SİYASET

TBMM Genel Kurulu'nda 23 Nisan özel oturumu

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: - 'Anayasa ve iç tüzük çerçevesinde yeni bir reform perspektifine ihtiyacımız olduğu da açıktır. Temsili genişleten, denetimi derinleştiren, yasama kalitesini yükselten, komisyonları daha etkin hale getiren, milletvekilliğini daha tesirli kılan ve vatandaşla temas kanallarını çoğaltan bir yaklaşım, siyasi sistemimizin önündeki şüphesiz en makul istikamettir'

TBMM (AA) - TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 'Anayasa ve iç tüzük çerçevesinde yeni bir reform perspektifine ihtiyacımız olduğu da açıktır. Temsili genişleten, denetimi derinleştiren, yasama kalitesini yükselten, komisyonları daha etkin hale getiren, milletvekilliğini daha tesirli kılan ve vatandaşla temas kanallarını çoğaltan bir yaklaşım, siyasi sistemimizin önündeki şüphesiz en makul istikamettir.' dedi.

TBMM Genel Kurulu, Kurtulmuş başkanlığında, TBMM'nin açılışının 106. yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplandı.

İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan toplantının açılışında konuşan Kurtulmuş, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırılarında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilere Allah'tan rahmet, yaralı öğrencilere şifa diledi.

'Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da yaşanan elim hadiseler milletçe yüreğimizi dağlayan ağır ikazlardır. Hepimizin önünde duran mesuliyet açıktır. Çocukların güven içinde öğrenim gördüğü, yaşadığı bir iklim kurmak, siyaset kurumunun ertelenemez bir ödevidir.' ifadelerini kullanan Kurtulmuş, bu tür hadiselerin tekrarının yaşanmaması, olayların araştırılması, çözüm önerileri geliştirilmesi ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi için siyasi partilerin ittifakıyla 'Meclis Araştırma Komisyonu'nun kurulduğunu hatırlatarak, katkı sunan partilere teşekkür etti.

Kurtulmuş, 23 Nisan'ın sadece kutlama günü sayılamayacağını, Meclis'teki 23 Nisan törenleri ve Meclis özel oturumunun rutin bir törenden ibaret olmadığını vurgulayarak, 'Bu vesileyle topyekun bağımsızlığımıza, egemenliğimize, milli iradeye ve demokrasiye bağlılığımızı bir kez daha teyit ve ilan ediyoruz.' şeklinde konuştu.

23 Nisan'ı millet iradesinin tarih sahnesine çıktığı gün olarak nitelendiren Kurtulmuş, işgalin, dağınıklığın ve yoksunluğun içinden milli meşruiyet çıkaran iradenin Ankara'da güçlü bir temsile dönüştüğünü aktardı.

Devletin temelleri atılırken milletin sözünün de bir kürsüye kavuştuğunu belirten Kurtulmuş, şunları söyledi:

'Cumhuriyet, bilindiği gibi daha sonra ilan edilmiştir fakat cumhuriyet fikrinin ilk adımları ilk günden itibaren Meclisimizin içerisinde atılmıştır. Egemenliğin kaynağını imtiyazda ve dar kadrolarda aramayan siyasal ahlak, 23 Nisan ruhunun özüdür. Parlamento, milletin ortak aklının çalıştığı yerdir. Parlamento, öfkeyi usule, itirazı müzakereye ve toplumsal talebi meşru kararlara dönüştüren yüksek siyaset mekanıdır. Temsilin kuvveti de meşruiyetin asıl menşei de doğrudan doğruya milletten gelmektedir. Meclisimizin değeri, kriz anlarında hep daha belirgin hale gelmiştir. Toplumumuz her sıkıştığında yönünü Meclise çevirmiştir. Darbe dönemlerinde, vesayet teşebbüslerinde, iç gerilimlerde ve dış baskılarda, çözümün adresi daima milli iradenin kurumsal çatısı olan bu yüce mekan olmuştur. Millet, sesini burada aramıştır, mesajını buradan vermiştir, itirazını burada büyütmüştür, uzlaşmasını burada olgunlaştırmıştır.'

Meclis-i Mebusan'ın açılışıyla belirginleşen 150 yıllık parlamento yürüyüşüyle Birinci Meclisin istiklal iradesi arasında kopmaz bir bağ olduğunun bugün bir kere daha hatırlandığını vurgulayan Kurtulmuş, 1876 anayasal eşiği ve 1877'de fiilen başlayan meclis tecrübesinin milletin yönetime katılma arzusunu hukuk zeminine taşıdığını bildirdi.

Son Meclis-i Mebusan'ın mebusları ile Ankara'daki Büyük Millet Meclisi arasındaki devamlılığın Türkiye'nin siyasi hafızasının kıymetli damarlarından birisi olduğuna işaret eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:

'1920'deki milli irade fikri, hiç şüphesiz tek bir günün eseri sayılamaz. Yarım asırlık bir arayışın, sancılı bir birikimin ve ağır bedellerle olgunlaşmış bir devlet aklının sonucudur. Birinci Meclis, sadece savaş idare eden bir heyet değildi, millet adına konuşmanın ne manaya geldiğini öğreten kurucu kürsüydü. Orada bulunan mebusların her biri, farklı vilayetlerden, toplumsal köklerden ve hayat hikayelerinden gelmişti fakat aynı hakikatte birleşmişlerdi; memleketin kaderi milletin rızası olmadan tayin edilemez anlayışında. 23 Nisan'ın tarih içindeki önemi tam olarak da buradadır: Egemenliğin ve meşruiyetin tek sahibi millet olarak tescil edilmiştir. Egemenliğin tescilinin bir bayram olarak çocuklara armağan edilmesi, siyasetin nihai hedefini de göstermesi bakımından önemlidir. Gelecek nesillerin güven ve huzur içinde yaşadığı, refahtan hakkaniyetle pay aldığı ve çocukların neşe içinde oyunlar oynadığı bir ortamda egemenlik fikri tam manasıyla kök salar ve gelişir.'

Kurtulmuş, cumhuriyet ile demokrasi arasındaki ilişkinin 23 Nisan vesilesiyle bir kere daha hatırlanması gerektiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

'Cumhuriyet, halk adına idare iddiasıdır. Demokrasi ise halkın iradesinin yönetime etkili biçimde taşınması çabasıdır. Güçlü cumhuriyet, güçlü meclis ile yaşar. Güçlü meclis ise güçlü teamüllerle, güçlü iç tüzükle, etkili komisyonlarla, açık denetim mekanizmalarıyla ve toplumsal katılımla sağlanır. Toplum, gündelik sarsıntıların ötesine geçip kurumsal çözüm aradığında yine meclise yönelmektedir ve yönelecektir. Bu sebeple anayasa ve iç tüzük çerçevesinde yeni bir reform perspektifine ihtiyacımız olduğu da açıktır. Temsili genişleten, denetimi derinleştiren, yasama kalitesini yükselten, komisyonları daha etkin hale getiren, milletvekilliğini daha tesirli kılan ve vatandaşla temas kanallarını çoğaltan bir yaklaşım, siyasi sistemimizin önündeki şüphesiz en makul istikamettir. Anayasa, milletin kendisiyle yaptığı yüksek sözleşmedir. İç tüzük de yasama vakarının meclis faaliyetlerine yönelik yansımasıdır. Birincisi kurucu ilke ise diğeri kurucu ilkenin çalışma ahlakını belirleyen çerçevedir. Kastettiğim reform arayışı, bir metin değişikliğinin ötesinde siyaset tarzı meselesidir. Amaç, milletin sesinin daha çok duyulduğu, farklı kanaatlerin daha sağlıklı konuşulduğu ve uzlaşının daha sistemli üretildiği bir meclis düzenini yaratmaktır. Siyaset kurumu, karşıtlıkların kördüğüm haline dönüştüğü bir yer haline asla gelemez. Meclisler işlevsizleştiğinde toplumlar sokaktaki gerilimle idari katılık arasında sıkışıp kalır. Oysa milli irade, siyasal farklılıkların meşru zeminde konuşulmasını sağlayan en meşru zemindir.'

Meclisin memleketin en büyük dinleme kurumu olduğunu belirten Kurtulmuş, 'Herkesin hoşuna giden sözü seçmek kolaydır. Milletin hayrına olanı usul ve nezaket içinde savunmak ise güç olsa da daha kıymetli, daha değerli olandır.' dedi.

- 'Meşruiyetini milletten alan parlamentoların sözünün daha da kıymetli hale geldiği aşikardır'

TBMM Başkanı Kurtulmuş, İstanbul'da geçen hafta gerçekleştirilen ve parlamenter diplomasinin küresel ölçekte çatı kuruluşu olan Parlamentolar Arası Birlik'in (PAB) 152'nci Genel Kurulu'nun parlamentoların dünya siyasetindeki artan ağırlığını ortaya çıkardığını söyledi.

TBMM'nin ev sahipliğindeki toplantılara 127 ülkeden toplam 2 bin 937 delege, 80'e yakın meclis başkanı, 800'e yakın parlamenterin katıldığını hatırlatan Kurtulmuş, 'Katılımın önceki PAB Genel Kurullarına göre yaklaşık yüzde 35 artış göstermesi de şüphesiz Türkiye'nin uluslararası diplomaside artan merkezi konumunun önemli işaretlerinden birisidir. Bu toplantının sonunda imzalanan 'İstanbul Deklarasyonu' ile ortak metin üretme iradesi ve acil meselelerde müşterek tutum arayışı, yasama organlarının küresel diplomaside yeniden merkezi önem kazandığını göstermektedir. İstanbul'da yükselen parlamenter diplomasi sesi, sert rekabetten yorulmuş insanlık için makul bir çıkış arayışına işaret etmektedir.' diye konuştu.

Gelecek nesilleri konuşup çocukları koruyamayan bir dünya düzeninin inandırıcılığını kaybedeceğine işaret eden Kurtulmuş, adaletten söz edip temsil krizlerini aşamayan kurumların insanlığa umut veremeyeceğini belirtti.

Dünya siyasetinin bugün büyük kırılma evresinde olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, 'Eski dünya ölüyor, yenisi ise doğmak için debeleniyor. Tam da bu alacakaranlıkta canavarlar ortaya çıkıyor. Uluslararası sistemin halini tarif ederken, kimi zaman böylesi cümlelere ihtiyaç duyduğumuz açıktır. Gazze soykırımında görüldüğü gibi uluslararası kurumların çöktüğü, kuralların geçersiz hale geldiği, uluslararası ilişkiler kavramlarının dahi hakikati taşımakta zorlandığı bir küresel atmosferde canavarların ortaya çıktığı bir atmosferin olması kaçınılmazdır. İşte tam da bu anda, zamanın bu eşiğinde, meşruiyetini milletten alan parlamentoların sözünün daha da kıymetli hale geldiği aşikardır.' değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye olarak tüm kurumlarla tarihten ve bölgesel ağırlıktan gelen birikimle yeni uluslararası denklemin adalet ekseninde kurulması gerektiğini savunduklarını bildiren Kurtulmuş, okulun, hastanenin, ibadethanenin, pazar yerinin güvenli sayılmadığı bir dünyada insanlığın ilerleme iddiasının akıldan ve mantıktan uzak kalacağını vurguladı.

Kurtulmuş, şöyle devam etti:

'İnsanlığın ortak vicdanı, çocukların sınıfta öldürüldüğü bir tabloya alışamaz, alışmamalıdır. 23 Nisan'ı buruk kılan hissiyatın başlıca kaynağı yurdumuzdaki elim can kayıplarıysa hiç şüphesiz bir başka kaynağı da işte bu uluslararası alandaki tablodur. Okulların emniyeti, insanlığın müşterek haysiyetidir. TBMM, milli sınırlarımızın içindeki ihtiyaçlarla ilgilendiği gibi insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren acılara da ses vermek durumundadır, asla sessiz kalamaz. Filistin'de, Gazze'de, Sudan'da, Ukrayna'da, Lübnan'da, İran'da ve başka kriz bölgelerinde hayatları karartılan çocukları unutan bir siyaset anlayışı, kendi çocuklarına da umut veremez.'

23 Nisan'ın gençlere kürsü, söz hakkı vermekle başlayacağını, siyasetin, genç kuşaklardan öğrenmeyi bilen bir vasfa kavuştuğunda tazeleneceğini dile getiren Kurtulmuş, şunları söyledi:

'Çocuklarımızın soruları, kimi zaman en köklü siyasi meselelerimizi de tamamen berrak ve şeffaf bir şekilde anlaşılır hale getirir. 'Adalet nedir?' diye soran bir çocuk, anayasanın ruhunu hepimize hatırlatır. Açık söylüyorum, 'Meclis'te neden kavga ediyorsunuz?' diye soran bir çocuk, iç tüzüğün nezaket ve mehabet boyutunu önümüze koyar. 'Niçin dünya çocukları eşit imkanlara sahip değil?' diye soran bir çocuk, refahın adil paylaşımının küresel siyasetin en önemli gündemi olduğunu önümüze koyar. Çocukların kendilerini evinde, okulunda, şehrinde ve memleketinde emniyet içinde hissetmesi, devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisinin en hakiki göstergelerinden birisidir. Mutluluk, kamusal alanın içinde bir süs sayılamaz. Çocuğun neşesi aslında memleketin istikbalidir.'

Kurtulmuş, TBMM'nin kapılarını geçen yıllarda olduğu gibi bu 23 Nisan'da da çocuklara sonuna kadar açtıklarını belirterek, Meclis'te geniş katılımlı programlar gerçekleştirdiklerini anlattı.

'Medeniyetimiz, devletin adaletle ayakta durduğunu söyler. Başka bir hikmet çizgisi, meşveretin bereketini öne çıkarmaktır.' diyen Kurtulmuş, siyasi geleneğin derin katmanlarında, kararın ortak akılla olgunlaşması, yöneten ile yönetilen arasında aşılmaz duvarlar konulmaması ve itirazların dinlenmesi gerektiği yönünde güçlü teamüllerinin bulunduğunu belirtti. Bugün toplumsal güveni büyüten bir siyaset diline ihtiyacın bulunduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

'Korku yaymayan, emniyet veren, küçümsemeyen, kapsayan, kuşatan, dışlamayan, temsil eden, geciktirmeyen, çözen ve suçlama kolaycılığına kaçmadan sorumluluk alan bir üsluba ihtiyacımız olduğu açıktır. Bu ihtiyacın en somut örneği de Meclisimizin büyük çoğunluğunun aktif katılımıyla gerçekleşen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun çalışmalarıdır. Komisyon, büyük bir demokratik olgunlukla, karşılıklı müzakere ve çözümleri ortaklaştırma anlayışıyla çalışmış ve nihai raporunu tamamlayarak görevini hakkıyla yerine getirmiş, bundan sonraki Meclis süreçleri için de milletvekillerimize ve partilerimize olumlu bir örnek teşkil etmiştir. Umarım ki önümüzdeki süreçlerde bu sürecin gerektirdiği adımlar, nitelikli şekilde atılarak Türkiye'de barış, kardeşlik ve dayanışma ekseninde yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açılır. Milletin Meclisi, milletin tüm renklerini taşıdığı için kuvvetli bir alandır. Doğudan batıya, kuzeyden güneye, büyük şehirlerden sınır ilçelerimize kadar memleketin her sesi burada yankı buldukça milli egemenlik kökleşmektedir. Türkiye, demokrasi tecrübesini daha olgun hale getirecek imkana da birikime de sahiptir. Reform ihtiyacı, cumhuriyetin demokratik cevherini daha görünür hale getirmenin en makul yoludur.'

- 'Bayram sizindir, Meclis sizindir'

TBMM Başkanı Kurtulmuş, çocuklara da seslenerek, 'Bayram sizindir, Meclis sizindir, memleket sizindir fakat en önemlisi, bugünden yarına geleceğimiz sizlerin omuzlarında yükselmektedir. Sizler ne kadar özgüvenli, ne kadar donanımlı, ne kadar vicdanlı yetişirseniz, Türkiye o kadar güçlü, o kadar huzurlu, o kadar müreffeh ve o kadar neşeli olacaktır.' dedi.

Kurtulmuş, Birinci Meclisten bugüne uzanan yürüyüşün kesintisiz bir meşruiyet arayışının yürüyüşü olduğunu belirterek, Meclis-i Mebusan'dan TBMM'ye taşınan parlamento hafızasının memleketin demokrasi kültürünü beslemeye devam edeceğini söyledi.

23 Nisan'ın manasının bu anlarda tekrar değer kazandığını vurgulayan Kurtulmuş, 'Egemenlik milletindir, temsil milletindir. Siyaset millet içindir. Cumhuriyet milletle güçlenir. Meclis milletle anlam kazanır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, Birinci Meclisin kurucu kadrolarını, istiklal uğruna can veren şehitlerimizi, fedakarlık gösteren gazilerimizi, millet iradesine emek vermiş Birinci Meclisten bu zamana gelen tüm milletvekillerimizi saygıyla ve minnetle anıyorum. Çocuklarımızın yüzü daima gülsün. Memleketimiz huzur, güven, refah ve esenlik içinde büyük ve güçlü Türkiye istikametindeki yoluna devam etsin. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı hepinize ve bütün ülkemize kutlu olsun.' ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, konuşmasının ardından siyasi parti gruplarına söz verdi.