MHPli Karakaya, canlılığın en temel yaşam kaynağı olan suyun, bol görünse de gerçekte kıt olduğunun idrakinde olmalıyız. 

Karakaya, “Dünya Su Günü” münasebetiyle yayınladığı mesajda, “1993 yılından bu yana Birleşmiş Milletler tarafından 22 Mart değişik temalarla “Dünya Su Günü” olarak kutlanmaktadır.  2024 yılının teması ‘Barış İçin Sudan Faydalanmak’ olarak belirlenmiştir” dedi. 

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Prof.Dr. Mevlüt Karakaya:

“Su; dünyamızda istenilen yerde, miktarda, zamanda ve nitelikte her zaman bulunamayan, yenilenebilir ancak, sınırlı bir kaynaktır. Bu sebeple, toplumların her katmanını ilgilendiren stratejik bir doğal kaynak olmuş ve olmaya devam etmektedir. Su, tarih boyunca sadece canlıların yaşam kaynağı değil aynı zamanda medeniyetlerin oluşumuna da ciddi düzeyde katkı sağlamıştır. Tarihe baktığımızda toplumların gelişimi su kaynaklarının bulunduğu alanlarda olmuştur. Su hem ekonomik bir değer, hem de sosyal ve kültürel bir nitelik taşımaktadır. İnsanoğlunun doğaya gereğinden fazla müdahale etmesiyle iklimler bozulmuş, mevsimler yer değiştirmiş, yağış ve buharlaşmanın bölge ve kıtalara göre dağılımı dengesizleşmiştir” dedi. 

“Dünya su varlığının yaklaşık % 97.5’i tuzlu sudur. Toplam su varlığının sadece % 2.5’i tatlı sudur. Tatlı su varlığının % 68.9’u kutuplarda ve yüksek bölgelerde sürekli don olarak bulunur. 
%30.8’ini ise toprak nemi ve yeraltı suları oluşturmaktadır. Dünya tatlı su varlığının sadece % 0.3’ü nehirlerde ve göllerde bulunur. Canlılığın en temel yaşam kaynağı olan suyun, bol görünse de gerçekte kıt olduğunun idrakinde olmalıyız. Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için kişi başına düşen kullanılabilir tatlı suyun 8000-10000 m3 olması istenir. Türkiye nüfusunu 86 milyon olarak kabul edersek bu rakam 1375 m3 tür. Bu oran Avrupa'da 5000 m3, Suriye’ de 1200 m3, Güney Amerika'da 23000 m3 ve Dünya ortalaması ise 7600 m3’ tür. Günümüz rakamlarına bakıldığında Türkiye, kişi başına düşen kullanılabilir tatlı su açısından zengin ülke değil, su stresi yani su azlığı çeken ülke konumundadır. Su azlığı çeken bir ülke olmamıza rağmen, yıllık kullanılabilir 112 milyar m3 tatlı su varlığımızın % 48’i kullanılmakta, % 52’si sınır aşan sular veya denize akan sular olarak ihtiyaç duyduğumuz, maalesef faydalanamadığımız sulardır” diyen Karakaya mesajını şöyle tamamladı: 

“Sözün özü iklim değişikliği, küresel ısınma, adına ne dersek diyelim doğanın ahengini ve dengesini bozan bizleriz. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya, içecek su, üretim yapacak toprak bırakmak için doğaya ve bilime saygılı ve duyarlı olmamız gerekmektedir. 

Dünya, toprak, su atalarımızın bize mirası değil, torunlarımızın emanetidir. Emanete sahip çıkmak ise hepimizin vazifesidir.