İSTANBUL (AA) - Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, aile bireylerinin dijital araçları doğru ve bilinçli kullanmalarına yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirterek, 'Çünkü dijital çağda en etkili güvenlik duvarı teknoloji değil, bilinçli birey, güçlü aile ve sorumluluk sahibi toplumdur.' dedi.

Göktaş, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) 42. Bakanlar Toplantısı'nın ikinci gününde gerçekleştirilen 'Dijital Çağda Değer Odaklı Politikalarla Aile Kurumunun Güçlendirilmesi Üst Düzey Paneli'nde konuştu.

İSEDAK'ın 40 yılı aşkın süredir İslam dünyasının ortak kalkınma iradesini taşıdığını dile getiren Göktaş, bu yıl ailenin geleceğinin ele alınmasını ve ailenin kalkınma gündemine yerleştirilmesini önemli bulduğunu ifade etti.

Dijital çağın dönüşümünün evlerin içine ve çocukların dünyasına kadar taşındığını anlatan Göktaş, çocukların artık ekranlarla şekillenen bir dünyada büyüdüğünü söyledi.

Eskiden çocukları sokaklardaki tehlikelere ve yabancılara karşı uyardıklarını, bugün ise bu tehlikelerin ekranlar aracılığıyla evlere kadar girdiğini belirten Göktaş, 'Artık o sokak, o yabancı, çocuğun cebinde, yastığının altında, bir ekranla odaların içine kadar uzanıyor. Yani artık tehlike yabancı sokaklarda değil, doğrudan evlerimizin içinde. Algoritmalar çocuklarımızı bizlerden iyi tanıyor ama onları bizim gibi sevmiyor.' ifadelerini kullandı.

Teknoloji şirketlerinin kullanıcıları ekran başında daha uzun süre tutmak için yoğun çaba gösterdiğini, çocukların da bu yarışın hedefinde bulunduğunu kaydeden Göktaş, şöyle konuştu:

'Dijitalleşme aile hayatını ve mahremiyetimizi doğrudan etkiliyor. Aynı sofrada otursak da artık ekranlardan dolayı birbirimizle muhabbet etmiyoruz. Çocuklar annelerine, babalarına soru sormaktan ziyade ellerindeki tabletlere, ekranlara, yapay zekaya doğrudan soru soruyor. Ekranlarda maalesef kusursuz hayatlarla gençlerimiz kendi hayatlarını doğrudan kıyaslıyor.'

Göktaş, hanelerin küçülmesiyle evlerde çocuk seslerinin giderek azaldığına işaret ederek, bu gelişmelerin birbirinden bağımsız değil, aynı toplumsal dönüşümün farklı yansımaları olduğunu söyledi.

Dijital çağın değerlerini kimin belirleyeceği sorusunun önemine dikkati çeken Göktaş, 'Bugün dijital hayatımıza yön veren algoritma kelimesi İslam medeniyetimizin büyük alimlerinden Harezmi'nin adından geliyor. Algoritmaya adını veren medeniyetimiz değerleriyle onun geleceğine de yön verebilir. Çünkü bizim geleneğimiz bilgiyi ahlaktan, aklı vicdandan ayırmaz aslında.' diye konuştu.

Bu anlayışı dijital çağa taşımak için emanet, hikmet ve sorumluluk olmak üzere üç temel değerin öne çıktığını belirten Göktaş, çocukların korunmasının ortak sorumluluk olduğunu vurguladı.

- Sosyal politikaların merkezinde aileyi güçlendirmek var

Bakanlık olarak aileyi güçlendirmenin sosyal politikaların merkezinde yer aldığını aktaran Göktaş, bu yaklaşımın arkasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın aileyi milletin geleceği olarak gören iradesinin bulunduğunu söyledi.

Dijital teknolojilerin oluşturduğu risklere karşı koruyucu ve önleyici mekanizmalar geliştirdiklerini, kurumlar arası işbirliklerini güçlendirdiklerini ve toplumun dijital farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini anlatan Göktaş, Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı'nın bu yaklaşımın yol haritası olduğunu dile getirdi.

Göktaş, 2024-2028 dönemini kapsayan eylem planının 5 ana temasından birinin dijitalleşme olduğunu belirterek, 'Bu hedef doğrultusunda aile bireylerinin dijital araçları doğru ve bilinçli kullanmalarına yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Çünkü dijital çağda en etkili güvenlik duvarı teknoloji değil, bilinçli birey, güçlü aile ve sorumluluk sahibi toplumdur. Aslında hepimizin üzerinde ciddi sorumluluk var.' değerlendirmesinde bulundu.

Dijital dünyada çocukların güçlendirilmesine yönelik eylem planıyla onların bilinçli ve sorumlu bireyler olarak yetişmesini hedeflediklerini kaydeden Göktaş, Bakanlık bünyesinde oluşturulan sosyal medya çalışma grubunun çocukların gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere müdahale ettiğini söyledi.

Göktaş, 'Çocuklar Güvende' internet sitesi ve mobil uygulamasıyla ebeveynlere ekran süresi, dijital ebeveynlik, teknoloji bağımlılığı ve mahremiyet gibi konularda rehberlik ettiklerini belirterek, akran zorbalığı, istismar ve uygunsuz içeriklere karşı çocuklar için güvenli bir çevrim içi alan oluşturmayı amaçladıklarını anlattı.

Çocukların internette karşılaştıkları zararlı içerikleri uygulamadaki 'Benimle Paylaş' butonuyla Bakanlığa iletebildiğini aktaran Göktaş, risk altındaki çocukların ve ailelerinin mobil uygulamadaki acil butonu aracılığıyla tek tuşla Bakanlığa ulaşabildiğini söyledi.

Göktaş, bu bildirimlerin ardından çocuklarla ve ihtiyaç duyulması halinde aileleriyle irtibat kurarak gerekli önlemleri aldıklarını, aileleri 'İlk Öğretmenim Ailem' mobil uygulaması ve modüler aile eğitim programlarıyla da desteklediklerini kaydetti.

Bilinçli teknoloji kullanımını ailece teşvik ettiklerinin altını çizen Göktaş, 'Dolayısıyla bir yandan çocuklarımıza 'Dijital mahremiyet, dijital detoks, aman telefonunu az kullan, teknolojiyle ekranlarla bu kadar içli dışlı olma' derken, anneler, babalar, büyükler, yetişkinler, bazen anneanneler, dedeler, onlar da aslında ellerinde ekranlarla çocuklara bunları anlatıyor. Dolayısıyla verdiğimiz örnekler aslında bizlere şunu gösteriyor. Dijital konu ailenin her bireyini etkileyebilecek boyutta ve bağımlılık dediğimiz sürekli bir ekrandan kopmama olayı da hepimizin günlük yaşamını doğrudan etkiliyor.' şeklinde konuştu.

- 15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesi

Türkiye'nin dijital alanda çocukların korunmasına yönelik öncü bir adım attığını belirten Göktaş, 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesini hayata geçirdiklerini anımsattı.

Düzenlemenin yalnızca yaş sınırı uygulamasından ibaret olmadığını vurgulayan Göktaş, 'Bu düzenleme çocuklarımızı kontrolsüz içerikten korumaktır. 15-18 yaş arasındaki gençlerimize yetişkinlerden ayrı güvenli alanlar açmaktır. Dijital medya platformlarına açık ve denetlenebilir bir sorumluluk yüklemektir. Artık dijital hizmet sunan hiçbir yapı çocuğun yaşını, gelişimini ve mahremiyetini göz ardı edemeyecek.' dedi.

Düzenlemenin nisanda hayata geçirildiğini aktaran Göktaş, 1 Kasım itibarıyla 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesine ilişkin yönetmeliğin de uygulamaya girdiğini söyledi.

Yeni açılacak hesaplarda e-devlet üzerinden yaş doğrulama sisteminin devreye alınacağını bildiren Göktaş, sistem kapsamında kişisel verilerin üçüncü taraflarla paylaşılmayacağını vurguladı.

Göktaş, hiçbir veri akışının üçüncü yapılara aktarımının olmadığını belirterek, şöyle devam etti:

'Doğrudan e-Devlet üzerinden sadece kişi, 15 yaş altında mı üstünde mi ona bakabiliyoruz. 15-18 yaş arasındaki çocuklara yönelik de özellikle ayrıştırılmış içerik, bağımlılık oluşturan yapılardan da korumayı hedefliyoruz. 31 Mart 2027 tarihi itibarıyla de artık tüm Türkiye'de tamamen mevcut hesaplar dahil bu sisteme geçmiş olacağız. Bu kapsamda da özellikle Aile ve Nüfus Yılı'nda bizler de aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Ailesi güçlü, çocuğu güvende, geleceğinden emin bir Türkiye inşa edeceğiz.'

- 'Doğrudan içerik üretebilecek bir nesle ve potansiyele sahibiz'

Göktaş, dijital çağda aileyi merkeze alan politikaların geliştirilmesi için ülkeler arasında tecrübe paylaşımının önem taşıdığını belirterek, 'Ankara'da geliştirilen bir uygulama aynı zamanda Cakarta'da da bir çocuğu koruyabilir. Dakar'da hayata geçirilen bir model, İstanbul'da bir aileye ilham olabilir.' diye konuştu.

Göktaş, Türkiye'nin çocukların dijital güvenliğini uluslararası gündeme taşıdığını belirterek, konunun BM ve İİT nezdinde ele alındığını ve İİT bünyesinde Aile ve Nüfus Yılı ilan edildiğini hatırlattı.

İİT bünyesinde çocukların dijital güvenliğine yönelik ortak bir mekanizma kurulmasını önerdiklerini aktaran Göktaş, şunları kaydetti:

'Yaklaşık 2 milyarlık nüfusuyla, genç ve dinamik nüfus yapısıyla İslam dünyası aslında bu dünyanın kurucularından biri olacak güce de sahip. Bu potansiyelimizin farkına varmak durumundayız. Dijital içerikleri sadece tüketen değil, doğrudan içerik üretebilecek bir nesle ve potansiyele de sahibiz. Algoritmaları şekillendirenler var. Biz de çocuklarımızın, ailelerimizin ve kadınların lehine bu algoritmalara yeniden yön verebiliriz.'

Bu alanda ülkelerin tek başına hareket etmesinin yeterli olmayacağını, ortak sorumluluk anlayışıyla işbirliği yapılması gerektiğini vurgulayan Göktaş, tecrübe paylaşımı ve çalışma grupları aracılığıyla somut politikalar geliştirilebileceğini ifade etti.

Göktaş, 'Dijital yapılara, aileyi merkeze alan, çocuklarımızın güvenliğini esas alan bir vizyonla yön verebiliriz. Bu işlerde bizler de öncü olmak zorundayız.' dedi.

Bakan Göktaş, İstanbul'dan yükselen ortak sesin aile merkezli ve değer temelli bir dijital geleceğin ilk cümlesi olmasını diledi.

Kaynak: AA