MHP Bolu İl Başkanlığı Kongresi, MHP Genel Sekreter Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu'nun katılımıyla gerçekleştirildi.
MHP Genel Sekreter Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, MHP Bolu İl Başkanlığı Kongresi'nde yaptığı konuşmada, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin adımlarıyla yürütülen "Terörsüz Türkiye" vizyonunun milli birlik ve devlet bekası açısından tarihi bir kararlılık sunduğunu söyledi.
"GEÇMİŞİ GELECEĞİNE REFERANS OLMUŞ BİR HAREKETİZ"
MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin selamlarını ileterek konuşmasına başlayan MHP'li Osmanağaoğlu, MHP'nin Türk siyasetinin çelikten çekirdeği olduğunu ve geleceğe sahip çıkma sorumluluğunu kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etti.
Türk siyasetinin çelikten çekirdeği olan Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milletinin ve devletinin, gelecek nesillere emanet olan mukaddesatına sahip çıkma sorumluluğunu, hakkıyla yerine getirme gayretinden kaçmamaktadır.
ZİYA GÖKALP'TEN ÖRNEKLE KARDEŞLİK VURGUSU
Konuşmasında sosyolog Ziya Gökalp'in fikirlerine atıfta bulunan Osmanağaoğlu, milletin birlik ve beraberlik geçmişini hatırlatarak şu soruları yöneltti:
Ne var ki; özellikle sosyal medyanın karanlık dehlizlerini mesken tutmuş müfsitlerin yalan ve iftiralarının ardı arkası kesilmemekte, baktıkları yanlış pencere yetmiyormuş gibi baktıklarına da şaşı bakan körlerin ihtirasları gözümüze çarpmaktadır.
Biz “Türkiye’nin artık kaybedecek zamanı yok” dedikçe, Türk milletine çelme takma telaşına giren muhterislerin küçük hesaplarının enerjimizi hedef aldığının farkındayız. Biz “Türkiye’nin istikameti bellidir. O da Terörsüz Türkiye’dir. Terörsüz bölgedir.” dedikçe gayrı milli ve gayri ahlaki yaklaşımlarla tazyike geçenlerin, kararlı yürüyüşümüzü hedef aldığının farkındayız. Biz "Hep birlikte Türkiye’yiz, hepimiz Türk milletiyiz" dedikçe, dün yaptıklarından utanmayanların kendilerince milliyetçilik dersi vermeye kalkmalarının, hadsizliklerinin de fakındayız.
Tüm bunların yanında; onların unuttuğu, belki de hiç öğrenmediği bazı hususları, Merhum Ziya Gökalp’ten feyz alarak sormakta, hatırlatmakta fayda görüyorum:
- Asırlarca beraber yaşamadık mı?
- Zulüm ve felaketlere beraber göğüs germedik mi?
- Şan ve şerefi beraber istihsal etmedik mi?
- Beraber ağlayıp beraber sevinmedik mi?
- Gelecekte de ortak gayeye ulaşmak için beraber muzaffer olmaya azmetmedik mi?
Eğer bu soruların cevabı evetse;
- Terörle mücadelede tarih yazan,
- Yabancı menşeili dayatmaları elinin tersiyle iten,
- Önüne koyulan zehri alıp her defasında çöpe atan,
- Şehitlerimizin uğruna can verdikleri vatanın birlik ve dirlik içinde kalmasına onurlu bir şekilde katkı sunacak olan,
- Türk milletinin özlemini duyduğu terörsüz bir Türkiye’nin inşasının mihenk taşı olan adımları itibarsızlaştırma gayretine giren kifayetsiz ve bir o kadar da muhteris siyasetçilerin,
- Gündelik hesaplarla asırlık ülkülerin gerçekleştiğini görmemeleri, anlamamak istememeleri, sadece bir eksiklik değil gelecek nesillere yapılacak en büyük kötülüktür.
BİZ EVVELİYATLARINI BİLDİKLERİMİZ GİBİ MAKAM DEĞİL ŞUUR, MEVKİ DEĞİL IŞIK ARIYORUZ
Bilinmelidir ki biz; mazinin derinlerine inmiş ülkü ağacının köklerinde, siyasi ikbal değil, istikbal çiçeklerini arıyoruz. Biz o köklerde; evveliyatlarını bildiklerimiz gibi makam değil şuur, mevki değil ışık arıyoruz. Ez cümle biz biliyoruz ki; mazide aradıklarımız aklımızdaki geleceğin çimentosu, kalbimizdeki kardeşlik hukukunun can suyudur.
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE "
Türkiye Cumhuriyeti; yükselişine pranga olan terör belasından kurtulmak için tarihi bir adım atmış, bu adımı da tarihindeki azametli çağları andıran bir kudretle atmıştır. Elbette bu kudret kendiliğinde elde edilmemiş, terörle mücadelede tarih yazan kahramanlarımızın fedakarlıkları ve aziz kanlarıyla vücuda gelmiştir. Terörsüz Türkiye; bozguncuların iddiasının aksine, şehitlerimizin ve gazilerimizin verdiği destansı mücadelenin kazandırdığı azametle ortaya çıkan bir kudretin eseridir. Terörsüz Türkiye; 3 bin yıllık mazisiyle onurumuz olan, kahraman Silahlı Kuvvetlerimizin terörü tarihin karanlığına gömme kararlılığının nihai şamasıdır.
Terörsüz Türkiye; millet ve devletin topyekûn mücadelesinin zaferle taçlanacağı sona bir adım daha yaklaşılması demektir. Şükürler olsun ki bu kompleks duygularla hareket edenlerden olmadık. Şükürler olsun ki özenti psikolojiyle kopanlardan olmadık. Şükürler olsun ki diliyle terör bitsin derken eliyle kalbiyle beddua eden bedhahlardan olmadık. Şükürler olsun ki; elini taşın altına koymaktan korkan, ilmek ilmek atiyi dokumak varken kutlu çağrıyı duyunca kaçanlardan da olmadık.
Sözümüzde durduk; kurulan hadisiz terazide Türk milletinden yana, birlikten ve dirlikten yana olduk. Andımıza sadık kaldık; vazgeçilmez bir yeminle Lider Ülke Türkiye ülkümüze koşmaktan vazgeçmedik, kutlu çağrıya kulak verip sorumluluktan kaçmadık! Sadece medeniyet tasavvurumuz var demekle kalmayıp medeniyet davamızı güttük. Sadece “Türk milletini seviyoruz” demedik, sevgimizin ve yükümlülüklerimizin gereğini yerine getirmekten geri durmadık.
Biliyor ve inanıyorum ki; beka iradesinin nihai hedefi olan Türk ve Türkiye Yüzyılı mefkuremizi, Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin temelini attığı Terörsüz Türkiye’yi tesis ederek hasretle kucaklayacağız. Kim ne derse desin, hangi müflis siyasetçi yalanlarla günü kurtarmaya çalışırsa çalışsın; Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin ifade ettikleri gibi;
“Çarpıtmalara, savrulmalara ve hamasi kılıflara sokulmuş laf ebeliğine, siyasi cambazlıklara lüzum yoktur; söz konusu kanunu peşin hükümlerle çepeçevre sarılmış sözde muhalif nazardan değil; lafzıyla ve gerekçesiyle birlikte millet lehine doğuracağı önemli sonuçları dikkate alarak Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin cephesinden okumak lazımdır. … Devletimizin bükülmez bileği ile toplumsal bütünleşmeyi, Terörsüz Türkiye hedefi ile “Terörsüz Bölge” ülküsünü aynı stratejik istikamette buluşturan bütüncül bir irade, nihayet hayat bulmuştur.”