em>DOLMABAHÇE VE OSMANLI

Osmanlı Devleti de geri çekilmenin, duraklamanın akabinde yıkılış sürecinde Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırmıştır. Sultan 1. Abdulmecid  tarafından yaptırılan sarayın cephesi Boğazın Avrupa  kıyısında 600 metre boyunca uzanmaktadır. 1843-1855 yılları arasında inşa edilmiştir

Abdülmecit döneminde 3.000.000 altın sarayın borcu varken 5.000.000 altına mal olan Dolmabahçe Sarayı'nda Sultan Abdülmecit sadece altı ay yaşayabilmiştir.

Ekonomiyi tam bir iflas hâlinde devralan Sultan Abdüaziz devrinde sarayda israf son haddini bulmuştur. 5.320 kişinin hizmet verdiği sarayda masraf 1.000.000 altını bulmaktaydı. Alaturka bir hayat tarzını tercih eden padişahın, yüksek dereceli memurların usulsüz atanmalarına, azillere, entrikalara ve rüşvetlere göz yumması ve ordu  ödeneğinden seksen bin altın talep etmesi tahttan indirilmesine sebep olmuştur. 

Sonrasında tahta V. Murat geçmiş ve ondan sonra da tahta 2. Abdulhamid çıkmıştır. Sultan 2. Abdulhamid şerefine bütün şehir fenerlerle aydınlatılırken, Dolmabahçe Sarayı'nda yalnızca bir odada ışık yanmaktaydı, padişah anayasa metni üzerinde çalışıyordu.  Suikastten sürekli kuşkulanan padişah Dolmabahçe Sarayı'nda oturmaktan vazgeçerek, Yıldız Sarayı'na taşınmıştır. Böylece, bu padişah, sarayda yalnızca 236 gün kalmıştır.

Büyük masraflarla inşa ettirilen saray, 33 yıl boyunca yılda iki kez Büyük Muayede Salonu'nda düzenlenen bayram törenlerinde kullanılmıştır.

AK-SARAY VE CUMHURİYET

2 Katrilyona yakın bir maliyetle yapılan Ak-Saray, önceleri başbakanlık olarak yapılıyordu. Sonradan mekanı kıskanan Recep Tayyip, orayı cumhurbaşkanlığı yaptığını açıkladı. Dedi, oldu…

2014 yılında Cumhurbaşkanlığı’na 199 milyon 500 bin lira ayrılırken, bu yıl rakam yüzde yüz bir artışla, 397 milyon liraya çıkarıldı.

Şimdi ben uzun uzadıya devletin muhasebesini tutacak değilim. Sevmem bu hesapları. Lakin ‘değişmedik’ falan diyorlar ya… Felaket değiştiler. Dün sövdükleri, lanet okudukları karakterleri, sövdükleri cihette yakalayıp geçtiler.

Bir düşünün Recep Tayyip ve efradının tasarruf, israf, haram, beytül mal, tüyü bitmemiş yetim, sadelik, tevazu vs… muhabbetlerini.

AKP’nin kurulduğu günlerde; “Türkiye’de makam arabası saltanatı var. Bütün Avrupa ülkelerinin toplam makam arabası kadar Türkiye’de makam arabası var. Bunları iktidar olduğumuzda ivedilikle ve bemahal satacağız” diyen Recep Tayyip’in yeni Türkiye’sinde 2014 yılına kadar makam arabasına verilen parayla (son 12 yıl) şu an atanamamış bir öğretmeni bile kalmazdı bu ülkenin. Neyse bizden duyun 2015’te alınacak araba adetlerini;

Cumhurbaşkanlığı: 25 araç Başbakanlık: 222 araç AFAD: 141 araç

Adalet Bakanlığı: 400 araç Milli Savunma Bakanlığı: 620 araç İçişleri Bakanlığı: 112 araç Jandarma Genel Komutanlığı: 595 araç Emniyet Genel Müdürlüğü: 1.554 araç Dışişleri Bakanlığı: 115 araç Milli Eğitim Bakanlığı: 265 araç Sağlık Bakanlığı: 1.316 araç Kamu hastaneleri: 903 araç Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı: 200 araç Gıda, Tarım ve Hay. Bakanlığı: 458 araç Gümrük ve Ticaret Bakanlığı: 203 araç    

Değişen araba markaları ve makam sahiplerinin siyaset yelpazesindeki yerleri oldu. Hadi inançları da farklı diyelim, ne farkeder, ahlakları aynı !

Başka bir acı durumu belirteyim, milletvekili birkaç arkadaşımızın araştırmasının neticesinde durum şu “şu an devlet yani bakanlıklar vs… ellerinde net bir şekilde kaç adet araç olduğunu bilmiyor”

Selametle…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol