Özelleştirme Üzerine-2 (Türk Telekom'un Satışı Tamamlandı mı?)

Özelleştirme Üzerine birinci yazım olan 24 Haziran tarihli “Türk Telekom’u Kim Alacak?” konulu yazımın girişinde, sonraki özelleştirme yazılarını Erdemir, Tüpraş vs. gibi diğer şirketler üzerine yazacağımı belirtmiştim. Yazımın sonunda da “Bu uyarıları yaptıktan sonra, şimdilik bizim yapabileceğimiz tek şey beklemek. Bakalım neler olacak? Satış gerçekleşecek mi, yoksa yine ertelenecek mi? Gerçekleşirse kim alacak?” demiştim.

div>İhale 1 Temmuzda yapılmasına rağmen tartışmalar devam ediyor. Bu tartışmalara ilgili sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra, son ikiye kalan diğer grup olan Eti Salat-Çalık grubunun yetkilileri, Ulaştırma Bakanı, Özelleştirme İdaresi Başkanı ve bir çok gazeteci ve yazar da katıldı. Bu durumda bizim de Türk Telekom ikinci bir yazı yazmamız kaçınılmaz oldu.

Şimdi önce durumu kısaca özetleyelim:

Etisalat-Çalık Ortak Girişim Grubu Koç Holding Ortak Girişim Grubu, Oger Telecoms Ortak Girişim Grubu ve Turktell Ortak Girişim Grubu ihaleye katıldı. En yüksek iki teklifi veren Etisalat-Çalık Ortak Girişim Grubu Koç Holding Ortak Girişim Grubu ile Oger Telecoms Ortak Girişim grubu arasında yapılan müşterek pazarlık görüşmelerinde, Türk Telekom'un yüzde 55 hissesinin, 6 milyar 550 milyon dolar ile en yüksek teklifi veren Oger Telecom Ortak Girişim Grubuna satılması kararlaştırıldı. İhalede ikinci sıradaki Etisalat-Çalık Ortak Girişim Grubu'nun teklifi ise 6.5 milyar dolarda kaldı.

Ertesi gün Etisalat-Çalık Ortak Girişim Gurubunun bir yetkilisi, kendilerinin 6.5 milyar doları peşin ödemeyi teklif ettiğini, dolayısıyla ihale sürecinin henüz tamamlanmadığını ve hala umutlu olduklarını söyledi.

 

Türk Telekom'un ihalesiyle ilgili bir soruya cevap veren Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da, "Kimse devre dışı kalmış değil. İhale Komisyonu'nun 'Telekom'u şu aldı' yönünde bir ilanı olmadı. Daha Danıştay, Rekabet Kurumu, Telekomünikasyon Kurumu ve Bakanlar Kurulu aşamaları var. Dört zorlu kapıdan geçilecek" dedi ve kafalar iyice karıştı.

Bu çelişkili açıklamalar üzerine Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci konuya açıklık getirmek üzere 6 Temmuzda basın toplantısı düzenledi.

Kilci, Türk Telekom'un yüzde 55 hissesinin özelleştirilmesi ihalesine dönük tartışmalara açıklık getirirken, “ihale şartnamesine göre peşin ödeme seçeneğinin, taksitli ödeme seçeneğine göre herhangi bir öncelik ya da üstünlüğü söz konusu değil…… İhale şartnamesinde açıkça belirtildiği üzere tüm fiyat teklifleri, toplam fiyat tutarı üzerinden değerlendirilecektir. Satış bedelinin tamamının devir tarihinde peşin ödenmesi halinde yapılacak indirim ile vadeli ödemede uygulanacak faiz, tekliflerin değerlendirilmesinde hiç bir surette dikkate alınmayacaktır.''

Güngör Uras Milliyet Gazetesinde 6 Temmuz tarihli yazısında bu konuda şöyle diyor: “İhale şartnamesini hazırlayan hükümet. İhale şartnamesinde diyor ki, ‘Tekliflerin tamamı, alıcının vereceği fiyat üzerinden değerlendirilecek. Eğer satın alacak olan, devir sırasında peşin ödeme yapacak ise, verdiği fiyattan yüzde 5 indirim yapılacak. Vadeli ödeme yapacak ise fiyata (LİBOR+yüzde 2.5) faiz eklenecek.’ Ne kadara vade yapılacağı, en az ne kadar peşin ödeme yapılmasının beklendiği şartnameye yazılmamış.”

Tabii bu durumda çelişkili açıklamalar da, kafa karışıklıkları da normal hale geliyor. Daha önceki GSM ihalesini hatırlayın: bütün teklif sahipleri kamuoyu önünde açık artırmaya çağrılmış ve televizyonlardan da naklen yayınlanmıştı. Şimdi ise sadece son ikiye kalan firma ile pazarlık edildi ve böylece benim önceki yazımda favori gösterdiğim Koç-Carlyle grubu pazarlık sürecinin dışında kaldı. Evet bu önceden şartları ilan edilen bir süreç. Ama niçin böyle bir yöntem izleniyor? Aria’nın satışında sadece lisans hakkı satılmasına rağmen değeri toplam üç milyar doları bulmuştu.

 

İhale süreci gerçekten tamamlandı mı? Bundan sonra ne olacak?

İhale Komisyonu, ihalede birinci sırada yer alan Oger Telecom Ortak Girişim Grubu ile ikinci sıradaki Etisalat-Çalık Ortak Girişim Grubu'nun tekliflerinin Rekabet Kurulu'na bildirilmesine karar verdi. Rekabet Kurulu'nun izni alındıktan sonra ihale sonucu Bakanlar Kurulu'nun onayına sunulacak.

Özelleştirme İdaresi Başkanı Kilci, birinci sırada yer alan teklif sahibi grubun yükümlülüklerini yerine getirmesinden sonra bu grupla hisse satış sözleşmesinin imzalanacağını belirterek şöyle diyor: ''Komisyon, ancak bu teklif sahibi ile sözleşme imzalanmasının mümkün olmaması halinde, ikinci sırada yer alan teklif sahibi ile sözleşme imzalanabileceğine karar vermiş ve bu kararı Rekabet Kurulu'na bildirmiştir. Rekabet Kurulu'nun izni alındıktan sonra söz konusu karar, Bakanlar Kurulu'nun onayına sunulacak. Bakanlar Kurulu'nun onayını takiben hisse devir süreci başlatılacaktır.”

Yani, Rekabet Kurulu ve Bakanlar Kurulu onayladığı ve Oger Grubu da yükümlülüklerini yerine getirdiği takdirde satış sözleşmesi imzalanacak. Peki Telekomünikasyon Kurulu’nun (TK) burada hiçbir diyeceği yok mu? Ya herkes tamam dedikte sonra bu devir işleminin gerçekten yapılmasına onay verecek olan TK hayır derse ne olacak? Niçin Ulaştırma Bakanı veya Özelleştirme İdaresi Başkanı sürecin bu aşamasından hiç bahsetmiyor?

 

MHP’nin İhaleye İlişkin Soruları

Bu konuda ilgililerin açıklık getirmesi gereken bir başka soru da MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır’dan geldi. Şandır’ın açıklamasını aynen aktarıyorum:

 

Henüz karar netleşmeden, Türk Telekom’un özelleştirilmesi konusunda şu sorulara cevap verilmelidir. Aksi takdirde bu ihale tartışılmaya açık ve şaibeli bir satış olacaktır.

1- 3. nesil mobil telefon sistemi (CDMA) frekans bandı, ihale günü öncesi gece yarısı (30 Haziran 2005 günü gecesi) Türk Telekom’a tahsis edilmiştir.

Neden? Almanya ve İngiltere’de değeri milyarlarca dolarla ölçülen bu imtiyaz, özelleştirilecek Türk Telekom’a aktarılmıştır?

2- Türk Telekom ülkenin her bölgesine hizmet götürmekle sorumludur. Bu sorumluluğun adı; evrensel hizmet yükümlüsü olmaktır.

Neden? Türk Telekom, özelleştirmeden 6 gün önce, (25 Haziran 2005 günü) hükümetçe çıkarılan “Evrensel Hizmetin Sağlanması” ile ilgili kanunla bu yükümlülükten kurtarılmıştır?

3- Telekomünikasyon Kurumu tarafından Türk Telekom’a 81 ilde değeri iki milyarın üzerinde olan bedelsiz numaralar tahsis edilmiştir. Bu değer, Türk Telekom’un değer tespitinde göz ardı edilmiştir.

Neden? Bedelsiz numaralar ve 3. nesil mobil telefon sistemi frekansı imtiyazı, bedelsiz olarak yabancı firmaya aktarılmaktadır?

Neden? Evrensel hizmet yükümlüsü olmak sorumluluğu yeni Telekom işletmecisinden kaldırılmaktadır?

Bu sorulara Hükümet kanadından değil bir bürokrat olan Özelleştirme İdaresi Başkanından geldi. Kilci cevaben şöyle dedi: ''İşin esasına bakıldığında, Türk Telekom'a ihalede görülmeyen bir avantaj sağlanması bir tarafa, evrensel hizmet sağlayıcısı olarak uzak ve kırsal bölgelere telekomünikasyon hizmeti verme görevinden ibarettir. İmtiyaz sözleşmesinin ihalenin hemen öncesinde veya sonra değiştirilmesi söz konusu değildir. İmtiyaz Sözleşmesi Türk Telekom ile Telekomünikasyon Kurumu arasında paraflanarak, görüşü alınmak üzere Danıştay'a gönderilecektir.''

Bu cevap, Mehmet Şandır’ın sorduğu sorulara açıklık getirmeyen bir cevaptır. AKP Hükümetinin bir yetkilisi bu ihale sürecini ve neyi sattığımızı açıkça kamuoyuyla paylaşmalıdır. Aksi takdirde tartışmalar bitmeyecek ve satış işlemi şaibeli olarak nitelendirilecektir.

 

Telekom Değerini Buldu mu?

Yüzde 55’i 6.550 milyon dolara satılan Türk Telekom’un yüzde 100’ü 11.909 milyon dolar ediyor. Sizlere önceki yazımda 33 milyon aboneli France Telecom şirketinin değerinin 56.5 milyar dolar olduğunu söylemiştim. 22 milyon üzerinde aktif hattı bulunan ve 19 milyondan fazla abonesi olan Türk Telekom ise sadece 11.9 milyar dolar ediyor.

Bu konuda bugün Halka ve Olaylara Tercüman Gazetesinde yer alan haber de önemli noktalara işaret ediyor.

Türk Telekom'un ihalesinin Telekomünikasyon Kurulu'nda rahatsızlık yarattığı ifade edilen haberde, TK yetkililerinin, Kurul'un şubatta Özelleştirme İdaresi'ne gönderdiği 3447 sayılı yazıyla, özelleştirmenin blok satış yerine, halka arz yöntemiyle yapılması uyarısında bulunduğunu, kablo TV'nin şirket içerisinden ayrılmaması gerektiği yönünde görüş bildirdiği, aksi halde devlette kalan Kablo TV Türk Telekom'a boşu boşuna milyonlarca dolar kira bedeli ödemek zorunda kalacağının da ifade edildiği belirtilmektedir. Haberde ayrıca, TK yetkililerinin, Türk Telekom'un mülkiyetinde bulunan ve değeri milyar dolarlarla ifade edilen gayrı menkullerin de imtiyazla birlikte alıcı firmaya satılmasının da yasaya aykırı olduğunu, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'na göre satışın telekomünikasyon şebeke satışı olduğunu, bu nedenle gayrı menkullerinin satışının söz konusu olamayacağını bildirdiği belirtilmektedir.

Şimdi tüm bu imtiyazlar ve gayri menkuller ile Kablo TV için ödemek zorunda kalacağımız miktarları da dikkate alınca kim Türk Telekom’un gerçek değerine satıldığını söyleyebilir? Evet, birçok kerameti kendinden menkul yazar-çizer  bunu söyleyebilir. Öyle veya böyle satıldı, Hazineye açıkları kapatacak para aktarılacak diyebilir. Ama bu milletin menfaatleri konusunda samimi olan ve sat-kurtulcu anlayışta olmayan herkesin bu konuda farklı düşünmesi gerekir. Bizim görüşümüz zaten farklı…biz baştan böyle bir satış yöntemine karşıyız. Bizim önerimiz, evet özelleştirilsin, ama yangından mal kaçırılır gibi değil, şeffaf ve adil bir şekilde, halka arz yöntemiyle ve çoğunluğu yabancıya satılmadan, altın hisseyi elimizde tutarak satılsın diyoruz. Ama uygulanan mevcut yöntem, şaibelidir ve sorulara ve tartışmalara açıktır.

 

Telekomünikasyon Kurumu Bu İşin Neresinde?

Son olarak bir hususun altını çizmek istiyorum. Yukarıda başlangıç bölümünde niçin ihale sürecinde Telekomünikasyon Kurulu’ndan bahsedilmediğini sormuştum. Tercüman gazetesindeki bu haberi okuyunca aklıma hemen şu soru geldi. Acaba, TK’nın bu tutumu adının hiç anılmamasında etkili oldu mu? Mehmet Şandır’ın bahsettiği gece yarısı imtiyaz devri operasyonunu TK üyeleri onayladı mı? Onayladıysa hangi üyeler oy kullandı? Bu sorular önemli, çünkü satışın anlam ifade edebilmesi için nihai olarak TK üyelerinin devir sözleşmesini uygun bulması gerekiyor. Habere göre, TK üyeleri yabancılara blok satışa karşı olduğuna göre, acaba bu devire karşı çıkarsa ne olur?

Yukarıdaki tüm sorular açıklıkla cevaplanmadığı sürece bu konudaki tartışmalar bitmeyecek görünüyor.