Haliç Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rahmet Savaş, AA muhabirine, PISA uygulamasına dahil ülkeler ile Türkiye'nin son açıklanan döngüde gösterdiği performansa ilişkin açıklamalarda bulundu.
PISA 2025'te OECD üyesi ülkelerin ortalamasının fen bilimlerinde 482, okumada 461 ve matematikte 463 puana gerilediğini, üç alanda da 2022'ye göre sırasıyla -3, -14 ve -9 puanlık düşüş yaşandığını aktaran Prof. Dr. Savaş, "Rapor, bunun OECD ortalaması için fen, okuma ve matematikte bugüne kadar ölçülen en düşük seviye olduğunu vurguluyor." ifadesini kullandı.
Prof. Dr. Savaş, OECD üyesi ülkelerde okuma performansının 2012'de zirve yaptıktan sonra gerilediğini, fen bilimlerindeki düşüşün daha kademeli, matematikteki gerilemenin ise "sert" olduğunu belirtti.
OECD ülkelerindeki genel gerilemenin yanında, halen yüksek puanlı olmasına rağmen belirgin bir düşüş yaşayan sistemlerin de dikkati çektiğini belirten Savaş, şu bilgileri paylaştı:
"Hong Kong (Çin), 496 puanla fen bilimlerinde 91 sistem arasında ilk 20'de yer almasına karşın, 2022'den bu yana fen bilimlerinde -25, okumada -20 ve matematikte -19 puanlık kayıpla raporun en sert gerileyen sistemlerinden biri oldu. Benzer bir tablo fen bilimlerinde -16, okumada -29 ve matematikte -19 puanlık kayıpla Danimarka'da ve sırasıyla -3, -15 ve -18 puanlık kayıpla Hollanda'da da görülüyor. Yüksek mutlak puan, gerileme eğilimini her zaman perdelemiyor. Bu genel gerileme tablosunun istisnaları da var. Rapor, fen bilimlerinde puanını artıran nadir sistemler arasında Kosta Rika, Slovakya, Türkiye ve Birleşik Krallık'ı özellikle sayıyor."
PISA 2025, Avrupa ülkelerinde eğitim performansının gerilediğini ortaya koydu
Fransa, Norveç ve İspanya 3 alanda da Türkiye'nin gerisinde
Uluslararası alanda eğitim sistemi sıkça referans gösterilen Almanya'nın, PISA 2025'te fen bilimlerinde 486 ve okumada 465 puan alarak bu iki alanda 494 ve 472 puan alan Türkiye'nin gerisinde kaldığını aktaran Savaş, Almanya'nın matematikte 464'e karşı 462 ile sınırlı bir farkla Türkiye'den önde olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Rahmet Savaş, "Benzer bir tablo başka tanınmış Avrupa sistemlerinde de görülüyor. İspanya fen bilimlerinde 477, okumada 451, matematikte 457, Fransa fen bilimlerinde 483, okumada 456, matematikte 458, Norveç fen bilimlerinde 470, okumada 453 ve matematikte 452 puanla, üç alanın tamamında Türkiye'nin gerisinde kaldı. Bu tablo, bir ülkenin eğitim sistemi hakkındaki yerleşik uluslararası itibarının, güncel PISA verileriyle her zaman örtüşmeyebileceğini gösteriyor." açıklamasını yaptı.
Fransız Le Figaro Etudiant: Türkiye PISA tarafından incelenen her dalda Fransa'yı geçiyor
Almanya, sosyoekonomik eşitsizlik verilerinde OECD ortalamasını aştı
Prof. Dr. Savaş, raporun fen, okuma veya matematikten en az birinde Seviye 5-6'ya ulaşanlar ve üç alanda da Seviye 2'nin altında kalanlar olmak üzere, üst düzey performans oranı ve temel altı performans oranında öğrencilerin dağılımını da ölçtüğünü bildirdi.
En güçlü sistemlerin, bu iki göstergede de olumlu bir tablo çizdiğine işaret eden Savaş, "BSJZ (Çin) yüzde 55,5'lik üst düzey ve yüzde 1,8'lik temel altı oranı, Singapur yüzde 42,3'lük üst düzey ve yüzde 6,8'lik temel altı oranı, Kore yüzde 28,1'lik üst düzey ve yüzde 9,4'lük temel altı oranı, Estonya yüzde 18'lik üst düzey ve yüzde 7,4'lük temel altı oranına sahip." bilgisini verdi.
Savaş, yüksek ortalama puanın, her zaman düşük bir temel altı oranı anlamına gelmediğini belirterek, "Almanya üst düzeyde yüzde 14, temel altında yüzde 20,7 oran ve Hollanda üst düzeyde yüzde 15,7, temel altında yüzde 21,3 oranla, sırasıyla yüzde 11,9 ve yüzde 19,7 olan OECD ortalamasının üzerinde. Yani bu sistemlerde hem çok başarılı hem de ciddi biçimde geride kalan öğrenci grupları aynı anda büyük." açıklamasında bulundu.
Raporun sosyoekonomik eşitsizlik verilerinin de bu tabloyu desteklediğini vurgulayan Prof. Dr. Savaş, Almanya'da aile geçmişinin fen performansındaki varyansı açıklama gücünün yüzde 19 ve avantajlı-dezavantajlı öğrenciler arasındaki farkın 125 puan olarak hesaplandığı, OECD ortalamasına göre ise bunların sırasıyla yüzde 11,6 ve 85 puan olarak kaydedildiğini belirtti.
Savaş, raporun en yüksek değerleri arasında bulunan Almanya'nın, erken yönlendirmeli/izlemeli eğitim yapılarıyla ilişkilendirilebilecek bir kutuplaşmaya işaret ettiğini dile getirerek, şunları kaydetti:
"Türkiye ise üst düzeyde yüzde 11,1 ve temel altında yüzde 15,4'lük oranla her iki göstergede de OECD ortalamasının altında, yani göreli olarak daha 'sıkışık', uçları az bir dağılıma sahip, ne çok sayıda zirve performans gösteren öğrenci ne de aşırı büyük bir geride kalan grup var."
Türkiye azim ve merakta ortalama üstü, aceleci yanıtta ortalama altı
Prof. Dr. Savaş, "Azim ve merak endekslerinde Türkiye sırasıyla 0,11 ve 0,10 ile OECD ortalamasının üzerinde." ifadesini kullandı.
Bu göstergelerle ham performans arasında doğrudan ilişki kurmanın güç olduğunu aktaran Savaş, Japonya'nın azimde -0,02 ve merakta -0,21 ile ortalamanın altında kalmasına ve Kore'nin de benzer şekilde düşük değerler almasına rağmen, bu ülkelerin fen bilimlerinde dünyanın en başarılı sistemleri arasında olduğunun altını çizdi.
Prof. Dr. Rahmet Savaş, "Büyüme zihniyetine, yani zekanın geliştirilebilir olduğu inancına sahip öğrenci oranında Türkiye yüzde 71,5 ile yüzde 69,3'lük ortalamanın üzerinde. Listenin en üstünde yüzde 83 ile Estonya yer alırken, en başarılı sistemlerden BSJZ (Çin) bu oranda yalnızca yüzde 49,6 ile OECD ortalamasının belirgin şekilde altında kaldı, bu durum raporun en çarpıcı çelişkilerinden biri." açıklamasını yaptı.
Aceleci yanıt, hızlı ama yanlış cevaplama oranında da yüzde 2,2 ile BSJZ (Çin)'de en düşük değerin görüldüğünü belirten Savaş, bu göstergede Türkiye'nin yüzde 5,1 ile yüzde 8,9'luk OECD ortalamasının oldukça altında kaldığını vurguladı.





