CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Onurumuzla ve gururumuzla sandığa gideceğiz

"Her şeye karşın, 16 Nisan'da, onurumuzla ve gururumuzla sandığa gideceğiz. 17 Nisan'da 'hayır'lı bir sonuç elde edip, bütün dünyaya halkımızın demokrasiden ödün vermediğini, vermek istemediğini haykıracağız. Onurla ve gururla. Bunu bekliyorum"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Onurumuzla ve gururumuzla sandığa gideceğiz

İSTANBUL (AA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Herşeye karşın, 16 Nisan'da, onurumuzla ve gururumuzla sandığa gideceğiz. 17 Nisan'da 'hayır'lı bir sonuç elde edip, bütün dünyaya halkımızın demokrasiden ödün vermediğini, vermek istemediğini haykıracağız. Onurla ve gururla. Bunu bekliyorum." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin İstanbul İl Başkanlığınca 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla Yeşilköy WOW Otel'de düzenlediği buluşmada yaptığı konuşmada, avukatlık mesleğinin önemini Türkiye'de bilmeyenin olmadığını söyledi.

Her başı sıkışanın ilk başvurduğu kişilerin avukatlar olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, "Hukukun en önemli ayağıdır. Eğer bir adalet reformu yapılacaksa bu ülkede yapılması gereken ilk şey savcı ile avukatın aynı düzlemde olmalarıdır, bunu sağlamaktır. Yargıcın yanında savcı olmaz, sanığın yanında da avukat olmaz. İkisi de beraber iddia makamını, savunma makamını yargıdan bağımsız olarak karşılıklı olmaları gerekir. Bunu sağlamak hepimizin boynumuzun borcudur. Birinci üzerinde düşüneceğimiz konu budur." diye konuştu.

"Ülkede adalet var mı? Demokrasi var mı?" diye soran Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Hukuk insanları gerçekten Türkiye'de adalet olup olmadığını sorguluyorlar. Size çok basit bir örnek vereceğim. Düşünün, 2 gazeteci. Savcı serbest bırakılmalarını istiyor. Murat Aksoy, Atilla Taş ile ilgili ifade ediyorum, düşüncelerimi. Savcı serbest bırakılmalarını istiyor. Yargıç da serbest bırakıyor. Serbest bırakılacak, gece yarısı tekrar mahkeme kuruluyor, tekrar savcılar devreye giriyor, gözaltına alınıyorlar. Emin olun, 12 Eylül darbe döneminde bile bunlar yaşanmadı. Nasıl bir ülkede yaşıyoruz. Savcı serbest bırakıyor, yargıç serbest bırakıyor. Birisi bir tweet atıyor, 'O yargıcı ve savcıyı asıl yargılamak ve mesleklerinden atmamız gerekiyor.' deniyor. Bir panik havası başlıyor. Yedek savcı, yedek yargıç tekrar gözaltı. Ve bunun adı da adalet oluyor. Böyle bir tabloyu 1971 darbesini, 12 Eylül darbesini yaşamış biri olarak söylüyorum, hiçbir dönemde yaşamadık. Hiçbir dönemde böylesine demokrasiden, hukuktan uzaklaştığımız bir dönemi yaşamadık.

Başka bir şey daha Cumhuriyet Gazetesi'nin yazarları. Tam 155 gündür, 155 gündür iddianame bekliyorlar. Neyle suçlanıyoruz? Yargılanmak istiyorlar. Deniyor ki, 'Sizi yargılamayacağız.' Serbest bırakın, 'Serbest de bırakmayacağız.' Nerede kalacaksınız? 'Silivri'de kalacaksınız.' Nerede adalet. Nerede hak. Hiçbirisi yok. Sözde var ama özde bunların hiçbirisi yok. Böyle bir Türkiye'de yaşıyoruz. Şimdi böyle bir Türkiye'de anayasa değişikliği dolayısıyla 16 Nisan'da sandığa gideceğiz.

Devletin paralarını kullanıyorlar. Devletin arabalarını kullanıyorlar. Devletin uçaklarını kullanıyorlar. Devletin televizyonlarını kullanıyorlar. Devletin bütün imkanlarını kullanıyorlar ama bir türlü 'evet'i anlatamıyorlar. Bir türlü vatandaşa bu anayasa değişikliğinin şu gerekçelerle 'evet'i anlatamıyorlar."

- "Türkiye'de, birlikte yaşamak istiyoruz"

Vatandaşta yüreklice demokrasiye ve adalete sahip çıkma duygusu olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, namusuyla, şerefiyle, onuruyla, Türkiye'yi düşünerek, Türkiye'nin geleceğini düşünerek, çocukları düşünerek, dünyada itibarı olan bir Türkiye arzusuyla herkesin yola çıktığını vurguladı.

Bu ülke için çalışmanın ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştıklarını aktaran Kılıçdaroğlu, demokrasiye, adalete,hakka, hukuka ihtiyaçları olduğunu ve bunun için çalıştıklarını kaydetti.

İstedikleri televizyon kanalında tartışabileceklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Haklı olmak kadar güzel bir şey yok. Haklısınız, gururlusunuz, sesiniz daha gür çıkıyor. Çıkarmasalar bile daha gür çıkıyor. Öz güveniniz yüksek çünkü hep Türkiye'yi savunuyorsunuz. Halkın çıkarlarını savunuyorsunuz. Ülkenin, milletin çıkarlarını savunuyorsunuz. Daha güzel bir Türkiye'de, birlikte yaşamak istiyoruz. Bunu savunuyoruz. Birlikte yaşama iradesini ortaya koyuyorsunuz. Bizim gibi düşünmeyen insanlarla bile bir arada olalım, birlikte olalım. Ülkenin sorunlarını birlikte tartışalım. Bunları hep söyledik, söylemeye de devam edeceğiz."

- "Sandıklara sonuna kadar sahip çıkacağız"

Hukuk fakültelerini eleştiren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Üzücü olan, bir ülkenin, Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasası değişiyor. Hukuk fakültelerinden tık yok. Tık yok. 'Gerçekten hukuk fakültesi var mı yok mu?' biraz endişeye kapılıyorum. Nasıl olur da ülkenin anayasası değişir, hukuk fakültelerinden ses çıkmaz. Eğer korkuyu bu kadar içine sindirebilmişse hukuk fakülteleri, o fakülteler bu ülkenin çıkarlarına, hukukuna, adaletine hizmet edemez. Çünkü o üniversite hocası nasıl çıkacak kendi öğrencilerine 'Ben anayasaya aykırı, evrensel hukuka aykırı, demokrasiye aykırı pek çok düzenleme geldi ama biz hukuk fakülteleri olarak çıktık meydanlarda dedik ki bunlar doğu değildir. Türkiye'nin itibarına, uluslararası saygınlığına zarar verir diye çıktık meydanlara, bunu anlattık.' diyebilsinler. Diyemiyorlar."

Şartların eşit olmadığı bir ortamda referandum yaptıklarını savunan Kılıçdaroğlu, "Ama her şeye karşın, 16 Nisan'da, onurumuzla ve gururumuzla sandığa gideceğiz. 17 Nisan'da 'hayır'lı bir sonuç elde edip, bütün dünyaya halkımızın demokrasiden ödün vermediğini, vermek istemediğini haykıracağız. Onurla ve gururla. Bunu bekliyorum." dedi.

16 Nisan'da bütün sandıklara sahip çıkacaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, nasıl olsa 'evet' çıkacak algısının yerleştirilmeye çalışıldığını dile getirdi. Kılıçdaroğlu, "Türkiye'deki bütün sandıklara sonuna kadar sahip çıkacağız. Bunun sözünü veriyoruz size. Hepsine sahip çıkacağız. Hiçbir yerde atlamayacağız." değerlendirmesinde bulundu.

- "İzin vermeyeceğiz"

"Hayır" çıktığında Türkiye'nin insanlarının bütün dünyaya "Baskılara rağmen, bütün eşitsiz koşullara rağmen halk sahip çıktı." mesajını vereceğini ve bunun en güzel mesaj olacağını anlatan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Eşitsiz koşullar var mı? Var. Baskı var mı? Var. Ama bütün bunlara rağmen sandığa gideceğiz, demokrasiye sahip çıkacağız. Çocuklarımız için, ülkemiz için, bayrağımız için her şeyden önemlisi demokrasimiz için gideceğiz ve sahip çıkacağız. Biz, tek adamların yönettiği ülkelerin kaderini çok iyi biliyoruz. Her şeye egemen olan ve bütün dünyanın, daha doğrusu bulunduğu ülkenin kaderi bir insanın 2 dudağına kilitlenmişse, o ülkenin, ülkeyi nasıl bir felakete çok iyi biliyoruz. Yakın tanıklarımız var. Orta Doğu'da var. Biraz daha ötesi var, Romanya'da var. Biraz daha ötesi var, Hitler'de, Almanya'da var. İtalya'da var."

Anayasa değişikliğinin geçmesi durumunda başkanın, başkan yardımcılarının,bakanların, müsteşarların, genel müdürlerin, hakimlerin, savcıların partili olacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, "21. yüzyılda parti devleti olur mu, Allah aşkına? Bütün parti devletleri önümüzde yıkılırken, biz yeni bir parti devleti inşa etmeye kalkıyoruz. Buna izin vermemek bizim elimizde." ifadelerini kullandı.

Hukukun üstünlüğü kavramının bu ülkeye yerleştirilmesi gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Hayır' çıkarsa kaos olur. Böyle bir algı yaratmaya çalışıyorlar. 'Hayır' çıkarsa hiç de kaos olmaz. Herkes yerli yerinde olur. Ne olur? Demokrasiye bağlılığımızı bütün dünyaya göstermiş oluruz. 'Evet' çıkarsa ne olur? Annelere sesleniyorum. Ve onlara şunu söylüyorum: 'Sevgili anneler, freni olmayan bir otobüse evlatlarınızı, çocuklarınızı bindirir misiniz? 'Hayır, mümkün değil' diyorlar. Şimdi bu anayasa değişikliğiyle 80 milyonu freni olmayan ve ayrıca nereye gittiği bir otobüsü bindiriyorlar. Buna izin vermeyeceğiz. Vermememiz gerekir, ülkemizi ve çocuklarımızı seviyorsak."

AA

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER