Adalet Bakanı Bozdağ: Bu sistemin adı bile Sayın Kılıçdaroğlu'nu değiştirmeye yetti

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Anadolu’da, Türkiye’de siyasi istikrar şarttır. Güçlü iktidar şarttır. Öyle bir sistem Türkiye’ye kazandırmalıyız ki bu topraklarda istikrarsızlık isteyenlere imkan doğmasın, zayıf iktidar isteyenlere, fırsat doğmasın, kriz olmasın, kaos olmasın." dedi.

Adalet Bakanı Bozdağ: Bu sistemin adı bile Sayın Kılıçdaroğlu'nu değiştirmeye yetti

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Anadolu’da, Türkiye’de siyasi istikrar şarttır. Güçlü iktidar şarttır. Öyle bir sistem Türkiye’ye kazandırmalıyız ki bu topraklarda istikrarsızlık isteyenlere imkan doğmasın, zayıf iktidar isteyenlere, fırsat doğmasın, kriz olmasın, kaos olmasın." dedi. 

Bozdağ, Silivri'de Atatürk Meydanı'nda vatandaşlara hitap etti. Bozdağ, konuşmasında, Türkiye’nin tarihi günlerden geçtiğini, 16 Nisan’da Türk milletinin büyük bir reform, tarihi bir dönüşüm için sandığa gideceğini, yeni Türkiye’nin, güçlü Türkiye’nin temellerinin “evet”lerle atılacağını söyledi.

15 Temmuz’daki darbe girişiminden sonra 200 yıldır Türkiye’de süregelen hükümet tartışmalarında yeni bir aşamaya gelindiğini anlatan Bozdağ, "MHP’nin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli 'Artık bu işi bitirelim' dedi. Çünkü, Türkiye’nin bulunduğu coğrafya, zor bir coğrafya. Anadolu’da bin yıldır varız ama bin yıldır Anadolu'dan bu aziz milletin kökünü kazımak için dışarıdan ve onların içeride kullandıkları var. Uğraşıyorlar, kıyamete kadar da uğraşacaklar ama bize düşen nedir? Biz de binlerce yıl, Rabbim izin verirse kıyamete kadar var olmak, bir ve hür olmak, toprağın daha derinliklerine doğru kök salmak, toprağın üzerinde de dallarımızla, meyvelerimizle bu Anadolu coğrafyasını daha müreffeh, daha mutlu hale getiren ulu bir çınarla donatmak zorundayız. Onun için Anadolu’da Türkiye’nin ve Türk milletinin yönetiminin istikrarlı olması şarttır." diye konuştu.

Türkiye'nin komşuları Irak ve Suriye'de yaşanan ve halen devam eden iç savaşları hatırlatan Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"PKK, DHKP-C, FETÖ dahil 10 civarında terör örgütüyle, Türkiye, eş zamanlı mücadele ediyor. Silivrililer! Bugün dünyada 10 civarında terör örgütüyle aynı zamanda mücadele eden ikinci bir ülke yoktur, Türkiye dışında. Aynı zamanda bu terör örgütlerinin yularını elinde tutan ülkelerin istihbarat örgütleri ve başka güçlerle de mücadele ediyoruz. Onun için Anadolu’da, Türkiye’de siyasi istikrar şarttır. Güçlü iktidar şarttır. Öyle bir sistemi Türkiye’ye kazandırmalıyız ki bu topraklarda istikrarsızlık isteyenlere imkan doğmasın, zayıf iktidar isteyenlere fırsat doğmasın, kriz olmasın, kaos olmasın. Şu anda istikrar yok mu? Hamdolsun var ama parlamenter sistemin doğurduğu bir istikrardan değil, lidere bağlı bir istikrar var. Türkiye’de başlangıçta Atatürk çıktı, güçlü bir lider. Millet ardında saf durdu, istikrar kurdu, güçlü iktidar kurdu. Kim kazandı? Türkiye kazandı. Menderes geldi, güçlü iktidar, istikrar, yine Türkiye kazandı. Özal geldi, güçlü iktidar, istikrar, yine Türkiye kazandı. Şimdi Tayyip Erdoğan var, istikrar var, güçlü iktidar var; yine Türkiye kazanıyor ama araya dikkat edin, Atatürk’ten sonra sıkıntı var. Menderes’ten sonra sıkıntı var, Özal’dan sonra sıkıntı var, kriz var, kaos var, darbe var, muhtıra var, ekonomik çöküntü var. Fazla ileri gitmeyelim. Çok partili siyasi hayata geçtik, 67 yıl olmuş. 60’ta bir darbe yaşadık, 80’de bir darbe yaşadık, 71’de bir muhtıra yaşadık, 97, 28 Şubat’ta bir muhtıra daha yaşadık, 2007’de bir muhtıra teşebbüsü, 2016’da da nihayet bir darbe teşebbüsü yaşadık. Son 67 yılda 2 darbe, 2 muhtıra, 1 darbe teşebbüsü, 1 muhtıra teşebbüsü yaşadık. Sistem darbe üretiyor, muhtıra üretiyor, darbe teşebbüsü, muhtıra teşebbüsü üretiyor. Bedelini kim ödüyor? Silivrililer ödüyor, biz ödüyoruz."

Liderlere bağlı "istikrar" döneminin sona ermesi gerektiğini kaydeden Bozdağ, "Türkiye'de yeniden siyasi istikrar, güçlü iktidar için milletimiz, yeni Atatürkler, yeni Menderesler, yeni Özallar, yeni Erdoğanlar beklemek zorunda kalmamalıdır. Sistem istikrar doğurmalı, sistem güçlü iktidar kurmalı. İşte Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dediğimiz şey, lidere bağlı istikrar değil, sisteme bağlı bir istikrar getiriyor. Güçlü iktidar kuruyor. Millet, Ankara'da, ortaksız ve kesintisiz iktidar oluyor." diye konuştu. 

Cumhuriyetin tanımının, "devleti yönetenlerin miras yoluyla değil halkın iradesiyle, seçimle iş başına gelmesi" olduğunu kaydeden Bozdağ, şöyle devam etti:

"Ben şimdi soruyorum CHP'ye, adında cumhuriyet var, halkın doğrudan iradesiyle Türkiye'de belediye yönetimi dışında, muhtarlık dışında, bir Cumhurbaşkanı dışında ve yasamaya ilişkin Meclis dışında yürütme yetkisini seçen Ankara'da yöneticileri doğrudan iktidara getiren bir mekanizme var mı yok mu? Yok. Peki neyi getiriyoruz biz? İşte; cumhuriyeti tam anlamıyla, lafzı ve ruhuyla hayata geçiriyoruz. Artık yasamayı seçtiğiniz gibi, yürütme yetkisini kullanacak hükümeti, cumhurbaşkanını doğrudan ayrı oylarla aziz Türk milleti seçecektir. İşte bu cumhuriyetin tam anlamıyla uygulamaya konmasıdır. Biz, cumhuriyeti tam anlamıyla uygulamaya koyuyoruz. Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir ama ne diyor anayasa, millete? 'Sen egemensin ama muhtar seçerken egemensin, belediye seçerken egemensin, vekil seçerken egemensin, cumhurbaşkanı seçerken egemensin ama yürütme yetkisini kullanacak hükümeti seçerken, ben senin egemenliğini tanımıyorum' diyor. Çünkü vatandaşa yürütmeyi seçme hak ve yetkisi vermiyor. İşte, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin özü egemenliği tam anlamıyla hayata geçirmek, Cumhuriyeti lafzıyla, ruhuna uygun tatbik için millete doğrudan yürütmeyi seçme hakkı veriyor. Bu referandumun ana sorusu bu."

 "Silivrililer siz Türkiye'yi yönetecek Hükümeti doğrudan seçmek istiyor musunuz, istemiyor musunuz?" şeklinde seslenen Bozdağ, "Biz istiyoruz, diyorsanız, evet diyeceğiz, biz hükümeti doğrudan seçmek istemiyoruz, biz vekilleri seçelim, sonra vekiller, içinden hükümet çıkarsın, diyorsanız, hayır diyeceğiz. Bu Cumhuriyet Halk Partisi, adında halk var ama halktan çok kopuk. Ne getiriyoruz, biz? Halka yetki veriyoruz, yetki. Halka yeni bir yetki veriyoruz. Halka yeni bir güç aktarıyoruz. Hükümeti doğrudan seçme, doğrudan belirleme, hak ve yetkisi halka veriliyor, CHP çıkmış, vatandaşa 'Aman biz bu hakkı istemeyiz. Aman bu hak bize lazım değil, bu yetki bize lazım değili' deyip bunu reddettirmek istiyor. Halka güç veren, cumhuriyeti tam anlamıyla uygulamaya koyan bu sisteme, cumhuriyeti ve halkçı olan bir parti karşı çıkamaz ama cumhuriyetle, halkla sorunu varsa, onu bilemem, onu kendileri bilir." ifadelerini kullandı.

Geçmişte Türkiye'de yüzde 22'lerle başbakanların seçildiğini anlatan Bozdağ, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile bunun geçmişte kalacağını kimsenin yüzde 22 oyla Türkiye'yi yönetemeyeceğini, Türkiye'yi yönetecek iktidarın, asgari yüzde 50 artı bir kişinin oyunu almasının gerekeceğini ifade etti. Bunun için partilerin herkesten oy almaya çalışacağını ve böylece Türkiye'de kutuplaşmanın ortadan kalkacağını aktaran Bozdağ, "Uçları değil merkezi kuvvetlendirecektir. Ortak akıl, toplumun ortak iyiliğini, ortak iradesini daima iktidara taşıyacaktır. Bundan da millet kazanacaktır." diye konuştu.

"Bu sistemin adı bile Sayın Kılıçdaroğlu'nu değiştirmeye yetti" diyen Bozdağ, şöyle devam etti:

"Nasıl değişti biliyor musunuz? Çok net söyleyeyim: 'Anayasa Mahkemesine ben bu değişikliği götüreceğim' dedi, her platformda. Hazırlıkları da yaptılar ama son anda vazgeçtiler. Niye vazgeçtiler, biliyor musunuz?  Anayasa Mahkemesinin reddedeceğinden değil; onu zaten biliyorlar, yüzde 26'yla ben buna sandıkta engel olamam, AK Partililerin, MHP'lilerin, Saadetlilerin, Büyük Birlikçilerin, HDP'lilerin oyuna ihtiyacım var diye, onun için götürmekten vazgeçti. Emin olun, sizden korktuğu için gitmedi. Çünkü, sizin reyinize muhtaçtır. Halkın reyine muhtaç olan, halkın razı olmayacağı bir işi yapmaz, bir yola girmez. Erbakan Hoca'nın anma törenine gitti, dua da etti, Allah duasını kabul etsin. Ben şimdi soruyorum Saadet Partililerin oyuna ihtiyacı olmasaydı, gidip de Erbakan Hoca'ya dua eder miydi? Şimdiye kadar gitmedi, neden gitti? Halkın reyine muhtaç olduğu için gitti. Şimdi başlamışlar diyorlar ki; 'Tayyip Bey'in aleyhine konuşmayın'. CHP'liler seviyor, AK Partililer seviyor, MHP'liler seviyor, Saadetliler, her partiden seven var. Onu sevenlerden hayır veren çıkar, Tayyip Bey'e saygısızlık yaparsanız incitirsiniz onlar vazgeçer, gider 'evet' verir. Aman ha ne yapın, 16 Nisan akşamına kadar saygı orucu tutun. Ne deyin 'Sayın Cumhurbaşkanı' deyin ya da 'Sayın Recep Tayyip Erdoğan' deyin, diyor. Ben de diyorum ki Sayın Kılıçdaroğlu böyle şark kurnazlıklarına gerek yok. Bu millet, Tayyip Erdoğan'ı savaş uçaklarına, tanklara, bombalara, otomatik silahlara yedirmedi, sandıkta senin şark kurnazlığına mı yedirecek? Var mı böyle bir şey? Allah'ın izniyle bu aziz millet, bizden daha akıllı, bizden daha ileri görüşlü, kimin hangi hesapla hangi cümleyi kurduğunu çok ama çok daha iyi biliyor."

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Şimdi diyor ki, 'yaşam tarzımıza müdahale edecekler. İnternetinize, yemenize, içmenize, kıyafetinize...' 15 senedir bu yalanı söyleye söyleye bıkmadınız. Kimin yaşam tarzına biz 15 yıldır iktidarız müdahale etmişiz? Kimin inancına, kimin kimliğine kimin tercihine saygısızlık olmuş? Veya biri yapmış da iktidar himaye etmiş. Var mı bir tane örnek? Yok ama bıkmadan usanmadan söylüyorlar" dedi. 

Bozdağ, Silivri Atatürk Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, 550 milletvekilinin 600'e çıkacağını, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun da "Bunlara verilen para haram" dediğini ifade etti. 

Bozdağ, şöyle konuştu:

"Bu sistem var ya Kılıçdaroğlu'nun lügatini de değiştirdi, haramı helali herkesten iyi öğrendi. Şimdi diyor ki, 'aman ha bu diyor haram, bu helal.' Valla müftüleri geçti. Baykal da haşa Peygamberi bile bozar. Allah yollarını açık etsin. Saygıda, saygısızlıkta bir sınır tanımaz hale geldiler. Böyle bir şey olur mu? Maalesef böyle diyor. Yıl 1995 Türkiye milletvekili sayısı 450, nüfusu 59 milyon. İktidar CHP-DYP koalisyonu vekil sayısı 100 tane artırıldı, 550'ye çıkarıldı. O zaman yanlıştı da niye yaptınız? Şu anda Türkiye'nin seçmen sayısı yaklaşık 59 milyon. Nüfusu 80 milyon. Adil bir temsil sağlamak için bizim vekil sayımızı artırmamız gerekiyor. Onun için adım atıyoruz." 

Seçilme yaşının 18'e indirileceğini, hükümetin parlamentodan değil sandıktan çıkacağını, bakanların Meclis'te yasama görevi yapmayacağını anlatan Bozdağ, konuşmasına şöyle devam etti:

"Şu anda parlamentoda kabul edilmiş kanunların yüzde 99'u kanun tasarısı. Yüzde 1'i teklif, onu da hükümet verdirir ya da hükümet kabul ettirir. Hani diyorlar ya 'yasama yürütme ayrı kuvvetler, bir tek elde toplanıyor.' Şu anda yasama yürütme ayrı değil. Kağıt üzerinde öyle, yine kağıt üzerinde yürütmenin kontrolünde bir yasama var. Çünkü hükümet üye tam sayısının salt çoğunluğundan çıkıyor. Onların güven oyuna dayanıyor, komisyon ve genel kurulda çoğunluk iktidar grubunda. İktidarın istemediği bir konuyu meclisin karara bağlama imkanı var mı? Yok mu? Soruyorum Sayın Kılıçdaroğlu'na. İktidarın istemediği bir kanunun virgülüne bugün parlamentoda dokunup değiştirme imkanı var mı yok mu? Yok. Nerede ayrılık? Ayrılık yok. İktidarın kontrolünde bir yasama var. İşte şimdi ayrılığı getiriyoruz. Sandıkları ayırıyoruz, bir kişinin iki yerde görev almasına son veriyoruz. Hükümet artık tasarı hazırlamayacak. Milletvekilleri kanunları kendi hazırlayacak, kendi görüşecek, kendi reddedecek."

"Atatürk'e verilmeyen yetki Recep Tayyip Erdoğan'a veriliyor" dendiğini aktaran Bozdağ, "Bak yalana. Nerede varmış bu bana bir göster." dedi. Böyle bir şeyin olmadığını kaydeden Bozdağ, şunları kaydetti:

"Aldatmak için söylüyor. Neymiş o: 'Cumhurbaşkanı meclisin seçimlerini yenileyebiliyor'... Tamam, yenileyebiliyor zaten. Anayasa'nın 116. maddesinde bu var. Gerekçesiz yenileyebilecekmiş. Tamam. Cumhurbaşkanı yeniledi mi 7 Haziran'dan sonra seçimleri? Yeniledi. 1 Kasım'da bunu uyguladık mı? Uyguladık. Hani ilk defa veriliyordu? Var ve uygulandı. Hem daha dün gibi taze uygulandı. Hepimizin hafızasında. Peki yeni olan ne? Onu söyleyeyim. Atatürk döneminde de olmayan yeni bir şey: Cumhurbaşkanı meclis seçimini yenileme kararı alınca kendi seçime gitti mi 7 Haziran'da gitmedi. Şimdi bu anayasa değişikliği diyor ki; cumhurbaşkanı vekillerin seçimini yenileme kararı alınca kendi seçimini de yenileyecek. Bir cumhurbaşkanlığı 5 yıllığına seçilmiştir. Aday olup olmayacağı belli değil. Aday olursa kazanıp kazanmayacağı belli değil. Seçimleri yeniler mi? Yenilemez. Yenilerse ne var? Kendisi de girecek. Biz, cumhurbaşkanını parlamentoya karşı zayıflatan, parlamentoyu cumhurbaşkanına karşı güçlendiren bir müeyyide getiriyoruz ve cumhurbaşkanının keyfi bu seçim yenileme yetkisini kullanmasını engelleyen bir adım atıyoruz. Bir başka şey: Bugün parlamentonun cumhurbaşkanının seçimlerinin yenileme ve bu yolla görevine son verme hakkı yetkisi yok. Şimdi, bu anayasa değişikliğiyle meclise kendi seçimlerini yenileme kararı alarak cumhurbaşkanını seçimlerini yenileme hakkı veriyoruz. Dolaylı bir şekilde seçim tarihinde cumhurbaşkanının görevine son verme yetkisi veriyoruz. Dolayısıyla parlamento güçleniyor mu zayıflıyor mu? Hangisi oluyor? Bugünkü parlamentoda yok, sizin evet dediğinizde oluşacak yeni parlamentoda bu olacak ve o parlamento bugünkü parlamentoya göre çok ama çok daha güçlü olacak. Vekiller de daha güçlü olacak."

Kılıçdaroğlu'nun söylemlerini eleştirmeye devam eden Bozdağ, şunları kaydetti:

"Şöyle diyor: 'Sabah bir kalktınız, lokantalar kapanmış... Bir adam kapattım dedi bitti.' Taksi duraklarına gidiyor, 'Sabah bir kalktınız hatlar iptal edilmiş'. Muhtarlarla toplantı yapıyor, 'Muhtarlar sabah bir kalktınız muhtarlıklar kaldırılmış'. 'Bir sabah kalktınız cinsel istismarcılar affedilmiş'. 'Bir sabah kalktınız kıdem tazminatı kaldırılmış'... Allah'tan kork. Vallahi söyleyecek bir şey bulamıyorum. Neye benziyor bunların anlattığı, eskiden bazı din kitaplarında olmayan şeyleri tartışırlarmış: Uzayda namaz olur mu olmaz mı, bunu tartışırlarmış. Kıble ne tarafta olacak bunu tartışırlardı. Şimdi bu CHP'yi bu Kılıçdaroğlu o hale getirdi. Olmayacak, olması mümkün olmayacak şeyleri gerçekmiş gibi tartıştırıp milletin kafasını bulandırıyor. Sana bunun ne faydası var, millete ne yararı var? Kafan karışık ama milletin kafası net. Doğru mu? Kararımız net, oyumuz evet, inşallah.

Şimdi diyor ki 'yaşam tarzımıza müdahale edecekler. İnternetinize, yemenize, içmenize, kıyafetinize...'15 senedir bu yalanı söyleye söyleye bıkmadınız. Kimin yaşam tarzına biz 15 yıldır iktidarız müdahale etmişiz? Kimin inancına, kimin kimliğine kimin tercihine saygısızlık olmuş? Veya biri yapmış da iktidar himaye etmiş. Var mı bir tane örnek? Yok ama bıkmadan usanmadan söylüyorlar. Şimdi de 'Bunu cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yapacakmış' Ben şimdi kararnameyi düzenleyen maddeyi anlatayım. Anayasa diyor ki insan hakları Cumhurbaşkanı kararnamesiyle düzenlenemez. Siyasi haklar cumhurbaşkanı kararnamesiyle düzenlenemez. İnsanların hakları hürriyetleri yaşam tarzları kimlikleri insan hakları ve siyasi haklarla ilgilidir. Bu konuda cumhurbaşkanı kararname çıkaramaz diyor anayasa. Anayasada kanunla düzenleneceği belirtilen konularda kararname çıkaramaz. Tam 92 yerde geçiyor. Muhtarlara söyleyeyim, onlar da beni dinlesinler: Anayasa'nın 127. maddesi diyor ki; 'Mahalli idareler, il idaresi, ilçe idaresi, belediye ve muhtarlıklar ancak ve ancak kanunla kurulur'... Cumhurbaşkanı kararnamesiyle kurulmaz, sayın Kılıçdaroğlu. Kılavuzlarına bak, onlara inanmıyorsan aç sen şu Anayasa'nın 127. maddesini bir güzel oku, ne yazdığını görürsün orada. Kanunla düzenlenen konularda da kararname çıkarılamaz. Kanunla düzenlenmemiş ne var? Hemen hemen hiçbir şey yok. Neyle ilgili kararname çıkaracak, bir üst düzey görevlilerin atanması ve görevden alınmasında çıkaracak. İki bakanlıkların kuruluşu, teşkilat ve görevleri hakkında çıkacak. Kaç bakanlık olacak adı ne olacak, il müdürlüğü nerede olacak, şube müdürlüğü nerede olacak bunları çıkacak. Bunda ne var? '100 tane bakanlık yaparsa ne olur?' diyor. Biz geldiğimizde 35 bakanlık vardı 25'e indirdik. Şimdi artırmak istesek mani bir hal mi var? Niye artırmıyoruz, doğru görmüyoruz da onun için artırmıyoruz."

"Memleketi bölecekler. Devletin üniter yapısı bozulacak. Eyaletler kurulacak." şeklinde propaganda yapıldığını da kaydeden Bozdağ, "Bazı vekiller namusları, şerefleri üzerine yemin ediyorlar, böyle meydanlarda. Allah'tan korkun. Bir şey diyemiyorum ben. Adamlar çok kolay yemin ediyorlar. Ben de diyorum ki ben yemin etmiyorum ama bu Anayasa'yı aziz milletimize söylüyorum, Türk anayasasının üniter devlet yapısını düzenleyen maddesi hangisi? Üçüncü maddesi. Ne diyor orada? Türkiye devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Başkenti Ankara'dır. Resmi dili Türkçe'dir. Milli marşı İstiklal Marşı'dır. Bayrağı ay-yıldızlı al bayraktır diyor. Bunlar değişiyor mu? Değişmiyor. Değiştirilmesi teklif ediliyor mu? Teklif edilmiyor. Birinci madde, ikinci madde değişiyor mu? Değişmiyor. O zaman nasıl olacak bu?" ifadelerini kullandı. 

"Bu değişiklik memleketi bölecek" şeklindeki propagandaları eleştiren Bozdağ, "Bu değişiklik bu milleti bölecek de 40 yıldır Türkiye'yi bölmek için terör saldırısı yapan, askerimizi, polisimizi, masum insanlarımızı katleden bu eli kanlı PKK terör örgütü niye telaşla 'hayır' çıksın diye propaganda yapıyor, baskı kuruyor? Biri bunu izah etmesi lazım. DHKP-C, FETÖ, ne kadar terör örgütü varsa 'hayır' çıksın diye propaganda yapıyor. Ülkeyi bölmek isteyenler bu evetler Türkiye'ye, Türk milletini bölecekse niye evet demiyorlar da hayıra çalışıyorlar? Herkes bunu vicdanına ve aklına sormalıdır." diye konuştu. 

Terör örgütlerinin kaostan, ekonomik krizden beslendiğini aktaran Bozdağ, terör örgütlerinin bu nedenle "Bu sistem bizim canımıza okuyacak" dediği için karşı çıktığını aktararak, "AK Parti ile MHP anlaştı, 'bizi imha edecek' diyorlar. Ondan karşı çıkıyorlar. Ben bir kez daha söylüyorum: Bu ülkenin topraklarını, bu milleti ve devleti bölmeye ne PKK'nın ne de PKK'nın yularını elinde tutanların gücü bu güne kadar yetmedi, kıyamete kadar da yetmeyecektir Allah'ın izniyle." dedi. 

Bakan Bozdağ, 'hayır'ın propagandasını Almanya, Avusturya, Hollanda'nın da yaptığını ifade ederek, "Zayıf Türkiye, istikrarsız Türkiye, ekonomisi çökmüş Türkiye istiyorlar. PKK, hayır için propaganda yapıyor. FETÖ, DEAŞ bütün terör örgütleri öyle. Ayrıca CHP yapıyor, ayrıca HDP yapıyor. Peki evetin propagandasını kim yapıyor? Türkiye'nin Cumhurbaşkanı yapıyor Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Türkiye'nin Başbakanı yapıyor Sayın Binali Yıldırım. Muhalefet liderlerinden Sayın Devlet Bahçeli ve Sayın Mustafa Destici yapıyor. Partilerden kim yapıyor AK Parti, MHP ve BBP yapıyor. O zaman terazinin bir kefesine bunları, öbür kefesine de diğerlerini koyacak elimizi vicdanımızın üzerine koyup karar vereceğiz. Bunu deyince CHP bir algı kirliliği yaratmak için hayır diyenlere terörist diyor. Biz hiçbir yerde hayır diyene terörist demedik. Kim dediğimizi gösterirse biz onun bedelini ödemeye hazırız. Bizim dediğimiz şey şu: Hayırın propagandasını yapanlar bunlar, evetinkini bunlar. Hakem olup karar verecek sizsiniz. Bakın, kararınızı ona göre verin diyoruz. Milletimizin dikkatine sunuyoruz. Yani şimdi Cemil Bayık, Murat Karayılan gibi teröristler hayır çıksın diye propaganda yapmıyorlar mı? FETÖ, Pensilvanya'dan bütün Haşhaşileri örgütleyip hayır çıksın, Erdoğan'ı yenelim hem Bahçeli'yi MHP'nin başından gönderelim diye organizasyon üstüne organizasyon yapmıyor mu?" şeklinde konuştu. 

Bakan Bozdağ, miting öncesinde partisinin ilçe başkanlığını ziyaret etti. Burada İlçe Başkanı Rıfat Kutlu ve partililerce karşılanan Bozdağ, "Silivri yeni Türkiye'ye, güçlü Türkiye'ye hazır" ifadelerini kullandı.

Bozdağ daha sonra esnafı ziyaret etti. 

AA

Güncelleme Tarihi: 25 Mart 2017, 21:03

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER