MHP'li Tanrıkulu: İstikbalin ve istiklalin vekaleti olmaz. Buna hepimiz sahip çıkmak zorundayız

MHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Kenan Tanrıkulu, "16 Nisan tarihine kadar aynı bayrak, sancağın altında aynı hedefe koşturmak zorundayız. Benimle birlikte koşarken benim ayağımı tökezletmek isterse bir tekme de ben vururum." dedi

MHP'li Tanrıkulu: İstikbalin ve istiklalin vekaleti olmaz. Buna hepimiz sahip çıkmak zorundayız

MHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Kenan Tanrıkulu, "16 Nisan tarihine kadar aynı bayrak, sancağın altında aynı hedefe koşturmak zorundayız. Benimle birlikte koşarken benim ayağımı tökezletmek isterse bir tekme de ben vururum." dedi.

Tanrıkulu, MHP Manisa İl Teşkilatı tarafından düzenlenen "Anayasa Referandumu ve Siyasi Gelişmeler" konulu konferansa katılmak üzere geldiği Manisa'da ilk olarak esnaf ziyaretleri gerçekleştirdi.

MHP Genel Merkezi tarafından Manisa'da 'Anayasa Referandumu ve Siyasi Gelişmeler' toplantısı yapıldı. AK Partili Şehzadeler Belediyesi tarafından tahsis edilen tarihi Rum Mehmet Paşa Bedesteninde gerçekleştirilen toplantıya MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, MHP MYK Üyesi Hüseyin Akgül, MHP Manisa İl Başkanı Erkan Öztürk ve çok sayıda partili katıldı.

Esnaflarla bir süre sohbet ettikten sonra konferansın verileceği salon önünde dökülen lokmaları halka dağıtan Tanrıkulu, Tarihi Bedesten'de düzenlenen konferansa katıldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından, konferans MHP Manisa İl Başkanı Erkan Öztürk'ün açılış konuşmasıyla başladı.

Konferansta konuşan Tanrıkulu, ülkenin geleceği ve gündemle ilgili gelişmeleri paylaşmak için bir araya geldiklerini kaydetti.

MHP'nin siyasete yön vermesi ve bazı olayların oluşmasında geçmişte üstlendiği inisiyatif ve görevini bugün de yerine getirdiğini söyleyen Tanrıkulu, MHP'nin 46 yıllık bir güce sahip olduğunu kaydetti.

Türkiye'nin siyasal hareketini şekillendiren vatandaşlarla ülkenin geleceğini yeniden inşa etmek istediklerini ifade eden Tanrıkulu, MHP'nin siyaset oluşturma ve uygulama tarzında tüm teşkilatlarını kapsayan, paylaşımcı ve etkileşimci bir yapı içerisinde olmaya gayret ettiklerini kaydetti.

Son aylarda herkesin kafasını karıştıran, belli yönlere sürükleyen düşüncelerin Türkiye'de olduğu gibi Manisa'da da hakim olduğunu söyleyen Tanrıkulu, "Hala da daha kafamızı karıştıran, bizleri farklı yönlere savurma gayretinde olan insanlar var. Bu toplantı sonrasında doğru yolda manevi anlamda emin adımlarla ilerlememize vesile olacak aydınlatıcı düşüncelerle bu salondan gideceğiz." diye konuştu.

Türkiye'nin her alanda bıçak sırtı bir süreçten geçtiğini, ekonomik, politik konular ile gelgitlerin yaşandığını kaydeden Tanrıkulu, 16 Nisan'a sayılı günler kaldığını, farklı fikir ve konularla insanların bombardımana tutulduğunu ve bir şeyi bilmek için okumak gerektiğini belirtti.

"FETÖ'cüler genel başkanımıza bir şeyler yapıştırmaya kalkıştı, olmadı. Bu salondan çıkarken el ele kol kola çıkamazsak ülküdaşlığımızın bir manası kalmaz. Birbirimize inanmış, arkasını kollayacak şekilde çıkmamız lazım." diyen Tanrıkulu, şöyle konuştu:

"Her gittiğim yerde bunu söylüyorum. Bir fikri anlatabilmek için insanın önce kendisi inanması lazım. Kendisi inanmıyorsa boşuna konuşuyoruz demektir. Başka türlü de gidip başkasına anlatmak olmaz. Medya bize sevimli bakmıyor. Ben patron tayfasından bahsediyorum. Genel başkan niye bazı medya organlarının ismini söyleyerek ifşa etti. MHP ile ilgili olarak ayrık otu varsa, bugün ana akım medyada konuşabiliyorlar. Esas zaman saatlerde de yer bulabiliyorlar. Ben, grup başkanım, genel başkan yer bulamıyor. O zaman bize karşı yapılan birleşik bir cephe var. Bunu kırabilmek için birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmemiz lazım. 15 Temmuz'da tek ışıkları yanan partinin lideri genel başkanımızdı. Bazıları köprü altlarındaydı, bazıları uçakla geziyordu. Işıkları yaktı genel başkanımız oturdu, bize de emir verdi 'oturacaksınız' dedi, bazılarına da görev verdi Meclis'e gitti. Oraya ilk giden partililer de MHP'lilerdi. Oraya gönderdiğiniz kardeşleriniz sizlere layık olmak için ellerinden geleni yapıyorlar. 240 vatandaşımızı kaybettik. Bir kısmı da yaralandı. Acılar insanları birleştirmek için vardır."

Türkiye'nin 15 Temmuz'da çok önemli bir olayla karşılaştığını ifade eden Tanrıkulu, "Türkiye'nin bekası sorunu hiçbir askeri darbede bu kadar yerle bir edilmemiştir. Bunun muhasebesini ileride yapacaklar. Anayasa değişikliği meselesinde 'hayır'cıların insanları korkutma sebeplerini de konuşmak lazım." dedi.

"Hukukun üstünlüğü konusunu sonuna kadar savunduk"

Hukuken sorumsuz bir cumhurbaşkanı olayının belirli bir kalıba girme meselesi üzerinde durduklarını vurgulayan Tanrıkulu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunu yazan isteyen MHP. Türkiye hepimizin ortak vatanı. Ben malımı satarım yarın başka yere taşınırım diye kimse demez. Çünkü ülkücüsünüz, sonuna kadar bu ülkede kalıp, sonuna kadar hak ve hürriyeti korumak için her şeyi gerekirse canınızı bile verirsiniz. Bu karmaşık olayı genel başkanın sözleri belirli bir kalıba döktü, ilerlemeyi sağladı. Hukukun üstünlüğü konusunu sonuna kadar savunduk. Bazıları da bu hukuksuzluğun sürmesini istediler. Öyle horozlar var ki öttükleri için güneşin doğduğunu sanıyor. Horoz çok, ötüyorlar ama bilmedikleri bir şey var. Allah ne zamana kadar takdir eder bilemiyoruz, o olay olana kadar güneş doğudan doğacak batıdan batacak. Onlar ötmeye devam edecekler. Geçmişte bizim çatımız altındaydı şimdi başka pazarlara gidiyorlar. Onların yeri yok. Disiplin kurulu onlarla ilgili gerekli şeyleri yaptı. Bu düzeni kimse bozamaz. Karşılıklı kontrol edip bundan yola getirip yolda devam etme konusunda uyarması lazım. Yoldan çıkanları gördük."

Herkesin belli kurallara uymak zorunda olduğunu söyleyen Tanrıkulu, "16 Nisan tarihine kadar aynı bayrak, sancağın altında aynı hedefe koşturmak zorundayız. Benimle birlikte koşarken benim ayağımı tökezletmek isterse bir tekme de ben vururum. Biz şunu söylüyoruz, hedef Türkiye'nin milletin konuşması. Kazançlı çıkması huzurun vekaleti yok, kimseye bu konuda vekalet veremezsin. İstikbalin ve istiklalin vekaleti olmaz. Buna hepimiz sahip çıkmak zorundayız." diye konuştu.

"İÇİMİZDEN FİRELER VAR"

Konuşmasının büyük bir bölümünde parti içi muhalefeti eleştiren Tanrıkulu, "1 Kasım süreci sonrasında FETÖ'de dahil Türkiye'de önüne gelen kesim bize şamar atmaya kalktı. Liberaller attı, solcular attı, FETÖ'cüler attı, ötekiler attı, berikiler attı. Buna rağmen gene de 40 milletvekili ile aslanlar gibi Türkiye Büyük Millet Meclisinde milliyetçi hareketi, ülkücü davayı temsil etme iddiasında azminde ve şevkindeyiz. Buna da devam edeceğiz. İçimizden fireler var. Her ailede her tarlada oluyor. İstediğiniz kadar sürmeye çalışın. Önemli olan bunları doğru temizleyebilmek. Tarlanın tamamına zarar vermeden ayırt edebilmek. Biz de onu yapıyoruz. Buna gayret ediyoruz. Bunu yaparken de sizlerden güç alıyoruz, şevk alıyoruz, ilham alıyoruz" dedi.

Anayasa değişikliğinin MHP'nin çabalarıyla ortaya çıktığını dile getiren Tanrıkulu, "Anayasa değişikliği meselesinde 'hayır'cıların insanları korkutma sebeplerine de konuşmamız lazım. Önüne gelen herkes her şeyden bir vesile bulup konuşuyor. Bu işin en kısası şu: hukuksuz ve hukuken sorumsuz bir cumhurbaşkanı olayının belirli bir kalıba girmesi meselesi üzerinde durduk. Bunu yapan Milliyetçi Hareket Partisi, bunu isteyen Milliyetçi Hareket Partisi, bunu yazan Milliyetçi Hareket Partisi. Ne kadar haklı ve isabetli bir çözüm önerisinde bulunduğumuzu birer birer gelişen olaylarda ortaya çıktı" dedi.

"ETRAFTA HOROZ ÇOK"

"Etrafta horoz çok, ötüyorlar da. Ama bilmedikleri bir şey var. Allah ne zamana kadar takdir eder bilinmez. İnancımız o. Ama o olay oluncaya kadar güneş doğudan doğacak, batıdan batacak. Bu horozların dediği gibi öttükçe doğmayacak. Ama onlar ötmeye devam edecekler" diyen Tanrıkulu, şunları kaydetti:

"Düne kadar bizim çatımız altındaydılar şimdi görüyoruz ki başka yerlere doğru Pazar açmışlar. Onlara gidiyorlar. Hayırlı uğurlu olsun, yolları açık olsun. Bizimle işleri yok. Milliyetçi Hareket Partisi'nin disiplin kurulu onlarla ilgili gerekli işlemleri yaptı ve ona göre de herkes yolunu ayırdı devam etti. Biz kurumsal disipline en üst seviyede inanan ve itaat eden bir partiyiz. Kimse bende bu disiplini bozacak bir davranış beklemezse bu salonda bulunan tek tek bütün ülküdaşlarım da bunu yapamazlar. Eğer ben bozarsam sizin de bozma hakkınız var. Ama siz bozarsanız aynı şekilde burada oturanlar olarak buna karşı bozma hakkımız var. Onun için birbirimizi karşılıklı kontrol edip bundan yola getirip yolda devam ettirme noktasında uyarmamız lazım. İşte yoldan çıkanların halini gördük. İsteyen istediğini yapar. Hayır kardeşim isteyen istediğini yapamaz. Biraz önce söyledim o kadar da değil. Hepimiz belirli kurallara, disipline nasıl uymak zorundaysak 16 Nisan'a kadar aynı bayrağın altında, aynı sancağın altında, aynı hedeflere doğru koşmak zorundayız. Koşmayanı da koştururuz. Ama illa bizimle koşmayacaksa o zaman kendi bileceği iş. Ama bizimle birlikte koşarken benim ayağımı tökezletmeye çalışırsa bir tane de ben vururum haberi olsun. Öyle de bırakmam. Bundan ne demek istediğimi anlamışsınızdır inşallah."

Güncelleme Tarihi: 11 Mart 2017, 17:40

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER