Hayatının en güzel anını kutlu mücadelenin içinde geçirenler her şeye rağmen ayakta durma mücadelesi verirler. İftiralar, zindanlar, işkenceler ve idamlar onları engellemek için her zaman var olur. Fakat inanmışlar için bunlar vız gelir, çünkü asıl hedef fani dünya değil din günüdür.
Kutlu yolun temsilcileri yeri geldiğinde ölümle bile alay ederler, onlar iğne deliğinden geçercesine feleğin çemberinden geçmesini dahi bilirler. İşte şu geçici dünyada hiç bir mükafat beklemeyen devler her zaman yaşatılmalı ve onları örnek almalıdır yol arkadaşları, gönüldaşları. Onlardan en azından hal hatır sormak, yakınları ile selam göndermek esirgenmemelidir.
Düşünün ki Türk - İslam davasına gönül vermiş birisisiniz, ve düşünün bu uğurda sizden öncekiler neler görmüşler ve neler çekmişler. Bunların tek suçu şu an sizin benimsemiş olduğunuz fikri benimsemekti, yani kutlu bildiğiniz yolda yürümek ve adımlar atmaktı. Fakat farz edelim onlar şimdi yoklar, ya toprak anayla kucaklaşmışlar ya da bazı sebeplerden dolayı adam gibi köşeye çekilmişler. Allah aşkına bu insanlar hiç unutulur mu? Unutanların iki yakası hiç bir araya gelir mi?
Kimi kutlu yolda eline geçmiş mevkiden dolayı nefsine yenik düşmüş, kimi hisleriyle hareket etmiş ve etrafındakileri hakir görmüş, kimi de adeta pazara çıkarcasına kendini pazarlayıp etrafı yakıp yıkmıştır. Fakat kimileri de zamanı geldiğinde mevkisini gönüldaşına devredip akil insan olarak yol göstermeye devam etmiştir. Hele birde peygamber sabrını gösterip haksız yerlere kendi gönüldaşları tarafından suçlanıp hiç bir karşılık vermeden köşeye çekilenler var ya... Bu insanlar hiç unutulur mu?
Sorumluluk taşıyan kişiler, ve özellikle yöneticiler, her şeyden evvel geçmişini çok iyi bilmeli. Tarihin iyi okunması ve böylece geleceğe ışık olmak bilgi ve tecrübeden geçer. Emek sarf etmişleri her daim anmak ve her şeyden önce onlara layık olabilmek mücadelesi içine girmek başarının tartışılmaz unsurudur. Her türlü kötü şartlara rağmen Ocakların ateşlerinin tütmesi için mücadele vermiş olanlar asla ama asla unutulmamalıdırlar. Nerede bu tür yiğitler varsa aranıp bulunmalı ve onlara minnettarlığımızı göstermek gerekmektedir. Ego, çıkar, nefs gibi sebeplerden dolayı uzak kalmışlardan ise her daim uzak durulmalı ve onlara kucak açıp yeni sorunlara yol açmamalı. Hele bir de bugünün nesi olduğunu söylemeyipte kendisine eskilik sıfatını yakıştıranları hiç ciddiye almamalı ve hatta hatta selam dahi vermemeli, çünkü bu tür yaratıklar her devrin uşağı olmaya hazır bulunmaktalar ve fitnenin baş mimarıdırlar. Onlar geçmişlerinin sırtından kazanç elde etmek istemektedirler, tıpkı dün olduğu gibi.
Kimseye olması gerektiğinden fazla değer vermemeli, fakat emektar olanları da Allah rızası için hiç unutmamalı. Unutulmamalı ki onlar olmasaydı bugün belki var olan bazı değerler ya hiç olmazdı, ya da yok olmaya yüz tutmuş olurdu. İnsanlar geçicidir, baki olan ise mukaddes davadır, uğruna çileler çekilen hedeftir.
Omuzunda mensubu bulunulan fikrin yükünü taşıyanlar, ve özellikle yöneticiler, vefa denen kavramı iyi algılamalı ve kesinlikle onu bir kenara atmamalı. Bugün sen vefalı olursan, yarın senden sonra gelenler de o vefayı sana karşı değerlendirirler. Vefa kabullenmiş olduğun yolun vazgeçilmez bir unsurudur, vefa kul hakkını gözetmenin ta kendisidir. Vefa'yı göstermesi gerekenler bu vefa konusunu çok iyi algılamalıdırlar, çünkü vefa hem geçmişe, hem de geleceğe sahip çıkmak demektir. Vefa hiç bir zaman yorgun düşmez, düşse düşse insanlar düşer, Vefa'yı yaşatması gerekenler yorgun düşer.
Murat Gedik, 19 Ekim 2012
E-posta: muratgedik@muratgedik.nl
***
Sizde bu bölümde yazmak isterseniz sitemizin ilkelerine ters düşmeyen yazılarınızı okuyucu@etikhaber.com mail adresine gönderin sizin adınızla yayınlayalım.
Not: Yazılarınızda isminizi ve kullanılacak mail adresinizi yazmayı unutmayınız.