MHP Lideri Bahçeli: Ölçümüz Türkiye'nin birlik ve dirliğini korumak, beka ve istiklalini yaşatmaktır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli "15 Temmuz'da milletin sergilediği destansı duruşu yok sayıp FETÖ savunuculuğuna soyunanlar yıkıma hizmet eden işbirlikçilerdir. CHP, İP, HDP bir olmuş PKK ve FETÖ'nün yanında hizalanmışlardır. Bu şer cephesinin oyununu bozmak için siyasi belirsizliklerin giderilmesi elzemdir."

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Osmaniye Belediyesi'nce yapımı tamamlanan Masalpark'ın açılışı ve Devlet Bahçeli Altgeçiti'nin temel atma törenine katıldı.

Açılışta konuşma yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli "15 Temmuz'da milletin sergilediği destansı duruşu yok sayıp FETÖ savunuculuğuna soyunanlar yıkıma hizmet eden işbirlikçilerdir. CHP, İP, HDP bir olmuş PKK ve FETÖ'nün yanında hizalanmışlardır. Bu şer cephesinin oyununu bozmak için siyasi belirsizliklerin giderilmesi elzemdir." dedi.

MHP Lideri Bahçeli'nin konuşması şu şekilde:

Muhterem Hemşerilerim,

Değerli Vatandaşlarım,

Aziz Dava Arkadaşlarım,

Kıymetli Hanımefendiler, Beyefendiler;

Masal Park alanına teşrif eden siz değerli hemşerilerimin nezdinde tüm Osmaniyeli kardeşlerime, ata ocağıma en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Hepinizi muhabbetle selamlıyorum.

14 Mayıs 2016 tarihinde temelini attığımız eserlerin açılışını yapmak için bizleri tekrardan buluşturan Rabbime şükrediyorum.

Besmeleyle temelini attığımız Masal Park’ın kısa bir sürede Osmaniyeli hemşerilerimin hizmetine sunulmasından kıvanç duyuyorum.

Bu vesileyle üstün gayretlerini gördükçe iftihar ettiğim başta Osmaniye Belediye Başkanımız Sayın Kadir Kara Beye, Belediye Meclis Üyelerine, Belediye Personeline ve açılış töreninin hayata geçmesinde emeği bulunan tüm dava arkadaşlarıma ve teşkilat mensuplarımıza can-ı gönülden tebrik ve teşekkür ediyorum.

Bugün bir eserin açılışını yaparken, başka bir eserin de temelini atıyoruz.

Şükürler olsun ki Osmaniye’de hizmet kervanı durmuyor.

Vatan sevdalıları hizmette sınır tanımıyor.

Halka hizmeti Hakk’a hizmet bilen millet ve bayrak tutkunları yerinde saymıyor, olanla yetinmiyor.

Osmaniye’nin çehresi çevik bir iradenin dokunuşuyla her geçen gün güzelleşiyor.

Sizlerle her zaman iftihar ettim, gurur duydum.

Sizlerin varlığıyla onurlandım.

Temelini atacağımız alt geçide şahsımın ismini vererek bugün bir kez daha bu gururu bana yaşattınız.

Allah hepinizden razı olsun.

Hanelerinizden bereket, yüzünden tebessüm hiç eksik olmasın.

Gönlünüz daima huzur, haneleriniz sevgi ve umutla dolsun.

Masallara konu olacak bir ihtişama sahip bu alandan, destanlara konu olacak kahramanlığı gösteren Kadirli, Düziçi, Bahçe, Hasanbeyli, Sumbas ve Toprakkale ilçelerimize en derin sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

MHP’li belediyelerin yönetimi altında bulunan Atalan, Böcekli, Ellek, Mehmetli, Tüysüz ve Cevdetiye beldelerimizi yürekten selamlıyorum.

Hatırlayınız, yedi gün önce Osmaniye’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 96. yılı kutlandı.

Milli Mücadele yıllarında işgalci güçlerin tüm eziyet, zulüm ve işkencelerine göğüs geren Osmaniye’nin şahlanışını ve kahramanlığını tekrar andınız.

Vatanı mukaddes bir yuva olarak görmenin derin manasını bir kez daha idrak ve ilan ettiniz.

Osmaniye, vatanı namus bilen cesaret timsali vicdanların ebedi yurdudur.

Bu yurdun ocağı sönmeyecek, söndürmeye ise hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.

25 yaşındaki Rahime Hatun’un göğsümüzü kabartan, bir o kadar da bizleri duygulandıran direnişiyle Osmaniye işgalcilere dar edilmişti.

Bu eşsiz topraklar; kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla topyekûn bir mücadelenin neticesinde vatanlaşmıştır.

Milli Mücadele döneminde Yörüklerin dillere destan direnişiyle al bayrağımız yere düşmemiştir.

Milli Mücadele kahramanlarının ve aziz şehitlerimizin bedenlerini siper ederek Osmaniye’yi zaferle taçlandırmaları unutulmamıştır.

Bu yurt köşesi fedakârlık üstüne fedakârlık eklemiş faziletli insanların ocağıdır.

Osmaniye gözyaşlarını içine akıtmış ama hain emellere fırsat tanımamıştır.

Terörle mücadelede en çok şehidi vermiş, ama başını yere eğmemiştir.

Elleri öpülesi analarımızın yüreğine ateş düşse de, Rahime Hanımın vakurluğundan ödün vermemişlerdir.

Şehit babalarının ciğeri yansa da ağızlardan dökülen cümle; “Şehitler ölmez, vatan bölünmez.” Seslenişi olmuştur.

Allah hepsinden razı olsun.

Vatanın bekası, devletin ve milletin bölünmez bütünlüğü için toprağa düşen bütün şehitlerimize rahmet diliyor, aziz hatıralarını hürmetle yad ediyorum.

Değerli Hemşerilerim,

Aziz Dava Arkadaşlarım,

Gavurdağı’ndan Hınzır Burnu’na kadar tüm Osmaniye her şeyin en güzelini hak etmektedir.

Osmaniye Belediyesi de bu hakkı teslim etmek için gece gündüz çalışıyor, Osmaniye’nin yüzünü güldürmek için yoğun çaba sarf ediyor.

Kaleler şehri Osmaniye hizmet sancağını tarihine yakışır bir şekilde dalgalandırıyor.

Eser üstüne eser kazanan Osmaniye, Yukarı Çukurova’nın bereketiyle büyüyor, büyümeye de devam edecektir.

Bu bakımdan Cebel-i Bereket’in tarihsel ruhu daha anlamlı, daha manevi bir havaya bürünmektedir.

Osmaniye hiçbir zaman yüzümüzü kara çıkarmadı.

Başımızı öne eğmedi.

Bizi çaresiz bırakmadı.

Muhannete muhtaç etmedi.

İnançla söylüyorum ki, dosta güven, düşmana gözdağı verdiniz.

Hainlere korku saldınız, mazlumlara kanat gerdiniz.

Osmaniye birliğin, dirliğin, dayanışmanın ve paylaşmanın sembol şehri olarak sivrilmiştir.

Osmaniye’nin gönül zenginliği tüm Türkiye’nin damarlarına işlemiştir.

Siz hemşerilerimden aldığım bu güç ve ilhamla şahsıma tevdi ettiğiniz saygıdeğer vekilliğinizi taşımanın kıvancını her an yüreğimde taşıdım.

Her daim onur verdiniz, omuz verdiniz, güç kattınız, önümüzü açtınız.

Üç Hilalli sancağı şanla, şerefle bağrınıza bastınız.

Türkmenliğin şanını, Yörüklerin sadakatini göstererek Milliyetçi Hareket Partisi’nin ufkunu aydınlattınız.

Hatta ufuk ötesini araladınız.

Zorkun Yaylası’nın çam kokusunu, Ürün Yaylası’nın huzurunu, Olukbaşı Yaylası’nın serinliğini bizimle buluşturdunuz.

Çem Kalesi’nin hatıralarını, Kadirli Ali Camisi’nin çağları aşan hikmetini şuurla benimsediniz ve yanımızda kaya gibi durdunuz.

Sizlere ne kadar teşekkür etsem azdır.

Osmaniye Belediyemiz, Osmaniyelilerin fedakârlığını karşılıksız bırakmamış, her haneye ulaşmak için seferber olmuştur.

Burada Milliyetçi Hareket Partisi’nin Üretken Belediyecilik anlayışına yakışan yapılmıştır.

Osmaniye Belediyemiz, çalışkanlığını hoşgörüyle birleştirmiş, mağdur ve mazlumlarla içiçe olmuştur.

Bunda sonra da böyle olacağından hiç şüphem yoktur.

Osmaniye Belediyemiz emin ve ehil ellerdedir.

Bizim belediyecilik anlayışımızda ayrımcılık yoktur.

Bizim belediyecilik anlayışımızda ötekileştirmek yoktur.

Bizim belediyecilik anlayışımızda vatandaşa sırt çevirmek yoktur.

Osmaniye bir bütündür ve herkese eşit şekilde hizmet sunulmuştur.

Belediyecilik ahlakımızın gereği de budur.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin belediyelerinde başarı vardır, özveri vardır, özgüven vardır, öz değerlere bağlılık vardır, elbette başlanılan her işten sonuç almak vardır.

Bu bakımdan Osmaniye Belediyesi tüm belediyelere örnek olmalıdır.

Bizim kitabımızda işini yarım bırakmak yazmaz.

Çünkü biz azimliyiz, gayretliyiz, kararlıyız, millet sevdalısıyız.

31 Mart 2019’da yapılacak Mahalli İdareler Seçimlerine de bu ruhla hazırlanıyor, yüksek bir başarıya ulaşmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Üç hilalin huzur çeşmesi olduğunu belde belde gösterecek, ilçe ilçe işleyecek, il il dokuyacağız.

31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde, Milliyetçi Hareket Partili belediyelerin üstün vasfını, hizmet kalitesini dosta düşmana ispat edecek, Türkiye’de Üretken Belediyecilik anlayışını inşallah hakim kılacağız.

Yerel seçimlerde göstereceğimiz başarı, genel seçimlerdeki yükselişimize ışık tutacak ve belediyelerimizi çekemeyenler hasetlerinden çatlayacaktır.

Yapacağız, çalışacağız, mutlaka başaracağız.

Soruyorum; Osmaniye buna hazır mı?

Osmaniye yeni bir zafere var mı?

Osmaniye’nin bu coşkusu yerel yönetimde arzuladığımız zaferin hamd olsun müjdesidir.

Osmaniye’nin heyecanı Milliyetçi Hareket Partisi hasımlarının korkulu rüyasıdır.

Milliyetçi Hareket Partisi üzerinde oyun kuranların, oyunlarının başlarına yıkılacağı gün yarın kadar yakındır.

Partimiz üzerinde kirli hesap yapanlar, haksız saldırılarda bulunanlar karşılıksız bırakılmayacaktır.

Siz değerli hemşerilerimin tabiriyle söylersek:

Eceli gelen tilki dağda kurt ararmış.

İşte bozkurtlar buradadır.

Duymayan duysun.

Görmeyen görsün.

Anlamayan anlayana kadar kafa patlatsın.

Yarının güçlü Türkiye’si Üç Hilal’in tarihi nitelikli müdahale ve mücadelesiyle inşa edilecektir.

Geleceğin büyük Türkiye’si milli ve ahlaki uzlaşmayla yazılacaktır.

Karanlık mihraklar çatlasa da patlasa da 2023’ün Lider Ülke Türkiye’sine Türk Milliyetçileri imza atacaktır.

Osmaniyeli kardeşlerim, bunu destekliyor musunuz?

Bunun için bir miyiz? Beraber miyiz? Birlikte miyiz?

Ben de diyorum ki, işte Cebel-i Bereket, işte bilenmiş cesaret, işte yücelmiş feraset.

Değerli Osmaniyeliler,

Aziz Dava Arkadaşlarım,

15 Temmuz 2016'da FETÖ eliyle kanlı bir darbe girişimi yaşanmıştı.

Asker kılığına bürünmüş gözü dönmüş teröristler açıkça ve alçakça Türk milletini hedef almışlardı.

Bu darbe ve işgal girişimiyle demokrasimizin budanması hedeflendi.

Milli birlik ve kardeşliğimiz yıkılmak istendi.

Türkiye'ye diz çöktürmek için emir alan hainler, o meşum gecede her düşmanlığı sergilediler.

FETÖ içeriden başlattığı kalkışmayla Türkiye'yi felce uğratacak, ardından iç savaş şartları vuku bulacak, sonuç olarak Türkiye işgale açık hale gelecekti.

Böylece tarihi Şark Meselesinde yeni bir safha başlayacak ve kirli odaklar mahvımızın yeni bir sayfasını açacaklardı.

Bizden istenen teslim olmamızdı.

Hayat ve tarihsel haklarımızdan vazgeçmemizdi.

Parçalanmamız ve bin yıldır yurt edindiğimiz bu topraklardan çıkarılmamız planlanmıştı.

Ne var ki aziz milletimiz bu zillete boyun eğmedi.

Osmaniye bu hıyanete tamam demedi.

Türk milleti darbe girişimine karşı canını siper etti, kutsal vatanını damla damla akan kanlarıyla savundu.

Demokrasimizden taviz vermedik.

Milli namustan taviz vermedik.

Silaha, bombaya, kana ve acıya eğilmedik.

15 Temmuz gecesi ülkesini ve milletini savunmak üzere sokaklara çıkan herkes milli birlik ve beraberliğimizin aşılamaz olduğunu bir kez daha ispatlamışlardır.

MHP olarak 15 Temmuz ihanetinin yaşandığı ilk andan itibaren duruşumuzu çok net bir şekilde ortaya koyduk.

Darbe girişiminin su misali renksiz ve kokusuz olduğu ilk anlarda korkusuzca çıkıp demokrasiden, ülkeden, vatandan, devletten ve seçilmiş meşru hükümetten yana tavır aldık.

Muazzam bir duruş gösterdik.

Kurtuluş Savaşı’nda düşman Polatlı'ya kadar gelip de top sesleri İlk Meclis’ten duyulduğunda kurucu kahramanlar bir adım geri atmadılar.

Bu ruhun tıpa tıp aynısını millet o gece göstermiştir.

Aziz milletimiz 15 Temmuz ve devamı gün içinde meydanlara, sokaklara inerek FETÖ’ye, arkasındaki zalimlere göz açtırmamış, mukadderatını çiğnetmemiştir.

Arkasından 7 Ağustos Yenikapı buluşmasıyla Türkiye yepyeni bir döneme girmiş ve adımını atmıştır.

Muhterem hemşerilerim,

Kıymetli Dava Arkadaşlarım,

Milletimizin 15 Temmuz'da sergilediği milli birlik ve beraberlik şuuru 7 Ağustos Yenikapı toplantısıyla birlikte siyasi zemine kesin olarak taşınmıştır.

Bu tarihten sonra Türkiye'de kimsenin menfi ve menfaate dayalı siyasi hesaplarla hareket etme lüksü kalmamıştır.

Millet vicdanında cevap ve cevaz bulan uzlaşma, aynı zamanda milli dayanışma iradesinin siyasete de egemen olması lazımdı, ülkemizin geleceği için bu şarttı.

Zira milletimiz bizden bunu beklemişti.

Önce ülkem ve milletim diyen ilkeli bir duruşun hayata geçirilmesinin zorunluluğu ortaya çıkmıştı.

Partimiz, yıllardır bu ilkeyle hareket ederek Türkiye'de toplumsal ve siyasi sistemi kısır tartışmalara sokan hükümet etme sistemiyle ilgili sorumluluk üstlenmiştir.

Uygulamalardan doğan aksaklıkların aşılarak çağın şartlarını, milli çağrıların gereklerini karşılayabilecek bir sistemin hayata geçirilmesini samimiyetle dile getirdik.

Sonuçta Adalet ve Kalkınma Partisi ile beraber Türkiye'nin yönetim ve hükümet etme sistemini yeni baştan ele aldık, bunun üzerine çalıştık, gerekli anayasal değişiklikleri TBMM’de gerçekleştirdik.

Ardından 16 Nisan 2017 tarihinde 18 maddelik anayasa değişikliğini sizlerin onayına sunduk.

Gerçekleştirilen halkoylamasıyla Türk milleti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni kabul ve teyit etmiştir.

Bu çerçevede 2019 yılında yapılacak olan seçimlerde artık Cumhuriyet tarihimizde üçüncü bir dönemin başlayacağı kesinleşmiştir.

1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti, 1946 yılında çok partili siyasi hayata geçişiyle birlikte kuruluş sürecini tamamlamıştır.

1946 yılından sonraki dönemdeyse demokrasisini darbelere rağmen olgunlaştırmış, gelişim sürecini perçinlemiş, gücünü pekiştirmiştir.

2019 yılından itibaren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin iyice oturması, kurum ve kurallarıyla yerleşmesi önümüzdeki en mühim hedeftir.

Bizim kaygımız ülkemizdir.

Derdimiz milletin huzuru, refahı, esenliği, Osmaniye’nin güvenliğidir.

Arzumuz milletimizin beklentilerine cevap verebilmektir.

Türkiye'ye bir daha 15 Temmuz ve benzeri hain girişimleri yaşatmayacak siyasi ve yönetim ortamını tesis ve temin etmek bizim şeref konumuzdur.

Bölgemize bakınız, adeta ateş çemberine dönmüştür.

Suriye'de siyasi sürece geçiş çalışmaları türlü oyunlarla engellenmeye çalışılmaktadır.

İç savaş IŞİD sonrası bitti derken, gün geçtikçe yeni hesaplaşmalar ortaya çıkmaktadır.

Gerilimleri engellenme girişimleri komplolarla kesilmeye çalışılmaktadır.

İdlip, çatışmaların yeniden alevlendiği bir yer haline gelmiştir.

ABD tarafından binlerce tırlık silah gönderilen PKK terör örgütüne Suriye'nin kuzeyinde sözde ordu kurdurmaya yönelik iğrenç bir tezgah ve tertip devrededir.

Bu hıyanet ve düşmanca emeller karşısında kenetlenmeyeceğiz de ne yapacağız?

Tek vücut olmayacağız da müstevlileri mi güldüreceğiz?

Irak'ın kuzeyindeki gelişmelerle beraber düşünüldüğünde Akdeniz'e uzanması planlanan terör koridorunu hayata geçirme çabası hızla sürdürülmektedir.

Bütün bunlar yaşanırken İran'ın içeriden karıştırılması hedeflenmektedir.

Bu ülkede yumurta fiyatlarına yapılan zamların protesto edilmesi, kısa zamanda ABD ve İsrail'in kışkırtmalarıyla tehlikeli bir aşamaya ulaşmıştı.

Ülkenin geneline yayılan gösterilerde çok sayıda kişi hayatını kaybetmişti.

Komşularımızın her birinin toprak bütünlüğünün korunması bizim milli bekamız açısından önem arz etmektedir.

Bu çerçevede İran'la beraber Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasını savunmak zorundayız.

Çünkü dört parçalı sözde Kürdistan hayali kuranların hesapları Türkiye’yi de kapsamına almıştır.

Ayrıca Ortadoğu'nun bir başka sorun alanı olan Kudüs üzerinde tüm dünyanın tepkisini çeken bir süreç işletilmektedir.

Kerkük’ten sonra Kudüs de bir oldubittiye getirilerek işgale maruz kalmıştı.

Kerkük milli namus, Kudüs ilk kıblemizin onurudur, mütecaviz emellere kurban edilemeyeceklerdir.

Bugün Ortadoğu'nun tamamı büyük bir kaos ve kargaşa iklimine hapsolmuştur.

Şartlar gün geçtikçe vahim noktalara doğru ilerlemektedir.

Mezhep gerginlikleri, etnik kamplaşmalar, terör saldırıları, Kerkük provokasyonu, ABD ve İsrail'in Kudüs komplosu bölge ve dünya dengelerini temelinden dinamitlemek için kurulmuş tuzaklardır.

Kaldı ki Türkiye yaşanan bunca vahim olaylardan her yönüyle etkilenme potansiyeli bulunan bir ülkedir.

Değerli hemşerilerim,

Muhterem Dava Arkadaşlarım,

Dört bir koldan ülkemize yönelen tehditler artmaya devam etmektedir.

Güney sınırlarımız baştan sona sorunlu bir hale gelmiştir.

15 Temmuz'da FETÖ kanalıyla amaçlarına ulaşamayan Türkiye düşmanları, yarım kalan hesaplarını görmek için hala pusuda, hala kuytuda, hala kan nöbetindedir.

Böylesi bir dönemde 2019'da yapılacak Milletvekili ve Cumhurbaşkanı Seçimlerine 22 aylık bir süre varken Türkiye şimdiden kendi bünyesinde iç siyasi tartışmalarla oyalanmak istenmektedir.

15 Temmuz'da milletin sergilediği destansı duruşu yok sayıp FETÖ savunuculuğuna soyunanlar yıkıma hizmet eden işbirlikçilerdir.

CHP, İP, HDP bir olmuş PKK ve FETÖ'nün yanında hizalanmışlardır.

Bu şer cephesinin oyununu bozmak için siyasi belirsizliklerin giderilmesi elzemdir.

Bu amaçla 2019 yılında yapılacak olan Milletvekili ve Cumhurbaşkanı Seçimleriyle ilgili tutumumuzu 8 Ocak 2018 tarihinde çok açık bir şekilde ifade ve ilan ettik.

Türkiye artık yeni bir siyasi sürece girmiştir.

Bundan geri dönüş yoktur.

Yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimindeki ölçümüz Türkiye'nin birlik ve dirliğini korumak, beka ve istiklalini yaşatmaktır.

Bu itibarla Milletvekili ve Cumhurbaşkanı Seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi ile beraber hareket ederek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kökleşmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz.

15 Temmuz'da oluşan milli birlikteliğin 7 Ağustos Yenikapı ruhu, 16 Nisan Halkoylaması şuuruyla 2019 seçimlerine taşınmasını ve temellenmesini arzuluyoruz.

Milletimizin beklentilerine kulak veriyoruz.

Ne var ki biz bu iradeyi gösterdikçe birileri adeta çılgına dönüyor.

Duşumuzla ilgili itirazların Türkiye hasımlarından geleceğini beklerken, içerideki uzantılar ses veriyor.

Türkiye'nin yanında durmayı bir türlü içine sindiremeyen FETÖ seviciler, Kandil havarileri, düşman süvarileri birer birer saklandıkları deliklerden fırlayıp kendilerini ele veriyorlar.

15 Temmuz'da yaşanan darbe ve işgal girişiminin karşısında muğlak kalanlar bugün gözü dönmüşçesine ve akıllarınca bize saldırıyor.

Bunlar Atatürk'ün partisiyiz deyip Atatürk'ün aziz hatırasını lekeleyen şuursuzlardır.

Bunlar Kuvay-ı Milliye’nin değil, Kuvay-ı İnzibatiye’nin mirasçılarıdır.

Bunların Türkiye gibi bir kaygısı yoktur.

Arife tarif olmaz, ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olurmuş.

Bunlar da FETÖ'nün dalından acaba bize ne düşer diye ağzı açık bekleyen kalpsiz, karaktersiz, kalitesiz, siyasi kaburgasızlardır.

Varsın şer odakları işbirlikçileriyle beraber kaos umsunlar.

Ismarlama projelerle siyasi senaryo kuranlara diyorum ki, sizin bir hesabınız varsa Allah'ın da bir hesabı vardır, milletin kutlu ve tecelli edecek iradesi ise yegane güvencemizdir.

Bütün ucuz hesaplarınızı boşa çıkaracağız, alayınızı şaşkına çevireceğiz.

Kandil'in peşine takılanların, FETÖ’nün dümen suyuna girenlerin, HDP’yle ortaklık planı yapanların, milletin yani cumhurun ittifakından rahatsız olması, iblisin sevaptan rahatsız olması kadar normaldir.

Bunlar her kılığa girerler, herkesle haşır neşir olurlar, ama bir türlü Türk milletine sevgi ve sadakatle bağlı olmanın ne demek olduğunu anlayamazlar.

Biz yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz.

Doğru yerdeyiz çünkü milletimizin yanındayız, Osmaniye’nin gönlündeyiz.

Milletimizle elele vererek lider ve güçlü Türkiye ülkümüzü mutlaka gerçekleştireceğiz.

Ucuz ve köhne siyasetle hareket edenlere meydanı bırakmayacağız.

Bu vatanı kolay kazanmadık.

Bin yıllık kardeşliğimizi de heba ettirmeyeceğiz.

Tehdit ve tehlikelerin çoğaldığı bir dönemde saflarımızı sıkı tutacağız.

Allah’ın izniyle ihanete geçit vermeyeceğiz.

İlkelerimiz ve ülkülerimizden tavize kesinlikle yanaşmayacağız.

Milli birlik ve bütünlüğümüzü can pahasına koruyacağız.

Bu vesileyle sözlerime son verirken hepinizi saygı ve şükranlarımla selamlıyorum.

Tekraren Osmaniye Belediye Başkanımız Sayın Kadir Kara Bey’e teşekkürlerimi sunuyor, başarılarının devamını temenni ediyorum.

Bugünkü Açılış ve Temel Atma Töreni’nin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese ayrı ayrı takdir ve teşekkürlerimi sunuyorum.

Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.

Ne Mutlu Türküm Diyene.

Güncelleme Tarihi: 16 Ocak 2018, 13:46

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER