Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Sadır Durmaz, "Terörsüz Türkiye" hedefinin temelinde terörün bütün unsurlarıyla tasfiye edilmesinin bulunduğunu belirterek, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısının, milli kimliğinin ve temel değerlerinin tartışma konusu yapılmadığını söyledi.

MHP'nin 15. Olağan Kongre süreci kapsamında gerçekleştirilen Yozgat İl Kongresi'nde konuşan Durmaz, Yozgat'ın Milliyetçi-Ülkücü Hareket açısından özel bir yere sahip olduğunu ifade etti.

Yozgat'ın devletine sadakati ve milletine bağlılığıyla öne çıktığını belirten Durmaz, kentin MHP'nin kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş'in 1991 Genel Seçimleri'nde milletvekili seçildiği ve son milletvekilliği görevini yaptığı şehir olduğunu hatırlattı.

Durmaz, MHP'nin siyasi yürüyüşünün 1969'da Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisinin adının Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirilmesiyle başladığını ve hareketin 57 yılı geride bıraktığını söyledi.

MHP'li Sadir Durmaz'ın konuşmasının tamamı şöyle:

Çok Muhterem Dava Arkadaşlarım, Değerli Delegelerimiz, Siyasi Partilerimizin İl ve İlçe Başkanları, Çok Kıymetli Hemşerilerim, Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler; Milliyetçi Hareket Partimizin 15. Olağan Kongre süreci kapsamında gerçekleştirdiğimiz Yozgat İl Kongremiz vesilesiyle sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyor, her birinizi sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum. Sözlerimin başında; Türk Dünyasının Bilge Lideri, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyefendinin siz kıymetli hemşerilerime ayrı ayrı selamlarını ve muhabbetlerini iletiyorum.

“Yozgat bizim için yürekte taşınan bir şehir”

Bugün gerçekleştireceğimiz Yozgat il kongremiz, hiç şüphesiz benim için derin ve özel anlamlar taşıyan bir buluşmadır. Çünkü çocukluğumun, ilk gençlik yıllarımın, hatıralarımın şehri Yozgat’ta olmak; ekmeğini yediğim, suyunu içtiğim, sokaklarında yürüdüğüm; insanının mertliğini, vefasını ve samimiyetini yaşayarak öğrendiğim memleketimde siz değerli hemşerilerimle buluşmak benim için her şeyden kıymetlidir. Toprağında tarihin, türkülerinde hasretin, insanında mertliğin yaşadığı bu müstesna memleket; devletine sadakati ve milletine bağlılığı şeref sayanların yurdudur. Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da vatanın imdadına koşan; Cumhuriyetimizin kuruluş mücadelesinde üzerine düşeni yapan; gerektiğinde evladını, gerektiğinde malını, gerektiğinde canını bu aziz vatana feda etmekten çekinmeyen insanların yurdudur Yozgat. Onun için Yozgat’ı anlatırken, Yozgat’tan bahsederken yalnızca bir şehirden söz etmiyoruz.

“Bazı şehirler nüfus kütüğünde, bazıları insanın yüreğinde”

Alın terini bereket sayan çiftçinin, Evladından duasını esirgemeyen ananın, Ocağını tüttürmek için ömür tüketen babanın, Gurbet elde yaşasa bile gönlünün bir köşesini memleketine ayıran Yozgatlının karakterinden söz ediyoruz. Yozgatlı nereye giderse gitsin Yozgat’ı da beraberinde götürür. Çünkü bazı şehirler nüfus kütüğünde yazılıdır, bazı şehirler ise insanın yüreğinde. Yozgat, bizim için yürekte taşınan bir şehirdir. Hayat bizleri farklı şehirlerde, farklı görevlerde ve farklı sorumluluklarda bulunmaya mecbur edebilir. Ancak insanın doğup büyüdüğü topraklarla kurduğu gönül bağı hiçbir zaman zayıflamaz. Bu sebeple Yozgat’a her gelişimiz bizim için bir sılaya dönüş, her Yozgatlıyla kucaklaşmamız da bir aile buluşmasıdır. Böyle bir şehrin evladı olmak, benim için her zaman büyük bir iftihar vesilesi olmuştur. Hepiniz tekrar hoş geldiniz safalar getirdiniz!

“Yozgat, Milliyetçi-Ülkücü Hareketin tarihindeki şeref vesikasıdır”

Yozgat ile Milliyetçi-Ülkücü Hareket arasındaki bağ da sıradan bir siyasi ilişkinin çok ötesindedir. Burası üç hilale gönül vermiş, Milliyetçi Hareket Partisine en zor zamanlarında omuz vermiş, Başbuğumuz Alparslan Türkeş’e ve Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’ye sadakatini her dönemde göstermiş Ülkücü hareketin sembol şehridir. Dahası Yozgat, Milliyetçi-Ülkücü Hareketin tarihinde çok özel bir şerefe sahiptir. Partimizin kurucu Genel Başkanı, Başbuğumuz Alparslan Türkeş, 1991 Genel Seçimlerinde Yozgat Milletvekili seçilmiş ve Gazi Meclisimizde son milletvekilliği görevini Yozgat Milletvekili olarak yapmıştır. Bu, bizim için tarihî bir şeref vesikasıdır.

"Ülkücü hareketin meşalesi nice fırtınaya rağmen sönmedi”

Milliyetçi Hareket Partisi'nin hikâyesi herhangi bir siyasi partinin sıradan bir hikâyesi değildir. Bu hareket, milletimizin binlerce yıllık devlet aklının, tarih şuurunun ve istiklal karakterinin siyaset sahnesindeki adıdır. Bizim davamızın kökleri sandıktan daha derinde, hedefleri bir seçim döneminden çok daha ileridedir. 1969 yılında Adana’da gerçekleştirilen tarihî kongrede Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisinin adının Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirilmesiyle üç hilalin altında başlayan kutlu siyasi yürüyüşümüz, bugün 57 yılı geride bırakmıştır. Bugün Anadolu'nun en ücra köşesinde dahi "Ülkücü" denildiğinde akla önce vatan sevgisi, fedakârlık, dürüstlük ve devletine sadakat geliyorsa, bunun temelinde hiç şüphesiz cennetmekân Başbuğumuzun ortaya koyduğu fikir sistemi ve Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin siyaset anlayışı vardır. 1969’da Başbuğumuz ve dava arkadaşlarının yaktığı meşale; nice fırtınaya, nice ihanete, nice baskıya rağmen sönmemiş; bugün de Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin elinde aynı kararlılıkla taşınmaktadır.

“Üç hilal bizim için yalnızca bir siyasi amblem değildir”

Bugün üç hilalin altında rahatça buluşabiliyorsak, biliniz ki bunun arkasında ödenmiş büyük bedeller vardır. Bu davanın harcında şehitlerimizin kanı, analarımızın gözyaşı, babalarımızın duası vardır. Bu davanın tarihinde gençliğinin baharında toprağa düşen ülküdaşlarımız vardır. Zindanları Taş Medreseye çeviren ağabeylerimiz vardır. Tabutuna sarılı üç hilali dünyadaki bütün makamlardan üstün tutan kahramanlarımız vardır. Bir kuru ekmeğini bölüşüp davasından vazgeçmeyenler, sürgün edilenler, horlananlar, işinden ve aşından olanlar ama “Vatan sağ olsun” demekten bir an olsun vazgeçmeyenler vardır. Onun için üç hilal bizim için yalnızca bir siyasi amblem değildir! Üç hilal; şehitlerimizin emanetidir! Üç hilal; ecdadımızın hatırasıdır! Üç hilal; hakikatin pusulasıdır! Üç hilal; şerefimizdir haysiyetimizdir!

Ve bizler o emaneti yere düşürmemeye, o hatırayı unutturmamaya, o kutlu sancağı Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin arkasında daha da yükseğe taşımaya ant içmiş ülkücüleriz! Dün buradaydık! Bugün buradayız! Allah'ın izniyle yarın da burada olacağız! Muhterem Dava Arkadaşlarım; Değerli Hemşerilerim; Milliyetçi Hareket Partisi, kurulduğu günden bu yana “Aynı Ülkü, Değişmez İrade, Sarsılmaz İnançla” yol yürümüş; devletini ve milletini önceleyen siyaset anlayışıyla siyasi kriz anlarında çözümün adresi olmuştur. Bu anlayışın tezahürü olarak Türk Dünyasının Bilge Lideri, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli de, devletin bekasını ilgilendiren her konuda, sorunların derinleştiği her dönemde devlet ile millet arasındaki bağın zedelenmemesi için sağduyunun sesi olmuştur. Bizim siyaset anlayışımızın özeti, Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi'nin veciz ifadesinde saklıdır: “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben.” İşte bu anlayış sayesinde Milliyetçi Hareket Partisi; günü kurtaran değil, geleceği kurtaran kararların yanında olmuştur. Gelecek seçimleri değil, gelecek nesilleri düşünmüştür. Bu anlayışla Partimizin varlık sebebi her daim milli bekanın muhafazası olmuştur.

“Bizim için mesele Türkiye’dir, gerisi teferruattır”

Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin siyaset anlayışını kavramak için günlük siyasi tartışmaların ötesine bakmak gerekir. Başkaları anketlere bakarken Liderimiz, tarihin akışına bakmaktadır. Başkaları “Bize kaç oy getirir?” diye sorarken Liderimiz, “Türkiye’ye ne kazandırır?” diye sormaktadır. İşte Milliyetçi Hareket Partisini diğerlerinden ayıran temel fark budur. Biz siyaseti ikbal kapısı olarak değil, millete hizmet vasıtası olarak görüyoruz. Bizim için mesele milletvekilliği sayısı, belediye sayısı ya da oy oranı değildir. Bizim için mesele Türkiye’dir ve gerisi de teferruattır! Devletimizin bekası konu olduğunda Milliyetçi Hareket Partisi elini değil, gerektiğinde bütün gövdesini taşın altına koyar. Geçmişte bunun sayısız örneğini verdik. Bugün de veriyoruz. İşte Terörsüz Türkiye hedefi bunun en yakın ve en tarihî örneğidir.

“Üniter yapı ve milli kimlik tartışma konusu yapılamaz”

Türkiye 50 yıla yakın devam eden bölücü terör belasından çok çekmiştir. Binlerce evladımızı şehit verdik; Ülkemizin enerjisi, kaynakları ve yılları terörle mücadelede heba edildi. Türk ile Kürt’ü birbirine düşman etmek isteyenler oldu. Türkiye’yi içeriden meşgul ederek dışarıdan kuşatmak isteyenler oldu. Terör örgütleri üzerinden ülkemize istikamet çizmeye çalışanlar oldu. İşte Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli, yılların devlet tecrübesiyle, siyasi ferasetiyle ve tarihî sorumluluk duygusuyla bir irade ortaya koydu. Sayın Cumhurbaşkanımızın da sahiplenerek bir devlet projesine dönüştürdüğü ve adına Terörsüz Türkiye dediğimiz bu iradenin temelinde terörün bütün unsurlarıyla tasfiyesi amaçlanmıştır. Bu hedefin hiçbir aşamasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin üniter yapısı, millî kimliği ve temel değerleri tartışma konusu yapılmamıştır. Kırmızıçizgilerimiz bellidir ve bu konularda Milliyetçi Hareket Partisinin dün de bugün de yarın da en küçük bir tereddüdü olmayacaktır. Ancak daha sürecin ilk gününden itibaren neler söylendiğini hep birlikte gördük. “Devlet bölünüyor” dediler. “Anayasa pazarlığı yapılıyor” dediler. Şehit ailelerimizin hassasiyetlerini istismar etmeye kalktılar. Gazilerimizin duyguları üzerinden siyasi hesap yaptılar. Milletimizin zihnine şüphe düşürmek için gerçekle ilgisi olmayan nice senaryolar ürettiler. Sayın Genel Başkanımızı ve Milliyetçi Hareket Partisini insafsızca hedef aldılar. Ne yazık ki bazıları meseleyi anlamaya çalışmak yerine siyasi rant elde etmeyi tercih etti. Bizim milletimizden gizlediğimiz bir hesabımız hiç olmadı. Ve nihayet Terörsüz Türkiye hedefinin hukuki zeminini somutlaştıran “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Çerçeve Kanun”, Türkiye Büyük Millet Meclisinde çok geniş bir mutabakatla kabul edildi.

"Kara propagandaya en açık cevap Meclis oldu”

Gazi Meclisimizin ortaya koyduğu tablo, aylardır yürütülen kara propagandaya verilmiş en açık cevaplardan biri olmuştur. Farklı siyasi görüşlerden milletvekillerinin çok büyük çoğunluğunun desteğini alan düzenleme, Terörsüz Türkiye hedefinin herhangi bir siyasi partinin dar gündemine sıkıştırılamayacağını; meselenin Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren bir devlet ve millet meselesi olduğunu bir kez daha göstermiştir. Şimdi soruyoruz: Hani Türkiye bölünüyordu? Hani üniter devlet yapısı ortadan kaldırılıyordu? Hani Anayasamızın temel nitelikleri pazarlık konusu yapılıyordu? Hani gizli kapılar ardında millete anlatılamayacak tavizler veriliyordu? Aylardır milletimizi provoke etmeye çalışanlar bugün dönüp kendi söylediklerine bakmalı ve bu aziz milletten özür dilemelidir! Dün meydanlarda başka konuşanların, bugün Mecliste ortaya çıkan geniş toplumsal ve siyasi mutabakat karşısında söyleyecek sözleri kalmamıştır. Biz ise bugün başımız dik bir şekilde milletimizin huzurundayız; dün ne söylediysek bugün de aynı yerde durmaktayız. Cenabı Allah’ın izniyle, Liderimizin iradesi ve büyük Türk Milletinin desteğiyle; Bölücü Terör belası bu topraklardan sökülüp atılacak, Türk ve Türkiye Yüzyılını hep birlikte gerçekleştireceğiz! Şimdi buradan, Milliyetçi Ülkücü Hareketin sembol şehri Yozgat'tan bir kez daha haykırıyoruz: Bozok'un yiğit evlatları! Vakit birlik vaktidir! Vakit kardeşlik vaktidir! Vakit üç hilalin altında omuz omuza durma vaktidir!

“Hedefimiz belli, yolumuz hak, alnımız pak”

Bizim; Hedefimiz Belli; Yolumuz Hak, Tarafımız Doğru; Alnımız Pak! Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken; Yozgat İl Kongremizin partimize, Yozgat’ımıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Bugüne kadar teşkilatlarımızın her kademesinde görev yapan, üç hilalin şerefini omuzlarında taşıyan bütün dava arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Güven tazeleyerek tekrar il başkanı seçilen Tekin Irgatoğlu ve yönetim kurulu arkadaşlarımı tebrik ediyor, başarılar diliyorum. Başta Başbuğumuz Alparslan Türkeş olmak üzere ebediyete irtihal etmiş bütün dava büyüklerimizi, aziz şehitlerimizi ve ülkücü şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyorum. Hayatta olan gazilerimize, çileyi şeref bilip zindanları taş medreseye çeviren ağabeylerimize Cenab-ı Allah’tan sağlıklı ömürler diliyorum. Rabbim birliğimizi daim, kardeşliğimizi kaim, davamızı muzaffer eylesin. Rabbim Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’yi başımızdan eksik etmesin. Hepinizi sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyor, yarın idrak edeceğimiz Mevlit Kandilinizi tebrik ediyorum. Sağ olun, var olun, Cenabı Allah’a emanet olun. Ne mutlu Türk’üm diyene!