İHA- Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Fidan, sanayiciler olarak yıllardır aynı şeyi söylediklerini belirterek, 'Barışın en büyük kazananı ekonomi olacaktır. Çatışmaların sona ermesiyle birlikte yalnızca insanlar değil, şehirler de nefes alacaktır. Başta Diyarbakır olmak üzere bölgemizin sahip olduğu üretim, yatırım, ihracat, turizm ve istihdam potansiyeli gerçek anlamda ortaya çıkacaktır' dedi.
Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Fidan, terörsüz Türkiye sürecinde gelinen son aşamaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, yaklaşık 50 yıldır devam eden çatışmalı süreçte binlerce insanın kaybedildiğini söyledi. Ailelerin acılar yaşadığını, şehirlerin büyük bedeller ödediğini söyleyen Fidan, 'Özellikle bölgemiz, yalnızca güvenlik açısından değil; ekonomi, yatırım, istihdam, eğitim ve sosyal kalkınma bakımından da ağır tahribatlarla karşı karşıya kaldı. Bugün Türkiye'nin gelişmişlik farklarına baktığımızda, çatışmalı sürecin bölge ekonomisi üzerinde bıraktığı olumsuz izleri açıkça görmek mümkündür. Yıllarca yatırımın ertelendiği, sermayenin göç ettiği, gençlerin umutlarını başka şehirlerde aradığı bir dönem yaşadık. Bugün ise Türkiye, bu ağır yükü geride bırakabilecek tarihi bir fırsatla karşı karşıyadır. TBMM Başkanlığı'na sunulan 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanun Teklifi', sadece hukuki bir düzenleme değil; yarım asırlık bir sorunun kalıcı biçimde sona erdirilmesi yönünde atılmış önemli bir adımdır. Artık çatışmaların değil, barışın; ayrışmanın değil, ortak geleceğin konuşulduğu yeni bir dönemin kapısı aralanmaktadır' dedi.
'Bizler sanayiciler olarak yıllardır aynı şeyi söylüyoruz: Barışın en büyük kazananı ekonomi olacaktır' diyen Fidan, 'Çatışmaların sona ermesiyle birlikte yalnızca insanlar değil, şehirler de nefes alacaktır. Başta Diyarbakır olmak üzere bölgemizin sahip olduğu üretim, yatırım, ihracat, turizm ve istihdam potansiyeli gerçek anlamda ortaya çıkacaktır. Bugüne kadar Türkiye'nin çok önemli kaynakları güvenlik harcamalarına ayrıldı. Elbette güvenlik her şeyden önce gelir. Ancak çatışmaların tamamen sona erdiği bir Türkiye'de, silaha, bombaya ve güvenlik harcamalarına ayrılan kaynakların daha fazla üretime, sanayiye, eğitime, teknolojiye, tarıma ve altyapıya yönlendirilmesi ülkemizin kalkınmasına çok büyük katkı sağlayacaktır. Barışın ekonomik karşılığı daha fazla yatırım, daha fazla istihdam, daha güçlü sanayi ve daha müreffeh bir Türkiye olacaktır. Bölgenin en büyük ihtiyacı güven ortamıdır. Güvenin olduğu yerde yatırım artar, fabrikalar büyür, yeni Organize Sanayi Bölgeleri kurulur, ihracat gelişir ve gençler iş bulur. Kürt meselesinin kalıcı biçimde çözüme kavuşması yalnızca bölge insanının değil, Türkiye'nin tamamının ortak kazancı olacaktır. Bu süreç, ekonomik kalkınmanın önünü açacak tarihi bir fırsattır' diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu siyasi irade, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sürece verdiği destek, Abdullah Öcalan'ın yaptığı çağrı, DEM Parti'nin yürüttüğü diyalog çabaları ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yapıcı katkı sunan tüm siyasi partilerin yaklaşımı, bu sürecin bugüne gelmesinde önemli rol oynadığını kaydeden Fidan, konuşmasını şöyle tamamladı:
'Böylesine uzun yıllara yayılan ve milyonlarca insanı etkileyen bir meselenin çözümünde katkı sunan herkesin emeğini kıymetli buluyoruz. Bundan sonraki süreçte de aynı ortak akıl ve uzlaşma anlayışının devam etmesi büyük önem taşıyor. TBMM'ye sunulan kanun teklifini bu yönüyle önemli bir başlangıç olarak görüyoruz. Ancak bu sürecin yalnızca hukuki düzenlemelerle sınırlı kalmaması gerekiyor. Demokratikleşmeyi güçlendiren, yatırım ortamını iyileştiren, üretimi artıran, bölgesel kalkınmayı hızlandıran ve gençlere umut veren ekonomik politikalar da eş zamanlı olarak hayata geçirilmelidir. Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi bugün yatırımcıların ilgi gösterdiği önemli üretim merkezlerinden biridir. Bölgemiz, barış ve istikrar ortamında çok daha büyük yatırımları çekebilecek potansiyele sahiptir. Güven ortamının kalıcı hale gelmesiyle birlikte hem yerli hem de uluslararası yatırımcıların bölgeye ilgisinin artacağına, yeni fabrikaların kurulacağına, ihracatın büyüyeceğine ve istihdamın önemli ölçüde artacağına inanıyoruz. Artık Türkiye'nin enerjisini çatışmaya değil; üretime, ihracata, teknolojiye, katma değerli sanayiye ve gençlerimizin geleceğine ayırması gerekiyor. Bu süreç başarıyla tamamlanırsa kazanan sadece Diyarbakır ya da bölgemiz olmayacak; Türkiye ekonomisi, sanayisi, demokrasisi ve toplumsal huzuru da güçlenecektir. Biz sanayiciler olarak bu tarihi fırsatın en iyi şekilde değerlendirilmesini temenni ediyoruz. Yarım asırlık çatışmalı dönemin ardından artık yeni bir sayfa açılmalıdır. Bu sayfa; huzurun, güvenin, üretimin, yatırımın ve ortak geleceğin sayfası olmalıdır. Çünkü inanıyoruz ki barışın en büyük getirisi huzur, en büyük kazananı ise Türkiye olacaktır.'