Parlamentolar Arası Birliği’nin (PAB) Tanzanya’nın Aruşa kentinde düzenlenen 153. Genel Kurulu’nda, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi temsilcisinin Türkiye’ye yönelik suçlamalarına PAB Türk Grubu Üyesi Prof. Dr. Mevlüt Karakaya sert yanıt verdi.
Rum temsilcinin, Ada’daki Türk askerî varlığını “işgal” olarak nitelendirerek Türkiye’yi uluslararası hukuku ihlal etmekle suçlaması üzerine söz alan Karakaya, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıları ve Türkiye’nin müdahalesinin tarihî ve hukuki dayanaklarını hatırlattı.
“Bazı konuşmacıların bu platformu siyasallaştırmaya devam etmesi üzüntü vericidir” diyen Karakaya, “istila” iddiasının Ada’daki gerçekleri yansıtmadığını belirtti. Türk kuvvetlerinin Kıbrıs’taki varlığının, Türkiye’nin garantör devlet olarak hak ve yükümlülükleri çerçevesinde 1960 tarihli uluslararası antlaşmalara dayandığını vurguladı.
Karakaya, 1963–1974 yılları arasında Kıbrıslı Türklerin maruz kaldığı şiddete dikkat çekerek şunları söyledi:
“Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs Rum güçlerinin yürüttüğü şiddet ve etnik temizlik kampanyasına maruz kalmıştır. Ada’nın yalnızca yüzde üçünü oluşturan küçük yerleşim bölgelerinde, kuşatma altında yaşamaya zorlanmışlardır.”
1974 yılında Yunan cuntası ve Ada’daki iş birlikçilerinin Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak amacıyla darbe gerçekleştirdiğini hatırlatan Karakaya, Türkiye’nin Garantörlük Antlaşması çerçevesinde harekete geçtiğini ifade etti. Türkiye’nin o tarihten bu yana geçmişte yaşanan trajedilerin tekrarlanmasını önleyen bir güvence olduğunu belirtti.
Karakaya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına ilişkin olarak da şu ifadeleri kullandı:
“Hatırlatmak isteriz ki, ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının hiçbirinde Türkiye’nin 1974 müdahalesi ‘istila’, Türk askerlerinin Ada’daki varlığının devamı ise ‘işgal’ olarak nitelendirilmemektedir.”
2004 yılında Kıbrıslı Türklerin kabul ettiği çözüm planının Rum tarafınca reddedildiğini hatırlatan Karakaya, o tarihten bu yana adil çözüm girişimlerini engelleyen tarafın Kıbrıs Rum tarafı olduğunu söyledi. Uluslararası kuruluşların çabalarını boşa çıkaran Rum yönetiminin, aynı platformları Türkiye’ye yönelik samimi olmayan suçlayıcı söylemlerle meşgul etmesini eleştirdi.
Karakaya, konuşmasını Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkına ve iki devletli çözüme desteğini vurgulayarak tamamladı:
“Türkiye; tarihî, hukuki ve insani sorumlulukları doğrultusunda Kıbrıs Türk halkının yanında durmaya, huzurunu, refahını ve kalkınmasını desteklemeye devam edecektir. Ada’daki gerçeklere dayalı, kalıcı ve iki devletli bir çözüme desteğini sürdürecektir.”





