MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Prof. Dr. Mevlüt Karakaya, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin sağladığı denge korunarak ticari seyrüsefer güvenliğini güçlendirecek bölgesel mekanizmaların oluşturulması gerektiğine dikkat çekti.
NATO Parlamenter Asamblesi Savunma ve Güvenlik Komisyonu ile Ekonomi ve Güvenlik Komisyonunun 28–30 Eylül 2026 tarihlerindeki ortak toplantıları Romanya’nın başkenti Bükreş’te devam ediyor.
Romanya Parlamentosunda gerçekleştirilen oturumlarda; Karadeniz güvenliği, Rusya-Ukrayna savaşı, kritik altyapının korunması, enerji ve gıda güvenliği ile bölgedeki ticari ve lojistik hatların geleceği ele alındı.
Toplantılarda özellikle Karadeniz’de artan askerî hareketliliğin yalnızca bölge ülkelerinin güvenliğini değil; ticari seyrüseferi, limanları, tahıl güzergâhlarını, enerji altyapısını ve küresel tedarik zincirlerini de doğrudan etkilediğine dikkat çekildi.
Karakaya, ticari gemilerin güvenliğini gündeme taşıdı
Bu kapsamda söz alan MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Prof. Dr. Mevlüt Karakaya, Karadeniz’de seyir halindeki ticari gemilerin güvenliğini gündeme taşıdı.
Karakaya, savaşın ticari gemicilik üzerindeki doğrudan insani sonuçlarına dikkat çekerek, saldırılarda dört Türk vatandaşının hayatını kaybettiğini, 22 Türk vatandaşının ise yaralandığını belirtti.
Bu saldırıların yalnızca Türkiye bakımından değil; Karadeniz’de ticaretin devamlılığı, ulaştırma ve sigorta maliyetleri, tahıl sevkiyatı, enerji güvenliği ve dolayısıyla küresel ekonomik güvenlik açısından da ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
“Montrö’nün sağladığı denge korunmalı”
Türkiye’nin Karadeniz’de uzun yıllardır izlediği denge politikasına da işaret eden Karakaya, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin Türkiye tarafından 1936’dan bu yana titizlikle ve tarafsızlık anlayışıyla uygulandığını belirtti.
Montrö’nün Karadeniz’de barış, güvenlik ve istikrar bakımından temel bir denge unsuru olduğuna vurgu yapan Karakaya, Türkiye’nin sözleşmeden kaynaklanan hak ve sorumluluklarını titizlikle yerine getirdiğine dikkat çekti.
Türkiye’nin Montrö’yü 90 yıldır tarafsızlık, şeffaflık ve titizlikle uyguladığı hususu, Dışişleri Bakanlığının Temmuz 2026 tarihli açıklamasında da vurgulanmıştı.
Karakaya’dan kritik soru: “Ticari gemilerin güvenliği nasıl daha etkin sağlanabilir?”
Karakaya konuşmasında, Türkiye’nin doğrudan kayıplar verdiği, bölgesel ticaretin ve küresel gıda ile enerji güvenliğinin zarar gördüğü bir ortamda ticari seyrüsefer güvenliğinin nasıl güçlendirilebileceğini gündeme taşıdı.
Karakaya şu soruyu yöneltti:
“Türkiye’nin doğrudan kayıplar verdiği, bölgesel ticaretin ve küresel gıda ile enerji güvenliğinin zarar gördüğü bir ortamda; Montrö Sözleşmesi’nin sağladığı denge korunarak ve bölgede yeni bir askerî tırmanmaya yol açmadan, Karadeniz’de seyir halindeki ticari gemilerin, tahıl güzergâhlarının ve kritik deniz altyapısının güvenliği nasıl daha etkin sağlanabilir?”
Karakaya ayrıca Türkiye’nin önemli rol oynadığı Karadeniz Tahıl Girişimi tecrübesinin, ticari seyrüsefer güvenliğini daha geniş ölçekte koruyacak yeni bir bölgesel mekanizmaya model oluşturup oluşturamayacağını da sordu.
Türkiye’nin diplomatik rolüne vurgu
Toplantıda verilen yanıtta, Türkiye’nin tahıl koridorunun oluşturulmasında ve Karadeniz’de diplomatik temasların sürdürülmesinde oynadığı önemli rol özellikle vurgulandı.
Bununla birlikte, mevcut şartlarda Rusya’nın yeni bir tahıl veya seyrüsefer düzenlemesine ikna edilmesinin kolay olmayacağı yönünde değerlendirmeler yapıldı.
Önümüzdeki dönemin Avrupa ve Karadeniz güvenliği bakımından hassas olduğuna dikkat çekilirken, Türkiye’nin bölgesel güvenlikteki rolünün önemini koruduğu ve Türkiye-Romanya iş birliğinin hem ikili düzeyde hem de NATO çerçevesinde sürdürülmesinin gerekli olduğu ifade edildi.
Karadeniz güvenliği artık yalnızca askerî bir mesele değil
Toplantılarda ortaya çıkan temel çerçeve, Karadeniz güvenliğinin yalnızca askerî boyutla sınırlı olmadığı yönünde şekillendi.
Ticari seyrüsefer güvenliği, ticari gemilerin korunması, tahıl ve enerji hatlarının açık tutulması ile kritik deniz altyapısının güvenliği; Karadeniz’de bölgesel istikrarın ve küresel ekonomik güvenliğin birbirini tamamlayan unsurları olarak öne çıktı.
Bu çerçevede Türkiye’nin; Montrö’nün sağladığı dengeyi koruyan, diplomasi kanallarını açık tutan ve ticari seyrüsefer güvenliğini önceleyen konumu, Karadeniz’in geleceği bakımından önemini sürdürüyor.



