Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na: Hani tanklar oradaydı sen neredeydin

Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin gerçekleştiği gece Atatürk Havalimanı'na indiğinde oradakilerin "Saat 11.30 gibi Kılıçdaroğlu geldi ve ayrıldı" dediğini aktardı. Kılıçdaroğlu'na "niye ayrıldın oradan" diye soran Erdoğan, "Sonra öğrendik ki Bakırköy Belediye Başkanı'nın evine gitmiş. Milletin arasında kalsaydın ya. Önceden diyordun ki 'Darbe olduğu zaman tankın üzerine ilk ben çıkarım.' Hani tanklar oradaydı sen neredeydin? Bu iş lafla olmaz, bu iş yürekle olur, yürekle." dedi.

Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na: Hani tanklar oradaydı sen neredeydin

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik, "Kim ne iş yapar haberi yok, böyle bir insana bu ülkede nasıl olacak da böyle bir siyasi parti, üstelik de anamuhalefet teslim edilecek." dedi.

Erdoğan, Beştepe Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen "37. Muhtarlar Toplantısı"nda muhtarlarla bir araya geldi.

Her hafta ortalama 400 muhtarla buluştuklarını belirten Erdoğan toplantıların sonuncusunu 8 Şubat'ta yaptıklarını hatırlattı.

Erdoğan, bugün 81 ilden gelen 2 bin muhtarla bir arada olduklarına işaret ederek, FETÖ'nün darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi çevresinde yaşananlara değindi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İçerisinde bulunduğumuz bina gazi bir mekandır. 15 Temmuz darbe girişiminde bu çevrede 29 şehidimiz var, 36 gazimiz var. Bu gazi mekan tarihe böyle kaydedilecek. 15 Temmuz darbe girişiminde binamız darbecilerin ateşine maruz kaldı. Hemen önümüzdeki yol da F-16'larla bombalandı, helikopterlerle ateşe tutuldu. Türkiye'nin bir daha böyle karanlık geceler yaşamaması için bu hatıraları canlı olarak hafıza kaydımızda tutmalıyız. Rabbim ülkemizi böyle saldırılardan, böyle ihanetlerden muhafaza eylesin." ifadelerini kullandı.

- "İnanın böyle bir yalan makinesi ben görmedim"

"Yeni sistemin en büyük özelliği milli iradenin yani sizlerin iradesinin ülke yönetimi üzerindeki gücünü artırıyor olmasıdır. Doğrudan halkın oyuyla göreve gelen insanlar olarak sizler bunun anlamını çok iyi bilirsiniz" diyen Erdoğan, Türkiye'nin 11 gün sonra yapacağı anayasa değişikliğine ilişkin halk oylamasının tarihi öneme sahip olduğunu bildirdi.

Erdoğan, "Fakat bunu anlamayanlar var. Ana muhalefetin başındaki zat bunu anlamış değil" ifadelerini kullanan Erdoğan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "17 Nisan'da bütün muhtarlıkları bu Cumhurbaşkanı kapatabilir" sözlerini hatırlattı.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"İnanın, böyle bir yalan makinesi ben görmedim. Bir defa muhtarların nasıl seçildiğini bile bilmiyor. Tayyip Erdoğan nasıl seçildiyse muhtar da öyle seçiliyor Sayın Kılıçdaroğlu. Aramızda fark yok, beni de millet seçti sizleri de millet. Diyor ki 'Bir kararname çıkarır ve sizleri kapatır'. Ya muhtarlar kararnameyle gelmedi ki muhtarlar yasal düzenlemeyle geldi. Yasal düzenlemeyle gelen yasal düzenlemeyle gider ve o yasal düzenlemenin de bağlı olduğu, anayasa. Böyle bir yapı. Onun için muhtar deyip geçmeyin. Ne yazık ki muhtarı bu beyefendi hafife alıyor. Ben Birleşmiş Milletler (BM) toplantısında konuşuyorum o da burada konuşuyor, çok enteresan, 'BM toplantısında Tayyip Erdoğan konuşurken bir yurttaş olarak, ana muhalefet partisinin genel başkanı olarak utandım. Dünya liderlerine mi yoksa muhtarlara mı konuşuyor belli değil'. Bunu aynen kayıtlardan çıkarttırdım. Burada da muhtarlara bir toplantı yapıyor, 40 kadar muhtar ve bir muhtarımız oradan çıkıyor, diyor 'Siz, BM'de Cumhurbaşkanımızın konuşmasını bu şekilde değerlendirdiniz. Ben bir muhtar olarak bundan rahatsız oldum.' Ne dese beğenirsiniz? 'Haddimize mi.' Ya söyledin işte kayıtlarda. Artık dünya öyle bir dünya ki ağzından çıkan bir lafın esiri olursun."

"Sır ağzından çıkana kadardır, çıktı mı sen onun esiri olursun" sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, internette her şeyin tarihine, saatine varıncaya kadar olduğunu belirtti.

- "Sayın Kılıçdaroğlu bunu da öğren"

Kılıçdaroğlu'nun halk oylamasından "evet" çıkması halinde cumhurbaşkanının isterse lokantaları bile kapatabileceğine yönelik söylemlerini de hatırlatan Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:

"Tövbe tövbe. Ya lokantayla cumhurbaşkanının ne işi var? Kaldı ki o mekanizmayı da bilmiyor, biliyor musunuz? Lokantayı eğer kapatacaksa böyle bir merci varsa belediyelerdir. Sayın Kılıçdaroğlu bunu da öğren. Ben belediye başkanlığı yaptım bu işleri de iyi bilirim. Yani kim ne iş yapar haberi yok, böyle bir insana bu ülkede nasıl olacak da hakikaten böyle bir siyasi parti, üstelik de ana muhalefet teslim edilecek? Demokrasilerde muhalefet çok önemli. Muhalefet eğer gerçekten akıllı, ciddi bir muhalefet yaparsa iktidara güç katar ama muhalefet muhalefetini doğru yapmazsa hem kendi hem ülke kaybeder."

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle cumhurbaşkanlığı ve başbakanlığın birleştirileceğini dile getiren Erdoğan, salondakilere CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun bir radyo programındaki yeni sisteme yönelik söylemlerini dinletti. Kılıçdaroğlu'nun programdaki "Düşünün yeni modeli kurduk, halk seçti cumhurbaşkanını, başbakan da başkası oldu. Cumhurbaşkanı başka bir partinin genel başkanı, başbakan da başka bir partinin genel başkanı asıl kavga o zaman çıkacak" sözlerinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti:

"Sıkıntı bu işte. Ya zaten işte bu kavga çıkmasın diye cumhurbaşkanılığı ile başbakanlığı birleştiriyoruz Sayın Kılıçdaroğlu anladın mı? Bunları çok ağır yaşadık. Bizim dönemimizde yaşamadık, niye? Aynı ekolden geliyoruz, aynı ekolden geldiğimiz için ne Sayın Gül ile ne benim cumhurbaşkanlığım döneminde bunlar olmadı. Fakat aynı ekolden geldikleri halde Sayın Sezer, merhum Ecevit, anayasa kitapçığının fırlatılması olayını düşünün, onlar bile birbirine girdi. Ertesi gün ekonomi allak bullak oldu, peki bunun bedelini kim ödeyecek? Millet. İşte bunları ortadan kaldıracak sistemin adıdır 16 Nisan, o bakımdan çok önemli. Hükümet öyle koalisyonlarla, pazarlıkla kavgayla, meşhur Güneş Motel pazarlıklarını hatırlayanlar vardır. Nasıl oralarda pazarlıklar yapıldı, bakanlıklar verildi, dağıtıldı. Aklımda kaldığı kadarıyla 13 bakanlık dağıtıldı, bunlar yaşandı. Hep parayla bunlar."

Erdoğan, salondakilere "Cumhurbaşkanlığının kapısı tarih boyunca hiçbir zaman muhtarlara açık oldu mu" diye sordu. Erdoğan, "Hayır" yanıtı üzerine, "Ama ilk defa bu kardeşiniz Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin kapısını muhtarlara açtı. Şu ana kadar 16 bin muhtarı ben külliyede ağırladım, milletim adına ağırladım." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bu milletin şanlı bir tarihi, şanlı bir geçmişi var. Şimdi biz bu şanlı geçmişe yeniden döndük. Şimdi bunu yeniden inşa ve ihya ediyoruz. Her şeyimizle eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, ulaşımda, enerjide, gıda-tarımda her şeyde bunu yapacağız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde muhtarlarla bir araya geldi.

Erdoğan, konuşmasında, yeni sistemde hükümetin Meclis'te kurulmayacağını, doğrudan millet tarafından sandıkta kurulacağını söyledi. Milletin yetkiyi cumhurbaşkanına vereceğini ve cumhurbaşkanının da parlamento dışından kabineyi kuracağını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İsterse oradan da kurar, kurar ama parlamentodan aldığı bir kişinin milletvekilliği düşer. Ne yapacak? Dışarıdan alacak. Rahmetli (Turgut) Özal öyle derdi, 'Parlamento içinden kabine olduğu zaman parlamentodaki kendi arkadaşlarıyla bile kabinedeki bakanların çoğu zaman kavgalı olduğuna şahit oldum' derdi. Şimdi biz onlar olmasın istiyoruz ve dışarıdan kabineyi oluşturacak. Yani milletvekilliği sıfatı olmayacak, isterse olur o ayrı konu, dışarıdan alacak. Dışarıdan kurduğu bu kabineyle de ülkesine hizmeti sürdürecek."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Siz o bakana gidebilir misiniz?" dediğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Niye gidemesin? Bakanın görevi ne? Bu ülkeye hizmet. Cumhurbaşkanının görevi ne? O bakanlar kurulunu çalıştırmak. İşte şimdi bu süreç içerisindeki Tayyip Erdoğan, 4,5 yıl İstanbul gibi bir şehrin belediye başkanlığını yaptı. Halkına, şehrine hizmet nedir, bunu bilen bir insandır. Ondan sonra 12 yıl başbakanlık yaptı. Türkiye'ye hizmet nedir, bu topraklara, bu millete hizmet nedir onu da gayet iyi bilirim. 2,5 yıldır da cumhurbaşkanlığı yapıyoruz. Burada da yine bu şekliyle gerek hükümetle münasebetler gerek hizmet nasıl yürütülür elhamdülillah bunu da icra ettik. Ziya Paşa diyor ya 'Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.' Mesele bu."

Türkiye'nin çok daha ileri gitmesi gerektiğini, artık "bu elbisenin dar geldiğini" ifade eden Erdoğan, "Gazi Mustafa Kemal'in ifade ettiği gibi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne Türkiye'yi çıkarmamız lazım, olay bu." dedi.

Bunun lafla değil icraatla olduğunu dile getiren Erdoğan, icraatta kendilerinden öncekileri geride bıraktıklarını ancak bunu bile yeterli görmediklerini söyledi.

- "Batı bize hayran olmaya başladı"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu anda Batı bize hayran olmaya başladı. 'Neyinize hayran oldu?' Kardeşim, şu İstanbul boğazının üzerine dizdik ya 3. köprüyü de getirdik oraya yerleştirdik ya Yavuz Sultan Selim Köprüsü. Ama 4 gidiş, 4 geliş, ortasından da hızlı tren. Bunların eşi benzeri pek yok." ifadelerini kullandı.

Denizin altından MARMARAY'ı yaptıklarını ve 3 yılda 200 milyon kişinin buradan geçtiğini anlatan Erdoğan, "Bizim dedemiz Fatih, karadan Haliç'e indirdi kadırgaları, dedemiz Fatih bunu yaptı, biz de torunları olarak denizin altından yapalım dedik, denizin altından yaptık." diye konuştu.

Bir adım daha atarak, Avrasya tünelini yaptıklarını belirten Erdoğan, otomobillerin de denizin altından geçtiğini söyledi.

Erdoğan, Osmangazi Köprüsü'yle de İstanbul-İzmir'i 3 saat 15 dakikaya indirdiklerini anlatarak,18 Mart'ta Çanakkale Köprüsü'nün temelini attıklarını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İki kule arası 2 bin 23 metre olan köprünün dünyada bir numara olduğunu bildirdi. Bu köprü ile Avrupa ve Asya'yı farklı bir yerden farklı bir şekilde birbirine bağladıklarını dile getiren Erdoğan, "Niye? Bu millet çok ezildi, çok ezdiler. Artık buna son. Bu milletin şanlı bir tarihi, şanlı bir geçmişi var. Şimdi biz bu şanlı geçmişe yeniden döndük. Şimdi bunu yeniden inşa ve ihya ediyoruz. Her şeyimizle, eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, ulaşımda, enerjide, gıda-tarımda her şeyde. Bunu yapacağız." diye konuştu.

- "Bunu da karıştırıyor galiba"

Yeni sistemde 5 yılda bir yapılacak seçimlerde milletin önüne iki sandığın geleceğini, birisinin cumhurbaşkanlığı, diğerinin milletvekili sandığı olacağını belirten Erdoğan, "Şimdi bunu da karıştırıyor galiba o." dedi.

Yerel seçimlerde de belediyeler, muhtarların seçiminin yapılacağını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ama tabii 5 yılda bir yapıldığı zaman ülkeye istikrar gelecek. Yani devlet, beş yıl sonrasını görecek. Beş yıl sonra bu ülkede seçim var. Yatırımcı beş yıl sonrasını görecek, yurt dışı, yurt içi... Yurt dışına gittiğimiz zaman yaptığımız görüşmelerde bize ne derler biliyor musunuz? Seçim var mı? Bakalım, seçimin zamanı var. Ne zaman? İlan edilen zamanda. Bakın bize gelene kadar bu ülkede düşünebiliyor musunuz 16 ayda bir hükümet kurulmuş bizden önce. Tabii bunların içinde 25 gün süren hükümetler de olmuş o ayrı. Ben ortalamasını alıyorum, ortalaması 16 ayda bir ve 48 hükümet kurulmuş çok partili hayatta. Avrupa'da şurda burada böyle bir örneği yok. Ama bunlar maalesef boyacı küpü gibi hükümeti o küpün içerisine sokup sokup çıkarmışlar. Böyle bir şey olur mu? Böyle bir ülkede istikrar olur mu? Ama biz şimdi geldik ve geldiğimizden bu yana tarih ne zamansa o tarihlerde seçim yaptık. İstikrar bu, güven bu. İstikrarın olduğu ülkede işte siz ekonomiyi de 3'e katlarsınız. 3 bin 500 dolardan aldık kişi başına milli geliri, 11 bin dolara çıkardık. Böyle bir şey yoktu ama şimdi var."

Göreve geldiklerinde IMF'ye olan borcun 23 milyar 500 milyon dolar olduğunu aktaran Erdoğan, 2013 yılında IMF'yle olan bu ilişkiyi bitirdiklerini, bütün borcu ödediklerini ve işin sıfırlandığını hatırlattı.

Erdoğan, "Kim borçlandı? Bizden öncekiler borçlandılar. Biz ise ödedik. Bunların içinde her partinin taksiratı var. CHP'sinin de var, Adalet Partisi'nin de var, şunun da bunun da var. Hepsinin var. İşte her şeyi biliyorsunuz, bu ülkeyi 70 sente muhtaç edenler, bu işin günahkarlarıdır. Şimdi Merkez Bankamızın rezervi göreve geldik 27,5 milyar dolardı. Ama hamdolsun şimdi son bu kurlar, şu anda 110 milyar dolar da döviz rezervimiz. Bakın buralardayız. Bizler kararlıyız, bu istikrarla bunları yakaladık." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Şu anda muhtarlarımız bin 406 lira maaş alıyor ama 'bu yetmez' dedik. 'Bir de bunların Sosyal Güvenlik Kurumu primleri var, onların da karşılanması lazım.' dedik. İlgili kurumlarımız hazırlıklarını tamamladılar, yayımlanacak ilk Kanun Hükmünde Kararname ile bu meseleyi çözüyoruz. Artık muhtarlarımızın 613 lira tutan Sosyal Güvenlik Kurumu pirimleri devlet tarafından karşılanacak." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde muhtarlarla bir araya geldi.

"Bunların zihniyeti bu işte, bunlar muhtarlığı çok çok küçümsüyorlar. Bunlara gereken dersi 16 Nisan'da vermelisiniz. Öyle muhtar hafife alınacak insan değildir. Muhtarın ihtarı çok güçlüdür." diyen Erdoğan, çalışmadan, üretmeden, risk almadan hasıla toplama döneminin artık sona erdiğini söyledi.

