Kamu çalışanları ile Hükümet arasındaki toplu görüşmeler geçen hafta 6. turda tıkandı ve en büyük kamu çalışanları sendikası olan Türkiye Kamu-Sen de görüşmeleri terk etti. Bundan sonra top uzlaştırma kurulunda. Taraflardan birinin başvurmasıyla uzlaştırma kurulu karar alıyor ve buna göre son söz söyleniyor.

Hükümet, memur maaşlarına gelecek yılın birinci ve ikinci altı ayları için yüzde 2 oranında zam yapmayı önermiş, muhtemel enflasyon farkını da maaşlara yansıtmayı taahhüt etmişti.

Sendikaların Tepkileri

Hükümetin zam önerisini kabul edilemez olarak nitelendiren sendikalar, bir taraftan toplu görüşmeleri sürdürürken, bir taraftan da eylem yaptılar. Örneğin, Türkiye Kamu-Sen önceki hafta sonu yirmibinden fazla kamu çalışanının katıldığı bir miting düzenledi. Ama bu eylemler henüz sonuç vermemiş görünüyor.

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız'ın görüşmeleri terk ederken Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin ile tartıştığı ve kendileri ile meydanlarda hesaplaşacaklarını söylediği basına da yansıdı. Kamu çalışanlarının ilk tepkilerini Cumartesi günü düzenlenen mitingde verdiğini vurgulayan Akyıldız, ''Bundan sonra günah bizden gitmiştir. Biz iyi niyetimizi gösterdik ama sizin iyi niyetli olduğunuzu göremedik. Bundan sonra alanlarda neler olduğunu göreceksiniz. Parmaklarınızı ısırıp başınız ağrıdığı zaman sakın ha bizi suçlamaya kalkmayın, cevabımız çok ağır olur'' demiş.

Türkiye Kamu-Sen en düşük memur maaşının sosyal yardımlar hariç 1.023 YTL'ye, Memur-Sen ise sosyal yardımlar dahil 1.475 YTL'ye çıkarılmasını talep ediyordu.

Akyıldız, hükümetin verdiğin zammın 647 YTL olan en düşük devlet memuru maaşını 750 YTL'ye çıkartığını belirterek, bunu kabul etmelerinin mümkün olmadığını söylüyor.

Bakalım uzlaştırma kurulundan ne çıkacak? Hükümet ve sendikalar uzlaşabilecek mi?

Hükümet Ne Teklif Etmişti?

Hükümetin sunduğu tekliflerden birinde, en yüksek maaş alan memurların maaşlarında gelecek yılın birinci ve ikinci 6 aylık dönemlerinde yüzde 2.5 olmak üzere kümülatif yüzde 5.1, en düşük maaş alan memurların maaşlarında da aynı dönemler için yüzde 4 olmak üzere kümülatif yüzde 8.2'lik artış öngörülüyordu.

İkinci teklifte ise bütün memurların maaşlarının gelecek yılın ilk ve ikinci 6 aylık dönemlerinde yüzde 2.5 olmak üzere kümülatif 5.1 oranında arttırılması, buna ilave olarak en düşük maaş alan ve döner sermayeden yararlanamayan yaklaşık 1 milyon 400 bin memura birinci ve ikinci 6 aylarda 20'şer YTL'lik denge tazminatı ödenmesi yer alıyordu.

Memur maaşlarına 2007 yılı için verilen zam oranının ekonomik hedefler bakımından makul olduğunu savunan Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin ise, düzenlediği basın toplantısında, "2007 yılında memurlar için ayrılan 46.8 milyar YTL'lik ödeneğin 50.1 milyar YTL'ye çıkarıldığını, konfederasyonların taleplerinin kabul edilmesi halinde bütçeye 15 milyar YTL'lik ilave bir yük bineceğini" söyledi.

Getirdikleri teklifle en düşük memur maaşının Temmuz 2007'de yüzde 13.6, ortalama maaşın da aynı tarihte yüzde 10.7 artacağını ileri süren Mehmet Ali Şahin,  uzlaşma sağlanmaması durumunda Bakanlar Kurulu'nun iki seçenekten birini kabul edeceğini sözlerine ekledi.

Memurun alım gücünün son üç yılda ortalama yüzde 50 arttığını ifade eden Şahin," Memur maaşları enflasyonun üzerinde arttı. Herkese her istediğini verirsek hedefler tutmaz. Kamu çalışanlarının durumu eskiye nazaran iyiye gidiyor" diye konuştu.

Bundan Sonra Top Bakanlar Kurulu'nda!

Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası uyarınca, toplu görüşmelerde uzlaşma sağlayamayan taraflardan birinin üç gün içinde başvurusu üzerine konu, Uzlaştırma Kurulu'na taşınıyor. Zaten bu süreç yaşandı ve Uzlaştırma Kurulu'na başvuru yapıldı. Bundan sonra ise Yüksek Hakem Kurulu Başkanı ve dört üniversite öğretim üyesinden oluşan Uzlaştırma Kurulu, görüşlerini içeren raporu beş iş günü içinde Bakanlar Kurulu'na sunacak.  Ancak Uzlaştırma Kurulu, görüşlerinin bağlayıcı bir niteliği bulunmuyor. Memur maaşlarına yapılacak zam için son sözü ise kurul raporunun ardından Bakanlar Kurulu verecek.

Mehmet Ali Şahin, Bakanlar Kurulu'nun sunulan iki tekliften birine karar vereceğini söylüyor. Türkiye kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız ise, iki teklifin de aslında aynı olduğunu ve Hükümetin kelime oyunlarıyla iki farklı teklif sunmuş gibi yaptığını ve bu tekliflerin memurun durumunda yeterli iyileşmeyi sağlamadığını ifade ediyor.

Memurun Gerçek Durumu ne?

Memurların durumu gerçekten de Mehmet Ali Şahin'in iddia ettiği gibi iyi mi? Dilerseniz bazı rakamlara birlikte göz atalım ve siz karar verin!

Hükümet memur maaşlarının enflasyonun üzerinde arttığını söylüyor, ama hükümetin hesapladığı enflasyon ile memurun hissettiği enflasyon aynı değil. Memurun geçiminde önemli yeri olan kalemler çok hızlı artarken, memur ile alakası olmayan bazı lüks kalemlerdeki sınırlı artış enflasyondaki artışın düşük çıkmasına neden oluyor. Dolayısıyla Mehmet Ali Şahin'in açıklamaları gerçeği tam olarak yansıtmıyor.

Öte yandan, KESK'in geçtiğimiz günlerde açıklanan araştırmasında, Avrupa'da Gayri Safi Milli Hasıla'dan (GSMH) en az payı alan kamu çalışanının Türkiye'de bulunduğu belirtildi. Avrupa-25 ülkelerinde kamu çalışanlarının GSMH içindeki payının 2005 yılında yüzde 10.84, Türkiye'de ise yüzde 6.5 olduğuna işaret edilen araştırmada, Avrupa-25 ülkeleri için GSMH içinde kamu çalışanlarına ayrılan payın, Türkiye'dekinden yüzde 67 daha fazla olduğu kaydedildi.

Araştırmaya göre, kamu çalışanlarına ekonomiden en büyük pay ayıran ülke Danimarka. Danimarka'nın ayırdığı pay yüzde 17.36'yı bulurken, bu oran Türkiye'deki payın 2.67 katına ulaşıyor.

Bu rakamlara bakınca, memurun refah düzeyinin giderek gerilediği açıkça görülüyor. Rakamların da ötesinde etrafımızdaki kamu çalışanlarına bakınca zaten durum kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Sonuç: Gelir Dağılımında Adaletsizlik ve Yoksulluk Sosyal Barışı ve Huzuru tehdit Ediyor!

Aslında sadece memur değil tüm çalışan kesimin maaşları reel olarak geriliyor. 1999-2005 dönemini kapsayan bir araştırmaya göre, bu dönemde üretim % 25, verimlilik % 26 artarken, reel ücretler % 15 azalmış. Bu şartlarda genel olarak çalışanların, özel olarak da kamu çalışanlarının ücretlerinin reel olarak arttığı söylenebilir mi? Tabii ki, söylenemez! Ama bazıları söylüyor!

TÜRK-İŞ'in Ağustos 2006 araştırmasına göre, açlık sınırı 574 YTL, yoksulluk sınırı ise 1.870 YTL olarak belirlenmiş.

Türkiye'de SSK'dan aylık alan yaklaşık 4 milyon kişinin yaklaşık % 82'si ile Emekli Sandığı'ndan aylık alan yaklaşık 1.7 milyon emekli, yani toplam 5 milyon kişi açlık sınırının altında yaşıyor.

Gelir dağılımı anketlerine göre, ilk ve son yüzde 5'lik dilimi arasında tam 25 kat fark olan bir toplumda sosyal barışı ve huzuru sağlamak kolay değildir. Nitekim kapkaç, gasp, hırsızlık gibi suçlar giderek artmaktadır. Böyle bir toplumda insanlar ekonomik ve siyasi olarak istismara açıktır.

Sosyal barışın ve huzurun sağlanması için, öncelikle gelir dağılımının daha adaletli hale getirilmesi şarttır. Bu çerçevede, IMF'nin değil, memurların taleplerinin öncelikle dikkate alınması gerekmektedir.