AKP'li Ünal: Taban, Abdullah Gül'ü de o riski alan aktörlerden birisi olarak görmek istiyor

"Sayın Abdullah Gül'le ilgili bahiste üzücü olan şey şu, biz 'AK Partililer birbirleriyle medya üzerinden konuşmaz' diyoruz. Yani biz burada Sayın Abdullah Gül'ün eleştiri hakkına ya da ifade özgürlüğüne dönük bir şey söylemiyoruz. Eğer bizimle medya üzerinden konuşacaksa o zaman bizim onu AK Parti'li görmekle ilgili bir endişemiz ortaya çıkar"

AKP'li Ünal: Taban, Abdullah Gül'ü de o riski alan aktörlerden birisi olarak görmek istiyor

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, İran'daki protestolara ilişkin, "Siz bazı sorunlar yaşıyorsanız, yaşadığınız sorunlar aslında rakipleriniz tarafından kaçınılmaz olarak bir rekabet avantajına dönüştürülüyor. Onlar tarafından maniple ediliyor. Şu an İran bunu yaşıyor yani Amerika'nın, özellikle Trump'ın açıklamalarına baktığımızda çok ciddi bir manipülasyonla karşı karşıya." dedi.

Ünal, CNNTürk televizyonunun canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

İran'daki protestolar ve bölgede yaşananlara ilişkin bir soru üzerine Ünal, son 5 yıldır bölgede "Arap Baharı" ile başlayan çok ağır sorunlar yaşandığına dikkati çekti.

Küresel güçlerin, bölgede kendi politikalarını ve amaçlarını gerçekleştirmek için yaşanan sosyal meseleler, toplumsal talepler ve zafiyetleri kendi avantajlarına dönüştürmeye yönelik hamlelerinin olduğunu belirten Ünal, "İran birtakım sosyal, ekonomik sorunlar yaşarken, İran'ın yaşadığı bu sorunlara dönük bazı küresel güçlerin de müdahalesi oldu. Yani siz bazı sorunlar yaşıyorsanız, yaşadığınız sorunlar aslında rakipleriniz tarafından kaçınılmaz olarak bir rekabet avantajına dönüştürülüyor. Onlar tarafından maniple ediliyor. Şu an İran bunu yaşıyor yani Amerika'nın, özellikle Trump'ın açıklamalarına baktığımızda çok ciddi bir manipülasyonla karşı karşıya. Ruhani'nin açıklamaları bu durumu fark ettiklerini açık bir şekilde ortaya koydu." diye konuştu.

Türkiye olarak bölgede istikrarsızlık istemediklerini, son 6 yıldır bölgede istikrarı oluşturmak ve barışı sağlamak için çalıştıklarını anlatan Ünal, komşu ülkelerin toprak bütünlüğünün, Türkiye'nin sınırları için önemine işaret etti. Ünal, "İran'da böyle bir istikrarsızlığın, belirsizliğin ortaya çıkması tabii ki Türkiye'nin asla arzu etmediğini bir durum olur." dedi.

Ünal, İran'daki protestolara ilişkin İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin konuşmasında, "Protesto haklarına saygı duyuyoruz ama bu protesto hakkının bir vandallığa, yakıp yıkmaya, kamu binalarını ele geçirmeye dönüşmesine, kamu görevlilerine karşı silah kullanılmasına asla müsaade etmeyeceğiz." şeklindeki sözlerini hatırlatarak, İran dini lideri Ali Hamaney'in de açıklamaları arasında fazla bir çelişki görmediklerini ifade etti.

- "İran bir Suriye olmaz"

"Asla İran bir Suriye olmaz." diyen Ünal, İran'ın bölgede bağımsız hareket eden aktörlerden biri olduğunu söyledi.

Ünal, "Bir istikrarsızlıkla İran'da ortaya çıkacak bir kargaşa, kaos ya da bir yönetim krizi bölgede bağımsız hareket eden aktörlerden birisi için sıkıntı oluşturur." ifadesini kullandı.

"İran konusunda ABD'nin parmağının olup olmadığına" ilişkin görüşleri sorulan Ünal, her ülkenin kendisini rekabet avantajı açısından iyi bir pozisyonda konumlamak istediğini aktardı. Ünal, 1990'dan itibaren bir bölgesel dönüşümle karşı karşıya olunduğuna dikkati çekerek, özellikle Sovyet Rusya'nın ortadan kalkması ve dünyanın tek kutuplu hale gelmesiyle ABD'nin kadim topraklarda yeniden bir düzenlemeye gittiğini anlattı. ABD'nin bölgede ne yapmak istediğini gizlemediğini dile getiren Ünal, "Amerika bölgede kendi çıkarları doğrultusunda bir bölgesel dönüşüm gerçekleştirmek istiyor. Bunun da arka planında Amerika'nın yüksek çıkarları var." dedi.

İran'daki protestolarda yaşanan sorunlara ilişkin pankartlar hakkında değerlendirmeleri sorulan Ünal, Gezi Parkı olaylarını örnek gösterip İran'da da başlangıçta ekonomik sıkıntılar ve sosyal sorunların dile getirilmesiyle başlayan sürecin, manipülasyon aşamasında, manipülatörlerin devreye girmesiyle başka bir yere, vandallığa evrildiğini aktardı.

"Bölgede bir Kürt devleti kurulup kurulmayacağı ve Ortadoğu'da dengelere ilişkin yapılan yorumlara" yönelik soru üzerine Ünal, bölgede son yüzyıldan beri 1. Dünya Savaşı'nın sonuçları itibarıyla devam ettiğine işaret etti. Bölgenin kendine has sorunlarını hatırlatan Ünal, "Dört tane ülkeden toprak parçası alarak yeni bir devlet kurmak demek, Suriye, İran, Irak ve Türkiye, bölgenin yeniden bir kan ve ateş çemberine dönüşmesi demektir. Biz bunun yerine diyoruz ki bölgede artık insanların eşit haklara sahip, eşit vatandaşlar olarak yaşadığı, temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığı bir bölge istiyoruz." şeklinde konuştu.

Ünal, 15-20 yılın planlamasını yaparken yeni ülke ve sınırlar üzerinden değil, bölgede yaşayan herkesin eşit haklar temelinde, hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığı, barış ve istikrar içerisinde yaşadığı bir bölge hayal ettiklerini kaydetti.

- 696 Sayılı KHK ile ilgili tartışmalar

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, 696 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ilgili tartışmalara yönelik bir soru üzerine, 15 Temmuz'dan 12 gün sonra bir KHK çıkarıldığını ve bunun TBMM'de görüşüldüğünü anımsattı. Burada yasa yapım tekniği açısından bir sıkıntı bulunmadığını vurgulayan Ünal, bu düzenlemeyle ilgili itirazın olmadığına dikkati çekti.

KHK'da yer alan ilgili maddeyi okuyup buradaki atıfın 16 Temmuz'a dönük olduğunu belirten Ünal, şöyle devam etti:

"Yasa yapım tekniği açısından siz yazdığınız, yaptığınız düzenlemede her şeyi yazmazsınız. Neden? Çünkü yaptığınız düzenlemenin başka yerlerde atıfları varsa o atıflar hükmünce zaten buna gerek duymazsınız. Şimdi birilerinin Türkiye'de bir milis gücü oluşturması, anayasa açısından mümkün müdür? Böyle bir şey olamaz. Yani birileri kalkıp da 'Ben bundan sonra emniyet gücüyüm.', birileri kalkıp 'Ben askeri gücüm.' diyemez. Dediği anda karşısında devleti bulur. Yani bu abesle iştigal böyle bir şey söz konusu olamaz. Birileri çıksın bakalım. Zaten anayasal düzende, birilerinin anayasanın dışına çıkacak şekilde suç işleme özgürlüğü olamaz. O yüzden burada bunu ifade etmeye gerek yok. İki, bu düzenleme geçmişe dönük bir düzenlemedir, geleceğe dönük bir düzenleme değildir. Üçüncüsü bu af niteliğinde bir düzenleme değildir. Dolayısıyla daha sonra buraya sadece siviller eklenmiş."

"Halk Özel Harekatı" adı altında kurulan derneğe yönelik Ankara Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun "kapatılması gerektiği" değerlendirmesi hakkında Ünal, "Halk Özel Harekatı diye bir grup çıkıp eğer anayasaya aykırı bir şekilde bir milis olma iddiası ortaya koyduğu anda devlet onun kafasına çöker, böyle bir şey olmaz." diye konuştu.

Ünal, yapılan düzenlemelerle ilgili bir sorun çıktığında yeni düzenlemeler yapılabileceğinin de altını çizdi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Mahir Ünal, "Sayın Abdullah Gül'le ilgili bahiste üzücü olan şey şu, biz 'AK Partililer birbirleriyle medya üzerinden konuşmaz' diyoruz. Yani biz burada Sayın Abdullah Gül'ün eleştiri hakkına ya da ifade özgürlüğüne dönük bir şey söylemiyoruz. Eğer bizimle medya üzerinden konuşacaksa, o zaman bizim onu AK Parti'li görmekle ilgili bir endişemiz ortaya çıkar." dedi.

Ünal, CNNTürk televizyonunun canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in "Tokat ve Konya'da silahlı eğitim kampları bulunduğu" şeklindeki iddialarına yönelik soru üzerine Ünal, "Bu nasıl bir sorumsuzluktur? Türkiye'de, az önce sözünü ettiğim, toplumsal fay hatlarını tetiklemek için böyle bir dil kullanılmıştır." ifadelerini kullandı. 12 Eylül öncesi dönemde de "Falanca yerde komando eğitimi alınıyormuş" gibi iddiaların ortaya atıldığını anımsatan Ünal, "Bu sorumsuz bir dildir. Bu en basitiyle abesle iştigaldir. Bu en kötüsüyle de iç savaş çığırtkanlığıdır. Böyle bir şey olamaz. Türkiye Cumhuriyeti devleti, hükümetiyle emniyet güçleriyle askerleriyle her şeyiyle yerli yerinde ve bu ülkenin güvenliğini sağlamak, bu ülkede anayasanın amir hükümlerini yerine getirmek için 24 saat görev yapıyor. Nasıl olur da siz kalkıp, 'Efendim falanca yerde kamp kurmuşlar', böyle bir şey olamaz. Böyle bir şeyi konuşmak her şeyden önce sorumsuzluktur." diye konuştu.

Ünal,  Akşener'in bu iddialarının ihbar olarak alınıp, söz konusu illerde bir araştırma yapılıp yapılmayacağına yönelik soruya karşılık da, böyle bir şeyin olmadığını ve olmayacağını zaten gerekli birimlerin açıklayacağını vurguladı.

- "O gece bir yağma yaşanmadı"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Ünal, "15-16 Temmuz gecesi askerlerden alınan silahların birtakım çevrelerin eline geçtiği" iddiaları ile "seçim güvenliğinin sağlanıp sağlanamayacağı"nın sorulması üzerine, şunları kaydetti:

"O gece her şey hepimizin gözü önünde yaşandı. O gecenin bir ahlakı vardı. O gece, bu millet kendisine silah sıkan askerin elinden silahı aldığında o silahı kendisine silah sıkan askere doğrultmadı. O silahı devlete teslim etti. O gece bir yağma yaşanmadı, tanklara, silahlara, askeriyeye ait unsurlara el konmadı. Askerin envanterinden herhangi bir şey eksilmedi. Tam tersine her şey Emniyet tarafından, darbeye karşı çıkan askeri unsurlar tarafından alındı ve tekrar envantere eklendi."

Ünal, 15 Temmuz gecesi milletin ahlakıyla erdemiyle ülkesine ve milletine sahip çıktığını ve asıl konuşulması gerekenin de bu olduğunu ifade ederek, canı pahasına Türkiye'yi işgalden koruyan güzel insanlara bu tarz ithamlarda bulunmanın doğru olmadığını kaydetti.

Türkiye'de güvenlik ve özgürlük dengesini sağlamak için ciddi bir çaba verildiğini vurgulayan Ünal, Türkiye'nin özellikle son 3 yıldır bölgesinde yaşanan olaylardan dolayı çok ciddi sorular yaşadığına, 4 terör örgütüyle mücadele ettiğine dikkati çekti. Ünal, bunlara karşın Türkiye'nin büyümede rekorlar kırdığı ve ekonomik istikrarını koruduğunun altını çizerek, "Birilerinin bu ülkede kendi başına kendi kafasına göre bir takım güvenlik riski oluşturacak eylemler yapmasına bizim göz yumacağımız gibi bir ihtimal konuşuluyor aslında. Biz böyle bir şeye göz yummayız. Biz bu ülkede birilerinin anayasaya, mevcut düzene, istikrara, güvene, emniyete birilerinin zarar vermesine asla izin vermeyiz, müsaade etmeyiz." diye konuştu. 

Sandıkla geldiklerini ve seçmenin hoşuna gitmeyecek bir davranışa, güvenlik riski oluşmasına asla izin vermeyeceklerini belirten Ünal, "Burada birileri Türkiye'ye dönük bir kara propaganda yürütüyor. Bu kara propagandanın bir parçası da iç savaş çığırtkanlığı. Bu ülkede iç savaş kimse çıkaramaz. Bu ülkede birilerinin bu şekilde bir girişimde bulunmasın, AK Parti hükümeti izin vermez. Bunun güvencesi 15 yıllık AK Parti iktidarıdır." dedi.

- 11. Cumhurbaşkanı Gül'ün açıklamaları

Mahir Ünal, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 696 sayılı KHK'ya ilişkin ifadeleri anımsatılarak, "AK Parti'nin en üst düzey kurucularından, Cumhurbaşkanlığı yapmış bir isimden gelen eleştiri neden otomatikman AK Parti'ye yönelik bir tavır olarak adlandırıldı ve siz cidden muhalefetin ortak adayı olacağını düşünüyor musunuz?" değerlendirmelerinin sorulması üzerine, "Her şeyden önce Sayın Abdullah Gül, Cumhurbaşkanımızın yol arkadaşıdır. Kurucu değildir, bu arada 'kurucu' dediniz, AK Parti'nin kurucularından değil, kurucu milletvekillerindendir. Yani kurucular kurulu üyesidir." dedi.

Ünal, "Burada bizim altını çizdiğimiz şey şu, AK Parti'liler birbirleriyle medya üzerinden konuşmazlar. AK Parti partilerden bir parti değildir, bir millet hareketidir. Kendi içinde ilkeleri vardır, kurullarında istişareye çok önem verir. Hele hele Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'la Sayın Abdullah Gül'ün özel bir hukuku vardır. Kaldı ki Sayın Cumhurbaşkanımız da yol arkadaşlarından kolay kolay vazgeçmez, yolunu kolay kolay ayırmaz." şeklinde konuştu.

Gül'ün halk tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanı olmadığına işaret eden Ünal, "Dolayısıyla anayasanın amir hükmü gereği daha önceki cumhurbaşkanları gibi 7 yıl boyunca tarafsız bir pozisyonda kalmış olmasını anlayabilirim ama cumhurbaşkanlığından ayrıldıktan sonraki olaylara baktığımızda, Sayın Abdullah Gül'ün, 11. Cumhurbaşkanı'nın belli meselelerde kenarda durması ve kenarda durup, hiçbir risk almadan daha steril bir söylemle konuşması kendi tercihidir." ifadesini kullandı.

Ünal, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her kavganın içerisinde, her riski sonuna kadar aldığına ve bu mücadeleyi de Türkiye'yi ayakta tutmak, çıkarlarını korumak için verdiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Bu mücadele esnasında siz hiçbir açıklama yapmıyorsunuz ve bu meselede bir açıklama yapıyorsunuz. Kaldı ki yaptığınız açıklama, herhangi bir açıklama. Hani şöyle bir öneri ortaya koyabilirsiniz, bir bakış açısı sunabilirsiniz, bir çözüm ortaya koyabilirsiniz ve bu çok kıymetli bir düşüncedir ve bunu da medya üzerinden paylaşabilirsiniz. Hadi medya üzerinden konuşmuyoruz ama siz bakış açınızı, kavrayışınızı, çözüm önerinizi çok güçlü bir dille bir öneri olarak paylaşabilirsiniz. Diyorsunuz ki 'muğlak', eğer muğlaklığı konuşacaksak çok muğlaklık var konuşacağımız. Yani ilişkiler açısından, pozisyon alma açısından, risk alma açısından, o konforlu alanı terk etmeyip o steril pozisyonda kalma açısından muğlaklık. Biz bunları konuşmuyoruz."

- "Taban, Abdullah Gül'ü de o riski alan aktörlerden birisi olarak görmek istiyor"

AK Parti Sözcüsü Ünal, "Gül'ün yeterince rengini belli etmediğini mi düşünüyorsunuz?" sorusuna karşılık da AK Parti'nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın verdiği mücadelenin bir millet mücadelesi olduğunu vurguladı.

Ünal, "Dolayısıyla burada güçlü bir siyasi aktör olarak, AK Parti'nin önemli aktörlerinden biri olarak tabii ki taban Abdullah Gül'ü de o riski alan aktörlerden birisi olarak görmek istiyor. İşte üzücü olan, Cumhurbaşkanımızın 'üzüldüm' dediği şey budur. Kaldı ki Cumhurbaşkanımızın doğrudan Sayın Abdullah Gül'ü hedef alan bir açıklaması da zaten söz konusu değil. Sayın Cumhurbaşkanımız da yol arkadaşlarıyla öyle kolay kolay sorun yaşamaz ve yol arkadaşlarından da öyle kolay kolay vazgeçmez. Abdullah Gül'le Recep Tayyip Erdoğan arasındaki hukuk da öyle hemen zarar görecek, kolay incinecek bir hukuk değildir." değerlendirmesinde bulundu.

"AK Parti'nin en ufak bir eleştiriye bile kapılarının kapalı olduğu" yorumlarının sorulması üzerine de Ünal, "Biz eleştiriyi içeride yaparız, kavgamızı içeride veririz." şeklinde yanıt verdi. Ünal, MYK, MKYK, milletvekilleriyle gerçekleştirilen toplantılarda herkesin düşüncesini rahat ve özgürce söylediğini, yapılan istişareler sonucunda ortak bir karar alındığını ve herkesin de bu karara riayet ettiğini anlattı.

Ünal, şunları kaydetti:

"Sayın Abdullah Gül'le ilgili bahiste üzücü olan şey şu, biz 'AK Partililer birbirleriyle medya üzerinden konuşmaz' diyoruz. Yani biz burada Sayın Abdullah Gül'ün eleştiri hakkına ya da ifade özgürlüğüne dönük bir şey söylemiyoruz. Eğer bizimle medya üzerinden konuşacaksa, o zaman bizim onu AK Partili görmekle ilgili bir endişemiz ortaya çıkar. Yani bu defa bizi eleştiren, bizimle ilgili ifade özgürlüğünü kullanan insanlara hangi hoşgörü ve toleransı gösteriyoruz, hangi mesafeyi koyuyorsak, bu defa ona karşı da aynı mesafeyi koyarız."

- "Yol arkadaşıysak bu kavgayı beraber vereceğiz"

"Parti, Abdullah Gül'ü artık tam AK Partili olarak görmüyor mu? Tabanda bir tepki olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusunu da Ünal, "Benim bu konuştuklarım daha çok tabandan gelen. Şunu da kabul etmiyoruz, birilerinin sosyal medyada Sayın Abdullah Gül'e dönük çirkin, kabul edilemez bir takım ifadeleri, kullandıkları dili de kabul etmiyoruz. Çünkü bizim AK Parti olarak dilimiz, siyasi söylemimiz bellidir. Biz bir meseleyi konuşurken, şahsiyet üzerinden konuşmayız. Bir meseleyi konuşurken, eylem, davranış, söylem üzerinden konuşuruz." şeklinde yanıtladı.

Ünal, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Tabanda böyle bir şey var. Yani kenarda duran, risk almayan ve tam da Recep Tayyip Erdoğan kavganın ortasındayken, şimdi eğer biz yol arkadaşıysak bu kavgayı beraber vereceğiz. Yani eğer AK Parti partilerden bir parti değil, bir millet hareketiyse ve Sayın Abdullah Gül'ün ofisinden yapılan açıklama da, 'AK Parti'nin kuruluş ilkelerinden olan ifade özgürlüğüne saygı çerçevesinde açıklamalarıma devam edeceğim' ifadesi kullanılmış. Biz Sayın Abdullah Gül'ün ifade özgürlüğü çerçevesinde açıklamalarına devam etmesine dönük bir şey demiyoruz. Biz sadece şunu söylüyoruz, diyoruz ki eğer AK Parti davasına, hareketine, AK Parti'nin verdiği bu millet mücadelesine omuz verecekse, her AK Parti'li bir nefer olarak bu neferlerden bir tanesi de Abdullah Gül'dür diye düşünüyoruz." 

- "Bu yapı zayıf ya da sorunlu olsaydı o değişiklikleri gerçekleştiremezdik"

Ünal, "AK Parti'de memnuniyetsizler grubunun oluştuğu ve bir bakımdan Gül'ün bu memnuniyetsizlerin sesi olmaya başladığı" iddialarının sorulması üzerine, bu yorumu yapanların neye dayanarak yaptığını bilmediğini vurguladı. Yapılan değerlendirmelerin, analizlerin gerçeklikle örtüşmesinin önemine vurgu yapan Ünal, AK Parti'nin meclis grubundaki oylamaların oranına bakılması önerisinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Genel Başkan olarak AK Parti'ye dönmesinin de partiye yeni bir heyecan ve ivme kazandırdığını aktaran Ünal, "Çok riskli bir şey gerçekleştirdik, siyasi riski yüksek bir şey aldık ve belediyelerde bir değişikliğe gittik. Eğer o yapılan değerlendirmede olduğu gibi bu yapı zayıf ya da sorunlu olsaydı o değişiklikleri gerçekleştiremezdik." diye konuştu.

Ünal, belediyelerle ilgili dört temel ilkeden birinin belediye başkanını aday gösteren parti tarafından bir sorun görülmesi durumunda genel başkanın onu istifaya çağırma hakkı olduğunu anlatarak, burada da antidemokratik bir uygulama olmadığını dile getirdi. 

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, "Tabii ki siyaset geleceğe dönük farklı perspektifler, öngörüler, senaryolar ve bunların ihtimalleri üzerinde çalışmaktır ama biz Sayın Abdullah Gül'ün muhalefetin çatı adayı olacağını düşünmüyoruz çünkü onu bir AK Parti'li olarak görüyoruz." dedi.

Ünal, CNNTürk televizyonunun canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

"OHAL kapsamında çıkarılan KHK'ların milletvekillerinin önüne son anda geldiği" iddiası ve hatta CHP'lilerin de "O yüzden kimi zaman AK Parti'lilerden çok farklı açıklamalar oluyor." dediği belirtilerek, "Bu KHK'lar milletvekillerini bir noktadan sonra rahatsız etmeye başlamayacak mı?" sorusuna karşılık Ünal, bu konuda milletvekillerinin düzenli ve sistematik olarak bilgilendirildiğini vurguladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "20 Temmuz bir sivil darbedir." ifadesini anımsatan Ünal, "Allah aşkına sen 15 Temmuz'a 'kontrollü darbe', 20 Temmuz'a 'sivil darbe' diyeceksin. Anayasa'nın amir hükmü, Meclis İçtüzüğü'ne uygun, diğer siyasi partilerle görüşerek alınmış bir OHAL kararını nasıl bu şekilde değerlendirebiliriz?" değerlendirmesini yaptı.

"Bazı KHK'lar Meclis'te görüşülseydi, başka KHK'lar da başka düzenlemeler şeklinde gerçekleştirilseydi." konusunun tartışılabileceğini aktaran Ünal, fakat bu tartışma üzerinden "Türkiye felaketin eşiğine gelmiş." gibi bir dil ve söylem oluşturmanın hukuki açıdan doğru olmadığını dile getirdi.

- "Hukuk devletine aykırılık arz etmiyor"

Ünal, "OHAL kararnamelerinin Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmemesi ve Meclis'in devreden çıkarıldığı" eleştirileri anımsatılarak, "Neden KHK'lar makul ve olması gereken sürede Meclis'e getirilmiyor?" sorusu üzerine, "Burada tek bir cevap vereceğim. Burada hükümetin tasarrufları herhangi bir şekilde Anayasa'ya aykırılık taşıyor mu? Yapılan bütün tasarrufları kastediyorum. Genel hatlarıyla yapılan hükümetin şu ana kadarki tasarruflarının hiçbiri Anayasa'ya, hukuk devletine aykırılık arz etmiyor." görüşünü aktardı.

"Sarayın polisi-halkın polisi, sarayın askeri-halkın askeri" gibi bir hava oluşturulduğuna işaret eden Ünal, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bölücü, kışkırtıcı, nefret suçu niteliğinde bir dil ve söylem, kutuplaştıran, iç savaş çığırtkanlığı yapan, 'Türkiye'de can-mal güvenliği yok, adalet yok', 'Türkiye'de hakimler ve savcılar hükümetten talimat alıyor' diyen, iletişim ya da diyalogdan yana değil, doğrudan Türkiye karşıtı lobilerin propagandasının söylemsel taşıyıcılığını yapan bir ana muhalefet partisinin yürüttüğü bir muhalefet biçimiyle karşı karşıyayız."

- "Bir AK Parti'li böyle bir şey yapmaz"

Ünal, "Muhalefet ortak aday olarak Abdullah Gül'ü çıkarır gibi bir endişeniz var mı?" sorusuna, "Öyle görmüyorum. Yani tabii ki siyaset geleceğe dönük farklı perspektifler, öngörüler, senaryolar ve bunların ihtimalleri üzerinde çalışmaktır ama biz Sayın Abdullah Gül'ün muhalefetin çatı adayı olacağını düşünmüyoruz çünkü onu bir AK Parti'li olarak görüyoruz." yanıtını verdi.

"Yapma bize bunu yani diyorsunuz." denilmesi üzerine Ünal, "(Yapma bize böyle) demiyoruz, 'Bir AK Parti'li böyle bir şey yapmaz' diyoruz." ifadesini kullandı. Bu konuda bir yönelim veya Gül'ün ortaya koyduğu bir iradenin söz konusu olmadığına dikkati çeken Ünal, "O yüzden çarşıdaki ete soğan doğramak pek de doğru bir şey olmaz." değerlendirmesinde bulundu.

- "Kamuoyu nezdinde gerekli meşruiyeti olduğu için OHAL devam ediyor"

Ünal, OHAL'in ne zaman kaldırılacağına yönelik soruyu ise şöyle yanıtladı:

"Türkiye'yi korkular üzerinden konuşmak son derece yanlış. Türkiye'de seçilmiş bir cumhurbaşkanı Türkiye'yi olağanüstü hal ile yönetemez, öyle bir şey söz konusu değil. Bugün kamuoyu nezdinde gerekli meşruiyeti olduğu için olağanüstü hal devam ediyor. Yani o meşruiyet zemini olmasa, o riskler, sınır güvenliği riski, içeride terör örgütleriyle sürdürülen mücadele, Suriye'de, Irak'ta yaşanan sorunlar, bütün bunlar olmasa bu halk sizin olağanüstü hal ile kendisini yönetmenize izin vermez."

OHAL'in halka dönük olmadığını, devlete çeki düzen vermek için uygulamaya konulduğunu vurgulayan Ünal, "15 Temmuz'da devlet böyle bir an boşlukta kaldı. O boşlukta kalan devleti halk çıplak elleriyle tuttu, askeri, devleti, herkesi korudu o gece. Biz o boşlukta kalan devleti, 15 Temmuz'dan sonra içini dışını, sağını solunu, önünü arkasını, şu anda o soyut aygıtı işler hale getirmek, bu halka emniyet, huzur, güvenlik, hizmet üretir hale getirmek için çaba sarf ediyoruz." açıklamasını yaptı.

Ünal, OHAL'in günü geldiğinde kaldırılacağını belirtti.

- "Sistematik algı oluşturuluyor"

KHK ile ihraç edilenlerin durumunun sorulması üzerine Ünal, "Dünyada hiçbir ülke, 15 Temmuz gibi bir kırılma ve FETÖ gibi 300-400 binlerle sayıları ifade edilen bir yapının kendi içindeki dışa vurumuyla ne yargı olarak başa çıkabilirdi ne yargı sistemi başa çıkabilirdi. Tuz buz olurdu açıkçası." dedi.

AK Parti'nin bu sürece dikkatli, hassas, mağduriyet oluşmaması için gerekli iç hukuk yollarını da açarak devam ettiğini söyleyen Ünal, AK Parti hükümetinin 40 yıllık FETÖ sorununu çözmek, bunun oluşturduğu birtakım komplikasyonların iyileştirmek ve Türkiye'yi normalleştirmek için çalıştığını anlattı. Ünal, hücre tipi bir yapıyla karşı karşıya kalındığını dile getirdi.

Bütün siyasi faturaların hesabının AK Parti'ye çıkarıldığını kaydeden Ünal, "Birileri sistematik olarak sanki 'AK Parti yargıya talimat veriyor. AK Parti üniversitelere talimat veriyor. AK Parti medyaya talimat veriyor' gibi bir algı oluşturuyor." diye konuştu.

- "Terörle mücadele konusunda hiç taviz vermedik"

AK Parti'nin ilk günkü reform ruhunu devam ettirip ettirmeyeceği ve "Gazeteciler cezaevinde, KHK ile atılanlar var. Bir parti lideri cezaevinde. Böyle devam edilebilecek mi?" sorusu üzerine Ünal, AK Parti'nin ilk günkü reformcu ruh halinden ayrılmadığını dile getirerek, şunları kaydetti:

"Siz terörle bağınızı koparmayacaksınız, terör örgütüyle bağınızı koparmayacaksınız, terör örgütü adına çağrıda bulunacaksınız, 6-7 Ekim olaylarının müsebbibi olacaksınız, terör örgütüne sırtınızı dayadığınızı söyleyeceksiniz. Size ısrarla 'Terörle arana mesafe koy' denildiği halde terörle aranıza mesafe koymayacaksınız. Sizi seçip gönderenler, 'Siyaseti bir çözüm olarak kabul ediyorum, silahı ve terörü bir çözüm olarak görmüyorum' diyen insanlar sizi seçip Meclis'e gönderiyorlar, siz iradenizi Kandil'e emanet ediyorsunuz. Siz siyasete inanan, siyaseti bir çözüm olarak görenlerin temsilcisi olarak değil, Kandil'in temsilcisi olarak konuşacaksınız, Kandil'in talimatlarını yerine getireceksiniz, sonra da hukuk devleti bunun gereğini yaptığında, 'Bunu bana neden yapıyorsunuz' diyeceksiniz. Türkiye bir hukuk devleti. Siz terör örgütüyle ilişkinizi kesmezseniz, tavrınızı ve tercihinizi demokratik siyasetten yana koymazsanız, bir şey daha yapacaksınız; dokunulmazlıkları kaldırmak için kampanya yapacaksınız. Sonra da hükümet, 'Dokunulmazlıkları kaldıralım' diyecek. Dokunulmazlıkların kaldırılmasından sonra bunun doğal sonuçları ortaya çıkacak. Burada hırsızın hiç mi suçu yok?"

AK Parti'nin seçimlerde Kürt seçmenlerden destek ve oy almak için nasıl bir strateji izleyeceği sorusunu da yanıtlayan Ünal, en başından itibaren bölgesel kalkınma, demokratikleşme ve terörle mücadele stratejisi izlediklerini söyledi.

Partisinin, Güneydoğu Anadolu'ya 35 milyar lirayı aşkın yatırım yaptığını belirten Mahir Ünal, teröristle vatandaşın birbirinden ayrıldığı, vatandaşın eşit vatandaş olarak toplumsal ve kimlik taleplerini saygıyla karşıladıklarını dile getirdi.

"Terörle mücadele konusunda hiç taviz vermedik. Demokratik siyasetin yanında silahların olmayacağını ve silahın asla kabul edilemeyeceğini baştan itibaren söyledik." diyen Ünal, Cizre, İdil, Sur gibi ilçeleri yeniden inşa ettiklerini ve terörden mağdur olanlara yardım ettiklerini hatırlattı.

Ünal, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:

"O bölgede yaşayan insanlar huzur içerisinde, güven içerisinde insan gibi yaşamayı hak ettikleri için biz hizmetleri yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz. Oy verirler vermezler, bizim sorumluluğumuz bölgedeki vatandaşlarımıza karşı hükümet olmanın sorumluluğunu yerine getirmek. Şu anda bölgeden çocuklarımız, gençlerimiz dağa çıkmıyorlar. Çıkanların sayısı bir elin parmağı kadar. Terör örgütü, 13-14 yaşlarındaki kız çocuklarını alıp dağa çıkarıyordu. Vatandaşımız artık kendini güvende hissediyor."

- "AK Parti ile MHP ittifakı doğal bir ittifak"

AK Parti ile MHP'nin ittifak yapıp yapmayacağının sorulması üzerine Ünal, uyum yasaları için komisyon kurduklarını ve çalıştıklarını dile getirerek, şöyle konuştu:

 "İttifak konusu o komisyonların yaptığı çalışmaların bir parçası. Biz bir şeyi konuşmak yerine o şeyle ilgili teknik çalışma tamamlanmadan da kamuoyu ile bunu paylaşmanın doğru olmadığını düşünüyoruz. İttifak konusunda da söylediğimiz şey şudur: 15 Temmuz'dan sonra bütün yerli ve milli unsurlar bir doğal ittifak oluşturdular. Bizim birliğimiz, bekamız, bütünlüğümüz, güvenliğimiz, millet, vatan, devlet ve bunların bekası konusunda zaten siyasi görüşlerine bakılmaksızın yerli ve milli unsurların doğal ittifakı var. Milliyetçi Hareket Partisi de yerli ve milli unsurların önemli ve büyük bir parçası. Bu ittifak doğal bir ittifak ama seçim ittifakı dediğiniz konu teknik bir konu. Yani ilgili siyasi partiler ve yetkili kurullarınca konuşulması gereken bir konu. Bundan sonra da karşılıklı siyasi partilerin konuşması gereken bir konu. Bunun siyasi söylem malzemesi olarak da siyasetin gündeminde yer almasını biz doğru bulmuyoruz. İttifak konusunu her gün her gün konuşmuyor olmamız, bizim ittifakla ilgili teknik bir çalışma yapmıyor olduğumuz anlamına gelmiyor."

MHP ile AK Parti'nin hangi konularda ittifak içinde olduklarının son derece açık olduğunu dile getiren Ünal, ülkenin bekası, güvenliği için bütün siyasi partilerin ittifak yapması gerektiğine işaret etti.

Mahir Ünal, yeni yılda tutuklu gazetecilerin tutuksuz yargılanabileceği bir ortamın olup olmayacağına ilişkin soruyu ise şöyle cevapladı:

"Gazetecilik hukuka, anayasaya karşı bize diğer vatandaşlarda olmayan bazı hakları verir mi? Bizim dönemimizde tutukluluğun esas olmadığı bir ilke haline getirildi. Biz de dedik ki tutukluluk esas değildir. Tutukluluk halinin sürdürülmemesi konusunda en çok hassasiyet gösteren bizim hükümetimiz oldu. Türkiye'nin 15 Temmuz'dan sonra yaşadığı yeni normali doğru okumak gerekir. Yeni normal anormal değil. Bu yeni normal, Türkiye'nin normalleşme sürecine Türkiye'yi taşıyan belli dinamiklerden oluşuyor. Yargı kararlarıyla ilgili benim parti sözcüsü olarak açıklamalar yapmam doğru olmaz. Sözü edilen gözaltı ve tutuklamalarla ilgili Adalet Bakanlığının, İçişleri Bakanlığının, gerek görüldüğünde Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde herkesi bilgilendirdiğini biliyoruz. Şöyle bir fotoğrafı muhalefet oluşturmaya çalışıyor: Sanki birileri derdest ediliyor, birileri alınıyor içeri atılıyor bir daha ondan haber alınamıyor. Böyle bir fotoğraf oluşturulmaya çalışılıyor. Böyle bir Türkiye, dünya yok."

Tutuklanan Osman Kavala'ya ilişkin bir soru üzerine Ünal, Kavala ile ilgili bilgilerin Adalet ve İçişleri Bakanlıklarından alınabileceğini, bu konuda ilgili savcı ile hakimin söz konusu kararın gerekçesiyle ilgili bilgilendirme yapabileceğini kaydetti.

Burada bir "keyfilik" ve "oldubittilik" varmış gibi bir algı oluşturulmaması gerektiğine işaret eden Ünal, kararı veren yargı mensubunun mutlaka bir gerekçesi olduğunu dile getirdi.

Ünal, "Cumhuriyet Halk Partisinin yaptığı gibi 'Hakimler ve savcılar iktidardan talimat alıyor' demek, hakim ve savcılara, onların haysiyetlerine, onurlarına ve mesleki itibarlarına dönük çok ağır bir hakaret olur." ifadesini kullandı.

Diyanet İşleri Başkanlığınca dün bazı basın yayın organlarında yer alan başkanlığın, kız çocuklarının erken yaşta evlenebilecekleri yönünde açıklamada bulunduğuna dair haberlere ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Ünal, konu hakkında bilgisi olmadığını, kişisel olarak da böyle bir mülahazayı kabul etmeyeceğini ve doğru bulmadığını aktardı.

- "Yaklaşık bir milyon kişinin sorununu çözdük"

Kadro bekleyen kamu çalışanlarının taşeron düzenlemesinden memnun olmadığı iddiasının hatırlatılması üzerine Ünal, aksine kamu çalışanlarını memnun ettiklerini vurguladı. Ünal, "Biz tam da beklenenin çok üstünde yaklaşık bir milyon kişinin sorununu çözdük. Yani bu 400 bindi, 700 bine çıktı, 900 bine çıktı. Dolayısıyla biz büyük bir kitlenin daha önce söz verdiğimiz şekliyle sonunu çözdük." değerlendirmesinde bulundu.

İlgili bakanlık ve kurumların bir araya gelip sistematik bir çalışma yürüttüğünü anlatan Ünal, şu ifadeleri kullandı:

"Yapılacak en doğru şey, en iyi şey yapıldı. Dolayısıyla yaklaşık bir milyon kişinin sorunu bir anda çözüldü ve büyük de bir memnuniyet oluştu açıkçası. O yüzden tabii ki toplumsal talepler bitmeyecektir. Zaten yaşayan bir toplumda ihtiyaçlar, talepler devam edecektir. Bizim de görevimiz bu toplumsal talepleri, ihtiyaçları kendi önceliklerimiz çerçevesinde çözerek, gündemimize alarak yolumuza devam etmek. Biz şimdi ilk etapta yaklaşık bir milyon kişinin sorununu çözdük ve bu şu demek, yaklaşık 5 milyon kişide bir memnuniyet oluştu. Bu son derece kıymetli bir şey. O yüzden bir memnuniyetsizlik açıkçası görmüyorum."

- "Büyük zamlar gelmiyor"

Mahir Ünal, "Büyük zamlar geliyor mu?" sorusuna, "Büyük zamlar gelmiyor. Gerekli düzenlemeler açıkçası yapılıyor ama şunu söyleyebilirim, 2018 yılı 2017'den daha güzel olacak; bundan emin olabilirsiniz." yanıtını verdi.

"Erken seçim olur mu?" sorusu ilişkin ise Ünal, "Hayır, gündemimizde yok. Biz bütün seçimleri kendi tarihinde yapacağız. Erken seçim yok, kesin ve net." açıklamasını yaptı.

AA

Güncelleme Tarihi: 03 Ocak 2018, 10:30

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER