Ankara’da gerçekleştirilen Türk Sağlık-Sen 8. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, sendikanın son dönemde yakaladığı büyümeye dikkat çekti. Üye sayısındaki yüzde 30’luk artışın tesadüf olmadığını belirten Yıldırım, bu başarının “mücadele, emek ve doğru siyaset” anlayışının ürünü olduğunu söyledi.
TÜRKİYE KAMU-SEN MEMUR SENDİKACILIĞINDA ÖNEMLİ BİR KONUMDA
Yıldırım, sendikacılığın sahadan kopmadan yapılması gerektiğini ifade ederek, Türk Sağlık-Sen yönetiminin çalışanlarla temasını sürdürmesinin başarının en önemli nedeni olduğunu dile getirdi. Türkiye Kamu-Sen’in memur sendikacılığında önemli bir konumda olduğunu vurgulayan Yıldırım, konfederasyonun her dönemde çalışanların yanında yer aldığını belirtti.
Türk Sağlık-Sen 8. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım'ın konuşması ise şu şekilde;
"Türk Sağlık-Sen’in fedakâr mensupları, hanımefendiler, beyefendiler,
Kıymetli Genel Başkanlar, değerli yöneticilerimiz, Türkiye Kamu-Sen’in kıymetli temsilcileri,
Hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Bugün burada üye sayısındaki yüzde 30’luk artışlardan söz edebiliyorsak, demek ki bir şeyler doğru ilerliyor, bu artışların hiçbiri oturduğumuz yerden gerçekleşmedi. Bu kazanımlar, mücadelenin, emeğin, alın terinin ve en önemlisi doğru siyasetin sonucudur. Çünkü siyaset, insanlara dokunabildiğiniz ölçüde anlam kazanır. İnsanlara dokunursanız başarı gelir. Dokunmazsanız sadece konuşmuş olursunuz.
Ben bütün sendikalarımızın, özellikle de Türkiye Kamu-Sen’in hangi şartlarda ne mücadeleler verdiğini yakından bilen bir kardeşinizim. Türk Sağlık-Sen genel merkez yöneticilerimizin alandan elini hiçbir zaman çekmediğini biliyorum. Sahada oldular, çalışanların yanında oldular, sorunlara dokundular, çözüm üretmek için gayret gösterdiler. İşte başarı böyle gelir.
Hiçbir zaman Türkiye Kamu-Sen bize başımızı eğdirmedi. Türkiye Kamu-Sen memur sendikacılığının yüz akıdır. Biz iyi günde de kötü günde de yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Dün 300 binlerden bugün 600 binlere ulaşan bir yapı varsa bu tesadüf değildir. Bu doğru mücadelenin, doğru siyasetin ve inançlı kadroların sonucudur.
Kıymetli arkadaşlar,
Ülkemizde siyasetin de zaman zaman değiştiğini, dönüşüm yaşadığını görüyoruz. Bakan atamaları üzerinden yapılan tartışmalar, Meclis kürsüsünün işgal edilmesi gibi görüntüler hepimizi üzmektedir. Şunu açıkça ifade etmek isterim ki, milletin kürsüsünü işgal etmek acizliktir, siyaset üretememektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsü Türk milletinin kürsüsüdür. Orası şov yapılacak bir yer değildir.
Biz kimsenin cezaevinde olmasını istemeyiz. Hapishanenin ne demek olduğunu biz iyi biliriz. Ancak hukuk devleti kuralları içerisinde herkesin hareket etmesi gerektiğini de biliyoruz. Kanun bellidir, hukuk bellidir, sistem bellidir. Buna saygı göstermek herkesin sorumluluğudur.
2017 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yürürlüğe girmiştir. Milletimiz sandıkta kararını vermiş, Sayın Cumhurbaşkanımız yüzde 52’nin üzerinde oy alarak seçilmiştir. Bu sistemin gereği olarak bakanların atanması yetkisi Cumhurbaşkanındadır. Resmî Gazete’de yayımlandıktan sonra gelip Meclis’te yemin ederler. Burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Buna alışmak gerekir.
Ancak bazen hazımsızlıklar ortaya çıkıyor ve bundan bir kaos ortamı üretme çabası doğuyor. Bu Türkiye adına üzücüdür. Siyaset uzlaşma sanatıdır. Siyaset birbirinin kafasını gözünü yarma sanatı değildir. Hele hele Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bir partinin geldiği nokta hepimizi düşündürmelidir.
Seçimlere girdiniz, “geliyoruz” dediniz, millet kararını verdi. Demokratik sistemde bunun adı millet iradesidir. Millet iradesine saygı duyacaksınız. Beş yıl seçim yoksa buna da saygı duyacaksınız.
Değerli arkadaşlar,
Biz Meclis’te bu tür görüntüleri görmek istemiyoruz. Milletvekili olmak, topluma örnek olmak demektir. Milletvekiliği sorumluluk makamıdır. Davranışlarımızla topluma örnek olacağız. Bu nedenle ana muhalefet partisinin aklını başına alması, yanlışlardan dönmesi ve düzgün siyaset yapması bir zorunluluktur.
Son olarak şunu ifade etmek isterim:
Başarının yolu yine insanlara dokunmaktan geçer. Çalışandan kopmadan, sahadan uzaklaşmadan, uzlaşarak ve çözüm üreterek siyaset yapmaktan geçer. Türkiye Kamu-Sen ve Türk Sağlık-Sen bugüne kadar bunu başarmıştır, bundan sonra da başaracaktır.
Bu inançla Türk Sağlık-Sen 8. Olağan Genel Kurulu’nun hayırlara vesile olmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sizleri saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.
Sağ olun, var olun."