Padişahım çok yaşa
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki;Utanmadan,
Sıkılmadan,
Yüz bin defa yüzsüzlük edip,
Yüzü dahi kızarmayan yüzsüzleri gördükçe,
Arsızlığın hiç bu kadar,
Derin bir çukura düştüğüne şahit olmadığımı hatırlıyorum.
O nedenle durumun vahametini anlatmak için,
Emin olun “yüzsüzlük” kelimesi çok hafif kalıyor.
*
Yalan, dolan, talan,
Yetmedi…
Edepsizlik, ahlaksızlık, adaletsizlik,
O da yetmedi…
Tekme tokat, hakaret!
Muktedir olanların tavan yaptırdığı “aymazlık” olgusu,
“Padişahım çok yaşa” zihniyetiyle birleşince,
Sokağa çıkacak yüzü olmayanların “riyakâr” davranışları,
Gerçekten “pes artık” dedirtiyor.
*
Duydunuz mu?
Başbakanlık müşaviri Yusuf Yerkel’ in,
Soma’da polislerin yere yıktığı,
Madenci yakınına tekme atan ayağı incinmiş.
Vah paşa beyim vah.
Siz gerçekten âlemi kör,
Ya da herkesi ahmak mı zannediyorsunuz?
Kusura bakmayın ama…
Bu pişkin tıynetinizle milleti kendinizden tiksindiriyorsunuz.
*
Peki ya siz;
Yalancılara, talancılara “amigoluk” eden,
Dolma kalem vuvuzelacıları!
Sizde hiç utanma duygusu yok mu?
12 yılda 14 bine yakın işçinin işyerinde ölümünü görmezden gelip,
Yapılan ihmal, hata, ihtiras, arsızlık, günah ve tamahların suçunu,
Allaha yükleyenlere nasıl alkış tutuyorsunuz?
Pardon sahi siz sahibinin sesiydiniz değil mi?
*
Peki…
İnsanı ezen, ufalayan, aşağılayan,
Dahası…
Kendisini onlardan çok üstün gören otoriterler,
Bu yaptığınızın adı nedir?
“Kader, fıtrat, olağan şeyler” diyerek,
Yaşam odası olmayan madencinin,
Yer üstündeki yakınlarına,
Başbakana karşı “bireysel protesto hakkı” kullanıp “yuh” çekti diye,
Neredeyse “yaşam hakkı” tanımamak değil midir?
*
Bir iktidar nasıl bu kadar pişkin…
Bir Başbakan müşaviri nasıl bu kadar “edepsiz” olabilir?
Oysa demokrasi,
Başbakanların yuhalanabildiği,
Ama Başbakanların kimseye tokat atıp tehdit etmediği bir şeydir.
Şimdi tüm bunlara bakınca insan soramadan edemiyor;
Çivisini çıkardığınız bu devletin adı “İleri Demokrasi Devleti” mi?
Yoksa “Ayıp Devleti” mi?