TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi ve 2025 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmeleri kapsamında konuşan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı İsmail Faruk Aksu, bütçenin ülkeye, millete, devlet ve toplum hayatına hayırlı olmasını diledi.

Aksu, bütçenin hazırlanmasında emeği geçen Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile ilgili kişi ve kurumlara teşekkür ederek Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın kapsamlı sunumuna değindi.

Görüşmeler kapsamında 230 kamu idaresinin 2027 yılı merkezi yönetim bütçesinin, 228 kamu kurumunun 2025 yılı kesin hesabının ve 252 Sayıştay raporunun ele alınacağını belirten Aksu, bütçenin yalnızca kamu kaynaklarının dağıtımını değil, uygulanan ekonomik, mali ve sosyal politikaları da yansıttığını kaydetti.

2027 BÜTÇESİNİN GİDERİ 27 TRİLYON 276 MİLYAR LİRA

2027 yılı bütçesinin dayanıklılık, refah ve dönüşüm ilkeleri temelinde hazırlandığını belirten Aksu, kaynakların öncelikli alanlara yönlendirilmesi, üretken kapasitenin artırılması ve beşerî sermayenin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Bütçenin Orta Vadeli Program ve On İkinci Kalkınma Planı hedefleriyle uyumlu olduğunu ifade eden Aksu, bütçe büyüklüklerine ilişkin şu rakamları paylaştı:

  • Bütçe giderleri: Bir önceki yılın bütçe kanunu teklifine göre yüzde 43,7 artışla 27 trilyon 276 milyar lira.
  • Bütçe gelirleri: Yüzde 43,9 artışla 23 trilyon 408 milyar lira.
  • Bütçe açığı: Yüzde 42,6 artışla 3 trilyon 868 milyar lira.
  • Bütçe giderlerinin GSYH'ye oranı: Yüzde 24,5.
  • Bütçe açığının GSYH'ye oranı: Yüzde 3,5.

Bütçe ödeneklerinde cari transferler, personel giderleri ve faiz giderlerinin öne çıktığını belirten Aksu, personel giderleri ile transfer harcamalarının toplamının bütçenin yüzde 63,6'sını oluşturduğunu ifade etti.

Eğitim, sağlık, sosyal yardım ve destekler ile yatırımlara önemli kaynak ayrıldığını kaydeden Aksu, tarım, sanayi, enerji, ulaştırma ve savunma gibi alanlarda da kaynak tahsisinin bulunduğunu belirtti.

“2053'TE TÜRKİYE'NİN LİDER ÜLKE VE SÜPER GÜÇ OLMASINI HEDEFLİYORUZ”

Türkiye'nin uzun vadeli ekonomik hedeflerine değinen Aksu, On İkinci Kalkınma Planı'nda 2053 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer alma hedefinin vurgulandığını hatırlattı.

MHP'nin stratejik hedefinin de İstanbul'un fethinin 600'üncü yıl dönümü olan 2053'te Türkiye'nin lider ülke ve süper güç hâline gelmesini sağlamak olduğunu belirten Aksu, bu doğrultuda ekonomi, teknoloji, demokrasi, sosyal ve siyasi hayat, uluslararası ilişkiler ve diplomasi alanlarında gerekli kapasitenin oluşturulması gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin terör, pandemi, deprem, FETÖ darbe girişimi, ekonomik yaptırımlar ve bölgesel istikrarsızlıklar gibi çeşitli risklere maruz kaldığını ifade eden Aksu, bu süreçlerin ekonomik gelişimi olumsuz etkilediğini ve hedeflere ulaşılmasını geciktirdiğini kaydetti.

Enerji, ulaştırma ve savunma sanayisinde önemli mesafeler alındığını belirten Aksu, küresel rekabet ve teknolojik dönüşümün hızla devam ettiği bir dönemde Türkiye'nin rekabet gücünü artırmasının önemine işaret etti.

DAR GELİRLİLERİN REFAHI VE GELİR DAĞILIMINDA ADALET VURGUSU

Aksu, dar gelirli vatandaşların beklentilerinin bütçe politikalarının önemli başlıklarından biri olduğunu belirterek özellikle emekliler için kaynak ayrılmasını memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti.

Esnaf, çiftçi, çalışan ve emeklilerin refah beklentilerinin karşılanmasına yönelik ilave adımların atılması gerektiğini kaydeden Aksu, gelir dağılımının daha adaletli hâle getirilmesi için ilave politikaların devreye alınmasının önemini vurguladı.

Kaynakların artırılmasıyla yatırımlar ve sosyal politikalar arasında denge kurulabileceğini belirten Aksu, geniş toplum kesimlerinin satın alma gücünü yükseltecek çalışmaların önemine dikkat çekti.

Kamu kaynaklarının istismarına yol açan yolsuzluk, rüşvet ve adam kayırma gibi unsurlarla mücadele edilmesi gerektiğini dile getiren Aksu, caydırıcı yaptırımların uygulanması, denetim sisteminin etkinleştirilmesi ve gerekli yasal ve idari düzenlemelerin yapılmasının önemini ifade etti.

Aksu'ya göre bu adımlar, kamu kaynaklarının artırılmasının yanı sıra toplumsal güveni, öngörülebilirliği ve ekonomik istikrarı da destekleyecek.

GIDA ÜRETİMİ VE ENFLASYONLA MÜCADELE ÖNE ÇIKTI

Başta gıda olmak üzere enflasyonu etkileyen kalemlerde yeterli üretimin, sağlıklı dağıtımın ve uygun pazarlama koşullarının sağlanması gerektiğini belirten Aksu, ekonomik politikaların sosyal, siyasi, ahlaki ve kültürel boyutlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Kamuoyunu bilgilendirme işlevinin güçlendirilmesi, yanıltıcı bilgi kirliliğinin önlenmesi ve toplumsal kaosu hedefleyen girişimlere izin verilmemesi gerektiğini ifade eden Aksu, ekonomik dayanıklılığın artırılması ve kırılganlıkların azaltılması için bütüncül bir mücadele yürütülmesinin önemine değindi.

ESNAF, ÇİFTÇİ, ÇALIŞAN VE EMEKLİLER İÇİN YENİ ADIMLAR

Dar gelirli vatandaşların taleplerinin değerlendirilerek haklı beklentilerinin karşılanması gerektiğini belirten Aksu, farklı toplum kesimlerine yönelik alınması gereken tedbirleri sıraladı.

Aksu, esnafın rekabet gücünün korunması, faaliyetlerinin desteklenmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve ödeme kolaylıklarının sağlanması gerektiğini söyledi.

Çiftçilerin üretim maliyetlerini düşüren, ürünlerinin değerini koruyan ve refahlarını artıran önlemlerin alınmasını isteyen Aksu, fiyat ve destek sisteminin de bu anlayışla şekillendirilmesi gerektiğini belirtti.

Çalışanların geçim şartlarının iyileştirilmesi gerektiğini ifade eden Aksu, emekli aylıklarının yaşam şartlarına uygun, ayrı bir endekse göre hesaplanmasını ve emeklilere refah artırıcı alternatif fırsat ve imkânlar sağlanmasını önerdi.

Reel sektörün üretim kapasitesini zayıflatmayacak etkili tedbirlerin alınması gerektiğini de vurgulayan Aksu, yatırımların ve üretimin desteklenmesinin önemine işaret etti.

“AZ KAZANANDAN AZ, ÇOK KAZANANDAN ÇOK VERGİ ALINMALI”

Vergi sisteminde adaletin sağlanması gerektiğini belirten Aksu, herkesin gelirine göre vergilendirildiği, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alındığı ve vergilendirilmeyen kazanç alanının kalmadığı bir sistemin inşa edilmesini istedi.

Kamuda tasarrufun etkinleştirilmesi, kaynak israfının önlenmesi, kayıp ve kaçakların azaltılması, kayıt dışılıkla mücadele edilmesi gerektiğini kaydeden Aksu, yolsuzluk ve usulsüzlüklere zemin hazırlayan ihale mevzuatı ve benzeri düzenlemelerin gözden geçirilmesini önerdi.

Kamu kurumlarının yapısının devletin temel fonksiyonlarına, yeni gelişmelere ve kalkınma hedeflerine uygun şekilde düzenlenmesi gerektiğini ifade eden Aksu, devlet destekleri ve teşviklerin üretimi, istihdamı, kaliteyi ve katma değeri artıracak bir verimlilik anlayışıyla şekillendirilmesini istedi.

Yatırımları özendirecek, sanayiyi güçlendirecek, tarımsal üretimi artıracak ve suyun stratejik önemine uygun kullanılmasını sağlayacak tedbirlerin alınması gerektiğini belirtti.

MHP'DEN AİLELERE GELİR DESTEĞİ PROJESİ

MHP olarak vatandaşların geçim şartlarını zorlayan temel ihtiyaçların aileler üzerindeki yükünü azaltacak bir mekanizmanın kurulmasını gerekli gördüklerini belirten Aksu, beslenme, barınma, giyinme ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlara dikkat çekti.

Aksu, bu kapsamda hazırladıkları yaklaşımı şu sözlerle anlattı:

“Asgari refah seviyesinin endeks üzerinden hesaplanması ve Ailelere Gelir Desteği Projesi kapsamında belirlenecek asgari refah seviyesinin altında geliri olan her aileye doğrudan gelir desteği verilmesini öngörüyoruz.”

İstikrar, ahlak ve refah temelli bir kalkınma vizyonuyla hareket ettiklerini belirten Aksu, katılımcı ve kapsayıcı bir kalkınma anlayışıyla Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında ülkenin kalkındırılmasını hedeflediklerini ifade etti.

Eğitim ve sağlık hizmetlerinde yalnızca erişim imkânlarının değil, hizmet kalitesinin de artırılması gerektiğini kaydeden Aksu, özellikle yükseköğretimin eğitim-istihdam ilişkisini kuracak, Türkiye'nin kalkınma hedeflerine ve teknolojik dönüşüme uyum sağlayacak bir perspektifle planlanmasını istedi.

EKONOMİK BÜYÜME, İHRACAT VE İSTİHDAM RAKAMLARINI PAYLAŞTI

Konuşmasında Türkiye ekonomisinin görünümüne ilişkin verileri de değerlendiren Aksu, jeopolitik risklere rağmen ekonominin büyümeyi sürdürdüğünü belirtti.

Aksu'nun konuşmasında paylaştığı verilere göre Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 büyüdü. Yıllıklandırılmış millî gelir 1,7 trilyon doları, kişi başına düşen millî gelir ise 18 bin doları aştı.

İstihdam ve dış ticaret verilerine de değinen Aksu, 2026 yılı ağustos ayında istihdamın 32 milyon 507 bin kişi olduğunu, işsizlik oranının ise yüzde 7,8 seviyesinde gerçekleştiğini belirtti.

Eylül ayında yıllıklandırılmış ihracatın 283,7 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını ifade eden Aksu, aynı dönemde ithalatın 379,7 milyar dolar, dış ticaret açığının ise yüzde 7,4 artışla 96 milyar dolar olduğunu kaydetti.

Orta Doğu ve Körfez bölgesindeki jeopolitik gerilimlerin enerji ithalatını artırarak cari işlemler dengesini olumsuz etkilediğini belirten Aksu, ağustos ayında yıllıklandırılmış cari açığın 42,1 milyar dolar olduğunu ifade etti.

Aksu, cari işlemler açığının 2026 yılı sonunda 47,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesinin ve bunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 2,6 olmasının öngörüldüğünü aktardı.

“BEKLENTİMİZ, ENFLASYONDA ÖNGÖRÜLEN HEDEFLERE ULAŞILMASI”

Türkiye'nin büyüyen, istihdam yaratan ve ihracatını artıran bir ekonomi olduğunu belirten Aksu, enflasyonla mücadelede öngörülen hedeflere ulaşılmasının ve düşen enflasyonun vatandaşların günlük yaşamına yansımasının önemini vurguladı.

Dezenflasyon stratejisinin para ve maliye politikalarıyla eş güdüm içerisinde yürütüldüğünü ifade eden Aksu, jeopolitik gelişmeler, küresel ticaretteki belirsizlikler, tarımsal üretimdeki arz koşulları ve maliyet artışlarının enflasyonda beklenen hızda düşüş sağlanmasını zorlaştırdığını söyledi.

Buna rağmen sıkı para politikası, güçlü politika eş güdümü ve eşel mobil uygulaması başta olmak üzere enerji fiyatlarındaki şokların tüketici fiyatlarına yansımasını sınırlayan uygulamalarla enflasyon görünümünde kalıcı bir bozulmanın önüne geçildiğini kaydetti.

YAPISAL REFORMLARIN HIZLA HAYATA GEÇİRİLMESİ ÇAĞRISI

Türkiye'nin Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında daha demokratik ve müreffeh bir ülke olmasının ortak hedef olduğunu belirten Aksu, millî birliğin güçlendiği, huzur ve refahın arttığı bir Türkiye'nin birlikte inşa edilmesi gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ve Cumhur İttifakı'yla tesis edilen yönetim ve siyasi istikrarın, terörsüz Türkiye hedefiyle sağlanan huzurun, güçlenen demokrasinin ve öngörülebilirliğin ekonomik istikrarın da teminatı olacağını dile getirdi.

MHP'nin ekonomik ve sosyal düzen anlayışının üretim, istihdam, adil gelir paylaşımı ve gelir dağılımında adalet esaslarına dayandığını belirten Aksu, nimet ve külfetin toplumun bütün kesimleri arasında hakkaniyetli biçimde paylaşılmasını hedeflediklerini söyledi.

Türkiye ekonomisinin kırılganlıklarını giderecek yapısal reformların hızla gerçekleştirilmesini istediklerini ifade eden Aksu, sorunların çoğunlukla yüzeysel değil, yapısal olduğunu; çözümlerin ise köklü ve kalıcı tedbirlerin bütüncül politikalarla eş güdüm içinde uygulanmasına bağlı bulunduğunu kaydetti.

BELEDİYELERDE YOLSUZLUKLA MÜCADELE VE HUKUK DEVLETİ VURGUSU

Aksu, önümüzdeki dönemde sermaye piyasalarının yanı sıra belediyelerde yaşanan yolsuzluk ve ahlaksızlıkları önleyecek yapısal tedbirlerin alınması gerektiğini belirtti.

Sağlanan huzur ve güven ortamının yolsuzluk gibi ahlaki değerleri zedeleyen olumsuzluklar üzerinden manipüle edilmemesi ve toplumsal bir kırılmaya yol açılmaması gerektiğini ifade eden Aksu, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu ve kurallar ile kurumların devrede bulunduğunu söyledi.

Hukuka tabi olmak yerine toplumu tahrik edici ve kışkırtıcı söylemlerle sokak eylemlerine çağrı yapılmasının ülkenin ve milletin yararına olmayacağını belirten Aksu, bu tür yaklaşımların toplumsal kutuplaşmaya yol açabileceğini dile getirdi.

Türkiye'nin sosyoekonomik sorunlarının çözümsüzlüğe mahkûm olduğu düşüncesinin, ülkenin devlet tecrübesi, siyasi iradesi, kararlılığı ve çözüm üretme kapasitesiyle bağdaşmayacağını ifade etti.

SAYIŞTAY RAPORLARINDA 10 BİN 783 BULGU TESPİT EDİLDİ

Konuşmasında Sayıştay denetim sonuçlarına da yer veren Aksu, 2025 yılında yürütülen düzenlilik ve performans denetimleri kapsamında kamu idarelerinde toplam 10 bin 783 bulgu tespit edildiğini belirtti.

Aksu'nun paylaştığı verilere göre bulguların 2 bin 953'ü mali rapor ve tabloları etkileyen hususlardan, 7 bin 604'ü mevzuata uygunluğa ilişkin konulardan, 226'sı ise kamu idarelerinin mali yönetim ve iç kontrol sistemine ilişkin hatalardan oluştu.

En fazla bulgunun, önceki denetim yılında olduğu gibi, 9 bin 681 bulguyla mahallî idarelere ilişkin olduğunu aktaran Aksu, toplam bulgu sayısında artış yaşanmasına rağmen genel bütçeli idarelere yönelik bulgularda bir önceki yıla kıyasla yüzde 34 azalış gerçekleştiğini ifade etti.

Özellikle muhasebe hatalarının tekrarlanmaması için Sayıştay ile kamu kurumları arasında etkin diyalog, iletişim ve bilgilendirme mekanizması oluşturulmasının yararlı olacağını belirten Aksu, Sayıştayın kamu menfaatlerini koruma ve idareyi denetim yoluyla geliştirme işlevinin önemine dikkat çekti.

Aksu, Sayıştayın denetim etkinliğini artıracak ve çalışmalarını kolaylaştıracak düzenleme ihtiyaçlarının da giderilmesi gerektiğini kaydetti.

CUMHURİYET BAYRAMI MESAJIYLA KONUŞMASINI TAMAMLADI

MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Faruk Aksu, konuşmasının sonunda 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerinin ülkeye, millete ve kurumlara hayırlı olmasını temenni etti.

Cumhuriyet Bayramı'nı şimdiden kutlayan Aksu, Cumhuriyet'in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, kahraman ecdadı ve aziz şehitleri rahmet ve saygıyla andı.