'Çocukların nasıl ölüme gönderildiğini gördüm'

Terör örgütü PKK'nın şehir yapılanmasında sağlıkçı olarak uzun yıllar yer alan P.S, örgütün iç yüzünü, çocukların kandırılarak nasıl dağa götürüldüğünü, PKK ile HDP arasındaki bağlantıyı anlattı.

'Çocukların nasıl ölüme gönderildiğini gördüm'

Terör örgütü PKK'nın şehir yapılanması ve dağ kadrosunda uzun yıllar kaldıktan sonra güvenlik güçlerine teslim olan P.S, çocukların kandırılarak nasıl dağa götürüldüğünü ve PKK ile HDP arasındaki ilişkiyi anlattı.

Terör örgütü PKK'nın şehir yapılanması ve dağ kadrosunda sağlıkçı olarak yer alan, örgütün iç yüzünü görerek, kaçıp güvenlik güçlerine teslim olan P.S, örgüt içinde yaşadıklarını aktardı.

P.S, üniversite okuduğu yıllarda, açılan kültür merkezleri aracılığıyla HDP'den önce, aynı siyasi çizgide yer alan siyasi partilerin il binalarında bir araya geldiklerini söyledi.

Terör örgütünün genellikle ailesi bölünmüş ve madde bağımlısı gençleri dağa kaçırmaya çalıştığını dile getiren P.S, "Bunları çok kolay kandırabiliyorlardı. Fakir aile çocukları ki zaten günümüzde de hiçbir milletvekilinin, belediye başkanının çocuğu yok, dağa göndermezler, mümkün değil ama fakir fukaranın çocuklarını etkileyerek gönderiyorlardı." dedi.

"Korkan çocukların nasıl ölüme gönderildiğini gördüm"

Sağlıkçı olması nedeniyle ilaç temini ve yaralı örgüt mensuplarının tedavisini üstlendiğini itiraf eden P.S, yaralı teröristlerin tedavisini bazen kent merkezinde bazen de götürüldüğü kırsalda gerçekleştirdiğini dile getirdi.

P.S, terör örgütü içerisinde yer aldığı süreçte kent merkezinde kiralanan evlerde kaldıklarını ifade ederek, "HDP binasında da kalınıyordu. Diyarbakır'da o zaman belediyeye devredilen Gazi Köşkü'nde özellikle örgütün yerel kadrosu olarak adlandırılanlar kalıyordu." diye konuştu.

Terör örgütünce görevlendirilmesi üzerine 3 aya yakın kaldığı kırsalda gördüklerinin örgütü sorgulama sürecine girmesine neden olduğuna işaret eden P.S, şöyle konuştu:

"Çocukların nasıl kandırıldığını, ellerine nasıl silah verildiğini, o korkan çocukların nasıl ölüme gönderildiğini gördüm. O çirkin ve alçak yüzü ortaya çıktı. Tecavüzleri gördüm. Bu gerçekten çok kötüydü. O gencecik dünya güzeli kızlara tecavüzleri gördüm. 'Yoldaşlık' ilişkisi deniliyor ya öyle bir şey yoktu, onu birebir gördüm. Komutanları ne derse o. Bir de şunu gördüm. Alt düzeydekilerin ayağındaki ayakkabı yırtıkken, komutan bin, bin 500 liralık ayakkabı giyiyordu. Adalet falan yoktu, hakaret vardı. Bunların hepsine birebir şahit oldum. 'Özgür yaşam', 'Rahat hareket edeceksiniz.' deniliyor. Çocukların ceplerine sigara konuluyor, eline silah veriliyor. Çocukta bir özgüven duygusu gelişiyor. Şehirde de aynı şey söz konusu, gençlerin cebine para konuluyor. Madde bağımlısı birçok genç vardı. Madde temin ediliyordu. Özgür yaşam dedikleri bu, bu şekilde kandırılıyorlar."

Yaralı çocukları el yapımı patlayıcıyla patlatmışlar

Terör örgütünün kandırarak götürdüğü 12 ile 16 yaş arasındaki çocuklara verilen silahlı, ideolojik eğitimlere şahit olduğunu, bu çocukların ön saflara sürülmesinden çok etkilediğini ifade eden P.S, kırsalda kaldığı sürede şahit olduklarıyla ilgili şunları anlattı:

"Yaralı bir çocuk vardı. Onu hiç unutamıyorum. 14 yaşlarında artık halüsinasyon görmeye başlamıştı ve bana hep 'anne' diyordu. Elimi tutuyordu. Başı benim omzumda, o şekilde uyutuyordum, yoksa sakinleştiremiyordum. Yani düşünün bir bebek gibi uyutuyor, öyle ayrılıyordum alandan. En son öldüğünü söylediler. Yaralı çocuklar onlar için kesinlikle ayak bağı ve ölüme terk ediliyorlar. Yine tanık olduğum, yaralı çocukların kucaklarına el yapımı patlayıcı verip, patlatıyorlardı. Bunlara tanık oldum. O çocukların gözlerindeki o korkuyu anlatamıyorum gerçekten psikolojim çok kötü etkilenmişti. Nasıl ölüme gönderildikleri ve o çocukların gözlerindeki o korku beni çok etkiledi."

Dağda kaldığı süre içerisinde tecavüze uğramış örgüt üyesi bir genç kızın da kendisinden yardım istediğini belirten P.S, "Bana, 'Tecavüze uğradım, kadınsın, beni anlayacağını umuyorum.' dedi. Örgüte soğukluğumu anlamıştı ve 'Ne olur beni buradan gönder. Yardım et bana.' diyen bir kız çocuğu bu şekilde yardım istedi benden." şeklinde konuştu.

"KCK'lı değilseniz hiçbir yere gelemezsiniz"

P.S, terör örgütünün bölgedeki her aileden bir çocuğu kendi saflarına katarak, örgütle aralarında duygusal bir bağ kurmayı hedeflediğine dikkati çekerek, "Evin çocuklarından ergenlikte ve boşlukta olan çocuk örgüte çekiliyor." dedi.

Örgüt yapılanması içerisinde olduğu dönemde çocukların sağlık durumlarına bakıldıktan sonra dağa yönlendirildiğini dile getiren P.S, PKK'nın dağ kadrosuna katılıma ilişkin "Öncelikle HDP il binasının üst katındaki gençlik yapılanması ile ilişkiye geçeceksiniz veya Özgür Yurttaş dernekleri vardı. Oraya gidip, geleceksiniz. Özgür Yurttaş dernekleri sizi HDP'ye yönlendiriyor. Oradan gönderiliyorsunuz." ifadelerini kullandı.

P.S, örgütte yaşadıklarından hareketle gençlere şöyle seslendi:

"Üst düzeydekiler yer, içer, istediğini yapar ama diğerleri onlara hizmet eder. Özellikle genç kızlarımıza seslenmek istiyorum. Örgüt içinde bizzat tecavüzlere tanık oldum. Pırıl pırıl genç kızlara neler yapıldığını gördüm. Örgüte inanmasınlar, tek dostları varsa o da aileleridir. HDP'li siyasetçilerin çıkıp meydanlarda konuştuklarına inanmasınlar. Benim tek isteğim milletvekilleri ve belediye başkanlarını sorgulasınlar, 'Bunların çocukları nerede?,'Hangi milletvekilinin oğlu nerede doktor?' diye."

HDP ve DBP'de terör örgütü PKK ile bağlantısı olmayan kişilerin yer alamadığını savunan P.S, örgüt ile HDP ve DBP arasındaki bağlantıyı şu şekilde dile getirdi:

"Milletvekilleri, belediye meclis üyeleri, belediye başkanları, bunların hepsi KCK çatısı altında görev almışlardır. Yoksa güvenilip hiçbirine bu görev verilmez. Sadece güvendikleri kişilere bu görevler verilir, onlar bir yerlere getirilir, milletvekili, belediye başkanı olabilirler. Bu örgüt içerisinde nettir. KCK'lı değilseniz hiçbir yere gelemezsiniz. Milisler sürekli belediyelere, parti binalarına çok rahat gelip gidebiliyorlar. İrtibat oradan sağlanıyor."

"Hiçbir şey bir annenin gülüşünden daha değerli değildir"

Güvenlik güçlerine teslim olduğu andan itibaren kötü bir muameleyle karşılaşmadığını ifade eden P.S, şöyle devam etti:

"Psikolojim çok kötüydü, bu anlamda çok büyük destek aldım güvenlik güçlerimizden. Teslim olduktan sonra işkence görmedim. Bu örgütün karalama politikası. Amaç örgütten ayrılmaları engellemek. Birçok genç gelip sınırdan teslim oldu. Hangisi kötü muameleye maruz kaldı? O gençlerin hepsi şu anda evinde. Teslim olduğumda babamı kaybetmiştim. Annem evdeydi ve çok kötü bir durumdaydı. Beni gördüğü zaman çok etkilendi. Çok mutlu oldular. Hiçbir şey bir annenin gülüşünden daha değerli değildir."

Diyarbakır annelerinin oturma eylemi

Çocuklarının dağa kaçırılmasından HDP'yi sorumlu tutarak 3 Eylül'de partinin il başkanlığı binası önüne gelen Diyarbakır annelerinin başlattığı oturma eylemine değinen P.S, "Bu çocuklar kandırılarak götürülüyorlar. İçlerinde kaldığım süre içerisinde o kadar geri dönmek isteyen genç vardı ki; kadın kampı dedikleri bölgede kampın çevresi kaçış olmasın diye tamamen mayınlarla çevrilmişti. Kaçanlar da Suriye'den gelebiliyorlar. Anneler eylemlerinde haklılar umarım sonuç alırlar." diye konuştu.

AA

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER