Başbakan Yardımcısı Bozdağ: Afrin Afrinli'lerin ve onların olmaya devam edecektir

Bozdağ: "Emin olun pek çok ülke, istihbarat örgütü, yabancı medya ve çevre ile terör örgütlerinin, Türkiye'nin 2019 seçiminde, Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilmemesi için bir ittifak içerisinde olduklarını şimdiden görüyoruz"

Başbakan Yardımcısı Bozdağ: Afrin Afrinli'lerin ve onların olmaya devam edecektir

 Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Biz, Zeytin Dalı Harekatıyla Afrin bölgesinde sadece PKK/KCK/PYD/YPG-DEAŞ terör örgütleriyle değil, bu örgütlerin arkasına saklanmış, bu örgütlerin omuzlarından ateş eden karanlık güçlerle de mücadele ettik. Sadece bu terör örgütlerini değil, onların arkasına saklanan Türkiye düşmanlarını da bilumum ezdik geçtik." dedi.

Bozdağ, Yozgat Belediyesi Büyük Sinema Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen, AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Zeytin Dalı Harekatı'nın 20 Ocak 2018'de başladığını anımsattı.

Milletin duası ve desteğiyle kahraman Mehmetçiklerin fedakar, cesur ve sabırlı mücadeleleriyle, şehit ve gazilerin kanlarıyla Zeytin Dalı Harekatı'nın başarıya ulaştığını vurgulayan Bozdağ, "Bir dünya bu harekatın karşısındadır. Biz, Zeytin Dalı Harekatı'yla Afrin bölgesinde sadece PKK/KCK/PYD/YPG-DEAŞ terör örgütleriyle değil, bu örgütlerin arkasına saklanmış, bu örgütlerin omuzlarından ateş eden karanlık güçlerle de mücadele ettik. Sadece bu terör örgütlerini değil, onların arkasına saklanan Türkiye düşmanlarını da bilumum ezdik geçtik." değerlendirmesinde bulundu.

"Çanakkale Zaferi'nin 103. yıl dönümünde hem de Çanakkale ruhuyla yeni bir destan, yeni bir zafer beraber kazandık" diyen Bozdağ, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanımız, Başkomutanımız, Başbakanımız, hükümetimiz, Genelkurmay Başkanımız, bölgedeki komutanlarımız, kuvvet komutanlarımız, birebir dişe diş mücadele eden Mehmetçiklerimiz ve 81 milyon aziz vatandaşımız yek vücut oldular, birlik ve dirlik oldular, birbirlerine el verdiler, dua ettiler. Netice ortadadır. Çok net bir şekilde bu birlik ve dirliğin bize kazandırdığı büyük bir zaferdir. Buradan bütün Mehmetçiklerimizi ayrı ayrı kutluyorum. Hepsinden Allah razı olsun. Bu harekata destek veren aziz milletimize gönülden teşekkür ediyorum. Allah, bu milletten de razı olsun."

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Zeytin Dalı Harekatı, uluslararası bütün toplumlar arasında, bütün devletler için, bütün ordular için en basit bir sivil zayiatı vermeden, verdirmeden bir askeri harekat nasıl yapılır, örnek alınacak bir numunedir. Bunun örneği yok. Onları bizi eleştirmeye değil, haksız yere terör örgütlerinin ve teröristlerinin ağzıyla Türkiye'ye saldırmaya, Türkiye'yi sıkıştırmak için gayret etmeye değil, Türkiye'nin yaptığı bu harekatı örnek almaya davet ediyorum." dedi. 

Bozdağ, Yozgat Belediyesi Büyük Sinema Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen, AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Suriye'nin Afrin bölgesinde sivillerin zarar görmemesi için kılı kırk yaran bir anlayışla Zeytin Dalı Harekatı'nın yürütüldüğünü söyledi.

Türkiye üzerinde oyun oynamaya çalışanlara seslenen Bozdağ, şöyle devam etti:

"Türkiye üzerine hesap yapanlar, oyun kuranlar bilmelidirler ki Türkiye, en son ocak sönene kadar oyunların hiçbirine fırsat ve geçit vermeyecektir. Afrin ve Çanakkale bunun örneğidir, terörle mücadele bunun örneğidir. Bunun pek çok örnekleri vardır. Biz başka örnekler göstermeye gerektiğinde hazırız, bunda bir tereddüdümüz yoktur, olmayacaktır. Bölgede siviller zarar görmesin diye kılı kırk yaran bir dikkatle harekat yürütülmüştür. Düşünün, yaklaşık 2 bin kilometrekarelik bir alanda dağların ve ormanların olduğu coğrafyanın çok farklı ve böylesi bir harekat için elverişsiz olduğu bir ortamda, arkasında sizin ve bizim çok iyi bildiğimiz karanlık güçlerin desteği olan terör örgütlerinin üzerine giderken, burada sivillerin burnunu kanatmadan, onlara zarar vermeden bu harekatı tamamlamak öyle kolay bir iş değildir."

Harekatın başlangıcında "Sivil kayıplar için, insani durumlar için endişe ediyoruz, kaygılıyız" diyenlere her zaman kaygı etmemeleri gerektiğini anlattıklarını bildiren Bozdağ, Türk milletinin kültüründe dininde, medeniyetinde, ordu ve devletin geleneğinde sivillere zarar vermenin, silah çekmenin, onları hedef tahtasına koymanın olmadığını söylediklerini vurguladı.

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, "Biz sadece dünya endişeleniyor diye değil, kendi inancımız ve kültürümüz gereğince bunu yapmayız ve yapılmasına da izin vermeyiz. Hiçbir mabet, okul, sağlık tesisi, yaşam alanı, meskun mahal hedef olmamıştır, yıkılmamıştır. Bu harekat, yakıp yıkmadan, tahrip etmeden, bırakın tek bir sivilin Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullandığı silahla ölmesini, tek sivilin dahi burnu kanatılmadan tamamlanmış muhteşem başarılı bir zafer örneğidir." diye konuştu.

- "Sivillerin kanı sizin ellerinizdedir"

Amerika'nın terör örgütleriyle Rakka'da, Deyrizor'da operasyonlar yaptığını, taş üstünde taş bırakmadıklarını, yakıp yıktıklarını, binlerce sivili katlettiklerine dikkati çeken Bozdağ, şu değerlendirmede bulundu:

"İşte Suriye'de yaşananlar, Irak'ta yaşananlar, yüzbinlerce sivil hayatını kaybetti. Türkiye tek bir sivilin burnunu kanatmadığı halde bugün Türkiye'ye karşı her gün birisi bir açıklama yapan ülkelerin başkanları, temsilcileri, neden Amerikası, kendileri, terör örgütleri, masum sivilleri öldürürken, mabetleri bombalarken, hastanelere, okullara bomba atarken niye sustular, niye 'sivillere siz bunu yapamazsınız' demediler. Sivillere en fazla değer veren ve onları askerinin şehadetini göze alarak dahi koruyan bir orduya, bir millete, bir devlete saldırıyorlar.

Türkiye'de bugün 3,5 milyon Suriye'den gelen sivil var. Onlara kapımızı açan biz, ekmeğimizi paylaşan biziz. Sivilleri ölmekten öldürülmekten koruyan, açlıktan, susuzluktan koruyan biziz. Kendileri, kendi ülkelerine bir sivil alalım mı almayalım mı diye referandum yapmaya giderken, bazıları çantasındaki bir dolara, bir saate dahi dahi el koyup alırken, ekmeğini paylaşan Türkiye'dir. Ama şimdi utanmadan, arlanmadan Türkiye'ye sivil konusunda ders vermeye çalışıyorlar. Ben buradan söylüyorum. Bizim sizden alacağımız bir ders yok. Sivillerin kanı sizin ellerinizdedir, dillerinizdedir, silahlarınızın namlularınızın ucundadır. O teröristlere destek verenler sizlersiniz. Sivillere dünyayı dar edenler de sizin destek verdiğiniz teröristlerdir."

- "Bunun örneği yok"

Bekir Bozdağ, Türkiye'nin terör örgütünün baskısı ve zulmü altında olan sivilleri terörün baskı ve zulmünden korumayı ve bölgeyi terörden arındırmayı amaçladığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Biz bunu yaptık. Şimdi kalkmışlar öyle böyle konuşuyorlar. Zeytin Dalı Harekatı, uluslararası bütün toplumlar arasında, bütün devletler için, bütün ordular için en basit bir sivil zayiatı vermeden, verdirmeden bir askeri harekat nasıl yapılır, örnek alınacak bir numunedir. Bunun örneği yok. Onları bizi eleştirmeye değil, haksız yere terör örgütlerinin ve teröristlerinin ağzıyla Türkiye'ye saldırmaya, Türkiye'yi sıkıştırmak için gayret etmeye değil, Türkiye'nin yaptığı bu harekatı örnek almaya davet ediyorum. Örnek alınacak bir iş maalesef terör örgütlerinin ağzıyla lekelenmek isteniyor. Buna bizim izin vermemiz mümkün değildir. İstediğiniz kadar konuşun, biz bildiğimiz yoldan gitmeye devam edeceğiz. Hangi kararı alırsanız alın, nerede durursanız durun, nerede toplanırsanız toplanın, biz bu milletin ve devletin hukuku söz konusu olduğu zaman kimseyi tanımayız. Bir dünya bir araya gelseniz o dünyayı da tanımayız."

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Biz hep şunu söylüyoruz; Afrin Afrinlilerin ve onların olmaya devam edecektir." dedi.

Bozdağ, Yozgat Belediyesi Büyük Sinema Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, bazı uluslararası örgütlerin karar aldıklarını, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri'nin bir rapor yayınladığını anımsattı.

Raporda Türkiye'ye dönük haksız iftiraların yer aldığını aktaran Bozdağ, şöyle konuştu:

"İşte dün de takip ettiniz, ABD bir karar daha aldı, orada da Rum ve Yunan tezlerinin savunuculuğunu yaptı, Türkiye'yi suçladı. Uluslararası örgütler, kendi saygınlıklarını korumak için objektif olmak, adil olmak, tarafsız olmak, doğru olanı söylemek, doğru olandan yana tavır almakla mükelleftir. Ama uzunca bir zamandır Türkiye'ye karşı bu uluslararası örgütler adil olmuyorlar, objektif davranmıyorlar, tarafsızlıklarını koruyamadılar. 15 Temmuz darbe teşebbüsünü yaşadık. Bilumum örgütler adeta karşımızda FETÖ terör örgütünün ele başı, terörist başı Gülen konuşuyormuş gibi bize hitap ediyorlar, bizimle konuşuyorlar. Siz kimin sözcüsüsünüz, FETÖ'nün mü sözcüsüsünüz, yoksa objektif, adil, kendi ilkeleri, kuralları olan uluslararası örgütlerin mi sözcüsüsünüz? PKK söz konusu olduğu zaman PKK terör örgütünün ağzıyla konuşuyorlar. Türkiye'nin Afrin harekatı söz konusu olduğu zaman orada da YPG, PYD, PKK, KCK'nın tezleri üzerinden Türkiye'yi suçlamaya çalışıyorlar. Bu yaptıkları iş bu örgütlere zarar vermekte, kendi güvenilirliklerini yok etmektedir."

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri'nin Türkiye'ye gelmediğine dikkati çeken Bozdağ, şöyle devam etti:

"Türkiye'ye erişimi yokmuş beyefendinin. 'Gel' diyoruz, kendisi gelmiyor, davet ediyoruz, 'Gel Türkiye'ye incele' gelmiyor beyefendi. Bizim davetimizle gelmiyorsun, kendin gel, öyle de gelmiyor. Ama utanmadan, arlanmadan raporunda Türkiye'ye erişemediğini söylüyor. Türkiye'ye erişemeyen adam yalan söylüyor ve oradan Türkiye'yi suçluyor. Raporda yer alan konular tamamen terör örgütlerinin bugüne kadar kadar söylediklerinin derli, toplu Birleşmiş Milletler logosu altında tekrarından başka hiçbir şey değil. Eğer Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği terör örgütlerinin tezlerini rapor haline getirirse 'Türkiye tırsar, korkar, bu konuda bu terör örgütlerinin taleplerine sıcak bakar' diyorsa Türkiye'yi tanımamış demektir. Kusura bakmasınlar, terör örgütlerinin ağızlarıyla konuşursanız onların sözlerini raporlarınıza geçirirseniz, Türkiye'yi dinlemezseniz Türkiye sizin raporunuza meşru, doğru bir rapor gözüyle bakmaz, ne yaparsanız yapın ona zerrece kıymet vermez. Bizim için bunlar yok hükmündedir, kabul etmemiz mümkün değildir. Terör örgütlerinin tezlerinin uluslararası toplum ve örgütler aracılığıyla raporlara, belgelere dönüştürülmesiyle Türkiye'yi sıkıştıramazsınız, Türkiye'yi bu haksızlıkları kabule mecbur bırakamazsınız. Olmayacaktır da inşallah."

- "Afrin Afrinli'lerin ve onların olmaya devam edecektir"

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Türkiye'nin bildiği yoldan gideceğini vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:

"Adil, objektif, dürüst olurlarsa o zaman elbette biz raporlarına da bakarız, delilerini dikkate alırız. Ama bundan saptıkları zaman dediklerinin bizim açımızdan hiçbir kıymeti yoktur. Onun için bu açıklamaların da bir kıymeti yoktur. Falan şöyle, filan böyle açıklama yapmış, yapabilirler. Türkiye düşmanlığında ittifak etmekte hiç zorlanmıyorlar. Türkiye'nin aleyhine kim konuşursa onu bağırlarına basmakta da hiç zorlanmıyorlar. Müthiş bir aşkla, muhabbetle Türkiye'ye ve Türk milletine düşmanlık eden, zarar verme ihtimali bulunan ve zarar veren herkesi bağırlarına basmayı çok büyük bir siyaset zannediyorlar. Yapın, basın bağrınıza ne olacak. Türkiye'ye zarar mı vereceksiniz, zarar veremezsiniz, Allah'ın izniyle bu millet kendi kaderini bugüne kadar kendi belirlediği gibi bundan sonra da kendi belirlemeye de devam edecektir.

Afrin'de de biz doğru olanı yaptık, yapıyoruz. Biz Afrin'de işgalci değiliz. Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygılıyız, topraklarını Türkiye'nin topraklarına katmak için bu harekatı yapmadık. Dediğimiz şey nettir, bölgedeki terör örgütlerini bir bir etkisiz hale getirmek, bölgeyi terörden arındırmak, Türkiye'nin Suriye sınırlarının ötesinde bir terör devleti kurma projesini çökertmek, terör koridorunu oluşturma projesini yok etmek, sınırlarımızın güvenliğini sağlamak, ileride Türkiye'nin bölünmesi için bir ayak basma yeri arayanlara o yeri dar etmek, ülkemizin güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için biz oraya girdik ve başardık. Şimdi alanı ne yaptık, terörden temizledik. İşimiz bitti mi? Bitmedi. Biz hep şunu söylüyoruz; Afrin Afrinlilerin ve onların olmaya devam edecektir."

- "Türkiye'yi bağırlarına bastılar, bunu görmüyorlar"

Yeni bir dönem başladığının, bunun da normalleşme dönemi olduğunun altını çizen Bozdağ, "Normalleşme bir günde olur mu? Olmaz. Neden olmaz? Çünkü terör örgütleri bölgeden çekilirken pek çok mayın ve EYP tuzaklamaları yapmış. Bölgedeki siviller için de Mehmetçiklerimiz için de ÖSO için de en büyük tehdit ve tehlike terör örgütlerinin tuzakladığı mayınlar ve EYP'lerdir. Şu anda Mehmetçiklerimiz orada bu tuzakları bir bir tespit edip, temizleme gayreti içerisindedir. Bu tuzaklardan temizlendikten sonra güvenli hale geldiği tespit olunan bütün yerlere siviller zaten şimdiden dönmeye başladı ve hepsi dönecektir inşallah." diye konuştu.

Bekir Bozdağ, Afrin'in alt ve üst yapısını yaşanabilir hale getirmek için imar edileceğini belirtti.

Okulların yeniden açılacağını, sağlık tesislerinin sağlığa erişim bakımında daha güçlü hale getirileceğini ve bölgede insani yardımların dağıtılmaya başlandığını aktaran Başbakan Yardımcısı Bozdağ, şunları söyledi:

"Kızılhaç'ın yetkilisi açıklıyor, 'Efendim bölgedeki Kürtlerin Türk Kızılay'ına güveni kalmamıştır.' Buradan söylüyorum, sen gel de Afrin'deki Kürtlere bak, kime güveniyorlar Kızılhaç'a mı güveniyorlar, Kızılay'a mı güveniyorlar? Gidin bir bakın bakalım. Türkiye'ye güveniyorlar. 'Neden 5 yıl önce gelmediniz?' diye serzenişte bulunuyorlar. 'Siz gelseydiniz evlatlarımızı, eşlerimizi kaybetmezdik' diyorlar. Türkiye'yi bağırlarına bastılar, bunu görmüyorlar. Ama bölge normalleşme sürecine girmiştir, normalleşince de Türkiye'den pek çok sivil, Suriyeli, o bölgeden gelenler, tıpkı El Bab bölgesine döndükleri gibi buraya döneceklerdir. Dönüşlerin de şimdiden başladığını buradan ifade etmekte fayda görüyorum. İnşallah orası da bir güven adası olacaktır. Bundan sonra Afrinliler daha huzur içinde, daha güven içinde yaşama imkanı bulacaklar. Terör örgütlerinin baskısı tehdidi olmaksızın hayatlarını sürdürecekler.

Amerika'dan, Avrupa'dan Afrinlilere sormadan PKK'nın ağzı ile açıklama yapanlara söylüyoruz, gidin Afrinlilere sorun. Ama soruyorlar mı, sormuyorlar. Bu harekat süresince gerçek olmayan haberleri CNN, Reuters, falanı filanı sahte olduğunu bildikleri resimleri, görüntüleri utanmadan, arlanmadan yayınladılar. Bir de dürüst basın diyorlar. Kendilerine uyarılar gönderiliyor, bakın sizin yayınladığınız bu görüntü falan tarihli görüntü aynısı, bu fotoğraf falan tarihli aynısı. Buna rağmen utanmadan yayınladılar. Yalan olduklarını bile bile yayınladılar. Şimdi neden yapıyorlar? Türkiye'yi sıkıştırmak için ama yaptıkları fayda verdi mi, vermedi. Türkiye'nin sıkıştırılması mümkün değildir, olmayacaktır da. Türkiye Allah'ın izni ile yoluna güçlü bir şekilde devam edecektir."

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Devletin başına Türkiye'nin hakimi saygı gösterdiğinde, bu saygıdan niye rahatsız oluyorsunuz? Bizim kültürümüzde, medeniyetimizde büyüklere saygı göstermek, büyükler geldiği zaman ayağa kalkmak ve onlara yer göstermek, anamızdan, babamızdan, okulumuzdan, camimizden, sokağımızdan, caddemizden, mahallemizden öğrendiğimiz en büyük ahlaktır, en önemli kültürlerden bir tanesidir." dedi.

Bozdağ, Yozgat Belediyesi Büyük Sinema Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "Son günlerde hakim ve savcı alımı nedeniyle CHP'nin her gün televizyonda evirip çevirdiği konu var; 'Şu kadar AK Parti'li hakim ve savcı alındı'. Benim bakanlığım döneminde bana gensoru verdiler, hatta o zaman gazetelere manşet yaptırdılar, 900 hakim ve savcıdan 800'ü AK Parti'li dediler." diye konuştu.

O zaman CHP'lilere 800 AK Parti'linin ismini neden milletvekillerine tek tek dağıtmadıklarını sorduğunu dile getiren Bozdağ, şunları söyledi:

"Ortaya koyun 800 AK Partilinin ismini, ben bakanlıktan da milletvekilliğinden de istifa ediyorum. Dürüstseniz, dediğinizi ispat etmezseniz sizin de istifa etmeniz lazım ama ortaya koyamadılar neden, bunların bütün derdi kafa karıştırmak. Siz konuşurken bir sürçülisan edip ağzınızdan bir cümle yanlış çıksa o sürçülisan lafından medet umuyorlar. Türkçe anlatım bozuklulukları içeren bir cümle kursanız anlatım bozukluklarından istifade edip sizi suçlamaya, oradan medet ummaya çalışıyorlar, aynen böyle. Bizim anayasamızda hüküm çok açıktır. Anayasa der ki; her Türk kamu hizmetine girme hakkına sahiptir. Kamu hizmetine alınmada kamu hizmetinin gerektirdiği şartlardan başka hiçbir ayrım gözetilemez. Kanun önünde herkes eşittir. 18 yaşını dolduran her Türk vatandaşı, siyasi partilere üye olma ve siyaset yapma hakkına sahiptir. Şu anda üniversitelerde okuyan herkes siyaset yapıyor mu, yapıyor. Avukatlıktan değil de doğrudan mezunlardan hakim, savcı almış olsaydık, onların içerisinden CHP'ye, MHP'ye AK Parti'ye diğer partilere üye olmuş gençler olabilir mi, olabilirdi. Gençlik kollarında olur mu, olabilirdi. Ama bunlar ne diyorlar, 'Efendim siz AK Partilileri aldınız'. Millete siyaseti yasaklarsan, o zaman dersin ki 'Siz siyaseti yasak ettiniz, siyaset yapıyorsunuz."

- "Kadrolaşma böyle olur böyle"

Bozdağ, Anayasa'nın siyaseti serbest bıraktığını vurgulayarak, "Üniversite öğrencileri, hocaları istediği partide siyaset yapıyor. Adam 20 yıl avukatlık yapmış, 20 yıl avukatlık yapanın bir partiyle ilişkisi olamaz mı, olabilir. Bir dernekte üyeliği olamaz mı, olabilir. Toplumda bazı konularda taraf olamaz mı, olabilir. Ama siz eğer devlet olarak avukatlar arasından alım yapacaksanız o zaman bunları görerek alım yapacaksınız."  ifadelerini kullandı.

- Seyfi Oktay ve Mehmet Moğultay dönemindeki atamalar

Hizmetin gerektirdiği liyakata baktıklarını aktaran Bozdağ, şöyle devam etti:

"Biz ona bakıyoruz ve alınanlar içerisinde CHP'den geçmişte parti üyeliği olan, MHP'de parti üyeliği olan, diğer partilerde parti üyeliği olan da hakim ve savcı adayları vardı. Hepsinden var ama utanmadan, arlanmadan kendilerinden alınanları söylemiyorlar öte yandan gelip geçmişte AK Parti'de üyeliği olan birisini alıp 'Bak AK Partilileri aldılar'. Önemli olan göreve geldikten sonra o insanların görevini tarafsız ve bağımsız bir şekilde yerine getirmesidir. Ama algı operasyonu yapmak için yapıyorlar. Bakın gensoruda söyledim burada da tekrar etmek istiyorum. Bir konuşma metnini okuyorum. 'Sayın Seyfi Oktay zamanında 2 bin civarında hakim alındı. Benim dönemimde de 2 bin hakim alındı. Bu örgüte kadro vermeyecekler de kime verecekler, MHP'ye mi verecekler? Yapılacak en akıllı hareket kendi devri iktidarında örgütleneceksin, kadrolaşacaksın, bu kadrolar günün birinde gelecek ve senin önünü açacak. Şimdi en azından biz adil davranıyoruz. Sınavlardan örgütlerimizi haberdar ediyoruz. Örgütü bilgilendiriyoruz, örgüte sınava girme imkanı tanıyoruz, yanlış mı yapıyoruz?' Kim demiş biliyor musunuz? Adalet Bakanı Mehmet Moğultay. Kadrolaşma böyle olur böyle. Ayrımcılık böyle yapılır. Açık açık Adalet Bakanı devri iktidarında 'Örgütleşeceksin, kadrolaşacaksın ve gün gelecek bunlar senin önünü açacaklar.' diyor. Bunların bakışı yargıya böyle hastalıklı bir bakış. Biz bu hastalıklı bakışların ürünlerinden çok çektik."

Bekir Bozdağ, siyasallaşan ve siyasallaşma eğilimi içerisinde olan yargı mensuplarının adil olmayan kararlarından çok bedel ödediklerini anımsatarak, "En başında bizim liderimiz bu bedeli ödedi ve pek çok mensubumuz bu bedeli ödedi. AK Parti iktidarları döneminde biz yargının siyasallaşmasını, yargı mensuplarının siyasallaşmasını önlemek için tarihi adımlar attık." dedi.

- "Bunlar edepsizliği örnek almayı tavsiye ediyorlar"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kura törenine katıldığı için eleştirildiğini ifade eden Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

 "Peki ben buradan soruyorum? 28 Şubat'ta Yargıtayın başkanı, Anayasa Mahkemesinin başkanı, Danıştayın başkanı, üyeleri ve hakimler, savcılar cübbeleriyle askerin davetine icabet edip Genelkurmay'da toplanıp kendilerine brifing veren askerleri büyük bir coşkuyla ayakta alkışladığında bugün 'yargının tarafsızlığı, bağımsızlığı' diye edebiyat yapanlar, o gün ne yapıyorlardı? Onlar da beraber askerleri alkışlıyorlardı. Peki o günün Yargıtay Başkanına, Danıştay Başkanına, yüksek yargının üyelerine, başkanlarına, hakimlere ve savcılara 'Siz neden bunu yapıyorsunuz' dediler mi? Demediler. Ve o zaman bir darbe yapılıyordu darbeyi yapanların oluşturmak istediği psikolojik iklime gayrihukuki şekilde destek verip de suç da işliyorlardı. Şimdi ne oluyor? Türkiye'nin cumhurbaşkanı, kim cumhurbaşkanı? Devletin başıdır. Devletin ve milletin birliğini temsil eder. Devlet organlarının uyumlu çalışmasını ve Anayasa'nın uygulanmasını gözetir. Danıştayın bazı üyelerini seçme hakkına sahiptir. HSYK'nin bazı üyelerini seçme hakkına sahiptir. Anayasa Mahkemesine üye seçme hakkı vardır ve Cumhurbaşkanının huzuruna çıkmasından rahatsızlık duyuyorlar.

Devletin başına Türkiye'nin hakimi saygı gösterdiğinde, bu saygıdan niye rahatsız oluyorsunuz? Bizim kültürümüzde, medeniyetimizde büyüklere saygı göstermek, büyükler geldiği zaman ayağa kalkmak ve onlara yer göstermek, anamızdan, babamızdan, okulumuzdan, camimizden, sokağımızdan, caddemizden, mahallemizden öğrendiğimiz en büyük ahlaktır, en önemli kültürlerden bir tanesidir. Bunlar edepsizliği örnek almayı tavsiye ediyorlar. Hiç kimse endişe etmesin bizim iktidarımızda yargının siyasallaşmasına biz bilerek asla izin vermeyiz. FETÖ ile de mücadeleyi biz yapıyoruz, yargının üzerinde vesayet kurmak isteyenlerle de mücadeleyi biz yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz."

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Emin olun pek çok ülke, istihbarat örgütü, yabancı medya ve çevre ile terör örgütlerinin, Türkiye'nin 2019 seçiminde, Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilmemesi için bir ittifak içerisinde olduklarını şimdiden görüyoruz." dedi.

Bozdağ, Yozgat Belediyesi Büyük Sinema Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen İl Danışma Meclis Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin iyi yönetilmesi, sorunlarının etkin ve kararlı bir şekilde çözülmesi ve bunu yapabilecek kadroların iş başında olmasının, son derece önemli olduğunu söyledi.

Ankara'da 16 yıldır milletin duası ve desteğiyle güçlü bir siyasi iktidarın olduğunu vurgulayan Bozdağ, şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanımızın başkanlığında, gerçekten ülke yönetiminde tecrübeli bir kadro Türkiye'yi yönetiyor. Halk, sandıkta güçlü siyasi iktidarı kurduğu için Türkiye, yaşanan pek çok olumsuzluğun içerisinden her zaman güçlenerek çıkmasını başardı. Ekonomimize dönük olumsuz algılar oluşturmaya çalışma gayretleri hiçbir zaman bitmedi. Ama görüyorsunuz; Türkiye'nin ekonomisi her türlü olumsuz çalışmaya rağmen dimdik ayaktadır. Türkiye'nin ekonomisi bozulsun diye, kredi derecelendirme kuruluşları, objektifliğini bir tarafa bırakıp, adeta siyasal birer kılıç gibi kendilerini kullandırdılar ve Türkiye'nin kalbine birer hançer sokarcasına, haksız yere Türkiye'nin notlarını kırdılar. Siyasi ve taraf gibi davrandılar. İstediler ki Türkiye'nin ekonomisi çöksün. Dış dünya ve içerideki aktörler, buna bakıp Türkiye'nin ekonomisi kötüye gidiyor algısı yaptılar. Başardılar mı, başaramadılar. Son 5 yıl içerisinde Türkiye'nin içerisinde ve dışarısında yaşadığı ve şahit olduğu hadiseler, dünyanın en güçlü ülkelerinden birinin başına gelmiş olsaydı, emin olun Türkiye kadar dirençli olamazdı. Hamdolsun bütün bunlar bizim ekonomimizi yıpratmaya, çökertmeye yetmedi, bundan sonra da Allah'ın izniyle yetmeyecektir."

Bozdağ, Türkiye'nin her alanda büyümeye, gelişmeye, değişmeye devam edeceğini ve Türkiye'nin yarınlarının, bugünlerden daha iyi olacağını belirtti.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan ile Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'ın, yarın Yozgat'ta olacaklarını aktaran Bozdağ, "Hep birlikte yüksek hızlı trenin ilk rayını döşeyeceğiz. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Bunlar bizim icraatlarımızdan sadece bazıları." diye konuştu.

- "Bu millet, birini sevdi mi adam gibi sever"

Bozdağ, bugün Türkiye'de, gecesini gündüzüne katan, alın teri ve akıl terini birleştiren ve milletin her alanda güçlenmesi için katkı yapan bir siyasal kadronun iş başında olduğunu dile getirdi.

Bu siyasal kadroyu iş başından indirmek için de çok büyük gayret ve çabaların olduğuna dikkati çeken Bozdağ, şöyle devam etti:

"Siz zannetmeyin ki; 2019 seçimlerinde Cumhurbaşkanımızın, Cumhurbaşkanı seçilmesini engellemek için, sadece ana muhalefet partisinin ilkesiz siyaseti ve bir araya gelenler uğraş verecek. Emin olun, pek çok ülke, istihbarat örgütü, yabancı medya ve çevre ile terör örgütlerinin, Türkiye'nin 2019 seçiminde Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilmemesi için bir ittifak içerisinde olduklarını şimdiden görüyoruz. İstemiyorlar. Yerli ve milli duran, milleti ve devletinin hukuku söz konusu olunca, bir dünyayı karşısına almakta tereddüt etmeyen, yiğitçe davranan bir Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı istemiyorlar. Cumhurbaşkanımızı itibarsızlaştırmak için onca saldırı yaptılar, başaramadılar. Bundan sonra da yapacaklar. Ben buradan onlara sesleniyorum. Boş yere uğraşmayın. Bu millet, birini sevdi mi adam gibi sever. Birine değer verdi mi adam gibi değer verir."

- "Devekuşu gibi kafayı gömmüşler"

Bozdağ, 2019'un, milletin sevdasını daha güçlü bir şekilde göstereceği yeni bir dönemin başlangıcı olacağını vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Türkiye, 2019'da yeni bir yüzyıla giriyor. 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkışıyla yeni bir yüzyılın kapısı aralandı ve yeni bir dönem başladı. Aradan geçen yüz yıl sonra Türkiye, hükümet sistemini değiştirerek, 21. yüzyılın başlangıcında, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle yeni bir dönemin kapısını aralayacak. Şimdi bu kapıyı kapatmak için el birliği yapıyorlar. Yeni dönemden korkuyorlar. Onlar bunu istemiyorlar. Çünkü yeni dönem kapıları tamamen bunlara kapalı. 2019'da sistemden vazgeçmeyi, eski sisteme dönmeyi, bu sistemi yeniden referanduma götürmenin kendilerince hesabını, kitabını yapıyorlar. Atı alan Üsküdar'ı geçti. Sistem değişti. Bu millet, bu sistemin Türkiye'ye yeterli olmadığına, yeni sistemin Türkiye için daha doğru olduğuna karar verdi. Devekuşu gibi kafayı gömmüşler. Her şey ortada. Sistem değişti ve yeni bir dönem başladı."

(Bitti)

AA

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER