Başbakanın dün açıkladığı paket AKP Hükümetlerinin Güneydoğu’da uyguladığı ilk ekonomik paket değil. Öncekilerden müspet bir sonuç elde edilemedi. AKP’nin öncelikle bu hususu değerlendirmesi gerekirdi.

Sayın Yıldırım’ı diğerlerinden daha farklı mütalaa etmek arzusundayım. Ancak bu tür olaylarda zeminin çok iyi etüt edilerek işe başlanması gerekir. Bu bölgede özellikle AKP döneminde bizim ihanet süreci dediğimiz çözüm süreci ve sonrasında, öncekilere ilave olarak siyasi sosyoloji bir hayli farklılaştı. Bu olayın göz ardı edildiği izlenimi bizde oluştu. Bir diğer husus bizim MHP olarak bölgenin güvenlik parametrelerini herkesten çok ve daha iyi izlediğimizi belirtmek istiyorum. Bunu bölgeye ilişkin söylediklerimizin birer birer ortaya çıkması ve önerilerimizin geç de olsa dikkate alınması açıkça gösteriyor.

23 ile yönelik teşvik paketi daha ziyade bölgede son dönemde terörün tahribatını onarmaya yönelik yeniden inşa unsurlarından oluşmaktadır.

Yıkılan evlerin sorumluları ortada yok. Hesabı kim verecek? Maliyete kim katlanacak? Yatırımları değerlendirirken öncelikle belli alanlarda mevsim olarak inşaat açısından yıl kaybettiğimizi hemen söyleyebiliriz.

Bölgede ekim – kasım aylarında kar yağmaya başlıyor. Nasıl inşaat yapacaksınız? İlave olarak kamu düzeninin sağlanamadığı yerde neyi gerçekleştireceksiniz. Araç gereç parkının güvenliğini kim sağlayacak? Bölge zaten kayıt dışı çalışıyor.

Finansmana ilişkin hususlar çok net bir şekilde kamuoyuna açıklanmalıdır. Vatandaşlar nasıl borçlandırılacak?

Yeni uygulama hedefleriyle önceki başbakan Davutoğlu’nun  “Toledo” yaklaşımının terk edildiği anlaşılıyor.

Ancak, Bölgede Ekonomiyi canlandıracak tedbirlerin kamu eliyle yapılacak fabrikalar ile sınırlı olması ciddi bir eksiklik.

Anahtar teslimi fabrika diyorsunuz ! İçine makinayı kim koyacak.? Bölgeden sağlanacak girdiye göre işletme seçilmesi gerekli. Üretimi de siz satın alacaksınız. Bu olayın satmaya çalıştığınız KİT’lerden farkını birilerinin topluma anlatması gerekir.

Bu uygulama ancak sosyal transfer olarak yorumlanabilir. Dün sayın Başbakan zaten kürsüden bütün samimiyeti ile sorularla konuyu açarak sayın bakanları test ediyor gibi gözüküyordu.

Ayrıca, Ülkenin Güneydoğusunda “Serbest Pazar Ekonomisi”nden uzaklaşılması manasına gelebilecek bazı düzenlemelerin, bölgenin ekonomik sosyolojisini ayrışma yönünde etkileme tehlikesi barındırmaktadır.  

Ekonomide ülke bütünü ile bölge arasında sistemsel bir ayrıma gidilmesi doğru bir yaklaşım olmayacaktır.  

Bu husus ileride ülke genelinde yatırım ve rekabet ortamında sorunlara yol açabilir.

Paketin kapsamına bakıldığında,

23 ilde planlanan 4 yılda 140 milyar doları bulacağı söylenen önlemlerin teşvikler büyük çoğunluğunun 67 bin konut, stadyum, gençlik merkezi gibi inşaat yatırımlarından oluşturduğu görülmektedir.

Üretime dönük ciddi bir muhteva maalesef bulunmamaktadır. Üretime yönelik olarak 23 ilde cazibe merkezleri oluşturuluyor. Yılda 80 fabrika kurulacağı söyleniyor. Herkese yapacağı işe göre ihtiyacı olan fabrikayı devlet yapıp verecek. 

Sabit yatırım için para harcanmayacak. Bu fabrikalar sembolik rakamlarla uzun vadeli olarak kiraya verilecek.

Ancak üretim kararını kim verecek? Yatırımı kim yapacak? Bu fabrikalar ne üretecek? Kim üretecek? Hangi kriterlerle kimlere verilecek? Belli değildir.

Bu konu ayrıca suiistimal, ayrıcalık ve yolsuzluklara açık bir yapı arz etmektedir.

Finansman ayağında makine-teçhizat için 0 faizli kredi. Teminat desteğinin de kredi garanti fonundan sağlanacağı belirtiliyor. Krediler 1 yıl ödemesiz 4 yıl vadeli olacak. Oysa bir yatırımın geri dönme süresi ortalama 10-11 yıldır. Yatırımın geri ödemesi için 5 yıl vadeli finansman yetersizdir.

Başbakan bölgeye yapılan 10 milyarlık yatırımın 2,5 yılda geri döneceğini söylüyor. Bunun gerçekçi bir beklenti olup olmadığını birilerinin topluma anlatması gerekir. 

23 ilde Kurumlar vergisi istisnası getirilecek. AKP dönemindeki vergi istisnalarına bir yenisi daha eklenecek. İstisnalar kaide olmaya başlayacak.

Fabrikaların ürettikleri ürünlere kamu alım garantisi getirilecek. Devletin ihtiyaç duyduğu her türlü malın 23 ildeki bu fabrikadan karşılanacağı söyleniyor. Bu  durum serbest piyasa ekonomisi koşullarında mümkün değildir.

Serbest Pazar ekonomisinden “Kamu Güdümünde Müdahale Ekonomisine” geçileceği anlaşılıyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın Başdanışmanının Post-Modern Manda Ekonomisi dediği bu olsa gerek.

Ekonomiye devletin orantısız müdahalesi yatırımları ve yatırımcıyı cezbedecek değil, endişeye düşürecek uygulamalardır. Yatırım karalarını da olumsuz etkiler. Mevcut tedbirlerin bir bölümü maalesef yatırımcıyı rekabete değil rehavete sokacak tedbirlerdir.

Sayın Başbakan güvenlik işini çözse ki; çözüm süreci falan yok ifadesini samimiyeti olarak kabul ediyoruz. Özel sektör kendiliğinden yatırıma yönelecektir.

Tabi ki böyle bir dönemde bölge ekonomisinin desteklenmesi ihtiyacı yadsınamaz.

Bölgede alınacak her türlü olumlu tedbir için Başbakanı destekliyoruz. Ancak cazibe merkezi oluşturalım derken ekonomide, ülke genelinde sistem, fiyat ve üretim dengelerini tartışmaya açacak ve yatırım kararlarını bozucu etki yatacak uygulamalara dikkat edilmesi gerekiyor. Bize göre,  bölgede alınacak tedbirlerin;

Ülkenin genelinde piyasa ekonomisinin işleyişini bozmayacak,

Bölgedeki girişimcileri üretime ve rekabete özendirecek,

Bölgede devlet eliyle ayrıcalık dağıtmak değil,  rekabetçi piyasa ekonomisi koşullarında üretim yapabilecek, bir yapının tesis edilmesine,

İstihdamın arttırılması ve nitelikli işgücü yaratılmasına, odaklanması gerekmektedir.

Ayrıca, Ülkenin diğer bölgelerinde üretici ve yatırımcıyı tedirgin etmeyecek ve tabiî ki kamu maliyesine ağır ve kalıcı yük getirmeyecek tedbirler olması ihtiyacı vardır.

Örneğin devlet bir anda asker ve polis üniformalarını vb diğer ihtiyaçlarını bu 23 fabrikadan sağlamaya kalkarsa bu piyasa ekonomisine ve ülkenin diğer üreticilerine bir darbe olacağı gibi devletin ekonomik hayata orantısız müdahalesi anlamına gelir.

Yatırım finansmanı için getirilen teşviklerin suiistimal edilmeye ve ayrımcı olarak kullanılmaya ekonominin geneli için haksız rekabet yaratmamasına özen gösterilmelidir. 

Ulaştırma, enerji ve altyapı projelerinde elektrik ve doğalgaz dağıtım için 3,1 milyar TL’lik yatırım öngörülmektedir. Bu yatırımlar kalkınma planlarında öngörülen hedeflerle aşağı yukarı aynıdır. Diğer alanlarda GAP ve DAP kapsamı dışında yeni bir proje bulunmaktadır.

İçme suyu ve sulama gibi uzun süredir tamamlanamayan yatırımlara da bu vesile ile hız kazandırılması hedeflenmektedir. Bunlar bölge için uzun zamandır yapılması gereken yatırımlardır.

Son olarak, söz konusu 23 ilin kapsamı belirlenirken Hatay, Kilis ve Gümüşhane gibi bölgedeki ortamdan dolaylı etkilenen illerin ihmal edildiği ve kapsam dışında kaldığı görülmektedir. Sonuç olarak bölgedeki yaraların sarılması ekonomik olarak şaha kaldıracak nitelikte düzenlemelerin yapılması bizim de samimi dileğimizdir. Sayın Başbakanın bu yöndeki iradesini samimi ve gerçekçi olduğu sürece destekleriz.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol