MHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, Ankara'da gerçekleşen KAÇEP Teşkilatı Buluşması'na katıldı.

Burada bir konuşma yapan MHP'li Yurdakul, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin selamlarını iletti.

Konuşmasında "Bugün burada gördüğüm heyecan, hanımefendilerin gözlerindeki kararlılık ve teşkilatlarımızdaki bu birliktelik benim için son derece kıymetlidir. Özellikle yeni dönemde göreve gelen bütün KAÇEP İl ve İlçe yöneticilerimize ve İlçe KAÇEP Başkanlarımıza hayırlı olsun dileklerimi iletiyorum. Yeni görevlerinizin davamıza, teşkilatlarımıza, Ankara'mıza ve büyük Türk milletine hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum." ifadesini kullanan MHP'li Yurdakul şunları söyledi:

"Bizim kültürümüzde kadın, yalnızca aile içerisinde belirli sorumlulukları üstlenen bir insan değildir. Türk kadını, tarihin her döneminde milletimizin en büyük kuvvet kaynaklarından biri olmuştur. Türk kadını bazen İlbilge Hatun olmuş, devletin idaresinde söz sahibi olmuştur. Bazen Şerife Bacı olmuş, istiklal mücadelesinde vatanına canını vakfetmiştir. Bazen Kara Fatma olmuş, cephede düşmana karşı mücadele etmiştir. Bazen bir öğretmen, bir hekim, bir bilim insanı, bir anne, bir siyasetçi olarak milletimizin yarınlarını inşa etmiştir. Bugün de aynı ruhun temsilcileri bu salondadır. Sizler yalnızca bir siyasi partinin kadın yöneticileri değilsiniz. Sizler Türk aile yapısının, millî değerlerimizin, toplumsal dayanışmamızın ve Türk milletinin geleceğine duyduğumuz sorumluluğun temsilcilerisiniz.

Türk kadını yalnızca tarihe şahit olmamıştır. Türk kadını tarih yazmıştır. Ve bugün de Türkiye'nin geleceğinde söz sahibi olmaya devam etmektedir. Bizim siyaset anlayışımızda kadın; devletin, milletin ve toplumun asli unsurudur. Kadınlarımızın eğitimde, bilimde, ekonomide, sosyal hayatta ve siyasette daha etkin şekilde yer alması, Türkiye'nin insan kaynağının ve devlet kapasitesinin güçlenmesi anlamına gelir. Kadınların bilgi ve tecrübelerinden yeterince yararlanamayan bir toplum, kendi gücünün önemli bir bölümünden de yararlanamıyor demektir. İşte Milliyetçi Hareket Partisi olarak kadın meselesine bu geniş perspektiften bakıyoruz.

Liderimiz ve Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyefendinin kadınlarımıza verdiği kıymeti hepiniz yakından biliyorsunuz. Sayın Genel Başkanımız, kadınların siyasette daha görünür olması, sorumluluk üstlenmesi ve karar alma mekanizmalarında daha güçlü biçimde temsil edilmesi hususunda özel bir hassasiyet göstermektedir. Kadınlarımıza yönelik bu pozitif ayrımcılık anlayışının temelinde, Türk kadınının kabiliyetine, ferasetine, çalışkanlığına ve devlet idaresindeki tarihî birikimine duyulan güven bulunmaktadır.

Burada özellikle ifade etmek isterim: KAÇEP teşkilatlarımızda görev yapan kadınlarımızın siyasette ve kamu hayatında karşılaştıkları imkân ve engelleri yakından biliyoruz. Kadınlarımızın yeteneklerinin görünür olması, eğitimlerinin desteklenmesi, teşkilat tecrübelerinin değerlendirilmesi ve liyakatlerinin karşılık bulması hepimizin sorumluluğudur. Ben de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kadınlarımızın hak ettikleri sorumluluklara ulaşmaları, siyaset içerisinde emeklerinin görünür olması ve fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi konusunda yanlarında olmaya devam edeceğim. Unutmayınız ki bir göreve talip olmak kadar, o görevin sorumluluğunu taşıyabilecek bilgi, ahlak, liyakat ve çalışkanlığa sahip olmak da önemlidir. Bizim esas almamız gereken ölçü; çabadır, ehliyettir, liyakattir ve millete hizmettir. Ve sizlerin ortaya koyduğu çabalar, yalnızca bugünkü görevlerinizi değil, gelecekte üstlenebileceğiniz sorumlulukları da anlamlı kılacaktır.

Türkiye'de kadınların siyasal katılımı, artık tali bir başlık olarak değerlendirilemez. Kadınların toplumsal tercihleri, ekonomik beklentileri, güvenlik kaygıları, aile ve eğitim konularındaki değerlendirmeleri, seçimlerin ve kamu politikalarının şekillenmesinde çok önemli bir yere sahiptir. Önümüzdeki seçim dönemleri de kadınların demokratik süreçlerdeki ağırlığının ve siyasi temsil ihtiyacının daha fazla tartışılacağı dönemler olacaktır. Bu nedenle siyasette kadın temsilinin güçlendirilmesi; yalnızca aday listelerindeki sayılara değil, nitelikli katılıma, karar alma süreçlerine ve kamu politikalarına yapılan katkıya da dayanmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletimizin iradesinin tecelli ettiği en yüksek demokratik kurumlardan biridir.

Genel Başkanımızın Milliyetçi Hareket Partisinin TBMM'de daha güçlü ve etkili biçimde temsil edilmesine ilişkin ortaya koyduğu vizyon da partimizin siyasi geleceğine dair önemli bir hedefi ifade etmektedir. Bizim açımızdan MHP’nin TBMM'deki temsili; güçlü denetleme, yasama, nitelikli kanun yapımı, toplumsal ihtiyaçların doğru tespiti ve devletimizin geleceğine ilişkin uzun vadeli politikaların geliştirilmesiyle birlikte değerlendirilmelidir. Kadınların yasama süreçlerindeki bilgi, birikim ve tecrübelerinin daha görünür hâle gelmesini de bu anlayışın önemli bir parçası olarak görüyoruz.

Milliyetçi Hareket Partisi, Türk siyasetine yalnızca günlük tartışmalar üzerinden yaklaşan bir siyasi hareket değildir. MHP, Türk milletinin geleceğine ilişkin meselelerde uzun vadeli devlet aklını önceleyen; millî güvenlikten aileye, ekonomiden eğitime, sağlıktan sosyal politikalara kadar geniş bir alanda fikir ve politika geliştiren köklü bir siyasi harekettir. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin siyasi tecrübesi, feraseti ve devlet meselelerine yaklaşımı bizlere önemli sorumluluklar yüklemektedir. Bugün ülkemizin karşı karşıya bulunduğu meselelerin birçoğunun günlük tartışmaların ötesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Çünkü nüfus politikası bir nesil meselesidir. Aile politikası bir millet meselesidir. Eğitim politikası gelecek meselesidir. Güvenlik politikası ise doğrudan devletimizin bekasıyla ilgilidir. Bu çerçevede Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli arasındaki siyasi iş birliğinin ve Cumhur İttifakı bünyesinde ortaya konulan ortak iradenin Türkiye'nin istikrarı ve stratejik hedefleri bakımından önemli olduğunu değerlendiriyoruz. Bu birlikteliğin ülkemizin güvenliğine, huzuruna, ekonomik refahına ve toplumsal birlik ve beraberliğine kalıcı katkılar sağlayacağı açıktır.

Zira milletimiz bizden; İç cephesini tahkim etmiş daha güvenli bir Türkiye. Daha huzurlu bir Türkiye. Çocuklarına daha iyi bir gelecek sunabilen, kadınlarına pozitif ayrımcılık yapan ve emeklerini değerlendiren, gençlerinin umutla yaşadığı, yaşlılarının saygı ve güven içerisinde hayatını sürdürdüğü güçlü bir Türkiye istemektedirler.

Bugün ülkemizin en önemli meselelerinden biri olan Terörsüz Türkiye hedefinden de özellikle söz etmek istiyorum. Terörün toplumumuzda meydana getirdiği acıları hepimiz biliyoruz. Şehit haberleriyle sarsılan ailelerimizi biliyoruz. Evladını toprağa veren analarımızın gözyaşlarını biliyoruz. Eşini kaybeden kadınlarımızın ve babasız büyüyen çocuklarımızın yaşadığı acıları biliyoruz. Terörün bedelini hepimiz, bütün milletimiz ödemiştir. Ancak bu acının ailelerdeki en derin izlerini çoğu zaman analarımız, eşlerimiz ve evlatlarımız taşımıştır. Bu sebeple Terörsüz Türkiye hedefinin insani boyutu son derece büyüktür. Biz, hiçbir annenin evladını terör sebebiyle kaybetmediği bir Türkiye istiyoruz. Kız çocuklarımızın korkuyla değil, umutla büyüdüğü bir Türkiye istiyoruz. Kadınlarımızın ve ailelerimizin geleceğe güvenle baktığı bir Türkiye istiyoruz. Kürdün Türkün, Alevinin Sünninin birlikte huzur ve güven içinde yaşadığı Lider Ülke Türkiye istiyor. Elbette bu hedefin gerçekleştirilmesi; devletimizin egemenliğinin, hukuk düzeninin, güvenlik kurumlarımızın kararlılığının ve Şehitlerimizin aziz hatırasına ve Gazilerimize duyduğumuz saygının korunmasıyla mümkündür.

Terörün sona ermesi, toplumsal huzurun güçlenmesi ve insanlarımızın güven içerisinde yaşaması son derece ulvi bir gayedir. Hiçbir pazarlık yapmadan ve doğrudan silahların bırakılması ve Pkk/Kck terör örgütünün fesih edilmesi şartları ile yola çıkan Terörsüz Türkiye hedefi, Türk milleti için önemli bir yükseliş hamlesidir. Üstelik Türkiye içerisinde tesis edilecek kalıcı huzur ve güven ortamının yalnızca ülkemizle sınırlı kalmaması, yakın coğrafyamızda da barış ve istikrar bakımından olumlu sonuçlar doğuracağı açıktır. Bu bakımdan Terörsüz Türkiye meselesini yalnız bugünün değil, gelecek nesillerimizin, Türk-İslam dünyasının huzuru ve güvenliği açısından da değerlendirmek zorundayız.

Şimdi sizlerden özellikle bir ricam var. Teşkilatlarımızdaki birlik ve beraberliği her şeyin üzerinde tutalım. Bir kardeşimizin yaptığı güzel işi takdir edelim. Yeni göreve gelen arkadaşlarımızı sahiplenelim. Tecrübeli arkadaşlarımızın birikiminden yararlanalım. Genç arkadaşlarımızın heyecanını ve yeni fikirlerini değerlendirelim. Hepimiz aynı siyasi hareketin mensuplarıyız. Hepimiz aynı büyük milletin evlatlarıyız. Ve hepimizin ortak sorumluluğu, bulunduğumuz görevin hakkını vermektir. Burada hepimizin çok iyi bildiği bir gerçeği hatırlatmak isterim: Bir teşkilatı güçlendiren yalnızca sahip olduğu imkânlar değildir. O teşkilatı asıl güçlü kılan, mensupları arasındaki güven, birliktelik,, kardeşlik ve ortak çalışma kültürüdür. Bu nedenle dedikodudan, vesveseden, gereksiz kırgınlıklardan ve birbirimizin enerjisini tüketen tartışmalardan uzak durmalıyız. Bizim birbirimiz hakkında konuşmaya değil, birbirimizle konuşmaya ihtiyacımız var. Bir mesele varsa istişare ederiz. Bir eksiklik varsa birlikte tamamlarız. Bir arkadaşımızın yardıma ihtiyacı varsa yanında oluruz. Birlikte çalıştığımızda yalnızca işlerimizi kolaylaştırmayız; birbirimize olan güvenimizi de büyütürüz. Bizim, “kim ne söylemiş, kim ne düşünmüş, kim ne yapmış?” gibi sorulara harcayacak vaktimiz yoktur. Bizim yapmamız gereken bellidir:

Çalışmak. Üretmek. Vatandaşımızı dinlemek. Dertlere çözüm aramak. Bilgimizi ve tecrübemizi artırmak. Ve her şeyden önemlisi, birbirimize sahip çıkmak. Sizlerin her biri kendi ilçesinde farklı insanlarla karşılaşıyor, farklı ihtiyaçlar ve sorunlarla muhatap oluyorsunuz. Bir ilçemizde yaşlı vatandaşlarımızın yalnızlığı önemli bir mesele olabilir.

Bir başka ilçemizde genç annelerimizin kreş ihtiyacı öne çıkabilir. Başka bir yerde engelli vatandaşlarımızın sosyal hayata katılımı, bir başka yerde kadınlarımızın ekonomik imkânları veya çocuklarımızın dijital bağımlılığı önem kazanabilir. KAÇEP'in kıymeti tam da burada ortaya çıkmaktadır. Sahadaki hayatı görmek, vatandaşlarımızı dinlemek, sorunları doğru anlamak ve çözüm geliştirebilecek kurumlarla iş birliği yapmak. Çünkü sosyal politika, yalnızca masa başında yazılan raporlardan ibaret değildir. Sosyal politika, bir annenin hayatına dokunabilmektir. Bir çocuğun ihtiyacını anlayabilmektir. Bir yaşlımızın yalnızlığını fark edebilmektir. Bir engelli vatandaşımızın karşılaştığı güçlüğü ortadan kaldırmak için gayret gösterebilmektir. İşte KAÇEP'in çalışma anlayışını bu insani ve toplumsal sorumluluk üzerinden değerlendiriyoruz.

Sözlerimin son bölümünde bazı teşekkürlerimi de özellikle ifade etmek istiyorum. Öncelikle MHP Ankara İl KAÇEP Başkanımız Sayın Emel Öztürk Hanımefendiye yeni görev döneminde gönülden başarılar diliyorum. Sayın Başkanımızın ve kıymetli yönetiminin Ankara'mızın bütün ilçeleriyle güçlü bir iletişim ve istişare içerisinde olmasının, hem teşkilatlarımızın çalışma düzeni hem de kadınlarımızın sosyal ve siyasal hayattaki görünürlüğü açısından çok önemli olduğuna inanıyorum. Kendisine ve bütün çalışma arkadaşlarına kolaylıklar, başarılar ve hayırlı hizmetler diliyorum. Yeni göreve başlayan bütün İlçe KAÇEP Başkanlarımıza ve yöneticilerimize de aynı şekilde başarı dileklerimi iletiyorum. Bugünkü kahvaltı programımızın ev sahibi olan Gölbaşı İlçe KAÇEP Başkanımızı ve kıymetli yönetimini de ayrıca tebrik ediyorum. Bu güzel organizasyonun arkasında fedakârlık ve samimiyet bulunduğunu biliyoruz. Bir sofranın hazırlanması bile emek ister. Ancak gönüllerin buluştuğu böyle bir sofranın kurulması çok daha büyük bir gayretin eseridir. Rabbim hepinizden razı olsun.

Kıymetli KAÇEP Başkanlarım, Muhterem Hanımefendiler, Bu vesileyle önümüzdeki günlerde gerçekleştireceğimiz iki önemli programımızı da sizlerle paylaşmak istiyorum. Liderimiz ve Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyefendinin talimatları ve himayelerinde, 24 Ekim 2026 Cumartesi günü Genel Merkezimizde “Türk ve Türkiye Yüzyılında Demografik Dönüşüm ve Yaşlanan Nüfus Politikaları Çalıştayımızı” gerçekleştireceğiz. Yaklaşık dört aydır 80 bilim insanımız, akademisyenimiz ve uzmanımızla, sekiz ayrı çalışma masasında yürüttüğümüz kapsamlı bilimsel çalışmaların sonuçlarını kamuoyuyla paylaşacağız. Yaşlılarımızın sağlığından sosyal güvencesine, ekonomik hayatından kültürel ve manevi değerlerimize kadar geniş bir perspektifle ele aldığımız bu çalıştay, Türk siyasetinde yaşlılık politikalarına ilişkin önemli bir bilimsel ve siyasi çalışma olacaktır.

Bizim medeniyetimizde yaşlılarımız, milletimizin yaşayan hafızası ve geçmişimizle geleceğimiz arasındaki en kıymetli köprüdür. İşte bu anlayışla hazırladığımız programımıza Ankara İl KAÇEP teşkilatımızın, bütün İlçe KAÇEP Başkanlarımızın ve kıymetli yöneticilerimizin güçlü ve yüksek katılımlarını özellikle bekliyorum. Sizlerin bu önemli bilimsel çalışmaya göstereceğiniz ilgi, yaşlılarımıza verdiğimiz kıymetin ve teşkilatlarımızın toplumsal meseleler karşısındaki sorumluluk bilincinin de anlamlı bir göstergesi olacaktır.

Bir diğer önemli programımızı ise 3 Aralık Dünya Engelliler Günü münasebetiyle gerçekleştireceğimiz etkinlik. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyefendinin engelli vatandaşlarımıza gösterdiği özel hassasiyeti ve şefkati hepiniz biliyorsunuz. Bizler de bu anlayışla engelli kardeşlerimizle ve kıymetli aileleriyle bir araya geleceğimiz bu anlamlı programı sizlerle birlikte hazırlayacağız ve Liderimize sunacağız. Çünkü bizim siyaset anlayışımızda hiçbir vatandaşımız yalnız değildir. Sizlerin gayretiyle bu iki programımızın da teşkilat birlikteliğimizin, toplumsal dayanışmamızın ve milletimize hizmet irademizin güçlü birer tezahürü olacağına yürekten inanıyorum. Sözlerime son verirken tekrar ifade etmek istiyorum: Birlikte olun, beraber olun ve kardeşliğinizi her şeyin üzerinde tutun. Rabbim bu güzel birlikteliğimizi daim eylesin. Hepinizi sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum."