus artışı, ekonomik dinamikler, teknolojik gelişmeler ve idari ihtiyaçlar doğrultusunda değişim geçirmiş; il sayısı, zaman içerisinde stratejik kararlar ve toplumsal taleplerle 81'e yükseltilmiştir.
“100 il 1000 ilçe” vizyonumuz; Türkiye'nin ikinci yüzyılına girerken devlet yönetiminin rasyonelleştirilmesini, yerel yönetimlerin etkinliğinin artırılmasını ve kamu hizmetlerinin vatandaşın ayağına daha hızlı ulaştırılmasını hedefleyen kapsamlı bir idareyi geliştirme sürecinin parçası olarak değerlendirilebilecektir.
Türkiye’nin mülki idare yapısının yeniden şekillendirilmesi fikri, bunlarla birlikte esasen Türk devletinin kudretli geleceğine dönük bir büyüme stratejisidir.
Bu çerçevede önemle vurgulamak isterim: İl statüsüne kavuşturulması öngörülen ilçelerin değerlendirilmesinde yalnızca nüfus büyüklüğü ve mevcut ekonomik kapasitesi esas alınmamış; nüfus yapısı ve gelişme eğilimi, kentleşme düzeyi, ulaşım olanakları, mevcut il merkezlerine uzaklık, çevre yerleşimlerle kurduğu ekonomik ve sosyal ilişkiler, gelişme potansiyeli, tarihi ve kültürel önemi, sınır güvenliği, stratejik yapısı, bölgesel hizmet merkezi olma niteliği ve kamu hizmetlerinin vatandaşlara etkin biçimde ulaştırılabilmesi gibi ölçütler ile “Türk ve Türkiye Yüzyılı” hedefi birlikte dikkate alınmıştır.
Ekonomik faaliyetlerin yoğunlaştığı, sanayi, ticaret, tarım veya turizm bakımından bölgesel önem taşıyan ilçelerin daha güçlü bir idari yapıya kavuşturulması; yatırım süreçlerinin kolaylaştırılmasına, istihdam imkânlarının artırılmasına, yerel potansiyelin harekete geçirilmesine ve bölgesel kalkınmanın desteklenmesine katkı sağlayacaktır. Kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilatının ilgili bölgede daha bütüncül biçimde yapılanması, karar alma ve uygulama süreçlerinin yerelleşmesi, nitelikli kamu hizmetlerinin daha erişilebilir olması ve mevcut il merkezleri üzerindeki idari ve hizmet yükünün dengelenmesi amaçlanmaktadır.
Önerilen idari yapılanma, mülki idarede hantallığın giderilmesine ve bölgesel kalkınma odaklarının güçlendirilmesine, kamu hizmetlerinin planlanması ve uygulanmasında yerel ihtiyaçların daha doğru tespit edilmesine ayrıca devletin merkezi yönetim kapasitesi ile yerel yönetim dinamikleri arasındaki dengenin yeniden kurulmasına katkı sağlayacaktır.
Düzenlemenin bir diğer önemli amacı da mevcut il merkezleri ile ilçeler arasındaki hizmet sunumu ve idari kapasite dengesinin güçlendirilmesidir.
Nüfusu ve ekonomik faaliyetleri hızla artan ilçelerin mevcut il merkezlerine olan bağımlılığının azaltılması, karar alma süreçlerinin hizmet sunulan nüfusa yaklaştırılması ve kamu hizmetlerinin daha kısa idari ve coğrafi mesafeler üzerinden yürütülmesi, vatandaş memnuniyetinin ve kamu hizmetlerinin etkinliğinin artırılmasını mümkün kılacaktır.
Öngörülen düzenlemeyle nihai hedef, Türkiye'nin değişen nüfus ve yerleşim yapısına, ekonomik faaliyetlerin bölgesel dağılımına ve vatandaşların kamu hizmetlerine hızlı, etkin ve kesintisiz erişim ihtiyaçlarına uygun; yerel kalkınma kapasitesini güçlendiren, ekonomik ve sosyal merkezlerin idari sorumlulukları ile potansiyelleri arasında daha güçlü bir uyum oluşturan çağdaş bir mülki idari yapılanmanın tesis edilmesidir.
Belirtilen gerekçelerle merkezi idare ile merkezi idarenin taşra teşkilatının, mahalli idarelerin ve bunlara ilişkin mevzuat ile insan gücü politikalarının bütüncül ve eşgüdüm içinde değerlendirilerek düzenlenmesi gerekmektedir. Bu amaca yönelik önemli bir adımın il ve ilçe teşkilatlanmasının günümüz ihtiyaçları doğrultusunda yeniden planlanması olduğunu değerlendiriyoruz.
Tekraren ifade etmek isterim ki: Milliyetçi Hareket Partisi olarak Cumhuriyetimizin 100’ncü yılına ithafen önceki yıllarda kamuoyuna sunduğumuz “100 İl, 1000 İlçe Projesi”, bu anlayışın somut bir tezahürüdür. Aradan geçen zamanda ortaya çıkan demografik ve ekonomik gelişmeler, şehirleşme eğilimleri ve hizmet sunumundaki yeni ihtiyaçlar, söz konusu önerimizin isabetini ortaya koymuştur.
Projenin hayata geçmesiyle kamu hizmetleri vatandaşlara coğrafi olarak daha yakın noktalardan sunulabilecek; eğitim, sağlık, güvenlik ve sosyal hizmetler başta olmak üzere temel kamu hizmetlerinde kalite ve erişilebilirlik, etkinlik ve verimlilik artacak; idari koordinasyon güçlenecek ve vatandaş memnuniyeti önemli ölçüde yükselecektir.
Özellikle coğrafi yakınlığın sağlanması, kamu yönetiminin temel ilkelerinden biri olan devlet-vatandaş ilişkisini daha sağlıklı bir zemine taşıyacaktır.
Bu süreçte ölçek ekonomisi de esas olacak şekilde yeni kurulan illere bağlı yahut mevcut illere bağlı ancak ilçe olmayan yerler de ilçe yapılacaktır.
İL OLABİLECEK İLÇELER HANGİLERİ?
-Bu ilkeler doğrultusunda il olmasını öngördüğünüz ilçeler hangileridir.
-Türk devletinin kudretli geleceğine dönük büyüme stratejisi doğrultusunda, nüfusla birlikte üretim, ulaşım, enerji, tarım, lojistik, bölgesel kalkınma, sınır ve jeopolitik konumu ve stratejik unsurlar gibi kriterler dikkate alındığında bize göre il olabilecek 19 ilçe şunlar olabilecektir:
Şunu da ifade etmekte yarar vardır:
Bu çalışma bir son değildir.
Birçok ilçemiz özellikle de nüfusu 100 binin üzerinde olanlar esasen il olmak arzusundadır.
Bununla birlikte sadece nüfusa bağlı kalmadan, diğer objektif kriterler de esas alındığında ve yüz il ölçüsünde, bugün itibariyle il olabilecek ilçeler belirlenmiştir.
İlerleyen dönemde şüphesiz yeni iller yine kurulabilecektir.
Bu yetki ilgili kurumların çalışma ve görüşleri doğrultusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasama iradesine bağlıdır.
Bu anlayışla belirlenen il olabilecek ilçeler şunlardır:
İç Anadolu Bölgesi’nde Polatlı ve Konya Ereğli.
Karadeniz Bölgesi’nde Ünye, Vezirköprü ve Zonguldak Ereğli.
Doğu Anadolu Bölgesi’nde Erciş, Doğubeyazıt ve Ahlat.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Ergani, Midyat ve Siverek.
Akdeniz Bölgesi’nde Elbistan, Kozan, Alanya ve Tarsus.
Ege Bölgesi’nde Fethiye ve Akhisar.
Marmara Bölgesi’nde Lüleburgaz ve Bandırma.
Diğer yandan kurulması hedeflenen 78 ilçe, yapılacak il düzeyindeki detaylı çalışmalar doğrultusunda önerilen illere bağlı, yahut mevcut iller kapsamında da oluşturulabilecektir.

-Bahsettiğiniz detaylı çalışma kapsamında belediyelerdeki yolsuzluklar bağlamında mahalli idarelerle ilgili de bir öneriniz var mıdır?
-Kamu idaresinde etkinliği ve vatandaş memnuniyetini sağlayabilmek, merkezi idare ile birlikte mahalli idarelerde hizmet kalitesini, verimliliği ve etkinliği esas alan, bütüncül politikaların uygulanmasını ve bu anlayışa uygun düzenlemelerin yapılmasını gerekli kılmaktadır.
Çalışmada mahalli idarelere ilişkin vizyonumuz “Aktif katılım, şeffaf yönetim ve hizmet odaklılık esasında mahalli idarelerin iyileştirilmesi”dir. Özellikle büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyeleri arasında uygulamada ortaya çıkan görev, yetki ve sorumluluk karmaşası hizmet sunumunda aksamalara neden olmaktadır. Bu nedenle görev alanları açık ve kesin biçimde yeniden tanımlanmalı; idari belirsizlikler ortadan kaldırılmalıdır. Büyükşehir Belediyesi Kanunu, Belediye Kanunu, Köy Kanunu, İl İdaresi Kanunu ve İl Özel İdaresi Kanunu başta olmak üzere mahallî idarelere ilişkin temel mevzuat, bütüncül bir restorasyon anlayışıyla yeniden düzenlenmeli, katılımcılık artırılmalıdır.
Mahallî idareler, yerinden yönetim ilkesinin gereği olarak güçlendirilirken idarenin bütünlüğü ilkesi esas olmalıdır. Böylece hem yerel inisiyatif desteklenecek hem de kamu yönetiminde denetim, koordinasyon ve bütünlük sağlanacaktır. Katılımcı yerel yönetim anlayışı, yalnızca hizmet kalitesini artırmayacak aynı zamanda demokratik meşruiyeti de güçlendirecektir.
Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ile merkezi yönetimin koordinasyon fonksiyonu arasında sağlıklı bir denge kurulmalı; hizmette etkinlik, kaynakların verimli kullanımı ve vatandaş memnuniyeti düzenlemelerin temel amacı olmalıdır.
Ülkemizdeki kamu harcamalarının önemli bir kısmının yerel yönetimler tarafından kullanıldığı göz önüne alındığında yerel yönetimlerin eylem ve kararlarının, ekonomik ve sosyal etkinlik, verimlilik ve hesap verebilirlik açılarından değerlendirilmesini mümkün kılacak düzenlemelerin yapılması hayati bir nitelik taşımaktadır. Başta imar yoluyla olmak üzere belirli ellerde kent rantı oluşturma, kentin imkânlarını belde halkı yerine kişi veya bir gruba yönelik kullanma yönündeki çarpıklıklara, hukuksuzluk ve ahlaksızlıklara zemin hazırlayan yapıların önüne geçilmesi zorunluluk arz etmektedir.
Yerel yönetimlerdeki güncel önemli sorunlardan birisi şüphesiz yolsuzluk, usulsüzlük ve yozlaşma örnekleridir. İdari, mali ve denetim sistemlerinde yapılacak düzenlemeler ve uygulamadaki aksaklıkların giderilmesiyle kamu kaynaklarının istismarına yol açan, kamuoyu vicdanını rahatsız eden, demokrasiyi yaralayan kirliliklerin önüne geçilmesi şarttır. Kamuoyuna yansıyan yolsuzluklar buna yol açan sistemsel sorunların giderilmesiyle birlikte, hesap verebilirliğin ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesini de gerektirmektedir.
Bu kapsamda;
Mali ve idari denetim mekanizmaları etkinleştirilmeli,
Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri kurumsal güvence altına alınmalı,
Kamu kaynaklarının kullanımında tam açıklık sağlanmalı,
Yolsuzluk ve usulsüzlüklere yönelik yaptırımlar caydırıcı hale getirilmeli,
Vatandaşların karar alma süreçlerine katılımını artıracak demokratik denetim mekanizmaları oluşturulmalı,
Kurala bağlı uygulama yöntemi esas olmalı,
Önemli oranda kamu kaynaklarını kullanmalarının yanı sıra imar uygulamaları ile rant ve servet yaratabilme kapasitesine sahip olan belediyeler; şehir rantları oluşturma işlevi olarak görülen imar planlamalarını açıklık ilkelerine uygun ve merkezi idarenin onayına bağlı gerçekleştirmelidir.
Bu anlayışla mevzuat eksikliği giderilmeli, kamuoyu denetimi dahil gözetim ve denetim sistemi etkinleştirilmeli, hesap verebilirlik esas olmalıdır.
-Sonuç olarak bir değerlendirme için neler söylersiniz?
-Hatırlatmak isterim, Türkiye, köklü devlet geçmişiyle devlet yönetiminde ve idari teşkilatlanmasında çağın gerekliliklerine uyum sağlayabilen dinamik bir akla sahiptir. Bu akıl; toplumsal yapıyı ve hareketlilikleri kavrayan, hizmet, fayda ve verimlilik esaslarını merkeze alan, gayrışahsi ve nesnel ölçütlere referansla oluşmuş; karar alma, planlanma ve uygulama noktasında idari meşvereti ve ihtisası hâkim kılmıştır. İdarede ihtiyat, itidal, istişare ve akılcılık, kamu hizmetlerin toplumsal gerekliliklere ve çağın dinamiklerine mütenasip gerçekleşmesi; aynı zamanda siyasal ve toplumsal kültürün gelişim göstermesi açısından önem arz etmektedir.
Bu bağlamda, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine ve gelişmelere uyum doğrultusunda kamu idaresinin hem merkez teşkilatının hem de mahallî idare sisteminin iyileştirilme ihtiyacı bulunmaktadır ve kamu hizmetlerinin etkinliği bakımından bu ihtiyacın behemehâl karşılanması gerekmektedir.
İl ve ilçe teşkilatlanmasının yeniden düzenlenmesi, yerel yönetimlerin görev ve yetkilerinin netleştirilmesi, kamu personel rejiminin liyakat esaslı biçimde yapılandırılması, muhtarlık kurumunun güçlendirilmesi, planlama, denetim ve eşgüdüm mekanizmalarının etkinleştirilmesi; kamu yönetiminde verimlilik, etkinlik ve vatandaş memnuniyetini önemli ölçüde artıracaktır.
Atılacak adımlarla, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kurumsal yapısı tamamlanacak, devletin hizmet kapasitesi güçlendirilecek “Türk ve Türkiye Yüzyılı” vizyonuna uygun, demokratik katılımı önceleyen, hesap verebilir, şeffaf ve etkin bir kamu yönetimi anlayışının inşasına önemli katkılar sağlanacaktır.
Yeni il ve ilçe kurulması ile istihdam imkanları gelişecek, yerel kalkınma harekete geçecek, sosyoekonomik hayat canlanacak, nitelikli kamu hizmetlerine erişim imkânı artacak, maliyetler azalacak, birlik ve beraberlik güçlenecek, Türkiye’nin stratejik büyüme hedeflerine alt yapı hazırlanacaktır.
Diğer yandan Türkiye’de mahallî idareler kamu hizmetinin yerindelik ve etkinlik ilkesi gereğince demokratik siyasetin tabana yayılması adına önemli bir işleve sahiptir. Bununla beraber rant kavgası, yolsuzluk, rüşvet ve irtikap gibi kamu yararını ve güveni baltalayan süreçler, mahallî idarelerin milletimizi kuşatıcı ve kapsayıcı hizmet prensibine; ilkeli, şeffaf ve kamu yararı ilkelerine uygun bir kurumsallığa, ahlaki esaslarla vatandaşa hizmeti esas alan bir yönetim tarzına kavuşamamıştır.
Bu durum Türkiye’nin kalkınma misyonunu akamete uğrattığı gibi demokratik siyasetin damarlarını tıkamakta, belediyeleri hizmet yerine yolsuzluk ve usulsüzlüklerin alan bulduğu kurumlar haline getirmektedir.
Bu çerçevede mahalli idarelere ilişkin önerilerimizle, merkez-yerel iş birliği ve uyumunun sağlanması, kamu hizmet ve yararında partizan ve rantçı tutumların nihayet bulması, katılımcı ve kapsayıcı yönetimi mümkün kılan bir sistem inşası mümkün hale gelecektir.

-Peki bu çalışmanın bir siyasi ve mali boyutu da olacaktır. Düzenleme kamu maliyesine önemli bir yük oluşturacak nitelikte midir?
-19 yeni il ve 78 yeni ilçe kurulması ile birlikte Türkiye’nin idari yapısı yanında siyasi yapısında da değişiklikler olacaktır. Yeni belediyelerin kurulması ve illerin milletvekili dağılımının değişmesi siyaset alanını genişletecektir.
Vatandaş odaklı, katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi, toplumsal ve siyasi temsilin artması gibi demokratik sonuçlar doğuracaktır. Kamu hizmetlerine erişimin kolaylaşmasıyla vatandaş memnuniyeti artacak, bu iyileşme hali siyaseten de destek ve karşılık bulacaktır. Düzenleme, Türk ve Türkiye Yüzyılının idarede stratejik büyüme hamlesi olarak öne çıkacak ve büyük bir heyecan yaratarak toplumsal motivasyonu artıracaktır.
Sadece yeni kurulacak il ve ilçelerde değil, bütünüyle hizmet kapasitesinin ve daha yakından bu hizmetlere erişimin mümkün hale gelecek olması sebebiyle de toplumsal kabule mazhar olacaktır.
Bazı ilçelerin il statüsüne yükseltilmesi halinde kamuya getireceği zorunlu bir maliyet de söz konusu olacaktır. Maliyet hesabı sıfırdan yeni bir şehir ve tamamen yeni bir kamu teşkilatı kurulması şeklinde yapılmamış, kamu kurumlarının mevcut personel, hizmet binası, araç, teknik altyapı ve diğer kaynaklarının mümkün olan en yüksek ölçüde yeni il ve ilçe teşkilatlarına aktarılması temel ilkesi esas alınmıştır.
Amaç tasarrufa azami dikkat göstererek mevcut ilçe teşkilatını il teşkilatına dönüştürmek, bu çerçevede ilçe teşkilatlarında görev yapan personelin, hizmet binası, araç ve teknik altyapının yeni yapıya aktarılmasını sağlamak olmuştur.
Bu çerçeveden değerlendirildiğinde şunu söyleyebilirim ki: ayyuka çıkan yolsuzluk ve usulsüzlükler karşısında 100 il 1000 ilçe projemizin kamuya maliyeti, sadece bir büyükşehir belediyesinde yapılan ve kamuoyuna yansıyan yolsuzluk kadar bile değildir.
Yolsuzluklarla istismar edilen kamu kaynakları bu il ve ilçelerimizin kuruluş ve gelişimi için kullanıldığında vatandaşlarımızın daha kaliteli kamu hizmetlerine ulaşım imkânları ile birlikte huzur ve refahını da artıracaktır.
Son söz olarak da şunları söylemek isterim.
Türkiye her bakımdan büyüyen ve güçlenen bir ülkedir.
Dünya’da itibar edilen ve güven duyulan bir devlettir.
O sebeple sadece ekonomik ve teknolojik olarak değil, gelişimin önünü açacak idari düzenlemeleri de yapmak durumundadır.
Etkili bir planlama, teşkilatlanma ve eşgüdüm sağlıklı işleyecek bir idari yapının temel taşlarıdır ve idareyi geliştirmenin sürekliliği içerisinde bu kapsamdaki muhtemel aksaklıklar behemehâl giderilmelidir.
Bu şekilde hantal değil hadim bir devlet anlayışını hakim kılmanın mümkün olabileceğini değerlendiriyor, bu amaçla söz konusu 100 il ve 1000 ilçe projemizi kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.