Türkiye'de siyasetin çıtasının muhtarından cumhurbaşkanına kadar herkes için yükseldiğini belirten Erdoğan, artık muhtarlıkta da rekabetin arttığını kaydetti.

Muhtarlara bir müjdesinin olduğunu dile getiren Erdoğan, "Artık öyle eskisi gibi hatır gönülle hatta zorla muhtar adayı olma dönemi bitiyor. İlk seçimden itibaren sizleri sıkı bir yarış bekliyor." ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Göreve geldiğimde neredeyse 2-3 çay parasına bile denk gelmiyordu verdikleri ücret. Paket derken sigara anlamayın, sigaraları bırakın bir defa. Ben, biliyorsunuz sigara düşmanıyım, sakın ha sigarayı bırakın. Bu konuda da bize yardımcı olun. Sigarayı bırakma kampanyalarını bizim muhtarlarımızın yürütmesi lazım. Var mıyız buna? Çünkü evinizde hanımınıza da zulmediyorsunuz, çocuklara da zulmediyorsunuz. Sigara içen aktif içici, içmeyen pasif ama zararı en fazla kim görüyor pasif içici. Bu konuda da ben sizden destek istiyorum. Gelin Türkiye olarak biz bu işin belini bir kıralım, nargile margile hepsini defedelim."

- Muhtarlara müjde

Erdoğan, kademeli bir artışla muhtar maaşlarını asgari ücretle eşitlediklerini anımsatarak, "Şu anda muhtarlarımız bin 406 lira maaş alıyor ama 'bu yetmez' dedik. 'Bir de bunların Sosyal Güvenlik Kurumu primleri var, onların da karşılanması lazım.' dedik. İlgili kurumlarımız hazırlıklarını tamamladılar, yayımlanacak ilk Kanun Hükmünde Kararname ile bu meseleyi çözüyoruz. Artık muhtarlarımızın 613 lira tutan Sosyal Güvenlik Kurumu pirimleri devlet tarafından karşılanacak. Böylece muhtarlarımızın gelirleri de fiilen maaş artı sosyal güvenlik pirimi olarak 2 bin 19 liraya çıkıyor. Dersimi çalıştım da geldim, böyle boş gelmedim." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de görev yapan 18 bin 296 köy, 31 bin 921 mahalle muhtarına bu kararın hayırlı olması temennisinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondaki bir muhtarın "PYD ile komşu olmak istemiyoruz" sözleri üzerine PYD ve YPG'nin hiçbir zaman Türkiye'ye komşu olamayacağını bildirdi. Erdoğan, "Hiç bundan endişeniz olmasın. Şu anda Cerablus'ta ne yaptık, Rai'de ne yaptık, onların belini kırdık. Hiç ondan şüpheniz olmasın, PYD, YPG bunların hepsi Türkiye'nin bilesiniz ki buralardaki düşmanıdır." dedi.

- Güvenlik korucularına sigorta

Bir müjdesinin de güvenlik korucularına yönelik olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Güvenlik korucularımızın maaşlarını bin 411 liraya, harcırahlarını günlük 36 lira ve aylık bin 80 liraya çıkarmış, ayrıca günlük 21 lira da operasyon tazminatı ödenmesini sağlamıştık. Güvenlik korucularımız artık kendi illeri dışındaki operasyonlarda da görevlendirilebiliyor. Mevcut illerimize ilave olarak, Erzurum, Erzincan, Hatay ve Osmaniye'yi de güvenlik koruculuğu sistemine dahil ettik. Hem kadro sayısını 55 bine çıkartarak hem de yaş ortalamasını düşürerek güvenlik korucularımızı asker ve polislerimizin en büyük yardımcısı haline getirdik. Şimdi yeni bir adım daha atıyoruz. Ve tüm güvenlik korucularımızı sigortalı hale getiriyoruz. Sigorta primleri İçişleri Bakanlığımız tarafından ödenecek, güvenlik korucularımız tıpkı diğer sigortalılar gibi istedikleri yerden sağlık hizmeti alabilecekler."

- Silahtan alınan harcırah kaldırıldı

Bu uygulama ile maaş, harcırah ve tazminatlara ilave olarak her güvenlik korucusu için 578 liralık bir sigorta ödemesi yapılacağını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sigortaların güvenlik korucularına hayırlı olması temennisinde bulundu. Erdoğan, şunları kaydetti:

"Muhtarlarımız mahallerine ve köylerine verdikleri hizmetlerle, güvenlik korucularımızın terörle mücadelemize verdikleri destekle bu imkanları ziyadesiyle hakettiklerine inanıyorum. Şimdi bir de hep muhtarlarımızın bana söyledikleri bir şey var, 'silah da silah.' Şimdi tabii silahı alıyor da diyorlar ki 'bizi bu harcırahtan kurtarın.' Neyse Sayın Başbakanımızla bunları da değerlendirdik ve sonunda harcırahı da hükümetimiz, İçişleri Bakanlığımız karşılıyor. Böylece harcırah yok. Oldu mu?"

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Örtülü bir darbedir 15 Temmuz'' dediğini belirterek, "Sen şehitlerimize bu hakaret yetkisini nereden buldun? Örtülü darbe ise zerre kadar haysiyetin varsa zerre kadar şahsiyetin varsa çık, dosyalarını ortaya koy. Biz de gereğini yapalım. Siyasi hayatımda ne aldanan oldum, ne aldatan oldum. Bundan sonra da ne aldanan olacağız, ne de aldatan olacağız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde muhtarlarla bir araya geldi.

Erdoğan, konuşmasında "Seçimden sonra cumhurbaşkanı, hükümetiyle birlikte ülkeyi yönetecek. Meclis sadece kendisine ait olan yasama ve denetim görevleriyle asıl işini yapacak." dedi.

Yargının bağımsızlığının yanına tarafsızlığı da eklenmiş olarak görevini çok daha etkin bir şekilde yapmayı sürdüreceğini vurgulayan Erdoğan, "Ne diyor Kılıçdaroğlu, öbürlerinin sesi çıkmıyor zaten de çok enteresan 'yasama organı da olmayacak' diyor. Ayıptır ya, nasıl böyle yalan söylüyorsun? Yasama organı daha etkin olacak. Yasama organı, cumhurbaşkanının, Yüce Divan'a gitmesine varıncaya kadar bir çok yetkiyle donatılıyor. Şu anda böyle bir yetkisi var mı, yok." şeklinde konuştu.

Erdoğan, 16 Nisan halk oylamasından sonra bunların hemen devreye girmeyeceğine dikkati çekerek, 2019'da cumhurbaşkanlığı seçimi olacağını söyledi. Kişisel suçlardan dahi cumhurbaşkanının yüce divana sevk edilebileceğinin altını çizen Erdoğan, şu anda sadece vatana ihanet suçuyla ancak Yüce Divan'a gidebileceğini dile getirdi. 2019 Kasım ayından sonra kişisel suçlardan dahi cumhurbaşkanının Yüce Divan'a gideceğini belirten Erdoğan, bunu da yasama organının yapacağını söyledi.

- "Kılıçdaroğlu okumadın mı bu 18 maddeyi?"

Hakimler Savcılar Kurulunun 7 üyesini parlamentonun seçeceğini ve şu ana kadar böyle bir yetkisinin olmadığını ifade eden Erdoğan şöyle devam etti:

"Kılıçdaroğlu okumadın mı bu 18 maddeyi? Bir gözden geçirseydin, bir dersini çalışsaydın, ayıp oluyor. 16 Nisan'da yapılan işin bir diğer adı da 2007 anayasa değişikliği ile başlatılan sürecin devam ettirilmesidir. Hatırlarsanız Türkiye 2007 yılında kendini milli iradenin üzerinde gören birtakım güçler tarafından uçuruma sürüklenmeye çalışıldı. Cumhurbaşkanlığı seçimi tamamen zorlama yöntemleriyle engellenince, biz de en büyük hakem olan millete gittik. Bir yandan milletvekili seçimleri yenilenirken, bir yandan da milletimize dedik ki 'gelin Türkiye'yi bu sıkıntıdan tamamen kurtaralım.' Bunun için de cumhurbaşkanlığı seçiminin her türlü baskıya ve manipülasyona açık Mecliste değil, doğrudan sandıkta yapılmasını teklif ettik. O dönemin şartlarında ancak bu kadarına imkan bulabildik. Milletimiz o yıl hem yüzde 47 ile iktidarı bize verdi hem de yüzde 69 ile bu değişikliği kabul etti. Yeni sisteme göre ilk cumhurbaşkanlığı seçimi 10 Ağustos 2014'te yapıldı."

Erdoğan, 16 Nisan'daki değişikliğin, hiç olmazsa o zaman gerçekleştirilmesi gerektiğini kaydederek, "Ama Türkiye, Gezi olayları, 17-25 Aralık, emniyet, yargı, darbe girişimine kadar üst üste o kadar çok hadise yaşadı ki böyle bir imkan olmadı." dedi.

- "Yeni yönetim sistemi gökten zembille inmedi"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişimi ardından artık bu ihtiyacın ertelenemez, ötelenemez hale geldiğini belirterek, AK Parti ve MHP genel başkanlarına ve genel başkanlarıyla hareket eden milletvekillerine teşekkür etti.

Bu dayanışmanın, "yapılamaz" denilenin, yapıldığının göstergesi olduğuna işaret eden Erdoğan, 339 oyla halk oylaması kararı alındığını, yeni yönetim sisteminin gökten zembille inmediğini, uzun bir sürecin sonunda kendini göstere göstere geldiğini ifade etti.

Hem 2011 seçimleri hem 7 Haziran seçimleri boyunca gece gündüz bu meseleyi gündeme getirdiğini ve milletten destek istediğini anımsatan Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde bu konuyu dillendirdiğini aktardı.

Büyükşehir belediyeleri sisteminin, kısmen başkanlık sistemine benzediğini belirten Erdoğan, bu teklifi o zamandan beri bütün oturumlarda işlediğini anlattı.

- "Bu hazırlanan bal millete ikram edildi"

"Nasip bugüneymiş" diyen Erdoğan, bugün de bazı eksikliklerin olabileceğini dile getirdi. "Türk tipi başkanlık sistemi" söyleminden rahatsız olanları hatırlatan Erdoğan şunları kaydetti:

"Bizim kendi geleneklerimiz yok mu? Bizim geçmişten gelen bir siyaset anlayışımız var. İlmi siyasetimiz var. Bunları bir kenara mı koyacağız? Tüm bunlardan istifade edeceğiz. Onlara baktığımız zaman bu milletin bir tarihi var. Bizim tarihimizde bir Nizamülmülkümüz var.  Eserine baktığımız zaman ilmi siyaseti nasıl dile getirdiğini, adeta bir başkanlık sistemine nasıl bir yol verdiğini görürsünüz. Bütün bunları değerlendireceğiz. Dünyada nerede ne var adeta bir bal arısı gibi, ama eşek arısı gibi değil, nasibimizi alacağız. Balımızı yapacağız, olay bu. Ana muhalefet partisinin sanki ömürlerinde ilk defa görüyor gibi meseleye yaklaşıyor olması bunların ülkenin ve milletin gerçeklerinden ne kadar kopuk olduğunu göstermeye yeter. Başbakanlığım, genel başkanlığım dönemimde bu konuyla ilgili daha geniş anlamda çalışmalar yaptırdım. Bu çalışmaların da bütün ürünleri elimizdeydi. Bu son dönemde de MHP'li görevlendirilen arkadaşımızla AK Parti'nin görevlendirdiği arkadaşımız bir araya gelerek, bu çalışmaları yürüttü. Bir noktaya gelindi. Şimdi artık konuşma zamanı değil. Şimdi sandıkta nihai kararı milletin verme zamanı. Bu hazırlanan bal millete ikram edildi. Ana muhalefet konuşur biz yaparız. Farkımız bu."

- "Tanklar oradaydı, sen neredeydin?"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 15 Temmuz'u karaladığını ve şehitlerin aziz ruhlarını muazzep ettiğini dile getiren Erdoğan, "Ne diyor, çok çirkin, şu ifadeye bak. Diyor ki '15 Temmuz örtülü darbedir.' Sen şehitlerimize bu hakaret yetkisini nereden buldun? Örtülü darbeyse zerre kadar haysiyetin varsa şahsiyetin varsa çık dosyalarını ortaya koy. Biz de gereğini yapalım. Siyasi hayatımda ne aldanan ne aldatan oldum. Bundan sonra da ne aldanan ne aldatan olacağız." ifadelerini kullandı.

"Dürüst ol, doğru ol, bu millete yalan konuşma" diyen Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin gerçekleştiği gece Atatürk Havalimanı'na indiğinde oradakilerin "Saat 11.30 gibi Kılıçdaroğlu geldi ve ayrıldı" dediğini aktardı. Kılıçdaroğlu'na "niye ayrıldın oradan" diye soran Erdoğan, "Sonra öğrendik ki Bakırköy Belediye Başkanı'nın evine gitmiş. Milletin arasında kalsaydın ya. Önceden diyordun ki 'Darbe olduğu zaman tankın üzerine ilk ben çıkarım.' Hani tanklar oradaydı sen neredeydin? Bu iş lafla olmaz, bu iş yürekle olur, yürekle." dedi.

Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gece, Üsküdar'da art arda geçen iki tankın önüne yatarak onları durdurmaya çalışan Sabri Ünal'ı hatırlatarak, "Bak 36 yaşında Sabri tankın altına kendini atıyor. Tank üzerinden geçiyor, kalkıyor. İkinci tank geliyor, onun altına da kendini atıyor. Kolu ayağı kırılıyor ama oradan yürekli bir gazi olarak çıkıyor. Şimdi Sabri mi Kılıçdaroğlu mu, Sabri, Sabri, Sabri. Mesele bu." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt'un sözlerine ilişkin, "Genel Başkanları çıkıyor konuşuyor, 'Doğru bulmam.' 'Doğru bulmam' deme, hemen sen kesin ihraç talebiyle bu adamı at. Atamıyorsan bu CHP gider. Bunun adı bölücülüktür, bu ülkeyi parçalamaktır." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde muhtarlarla bir araya geldi.

Türkiye'nin şehit kanlarıyla yoğurularak vatan olduğuna dikkati çeken Erdoğan, dün Şırnak'ın Gabar Dağı'nda üç askerin şehit olduğunu anımsattı.

Erdoğan, bu saldırıların bedelini 20 teröristi etkisiz hale getirerek ödettiklerini belirterek, "Ben Silahlı Kuvvetlerimize, Bakanımıza, aynı şekilde Emniyet Genel Müdürümüze ve Jandarma Genel Komutanımıza çok teşekkür ediyorum. Bu mücadele bu şekilde sürdü. Arkadan bir milletvekili çıkmış, nasipsiz, 'evet' diyenleri İzmir'de denize dökmekten bahsediyor. Kimsin sen, önce haddini bil. Seni Samsun, Samsun'a sokmaz. Seni, Amasya'ya, Sivas'a sokmazlar. Haddini bil. Oralarda yürüyemezsin sen. Terbiyesiz herif." ifadesini kullandı.

Bu sözlere Türk halkına Yunan benzetmesi yaptığını vurgulayan Erdoğan, "Biz Yunan'ı denize döktük. Senin ayakta durmaya mecalin var mı? Genel Başkanları çıkıyor konuşuyor, 'Doğru bulmam.' 'Doğru bulmam' deme, hemen sen kesin ihraç talebiyle bu adamı at. Atamıyorsan bu CHP gider. Bunun adı bölücülüktür, bu ülkeyi parçalamaktır. Bunun adı bölücülüktür. Bunun adı ülkeyi parçalamaktır." dedi.

Erdoğan, Türkiye'yi bu tür bölücülerden temizlediklerinin altını çizerek, "hayır" diyenlere özel bir sembolik siyaset müzesi kuracaklarına işaret ederek, "Orada objeleri sergileyeceğiz. Niye? 'Öyle bir tarih geldi ki, hayır diyenler de vardı, onların da tezleri şunlardı' diyeceğiz. Biz demokrasiyi böyle anladık. Biz siyaseti de böyle yaparız. Bizim için 80 milyon bu ülkede saygındır. Biz 'hayır' diyenlerin konuşmalarına, eleştirilerine anlayışla karşılık veririz. CHP çadırına gittim. Niye gittim, ben onu da anlayışla karşılarım 'evet' diyeni, zaten tezim o." görüşlerine yer verdi.

- "Bizim inancımızda da israf haramdır"

Lafa gelince halkçılığı, demokratlığı ve özgürlükçülüğü kimseye bırakmayanların, milletin tercihine zerre kadar saygı duymadığına belirten Erdoğan, bu düşünce yapısına sahip olanlara halkın 16 Nisan'da gereken cevabı vereceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tek parti zihniyeti artığı tipler için daha fazla konuşmanın israf olduğuna değinerek, şöyle devam etti:

"Bizim inancımızda da israf haramdır. Bazıları 16 Nisan halk oylamasının kabul edilmesi halinde, geçeceğimiz yeni yönetim sistemini alelade bir değişiklik sanıyor. Halbuki biz yeni yönetim sistemimizle istikrar ve güveni teminat altına alarak ülke olarak bir üst lige çıkma yolunda önemli bir adım atıyoruz. Şu anda Türkiye'nin başında, 1920'den alacak olursak 65'inci, 1950'den alacak olursak 48'inci hükümet var. Şayet hükümet her 5 yılda bir kurulsa Türkiye istikrar içinde yoluna devam etseydi bugün en fazla 19'uncu bilemediniz 20'nci hükümetiyle yönetiliyor olacaktı. İşte istikrar bu. Ama bu istikrarı ortadan kaldırdılar."

Bu kadar çok hükümet kurulmasının ülkeye çok büyük zararı olduğun işaret eden Erdoğan, Türkiye'de 1991 yılında başlayan koalisyon furyasının 2002'ye kadar devam ettiğini anımsattı.

Erdoğan, bu koalisyon döneminin Türkiye'ye maliyetinin azımsanmayacak düzeyde olduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Kesintisiz bir şekilde güçlü hükümetler tarafından istikrarlı bir şekilde yönetilmiş olsaydık, bugün bulunduğumuz yerin iki kat üstünde olacaktık. Yani kişi başı milli gelir 11 bin dolar değil, 22 bin dolar olacaktı. Bu milletin her bir ferdinin cebinden bu paralar çalındı. Bu paralar rantçıların, faizcilerin, spekülatörlerin cebine gitti. Aynı şey Gezi olaylarında oldu. Orada da aynı şeyi yaptılar. Türkiye'de bir gecede faizlerin yüzde 7 bin 500'lere çıktığı günleri hatırlıyoruz. Bunlar sipariş üzerine yapıldı. Sizler bu işi en iyi bilensiniz."

- "Bin 500 kişiyi barındırabilecek şehir kurdular"

Bundan sonra Batı'da ne varsa Doğu'da da aynılarının olacağını vurgulayan Erdoğan, istikrar ve güven ortamını garanti altına alacak bir yönetim sistemini Türkiye'ye kazandırma çabası içerisinde olduklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinden sonra hükümetin kurulamadığını ve milletin ferasetiyle seçim kararı aldıklarına dikkat çekerek, şunları kaydetti:

"Millet ferasetiyle orada çıktı 1 Kasım'da tekrar tek başına bir iktidar yetkisini verdi. Terör örgütlerinin ve arkalarındaki güçlerin nasıl sırtlan gibi ülkemizin üzerine çullandıklarını hatırlıyoruz değil mi? Hendekler, aman Allahım. Devletin kendilerine sağladığı imkanlarla bu hendekleri açıyorlar. O tüneller. Tehdit ediyorlar, evlere giriyorlar, evlerin altında tünellerle şehirler kuruyorlar. En son bakanım söyledi, bin 500 kişiyi barındırabilecek şehir kurdular. Ama ne oldu? Askerimiz, polisimiz bunları tespit etti, tepelerine bindi, inlerine girdi ve orada onları bitirdi."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Artık millete söyleyecek sözü, anlatacak projesi, paylaşacak vizyonu olmayanın siyasette esamesi okunmayacaktır. Şahsen kendim de 2019 Kasım'ında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi için şimdiden hazırlanma, proje geliştirme, vizyon ortaya koyma ihtiyacı duyuyorum. Çalışacağız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde muhtarlarla bir araya geldi.

Yasama, yürütme ve yargı konusunda kulvarlarında güçlü bir şekilde işleyen bir sistem kuracaklarına dikkati çeken Erdoğan, güçlü, müreffeh ve istikrarlı Türkiye için, 16 Nisan'da "evet" denilmesini istedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tayyip Erdoğan'ı seven vardır, sevmeyen vardır. Hepsine saygı duyarım. Ama Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'nin ve Türk milletinin aleyhine herhangi bir işe kalkışmasının mümkün olmadığı hususunda ben herkesin mutabık olduğuna inanıyorum. Ha beni kimlerin sevmediğini size söyleyeyim; beni bölücü terör örgütü sevmez, beni FETÖ sevmez, beni rantçılar sevmez, beni DEAŞ sevmez, beni Batı, bir kısım liderler hiç sevmez ve İsviçre'nin parlamentosunun önünde portreyi koyup, şakağıma silah dayayanlar sevmez. Onlardan zaten böyle bir şey beklemek mümkün değil ki. Biz zaten onların sevmesini beklemiyoruz, bizi halkımız sevsin, bizi Hak kabul etsin, onun rızasını kazanalım yeter." diye konuştu.

Erdoğan, Rabbin ve halkın rızasını kazanmanın peşinde olduklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Yarın ölür gideriz, ne olacak? İki metreküp mezara gömecekler değil mi ve musallada hoca efendi 'Cumhurbaşkanı niyetine' demeyecek. 'Er kişi niyetine' diyecek. Ondan sonra 'Nasıl bilirdiniz?' diyecek. Bizim için Baki'nin dediği 'Baki kalan hoş bir sada imiş meğer.' diyor ya. İşte şu yaptıklarımız bunun bir vesilesidir. Ha bu eserler görüldükçe diyecekler ki 'Bir gün bu ülkeden bir cumhurbaşkanı geldi geçti, arkadaşlarıyla beraber güzel çalışmalar yaptılar. İşte bu köprüleri, okulları onlar yaptılar. Bu hastaneleri onlar yaptılar, bu yolları onlar yaptılar, bu havaalanlarını onlar yaptılar.', bunu desinler yeter bizim için." 

Göreve geldiklerinde 25 olan havaalanı sayısının 59'a ulaştığını anlatan Erdoğan, eskiden lüks otobüs bileti fiyatına şimdi uçağa binilebildiğini, hava yolunu halkın yolu yaptıklarını ve sayıları 6'ya ulaşan havayolu şirketiyle rekabet getirdiklerini belirtti.

- "Türkiye böyle bir muhalefet anlayışıyla yoluna devam edemez"

Erdoğan, 18 maddelik anayasa değişikliği konusunda, yalanlarla milletin kafasını karıştırmaya çalışmanın adının muhalefet olmadığını aktararak, "Türkiye böyle bir muhalefet anlayışıyla yoluna devam edemez. AK Parti'ye, MHP'ye, Büyük Birlik Partisine gönül vermiş kardeşlerim, CHP'ye gönül vermiş bütün kardeşlerim, vatandaşlarım, Saadet Partisine gönül veren kardeşlerim, hepinize sesleniyorum; gelin 16 Nisan'da birlikte bir milli, yerli ittifak yapalım ve inşallah bu lider ülke Türkiye'yi, büyük Türkiye'yi farklı bir şekilde inşa, ihya etmenin gayreti içinde olalım. Burada hissi davranmayalım, burada hasbi davranalım." çağrısında bulundu.

- "Zihnimin bir köşesinde bu hazırlıkları yapıyorum"

Bu süreç içerisinde atılacak adımlarla Türkiye'nin çok ciddi bir sıçrama yaşayacağına inandığını dile getiren Erdoğan, "Bu millet bunu yapar, bundan hiç şüphem yok. Ben CHP'ye gönül vermiş kardeşlerimin de böyle bir yönetimi, acziyeti hak etmediklerini düşünüyorum. Halkından bu derece uzak, hakikatlere bu derece yabancı, kendi kurduğu sahte dünyaya hapsolmuş bir siyaset anlayışının akıbeti, tıpkı 1990'lardaki parti kadroları gibi olacaktır. Milletimiz onları nasıl sandığa gömdüyse bu anlayışın sonu da aynı olacaktır. Onun da haberini vereyim." değerlendirmesini yaptı.

Yüzde 50+1 oy gerektiren cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin devreye girmesiyle bu zihniyetin tamamen tasfiye olacağına değinen Erdoğan, "Artık millete söyleyecek sözü, anlatacak projesi, paylaşacak vizyonu olmayanın siyasette esamesi okunmayacaktır. Şahsen kendim de 2019 Kasımı'nda yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi için şimdiden hazırlanma, proje geliştirme, vizyon ortaya koyma ihtiyacı duyuyorum. Çalışacağız. neredeyse her gün bir başka ilimizde toplu açılış törenlerine katılıp, milletimizle kucaklaşırken bir yandan da zihnimin bir köşesinde bu hazırlıkları yapıyorum, ekibimle bu çalışmaları yapıyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanlık yaptığı dönemde kendisi için "Belediye başkanı bu ülkeyi yönetemez" denildiğini hatırlatarak, "Ama biz hazırlıklarımızla, her şeyimizle çıktık ve nasıl yönetileceğini hepsine gösterdik." dedi.

- "Sizinle görüşemiyoruz"

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da toplantıda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan ile muhtarların buluşmasını uzatmamak için konuşmasını kısa tutacağını ifade ederek, "Anadolu terbiyesi üzerine büyüdük. Hepimiz öyleyiz. İki sevgilinin vuslatını uzatmak ve o arada bir şeyler söylemek bizi edebimizle bizi bağlar" dedi.

Bakan Soylu, muhtarların kendisine "Biz Cumhurbaşkanımızla görüşüyoruz, sizlerle bazen görüşemiyoruz" dediğini aktardı.

  - "Muhtarlar görmedikleri ilgi ve saygıyı gördü"

Samsun'un Atakum ilçesi Atatepe Mahallesi Muhtarı Hava Rendeci ise konuşmasında Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı döneminde daha önce hiç görmedikleri ilgiyi gördüklerini, muhtarlara olan saygının hem kamu hem de halk nezdinde arttığını söyledi.

Söz konusu dönemde İçişleri Bakanlığı bünyesinde Muhtarlar Dairesi Başkanlığı kurulduğunu ve bu sayede muhtarların iş ve işlemlerinin çok daha hızlı sonuçlandığını kaydeden Rendeci, bu hizmetler sonrasında ihtiyaçları karşılanan vatandaşların memnuniyetinin de arttığını kaydetti.

Önceden mahalli seçimlerde aday olmak istemeyen muhtarların Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhtarlara verdiği değeri gördükten sonra aday olmak için çok daha fazla gayret göstereceğini belirten Rendeci, 2002’de 97 lira olan muhtar maaşının bin 406 liraya yükseldiğini ifade ederek teşekkür etti.

AA

Güncelleme Tarihi: 05 Nisan 2017, 15:37

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER