21. Yüzyılda Para ve İdealistler

 

Lat, Uzza ve Menat, bunlar cahiliye devri Araplarının, kendi elleriyle yapıp sonra da taptığı üç büyük putun isimleri. Bu putlarla birlikte yüzlercesi daha  var. O dönem insanlarının hediyeler sunduğu, kurbanlar kestiği putlar, hatta bunların içinde helvadan yapılanlar bile var. İnsanların önce tapınıp sonra acıktığında yiyerek karnını doyurduğu putlar. Bazı aile ve kabileleri temsil eden, adeta onlarla özdeşleşmiş özel putlar olmaz mı ? O bile var cahiliye devrinde..  Kur-an’ın ifadeleriyle  ’’evlat çoğaltma ve mal biriktirme ’’ hırsı ve sonra da bunlarla ’’ övünmek ’’ o dönemin en belirgin özelliklerinden..

      Peki 21. Yüzyılda kendi elleriyle yaptığı paraya, lüks arabaya, süper lüks daireye, makam ve mevkiye tapan insanlar yok mudur ? Tüm bunları elde etmek için gecesini gündüze katan, haram helal demeden binbir fırıldak çeviren, bunlardan başka gözü hiçbir şeyi  görmeyen insanlar yok mudur ?

       Hal böyle olunca, kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü cahiliye devri ile 21. Yüzyıl arasında bir fark var mıdır ? Ya da başka bir deyişle benzerlikler yok mudur ?

        Özellikle son yıllarda, hiçbir kutsal değer tanımayan, hayatının tek gayesi  ’’ parayı bulmak ve köşeyi dönmek ’’ olan insanların sayısı o kadar çoğaldı ki.. Siyasi ve toplumsal hayatımızda, sivil toplum örgütlerinde, devlet bürokrasisinde, iş dünyasında kısaca hayatın her alanında bu tür insanlara rastlamak mümkün. Öyle ki bu zevat, özel ya da resmi vazifelerini bu amaç doğrultusunda kullanmakta bir sakınca görmediği gibi bunu yaparken bir an olsun tereddüt bile göstermiyor. Tüm inancımla ifade etmeliyim ki  ’’parayı bulma ve köşeyi dönme’’ ihtirası taşıyan insanların, köşe başlarını tuttuğu bir toplumda ülke ve millet adına bundan daha büyük bir felaket düşünülemez.

       Her türlü manevi değerlerin ikinci üçüncü plana atıldığı, böylesine maddileşmiş materyalist bir toplumsal iklimde idealizmin yeşermesi elbette zordur. Bununla birlikte her çeşit elverişsiz zemine rağmen kök salmış olan idealizmin de varlığını devam ettirebilmesi kolay olmayacaktır.

      İçerisinde yaşadığımız 21. Yüzyılın, idealistlerin hatta tüm insanlığın parayla imtihan edildiği, garip bir çağ olması hasebiyle, idealistlerin ve idealist olma iddiasında bulunarak bu yolda ilerleyenlerin öncelikle alt etmeleri gereken baş düşman paradır. Zira parayı yenen dünyayı da yener, paraya yenilmeyenin yeryüzünde yenemeyeceği hiçbir şey yoktur ve olmayacaktır. Burada bahsettiğimiz para; nefistir, dünyevi heva ve heveslerdir. Lüks yaşantı ve konfordur. Çıkarcı duygular, mevki ve makamdır. Yani idealizmin temelini teşkil eden fedakarlık ve maneviyat hissinin, tam tersi maddi düşüncelerin bütünü, temsili ve cisimleşmiş halidir.

     Adını, dünya tarihinin altın sayfalarına altın harflerle yazdıran, iki cihan güneşi, idealizmin en zirve şahsiyeti Peygamber efendimiz Hz. Muhammed(s.a.v)’e Kureyş kabilesinin önde gelen zenginleri;        ’’bizim düzenimizi bozma, bu iddialarından vazgeç’’ diyerek, bunun karşılığında da kendisine deve sürüleri, hazineler vermeyi hatta kral yapmayı bile teklif ettiklerinde ’’Bir elime ay’ı bir elime de güneşi verseniz, ben yine bu davadan vazgeçmem’’ deyip para ve altını o mübarek ayaklarının altına almasaydı ve ideallerine sadık kalmasaydı, bugün tüm insanlığa yol ve yön tayin eden bir kutup yıldızı olabilir miydi ?

     O halde bu realiteyi net bir şekilde bilerek, idrak ettikten sonra açık yüreklilikle deklare etmeliyiz ki; paranın girdiği yeri idealizm terk eder ve parayı ayağının altına almayı başaramayan bir adam, asla gerçek bir idealist olamaz.

Onur Ersançmış

Kars Ülkü Ocakları Eski Başkanı

***

Sizde bu bölümde yazmak isterseniz sitemizin ilkelerine ters düşmeyen yazılarınızı okuyucu@etikhaber.com mail adresine gönderin sizin adınızla yayınlayalım.

Not: Yazılarınızda isminizi ve kullanılacak mail adresinizi yazmayı unutmayınız.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.