Rahmetli Yazıcıoğlu'ndan sonra BBP'ye genel başkan olan Yalçın Topçu o günden bu yana AKP'nin değirmenine su taşıyan bir siyaseti kendisine şiar etmiş bulunuyor.

Özellikle 12 Eylül'de gerçekleştirilen referandum öncesinde "asansörü bile tamir ettirecek para bulamazken" AKP yandaşı gazetelere verdikleri tam sayfa "evet" ilanları unutulmadı.

Ve biz EtikHaber olarak bu ilanlardan kısa bir süre önce "asansörü bile tamir ettirecek para bulamayan" BBP'nin gazetelere verdiği tam sayfa ilanların, referandum için Türkiye'nin dört bir yanında billboardlara verilen reklamların, seçim gezilerine harcanan masrafların ne kadar tuttuğunu ve bu paranın kaynağının nereden geldiğini sormuştuk. Henüz bu konuda şüphelerimizi giderecek bir açıklama gelmedi. Her konuda fikri (!) olan Yalçın Topçu nedense harcanan paraların kaynağı sorulduğunda duymamazlıktan gelmeyi tercih etmiştir.

Referandum sürecinde "darbecilerden hesap sorulacak" gibi içi boş söylemlerle Ülkücü camianın AKP'nin oyunlarına alet olması için gecesini- gündüzünü harcayan Topçu'ya şu soruyu sormakta fayda görüyorum:

12 Eylül referandumu üzerinden 2 ay geçti. Darbecilerin başı olan Kenan Evren'e ya da herhangi bir darbeciye hangi işlem uygulandı? Hangi hesap soruldu?

Bizim hesap sorulacak denilen Kenan Evren'le ilgili gördüğümüz tek haber emekli maaşının arttırıldığı haberi idi. Acaba BBP'liler "hesap soracağız" derken Kenan Evren'in maddi sıkıntıları ile ilgili hesapları alarak rahatlatmaktan mı bahsetmişlerdi?

Yalçın Topçu ve arkadaşları AKP'ye yoldaş olup Ülkücülerin zihinlerini karıştırırken sözlerinin kısa süre sonra yalan çıkacağını bile bile nasıl böyle bir duruma düştüler ya da bugün bu durum ortaya çıkınca hiç utanıyorlar mı tahmin etmekte zorlanıyorum.

Yalçın Topçu kamuoyunda iddia edildiği gibi AKP'den bir milletvekilliği koparabilir miyiz mantığı ile mi tüm ülkücü, vatansever hassasiyetleri hiçe saymayı tercih ettiler?

Ya da bazı AKP'li belediyelerden Billboard reklamlarının satışlarının ihalesi mi alındı, yoksa AKP'nin emrindeki TRT'ye fahiş fiyatlarla belgesel vs.. gibi işler mi yapıldı veyahutta Melih Gökçek'le iyi ilişkiler kurulup maddi çıkarlar mı elde edildi?

Soruyoruz Yalçın Topçu'ya ülkenin çok ciddi sıkıntılara girmesini sağlayan, PKK'nın halaylarla kutladığı basına yansıyan referandum sürecinde aldığı tavrı ne karşılığı yapmışlardır?

Çünkü "hesap sorulacak" yalanına inanacak kimse kalmadı. Bu sebeple bize gerçek sebebi açıklayınız...

Aynı Yalçın Topçu bugünlerde MHP'de yaşanan kucaklaşma ve bütünleşme çalışmalarını da içine sindirememiş olacak ki hemen MHP'ye saldırmaya başlamış.

Topçu MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin, ''Bu caniyi susturun'' söylemini eleştirerek, ''30 bin vatan evladının katili olan kişi size teslim edildi. Siz ne yaptınız, onu asmayarak bugün konuşmasını sağlıyorsunuz. O dönem idamı kaldırarak, caninin İmralı'da beslenmesine siz neden oldunuz'' diye konuşmuş.

Yukarıdaki cümlelerin Tayyip Erdoğan'ın söylediği yalan cümlelerinden en ufak bir farkı var mı?

Yalçın Topçu siyasette yeni olabilirsin ama ahlaklı ve dürüst olmak sadece siyasetin değil insan olmanın da bir gereği olduğunu unutmamalısın. Yalan söylemek, iftira atmak da insanı ahlaksız yapar.

Bu sebeple Apo'nun yakalandığı 15 Şubat 1999'da kimin iktidarda olduğunu ve idamın kaldırılışı ile ilgili olarak meclis tutanaklarından kimin ne oyu kullandığını öğrenmenizde fayda var.

Size bu aklı kimler veriyor bilmiyorum ama yalan ve iftira ile siyaset yapmaya çalışanların sonu her zaman hazin olmuştur.

Ve yine hatırlatmak isterim ki, şahsi menfaatleri uğruna vatan, millet, devlet gibi ulvi değerleri bir kenara bırakan siyasetçiler de eninde sonunda bu millete hesap vermek zorunda kalacaklardır.

Ve son olarak şunu söylemekte fayda görüyorum: Sizin açıklamalarınızın ciddiye alınacak bir yanı yok ama fi tarihinde sahip olduğunuz ülkücü sıfatınızdan dolayı üzülüyorum ve size acıyorum...