MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, Bursa İl Başkanlığı Bayramlaşma Programı'na katıldı.

"Kurban ibadeti, manevi sorumluluğumuzun bir icabı olduğu kadar; milli birliğimizi güçlendiren ve bizleri aynı gönül paydasında buluşturan en mukaddes değerlerimizden biridir. Paylaşmanın huzuruyla kırgınlıkların yerini kucaklaşmaya bıraktığı, bin yıllık kardeşlik bağlarımızın perçinlendiği bu güzel bayram gününde sizlerle birlikte olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ediyor; her birinize Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin selamlarını ve bayram tebriklerini iletiyorum. Bu mukaddes vakitlerin; toplumsal mutabakatımızın güçlenmesine ve Türk milletinin parlak yarınlarının inşasına vesile olmasını temenni ediyor, Kurban Bayramı'nızı en kalbi duygularımla kutluyorum." ifadesini kullanan Büyükataman'ın satırbaşları şöyle oldu:

Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset anlayışı Türk tarihinin şan ve şerefle dolu sayfaları arasından damıtılan milli şuurun günümüze en net yansımasıdır. Milliyetçi-Ülkücü Hareketin kökleri, Türk’ün binlerce yıllık ülküsündedir. Partimiz, yalnızca bir siyasi parti olmanın çok ötesinde, Türklük davasının merkez üssüdür. Milliyetçi Hareket Partisi, 19 Mayıs 1919’da yanan bağımsızlık meşalesinin taşıyıcısı, 3 Mayıs 1944’te dirilen milli ruhun temsilcisidir. Milliyetçi Ülkücü Hareket, Türk milletinin ve Türk vatanının karşılaştığı her türlü tehlike karşısında göğsünü siper eden serdengeçtilerin ocağıdır. Bizim siyasetimiz; gerektiğinde tarihe yön veren, fedakârlık ve sorumluluktan hiçbir zaman kaçınmayan bir iradedir.

İşte bizler taşıdığımız bu misyonun gereği olarak daima elini taşın altına koyan, millet menfaatine yapılması gereken hamleleri tek başımıza kalsak dahi yapmaktan kaçınmayan bir inanmışlık ile çalışıyoruz.

Aziz milletimizden hiçbir zaman kopmadan, ülkemizin ve milletimizin gerçeklerinin farkında olan bir anlayışla siyaset yapıyoruz.

Her sıkıntısında milletimizin yanında olmayı, her tehdit karşısında devletimizin bekasını savunmayı milli bir vazife olarak görüyoruz.

Bu yüzden sorumluluğumuz büyük, yolumuz çetindir. Milliyetçi Hareket Partisi bu kutlu yoldan bir an dahi sapmamıştır. Milliyetçi-Ülkücü hareket, çizgisinden ve milli hedeflerden hiçbir zaman taviz vermemiştir. Partimiz “Önce Ülkem Ve Milletim” duruşunu son nefere kadar sürdürmeye kararlıdır. Milliyetçi Hareket Partisi; dün olduğu gibi bugün de Türkiye’nin sigortası olmaya devam edecektir. Çünkü Milliyetçi Hareket Partisi; “Biz Bu Ülkeyi Karşılıksız Sevdik” diyebilenlerin partisidir. Milliyetçi Hareket Partisi, siyaset sahnesinde her zaman Türkiye’nin menfaatine olan adımlar atmış ve krizleri çözen hamleleriyle daima haklı çıkmıştır. Yakın siyasi tarihimizde; 367 krizi, başörtüsü sorunu, Gezi Parkı olayları, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsü gibi birçok meselede Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin duruşu ülkemizin istikrarını ve bekasını korumuştur.

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli son olarak 1 Ekim 2024 tarihinde, Türkiye’nin terör belasından kurtulması için tarihin seyrini değiştiren bir adım atmış ve emperyalist hesapları bozmuştur. Terörsüz Türkiye adımı bir devlet politikası olarak bu yüzyıla damga vurmuştur. Dünyanın ve bölgemizin derin krizlerden geçtiği böyle bir dönemde Terörsüz Türkiye stratejisi Siyonizmin kanlı planlarını bozmuştur. Bugün coğrafyamız savaş ve kriz içerisinde savrulurken şükürler olsun ki; ülkemize tek bir kıvılcım dahi sıçramamıştır. Terörsüz Türkiye; sınır ötesinde kabaran kriz dalgalarına, bölgemizi saran istikrarsızlık kuşağına, küresel güç mücadelelerine karşı hazır bulunduğumuzun ilanı olmuştur.

İşte bu yüzden, Terörsüz Türkiye hedefi ve iç siyasetimiz, küçük hesaplara, kısır çekişmelere, menfaat kavgalarına sıkıştırılmamalıdır. Tüm siyasi partiler “Her Şeyden Önce Türkiye” diyebilmeli, önce ülke ve millet menfaatlerini düşünerek adım atmalıdır. Milletimizin güvenliği, devletimizin bekası ve bölgemizin istikrarı gündelik polemiklerin oyuncağı haline getirilemeyecek kadar ciddi bir meseledir. Ancak ne yazık ki muhalefet partilerinin geldiği nokta bu ciddiyeti kavrayabilecek kapasitede değildir. Bu kutlu hedefi karalamaya çalışan ve Türk milliyetçiliğinin arkasına saklanıp Türklüğün bekasına muhalefet eden sözde milliyetçiler, esasında Türkiye’nin geleceğine saldırmaktadırlar. Türkiye muhaliflerinin İP’inde cambazlık yapanların Terörsüz Türkiye’yi karalama çabaları Türkiye’nin birliğini ve gücünü hedef almaktadır.

Terörsüz Türkiye üzerinden partimize saldıran bu sözde milliyetçiler yabancı başkentlerin aparatı olmuşlardır. Şunu herkes aklına iyi soksun; Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi’nin adını terörle yan yana getiremez. Bizim derdimiz; birliğimizi güçlendirmek ve ülkemizin müreffeh yarınlarını sağlamaktır. Bizim derdimiz; “Kardeşlik Kalbimizde, Gelecek Aklımızda” cesaret ve inanmışlıkla, istiklal ve istikbalimizi korumaktır.

Terörsüz Türkiye teslimiyet değildir. Terörsüz Türkiye taviz değildir. Terörsüz Türkiye, terörle pazarlık değildir. Terörsüz Türkiye; doğru zamanda atılan doğru bir adım, tarihi önemde bir dönüm noktasıdır. Terörsüz Türkiye; etnik ve mezhep kökenli fitnenin, emperyalizmin vekalet unsurlarının karşısında milli birliğimizin ve bin yıllık kardeşliğimizin sapasağlam duruşudur. Terörsüz Türkiye, güvenlik mecburiyetiyle tüketilen kaynaklarımızı kalkınma seferberliğine dönüştürme fırsatıdır.

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi; “Terörsüz Türkiye” milletimizin özlemle beklediği bir gelişme, daha müreffeh ve huzurlu bir geleceğin müjdesi, kalıcı barışın, umudun, “Lider Ülke Türkiye’nin habercisidir.” Bugün hem dünyamız hem de bölgemiz son derece kaotik bir dönemden geçmektedir. Küresel sistemde ciddi kırılmalar yaşanmakta, rekabet her geçen gün kızışmakta, jeopolitik sarsıntılar günden güne artmaktadır.

Milletlerin ve devletlerin geleceklerini yeniden tayin etmek zorunda kaldığı böyle bir dönemde Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı tehditleri görmezden gelmemiz mümkün değildir. ABD-İsrail ve İran arasındaki süren gerginlik bölgenin huzurunu dinamitlemekte, İsrail direkt olarak bölgenin istikrarını hedef almaktadır. Özellikle Hürmüz Boğazı’nda son zamanlarda yaşanan gelişmeler krizin boyutlarını daha net göstermiştir.

Küresel enerji sistemi ciddi bir risk altındadır ve bu risk, sınır tanımadan tüm ülkeleri etkileyebilecek bir seviyeye ulaşmıştır. Tüm bu gelişmeler yaşanırken; Türkiye sahip olduğu istikrar, güvenlik ve kurumsal kapasitesiyle bölgesinde parlayan bir yıldız konumundadır. Cumhur İttifakı’nın vizyonuyla Türkiye; farklı kaynakları buluşturan, farklı güzergâhları yöneten, kriz anlarında alternatif üretebilen ve gerektiğinde denge kurabilen bir güç haline gelmiştir. Küresel enerji sisteminin ve ticaret ağlarının büyük bir türbülanstan geçtiği bu kritik dönemde, dünya haritası yeniden şekillenmektedir.

Bugün Ukrayna-Rusya savaşıyla tıkanan Kuzey Koridoru ve Süveyş Kanalı ile Kızıldeniz’de yaşanan güvenlik krizleriyle felç olan Güney Koridoru, küresel ticaretin ve enerji arzının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Batı ile Doğu arasındaki geleneksel hatlar çökerken, dünya ekonomisi derin bir lojistik ve enerji krizinin eşiğindedir.

İşte tam bu noktada; risklerin fırsata dönüştüğü, jeopolitik dehanın ve milli aklın devreye girdiği yer Türkiye’dir. Dünya güvenli hat ararken, devletimizin kararlılıkla yürüttüğü “Orta Koridor” stratejisi, bugün küresel ticaretin ve enerji arz güvenliğinin yegâne kurtuluş reçetesi haline gelmiştir. Çin’den yola çıkıp Orta Asya ve Hazar Denizi’ni aşarak ülkemiz üzerinden Avrupa’ya uzanan bu hat, sadece bir ticaret yolu değil; Türk dünyasını birbirine bağlayan, Türkiye’yi ise küresel ekonominin kalbi yapan stratejik bir şahlanış köprüsüdür. 21. yüzyıl, Yüce Allah’ın izni, milletimizin desteği ve devletimizin kararlılığı ile terör kamburundan kurtulmuş, enerji ve ticaret yollarının hâkimi olmuş büyük Türkiye’nin yüzyılı olacaktır.

Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz, her taşını milli şuurla döşediğimiz parlak yarınlarımızın müjdesidir. Türkiye Cumhuriyeti, bölgesel krizlerden daha da güçlenerek çıkacak, küresel düzende hak ettiği liderlik kürsüsüne mutlaka oturacaktır. Bu inanç ve kararlılıkla, sözlerime son verirken her birinizi bir kez daha hürmet ve muhabbetle selamlıyor, mübarek Kurban Bayramı’nızı en kalbi duygularımla tebrik ediyorum.

Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.

NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!