Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, Türk Kadın Hareketi Derneği tarafından düzenlenen “Türk ve Türkiye Yüzyılında Kadınların Sesi, Geleceğin Yolu” panelinde yaptığı konuşmada, Türk kadınının tarihsel misyonu, toplumsal rolü ve gelecekteki konumuna ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
MHP'li Yurdakul, programa katılan milletvekilleri, teşkilat mensupları, sivil toplum temsilcileri, akademisyenler ve davetlileri selamlayarak sözlerine başladı. Yurdakul, Türk Kadın Hareketi Derneği’nin kuruluş yıl dönümünde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirirken, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin selam, sevgi ve başarı dileklerini de katılımcılara iletti.
“KADIN, TOPLUMUN TEMEL DİREĞİDİR”
MHP'li Yurdakul, konuşmasında Türk kadınının toplumdaki yerini “toplumun asli taşıyıcısı ve aile kurumunun temel direği” olarak tanımladı. Kadının, Türk Yüzyılı vizyonunun en güçlü teminatı olduğunu ifade eden Yurdakul, milliyetçi-ülkücü anlayışın geçmişe bağlı fakat geleceğe dönük dinamik bir yapı taşıdığını vurguladı.
Türk milletinin tarihsel yolculuğunda kadının yalnızca bir figür değil; devlet kuran, yöneten, savaşan ve bilimde öncü rol üstlenen bir özne olduğunu belirten MHP'li Yurdakul, kadınların Türk ailesinin mimarı ve hedeflerin merkezinde yer alan en önemli unsur olduğunu dile getirdi.
“TÜRK TARİHİ AYNI ZAMANDA KADININ TARİHİDİR”
Konuşmasında tarihsel örneklere geniş yer veren Yurdakul, Türk kadınının milattan önceki dönemlerden itibaren devlet yönetiminde aktif rol üstlendiğini ifade etti. Kadınların “alp” karakteriyle erkeklerle omuz omuza mücadele ettiğini belirten Yurdakul, bu nedenle Türk kadınının “alp kadın” olarak nitelendirilmesinin doğru olduğunu söyledi.
Karakalpakların “Kırk Kız” destanındaki Gülayım örneğini hatırlatan MHP'li Yurdakul, Türk kadınının yalnızca savaşçı değil aynı zamanda sosyal adaletin temsilcisi olduğunu vurguladı.
"Türk tarihi aynı zamanda kadının tarihidir. Bizler kadınlarla göçen, kadınlarla büyüyen, kadınlarla savaşan ve kadınlarla yöneten bir milletiz. Türk kadınının destanı, insanlığın hafızasından silinmeyecek kadar köklü ve görkemlidir.
Henüz tarihin şafak vakti sayılan M.Ö. 2000’lerden bu yana Türk kadını, siyasetin ve devlet yönetiminin tam merkezindedir. Türk Kadını, güneşin bayrak, göğün çadır olduğu kutlu mefkuremizde, erkeğiyle omuz omuza çarpışan bir "Alp’tir. Bu sebeple Türk kadınlarını yiğitlikleri ve kahramanlıkları nedeniyle Alp Kadın olarak adlandırmak doğru olacaktır.
İşte bu köklü mirasın bir tecellisi olarak, Karakalpakların "Kırk Kız" destanındaki Gülayım, on dört yaşında bir peri kızı kadar zarif olmasına rağmen, vatanı yağmalandığında zırhını kuşanmış, kırk arkadaşıyla birlikte düşmana Türkistan’ı dar etmiştir. Bir açıdan Türk kadını, sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda açı doyuran, yoksulu giydiren, yurdunda "yetimi ve kimsesiz kadınları abad eden" adil bir hükümdardır. Türk kadınının bu iradesi, bugün bizlerin siyasi mücadelesindeki en büyük ilham kaynaklarından biridir.
Türk kadını, sadece destanlarda değil, tarihin en zifiri karanlıklarında da bir umut ışığı gibi doğmuştur. 1919-1923 yılları arasında verilen kutlu İstiklal Savaşımız, Türk kadınının statüsünün kanla ve terle yükseldiği bir dönemdir. Erkekler cephedeyken, görevi devralan, kağnısıyla mermi taşıyan, eline silah alıp bizzat savaşa katılan mübarek Türk kadınları, tarihe altın harflerle geçmişlerdir.
İstanbul’un işgalinde Halide Edip, Şükûfe Nihâl ve Münevver Saime gibi kadınlarımız, miting meydanlarında Türk milletinin gür sesi olmuş; Anadolu’ya geçerek cephenin en ön saflarında yer almışlardır. Batı Cephesi’nde bir onbaşı olan Halide Edip, istihbarat işlerinde destan yazan Münevver Saime, Pozantı’da Kılavuz Hatice, 9. tümen’de müfreze komutanı olan Tayyar Rahmiye ve Adana’dan Afyon’a kadar her karış toprağı savunan Kara Fatma… Bu isimler, sadece birer kahraman değil; Türk kadınının bağımsızlık aşkının sönmeyen meşaleleri olmuşlardır.
Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte Türk kadını, hak ettiği hukuki ve siyasi statüye kavuşma yolunda dev adımlar atılmıştır. Bu dönemde kadınlarımıza tanınan seçme ve seçilme hakkı, o dönem Avrupa’nın pek çok ülkesinde hayal bile edilemezdi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri, bizim bugün de savunduğumuz geleneksel ve milliyetçi bakış açısının temelidir: "Büyük Türk kadınını mesaimizde müşterek kılmak, hayatımızı onunla yürütmek, Türk kadınını ilmi, içtimai hayatta erkeğe ortak, yardımcı yapmak lazımdır."
Ancak biz biliyoruz ki, sadece yasalar yetmez; asıl olan, o ruhu ve o iradeyi bugün de yaşatmaktır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizler, kadını aile merkezli ve geleneklerimiz odaklı bir anlayışla baş tacı ederken, kadının toplumsal yaşamın her alanında, diplomaside, akademide, ticarette ve siyasette en üst seviyelerde temsil edilmesini bir ülkümüz olarak görüyoruz. Bugün üniversitelerimizdeki akademisyenlerimizin %46,8’inin kadın olması bizler için bir gurur vesilesidir. Lakin bu yetmez; Türk kadını karar mekanizmalarında ve her alanda nüfusundaki ağırlığına ve tarihindeki büyüklüğüne yakışır şekilde daha fazla görünür olmalı ve sözü her yerde duyulmalıdır.
Türk kadınının karakterini en saf haliyle görmek isteyenler, Anadolu’nun tozlu yollarındaki Yörük çadırlarına bakmalıdır. Kadın demek, hayatın her türlü zorluğuna erkeğiyle birlikte göğüs germek demektir. O, "evin direğidir"; o sökmeden çadır kurulmaz, o söylemeden göç başlamaz. Bizim anlayışımızda kadının statüsü, bir bilgelik, liderlik ve yönetim statüsüdür."
MİLLİ MÜCADELE VURGUSU
Yurdakul, Türk kadınının Kurtuluş Savaşı yıllarında gösterdiği fedakarlıklara da dikkat çekti. Kadınların cephe gerisinde ve cephede aktif rol üstlendiğini belirten Yurdakul; Halide Edip, Şükûfe Nihal, Münevver Saime, Kara Fatma, Tayyar Rahmiye ve Kılavuz Hatice gibi isimlerin bağımsızlık mücadelesinde önemli yer tuttuğunu ifade etti.
CUMHURİYET DÖNEMİ KAZANIMLARI
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte kadınlara tanınan hakların önemine değinen MHP'li Yurdakul, seçme ve seçilme hakkının birçok ülkeye kıyasla erken verilmiş olmasının dikkat çekici olduğunu söyledi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınların toplumsal hayattaki yerine ilişkin sözlerinin bugün de yol gösterici olduğunu belirtti.
“KADIN HER ALANDA DAHA GÖRÜNÜR OLMALI”
Kadınların akademi, siyaset, ticaret ve diplomasi gibi alanlarda daha fazla yer alması gerektiğini ifade eden MHP'li Yurdakul, üniversitelerde kadın akademisyen oranının yüzde 46,8 olmasını önemli bir gelişme olarak değerlendirdi ancak bunun yeterli olmadığını vurguladı.
KAÇEP VE TEŞKİLAT ÇALIŞMALARI
MHP’nin kadın, aile, çocuk ve engelli politikalarına yönelik çalışmaları hakkında bilgi veren Yurdakul, KAÇEP teşkilatlarının Türkiye genelinde faaliyet gösterdiğini ve bu yapının önemli bir hizmet ağı oluşturduğunu belirtti. kadınlara yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.
AİLE VURGUSU VE DİJİTAL TEHDİTLER
Konuşmasında aile kurumunun korunmasına özel önem veren MHP'li Yurdakul, “Aile son sığınağımızdır” anlayışıyla hareket ettiklerini belirtti. Bu kapsamda Aile Kurumu Çalıştayı’nın gerçekleştirildiğini ve dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında “Dijital Esarete Hayır, Çocuklarımızı Ekrana Teslim Etmeyeceğiz” programlarının yürütüldüğünü ifade etti.
"Liderimiz ve Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin tensip ve takdirleri ile göreve geldiğimiz dönemde Aile Kurumu açık bir tehdit ile karşı karşıyaydı. Liderimizin “Aile son sığınağımızdır” ifadelerinden aldığımız feyz ile Aile Kurumu Çalıştayını tamamlayarak büyük Türk milletine hizmet etme gayesiyle kamuoyuna sunduk. Yine Dijital bağımlılık gibi aile kurumunu tehdit eden riskleri değerlendirerek Genel Başkanımızın Aile’yi ve Çocukları öncüleyen kararlılığından aldığımız ilhamla “Dijital Esarete Hayır, Çocuklarımızı Ekrana Teslim Etmeyeceğiz” programlarını yürütüyoruz. Bugün Kadını, çocuklarımızı ve Aile’yi korumak üzere attığımız her adımın sesi yankılanarak büyüyor. Bu günleri çok önceden gören ve uzak görüşlülüğü ile bizlere yol gösteren, dahası sunduğu imkanlarla projelerimizi hayata geçirmemizi sağlayan, her adımda kadınlara karşı pozitif bir ayrımcılık uygulayarak Aile Kurumunu koruyan ve destekleyen Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’ye, birimimize sağladığı imkanlar nedeniyle şükranlarımızı sunuyoruz."
“KADINLAR GELECEĞİN ANAHTARIDIR”
MHP'li Yurdakul, Türk kadınının hem aile içinde hem de toplumsal yaşamda üstlendiği rolün hayati önem taşıdığını vurgulayarak, kadınların güçlü olduğu bir yapının Türkiye’nin geleceğini şekillendireceğini söyledi.
“SÜPER GÜÇ TÜRKİYE VİZYONU”
Konuşmasının sonunda Türkiye’nin geleceğine ilişkin vizyonunu da paylaşan Yurdakul, dünya siyasetinde etkili bir “Süper Güç Türkiye” hedefinin bulunduğunu ve bu hedefin kadınların katkısıyla hayata geçirileceğini ifade etti.
"Gelecek vizyonumuzda dünya siyasetine nizam veren bir “Süper Güç Türkiye” ideali bulunmaktadır ve bu vizyon siz kadınlarımızın omuzlarında yükselecektir.
Bu duygu ve düşüncelerle; Türk Kadın Hareketi Derneği’nin 18’inci kuruluş yıldönümünü tekrar kutluyor, derneği bugünlere getiren her bir dernek mensubuna ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Panelimizin sonuçlarının ülkemizin kutlu yürüyüşüne hayırlı katkılar sunmasını temenni ediyorum.
Sizler var oldukça Türk devleti payidar kalacak, Türk milleti ebediyen hür yaşayacaktır."
MHP'li Yurdakul, Türk Kadın Hareketi Derneği’nin 18. kuruluş yıl dönümünü kutlayarak, panelin ülkeye katkı sağlaması temennisinde bulundu. Konuşmasını “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözleriyle tamamladı.




