MHP'li Yıldırım: CHP bugün, Milli Varlığa Düşman Cemiyetlerin çatı kuruluşu haline gelmiştir

MHP Genel Başkan Yardımcısı, Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım, CHP’nin tüm stratejisi; Türkiye Cumhuriyeti’nin yükselen değerinin, Cumhurbaşkanımız ve hükümetimizin hanesine yazılacağı kaygısına dayanmaktadır. CHP bugün, Milli Varlığa Düşman Cemiyetler’in çatı kuruluşu haline gelmiştir.

MHP'li Yıldırım: CHP bugün, Milli Varlığa Düşman Cemiyetlerin çatı kuruluşu haline gelmiştir

MHP Genel Başkan Yardımcısı, Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım'ın açıklamaları şu şekilde;

''Milliyetçi Hareket Partisi, ülkemizde ve dünyada yaşanagelen hadiselere hiçbir zaman duyarsız kalmamış, bunun aksine kesin ve kökten çözüme ulaşılabilecek tüm yolları, kurulduğu günden bu yana ara vermeden milletiyle paylaşa gelmiştir.

“Adım Adım 2023, İl İl Anadolu” seferimizin nirengi noktası da Milliyetçi Hareket Partisi’nin bu karakteristik özelliğidir. MHP; bizatihi millettir! Kaynağını Türk-İslam şuurundan alan tarifsiz ve tükenmez millet sevgisinin merkezidir.

Liderimizin yıllar önce tarif ve izah ettiği, bir pençesiyle doğuyu bir pençesiyle batıyı kavramış çift başlı Selçuklu kartalı bugün hiç olmadığı kadar zinde, hiç görülmediği kadar kuvvet ve kudret sahibidir.

Türk’ün çok yönlü stratejik vizyonunu yansıtan Çift Başlı Kartal bugün dünyanın her yerinde varlığını hissettirmektedir. 40 yılı aşkın süredir ülkemizi meşgul eden etnik ırkçı pkk terörü bugün gerek sosyal, gerek siyasal ve gerek askeri alanlarda yaşama imkanını kaybetmeye başlamıştır.

Hakkari’de dünün terör bölgesi olarak anılan yerlerinde, bugün turizm canlanmaya başlamış, Hakkari zirvelerinde doğa ve spor organizasyonları birbirini izlemektedir.

Şırnak’ın yüksek yaylalarında bugün, barut değil, mis gibi laleler kokmakta, Türkiye’nin en sağlıklı arı yetiştiriciliği yapılmaktadır.

Bu başarı hiç şüphesiz ki Cumhur İttifakınındır, Cumhurbaşkanımızındır, Liderimiz Devlet Bahçeli’nindir!

“Türkiye Türkiye’den büyüktür” derken slogan atmıyor, serap görmüyor, ütopik hülyalar kurmuyorduk!

Türkiye bugün;
Bir yandan Balkanlar’da gönüller fethederken, diğer yandan Karabağ’da zulmün kalelerini yerle bir etmiş, Türk’ün yıllardır zapt edilen yurdunu azatlığa kavuşturmuştur.

Bir yandan Mavi Vatan’da enerji arzını en düşük maliyetle karşılamak için durdurak bilmeden çalışırken, Kara Vatan’da; dışa bağımlılığımızı Karadeniz’in sularına gömmeye başlamıştır.

Bir yandan Suriye’de terör bataklığını kuruturken, diğer yandan Afrika’da, Libya’da kurgulanan emperyal senaryoları yıkarak, yeni bir Türk Asrı’nın vücut bulması için Türk Konseyi’ni kurmuş, Orta Asya ve Kafkasya’da yeni bir uyanışın, bir silkinişin, bir direnişin tetikleyici kuvveti olmayı başarmıştır.

AB, ABD ve Rusya vekaleten savaş yürüttükleri terör örgütleriyle Türk’ün ufkunu daraltmaya, karartmaya çalışmaktadır.

Türkiye’nin Suriye’de, Libya’da, Karabağ’da, Doğu Akdeniz’de olmasından Biden rahatsızdır, Macron huzursuzdur, bununla birlikte Kılıçdaroğlu’da bundan şikayetçidir.

Türk’ün her sahadaki varlığı yüzünden, pkk kabus görmektedir ama ne hikmetse Kılıçdaroğlu’nun uykuları kaçmaktadır.

Doğu Akdeniz’de milletimizin hak ve menfaatlerini savunmak için gemiler göndermemizden, petrol ve doğalgaz aramamızdan Yunanistan şikayetçidir, Rumlar şikayetçidir, bunun yanında CHP’de şikayetçidir.

30 yıldır Ermenilerin işgali altındaki Karabağ’a Çırpınırdı Karadeniz eşliğinde Azerbaycan bayrağı çekilmesinden Ermenistan şikayetçidir, Avrupa ve ABD’deki Ermeni lobileri hop oturup, hop kalkmaktadır, CHP’nin kurmayları da Sarkisyan gibi çıldırmaktadır. Pkk terörünü, kaynağında kurutmak için Suriye ve Irak’ta ordugâh kurmamızdan Kandil’in aşağılık savaş baronları şikayetçidir, Kılıçdaroğlu da şikayetçidir.

Türkiye’nin sınır güvenliğinin tam temin ve teşekkülü için Meclise gönderilen tezkereye pkk ile birlikte Kılıçdaroğlu ve avanesi de şiddetle karşı çıkmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun Meclis’teki “hayır”ı Kandil’deki kirli ağızları güldürmekte, kanlı elleri alkış tutturmaktadır.

Terörü teşvik ve finanse eden Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, yaptıklarının bedelini cezaevinde yatarak çekerken, şafaklarını CHP saymaktadır. Burada CHP’yle ilgili şu tespite değinmekte yerinde olacaktır.

Millî Mücadele döneminde, Ankara’da Mustafa Kemal önderliğinde yürütülen hareketin mensupları, iç ve dış basın tarafından “Türk Milliyetçileri” olarak nitelendirilmiştir.
Öte yandan CHP’nin parti programında, bırakın milliyetçiliğin nitelendirilmemesini, milletin adı da belirtilmemiş ve sadece bir kere “Türk ulusu” tabiri kullanılmıştır. Aradaki farkı anlamak ve bir örnek olması bakımından şu veriye dikkat çekmek gerekir ki MHP Programı’nda “Türk Milleti” tabiri, tam 26 defa geçmektedir.”

Bugünkü haliyle CHP’nin Milli Mücadele’ye zararlı cemiyetlerden bir farkı yoktur. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Türk Milliyetçiliği temelinde kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin milli kimliğine, halk partisinin genel başkanı başta olmak üzere tüm yetkilileri husumet gütmekte ve bunu her fırsatta dillendirmektedirler. CHP’nin tüm stratejisi; Türkiye Cumhuriyeti’nin yükselen değerinin, Cumhurbaşkanımız ve hükümetimizin hanesine yazılacağı kaygısına dayanmaktadır.

CHP bugün, Milli Varlığa Düşman Cemiyetler’in çatı kuruluşu haline gelmiştir.
Türk istiklaline kasteden her muhasım odak Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinde kendine yer bulmaktadır. Burada bir kez daha hatırlatmakta yarar görüyorum.CHP-İP ve HDP’nin imzaladığı protokolde, anayasadan Türk kimliği ile milli ve üniter yapımıza ait kavramların çıkartılması vardır.

Buna karşın 4 Mayıs 2018’de Ak Parti ve MHP’nin hazırladığı Cumhur İttifakı protokolü 4.Maddede;

“…..Bu kararlılık ve işbirliği ile ittifakımız Türkiye’yi bölgesel güç ve lider ülke yapacak 2023 hedeflerini gerçekleştirmenin yanı sıra, İ’la-yı Kelimetullah uğruna asırlarca dünya barışının ve adaletinin teminatı, İslam aleminin ve bütün mazlum milletlerin yegane ümidi olan Türkiye’yi küresel bir güç haline getirecek, 2053 ve 2071 vizyonun alt yapısını adım adım inşa edecektir.” hükmü vardır.



Cumhur İttifakı birkaç seçimle geçiştirilecek, birkaç milletvekili, üç beş belediye ile sınırlandırılamayacak kadar büyük ve anlamlı bir güç birliğidir. İmanın ve inancın ittifakıdır.
Vatanı aşkla sevmenin birlikteliğidir. Yüzyıllar boyunca hür ve şerefle yaşamanın sarsılmaz azmidir. Türk çocuklarının umutla baktığı yarınlarıdır. Siyasal bağımsızlığımızı ekonomik bağımsızlıkla kuvvetlendirecek, Türkiye’yi, mazisine yakışır şekilde bölgesel ve küresel bir aktör yapacak, muhteşem bir vizyonun ittifakıdır. Düşmanımız çok olsa ne gam! Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz. Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz!

Hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyor, Cenabı Allah’tan birliğimizi daim, dirliğimizi kaim kılmasını niyaz ediyorum.''

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER