İSTANBUL (AA) - AİŞE HÜMEYRA AKGÜN - Arap müziğinin sevilen seslerinden Lübnanlı şarkıcı ve besteci Ragheb Alama, Türkiye'de sahne almanın kendisi açısından yalnızca konser vermek anlamına gelmediğini, uzun zamandır uzaktan tanıdığı Türk dinleyicilerle ilk kez yüz yüze buluşacak olmanın heyecanını yaşadığını söyledi.
Müzik kariyerinde 40 yılı geride bırakan ve Arap dünyasında kendine özgü yorumuyla geniş hayran kitlesine ulaşan Alama, Türkiye'deki ilk konserini İstanbul'da verecek.
Alama, yalnızca şarkıcı kimliğiyle değil besteciliği ve sahne performansıyla da müzik dünyasında kalıcı yer edindi. Arap pop müziğinin gelişimine katkı sunan sanatçı, kariyeri boyunca aşk, ayrılık ve hayatın farklı yönlerini ele aldığı eserleriyle geniş kitlelere ulaştı.
Wovo Entertainment organizasyonuyla düzenlenecek İstanbul'daki konserinde 15 Kasım'da Atatürk Kültür Merkezi'nde sahne alacak sanatçı, geçmişten bugüne uzanan geniş repertuvarı müzikseverlerin beğenisine sunacak.
Sanatçı, AA muhabirine müzik yolculuğunu, Arap müziğinin geçirdiği dönüşümü, Türkiye ile kurduğu bağı ve İstanbul'da vereceği ilk konserin kendisi için taşıdığı önemi anlattı.
- 'Türk dinleyicilerle aramda gerçek ve güçlü bir bağ oluştuğunu hissediyorum'
Alama, Türkiye'nin her zaman kalbinde çok özel bir yerde olduğunu belirterek, 'Türkiye, olağanüstü bir kültürel kimliğe sahip. Doğu ile Batı'nın, gelenek ile modernin buluştuğu eşsiz bir ülke. Yıllar içinde Türkiye'de sahne alma fırsatı bulmadan önce bile Türk dinleyicilerle aramda gerçek ve güçlü bir bağ oluştuğunu hissediyorum. Sosyal medya üzerinden ve dünyanın farklı yerlerinde karşılaştığım Türk hayranlarımdan çok büyük bir sevgi görüyorum.' dedi.
En çok etkilendiği şeyin müziğin ortak dil oluşturarak insanlar arasında güçlü bağ kurabilmesi olduğunu ifade eden Alama, 'İnsanların şarkılarınızı söylemesi, melodilerinizi bilmesi ve kariyerinizi yıllardır takip etmesi, aranızdaki bağın dilsel olmaktan önce duygusal olduğunu gösteriyor. Bu nedenle Türkiye'ye sahne almak için gelmek, benim için yalnızca bir konser vermek anlamına gelmiyor. Uzun zamandır uzaktan tanıdığım bir dinleyici kitlesiyle sonunda yüz yüze buluşmak gibi hissediyorum.' diye konuştu.
- 'Romantizm, nostalji, dans, enerji ve sürprizler olacak'
Alama, Türk hayranlarının yıllardır sevgisini hissettiğini ve sonunda Türkiye'de buluşacak olmanın kendisini çok heyecanlandırdığını dile getirdi.
'İlk konserimin sıradan bir performans gibi hissettirmesini istemiyorum.' diyen Alama, şunları kaydetti:
'Bunun bir kutlamaya dönüşmesini istiyorum. Elbette kariyerim boyunca insanlara eşlik eden pek çok şarkımı seslendireceğim. İnsanların büyürken dinlediği, aşık olduğu ve hayatlarına dair anılar biriktirdiği şarkılar bunlar ancak aynı zamanda dinleyicilerimin, Ragheb Alama'nın bugün taşıdığı enerjiyi de hissetmelerini istiyorum. Romantizm, nostalji, dans, enerji ve sürprizler olacak.'
Konserlerinin her zaman etkileşim üzerine kurulu olduğuna işaret eden Alama, 'Sanatçı ile seyirci arasında bir bariyer olduğunu hissetmekten hoşlanmıyorum. Salondaki herkesin o akşamı birlikte paylaştığımızı hissetmesini istiyorum. Türkiye'deki ilk konserim olduğu için eminim ki burada yaşanacak ve bir daha tekrarlanamayacak özel bir duygu da olacak. Türk dinleyicilerime sadece şunu söylemek istiyorum: Ben de bu buluşmayı uzun zamandır bekliyorum. Gelin, birlikte geçireceğimiz bu ilk geceyi unutulmaz kılalım.' ifadelerini kullandı.
- 'En büyük mesele, kimliğimizi kaybetmeden modernleşebilmek'
Ünlü sanatçı, Arap müziğinin bugün tarihinin en ilginç dönemlerinden birini yaşadığına dikkati çekerek, 'Yeni nesil müziği farklı dinliyor, farklı keşfediyor ve uluslararası müziklere çok daha fazla bağlanıyor. Ben bunu müzikal kimliğimiz için bir tehdit olarak değil önemli bir fırsat olarak görüyorum.' dedi.
Kariyeri boyunca her zaman sanatçının kendisini geliştirmesi gerektiğine inandığını dile getiren Ragheb Alama, şu değerlendirmelerde bulundu:
'On yıllar boyunca daha önce yaptıklarınızı aynen tekrarlayarak başarılı kalamazsınız. Yeni nesli anlamanız, aynı zamanda insanların size ilk başta inanmasını sağlayan kimliğinizi de korumanız gerekiyor. Bugün Arap müziğinin elektronik soundlar, Afro etkileri, pop, dans müziği ve daha pek çok uluslararası unsuru bünyesine kattığını görüyoruz. Bununla birlikte Arap melodisi ve Arapçanın taşıdığı duygu hala son derece güçlü. Geleceğin küresel olduğuna inanıyorum. Arap sanatçılar, uluslararası işbirliklerine daha fazla yönelecek ve Arapça şarkılar, sözlerini anlamayan dinleyicilere dahi ulaşmaya devam edecek. Buradaki en büyük mesele, kimliğimizi kaybetmeden modernleşebilmek. Arap müziğinin geleceğinin de bu dengeyi kurabilmekten geçtiğine inanıyorum.'
- 'Arap müziğini uluslararası dinleyicilerle buluşturmayı istiyorum'
Alama, müziğin en güçlü yanının duygu olduğunun altını çizerek, 'Bir şarkıyı 10 farklı dilde anlatabilirsiniz ama bazen tek bir melodi, o duyguyu bütün kelimelerden çok daha güçlü bir şekilde aktarabilir.' yorumunu yaptı.
Kariyeri boyunca dünyanın pek çok ülkesinde birbirinden tamamen farklı kültürlere ve geçmişlere sahip insanların karşısında sahne aldığını söyleyen Alama, şunları ifade etti:
'Öğrendiğim şey şu oldu, mutluluğun sesi her yerde aynı. Aşk, her yerde aynı hissediliyor. Özlem, heyecan, romantizm: Bu duyguların tercümeye ihtiyacı yok. Farklı milletlerden binlerce insan aynı anda şarkı söylüyor, dans ediyor ve aynı anı paylaşıyorsa aralarındaki tüm farklılıklar bir anda önemini yitiriyor. Müziğin büyüsü tam da burada yatıyor. Kültürel olarak farklı olabiliriz ama duygusal açıdan düşündüğümüzden çok daha yakınız.'
Alama, gelecekte yapmak istediği projelere ilişkin, 'Kariyerimde müzik konusunda hiç olmadığı kadar heyecanlı olduğum bir dönemdeyim çünkü artık kendimi bir sanatçı olarak tanıyacak kadar deneyime sahibim ve aynı zamanda denemeler yapabilecek özgürlüğe sahibim. Yeni müzikler geliyor. İnsanların tanıdığı Ragheb Alama kimliğini taze ve çağdaş bir soundla buluşturan çeşitli şarkılar ve projeler üzerinde çalışıyoruz. Benim için her zaman önemli olan dengeyi bulmak.' dedi.
Konserlerin yanı sıra uluslararası projeler ve üzerinde çalıştığı bazı işbirliklerinin de olduğu bilgisini veren Alama, şöyle devam etti:
'Henüz her şeyi açıklamak istemiyorum çünkü sürprizlerin güzelliğine inanıyorum. Hayallere gelince bir sanatçının hiçbir zaman 'Her şeyi başardım.' diyeceği bir noktaya ulaşmaması gerektiğine inanıyorum. Bunca yılın ardından benim hayalim yalnızca yeni bir ödül kazanmak ya da yeni bir rekora ulaşmak değil. Müziğin daha da uzaklara ulaşmasını istiyorum. Arap müziğini uluslararası dinleyicilerle buluşturmaya ve kültürümüzü başka kültürlerle bir araya getiren projeler üretmeye devam etmek istiyorum. Uzun soluklu bir kariyere sahip olmak başlı başına bir sorumluluk. Birkaç nesil müziğinizi biliyorsa bundan sonraki sınavınız sizden sonra gelen nesil için de anlamlı bir şey üretebilmek oluyor. Dolayısıyla evet hala gerçekleştirmek istediğim pek çok hayalim var. Neyse ki onları gerçekleştirmek için aynı tutkuyu taşıyorum.'
- 'Türk ve Lübnan müziği arasında özel bir bağ kurulmasına kapı açmaktan büyük mutluluk duyarım'
Başarılı sanatçı, Türk müzisyenlerle ortak proje gerçekleştirmek istediğini de dile getirerek, 'Lübnan ve Türk müziğinin çok önemli bir ortak noktası var, duygu. Müzikal kimliklerimiz farklı olsa da melodilerimizde, kullandığımız enstrümanlarda ve romantizmi, özlemi ve kutlamayı ifade etme biçimlerimizde benzerlikler bulunuyor. Bir Türk sanatçı, besteci veya prodüktörle yalnızca ticari bir işbirliği olmayan, iki kültür arasında gerçek bir müzikal buluşma yaratacak bir proje gerçekleştirmeyi çok isterim.' şeklinde konuştu.
Olası işbirliğinin düet ya da iki dilli şarkı olabileceğini belirten Ragheb Alama, sözlerini şöyle tamamladı:
'Hatta Türk müzikal unsurlarının Lübnan ve Arap müziğiyle çağdaş bir prodüksiyonda buluştuğu daha kapsamlı bir proje de olabilir. Benim için en ilgi çekici işbirlikleri, sanatçılardan hiçbirinin kendi kimliğini kaybetmediği projeler oluyor. Aksine iki kültürün bir araya gelmesiyle daha önce var olmayan üçüncü bir sound ortaya çıkıyor. Belki de Türkiye'deki ilk konserim, böyle bir müzikal ilişkinin başlangıcı olur. Türk ve Lübnan müziği arasında özel bir bağ kurulmasına kapı açmaktan büyük mutluluk duyarım.'





