SAĞLIK

Okullarda güvenlik yetmiyor: Uzmanlar psikolojik destek şart diyor

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da eğitim kurumlarına yönelik silahlı saldırılar Türkiye'yi sarsarken Uzman Psikolog Yeliz Arda, olayların ardında derin bir psikolojik ve toplumsal kriz olduğuna dikkat çekti. 'Aidiyet eksikliği, dijital şiddetin etkisi ve göz ardı edilen erken uyarı sinyalleri tehlikeyi büyütüyor' dedi.

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da eğitim kurumlarına yönelik silahlı saldırılar Türkiye'yi sarsarken Uzman Psikolog Yeliz Arda, olayların ardında derin bir psikolojik ve toplumsal kriz olduğuna dikkat çekti. 'Aidiyet eksikliği, dijital şiddetin etkisi ve göz ardı edilen erken uyarı sinyalleri tehlikeyi büyütüyor' dedi.

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da son günlerde eğitim kurumlarına yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırılar kamuoyunda yankı uyandırırken, İstanbul Arel Üniversitesinden Uzman Psikolog Yeliz Arda, yaşananların yalnızca bir güvenlik sorunu olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. Arda, söz konusu olayların derin psikolojik dinamiklerin ve toplumsal kırılmaların bir yansıması olduğunu vurguladı.

'Yalnızlaşma, gençlerin kendilerini hiçbir yere ait hissetmemesine neden oluyor'

Uzman Psikolog Yeliz Arda, okullarda yaşanan saldırılara ilişkin değerlendirmesinde, 'Bu eylemlerin temelinde derin psikolojik dinamikler var' dedi. Şiddetin öğrenilebilen bir davranış olduğunun altını çizen Arda, modern çağın getirdiği yalnızlaşmanın gençleri aidiyet duygusundan uzaklaştırdığını belirterek 'Modern çağın getirdiği yalnızlaşma, gençlerin kendilerini hiçbir yere ait hissetmemesine neden oluyor. Ailesinden ve okul ortamından duygusal destek alamayan bireyler, radikal düşüncelere veya şiddet içerikli alt kültürlere daha açık hale geliyor. Şiddet öğrenilebilen bir davranıştır. Yaşadığı sorunları, kızgınlıkları hayal kırıklıkları ile nasıl baş edebileceğini bilemeyen gençler yaşadıkları bu duygularla baş edebilmek için şiddeti kullanabiliyorlar. Çünkü güç gösterisi onların var olduğunun ve farkedilmenin bir aracıdır. Hiçbir çocuk ve genç yaşamadığı, tanık olmadığı şiddeti bir başkasına uygulamaz' ifadelerini kullandı.

Dijital içeriklerin gençler üzerindeki etkisine de değinen Arda, şiddetin internet ortamında romantize edilmesinin tehlikeli bir algı meydana getirdiğini belirterek 'Gençler dijital oyunları sadece eğlenmek için oynamazlar, kimlik oluşturmak için de dijital oyunlar oynarlar. Şiddet içerikli oyunlar, filmler ve şiddet içeren müzikler gençlerin şiddeti normalleştirmesine ve güç elde etmenin silah kullanmayla elde edebileceği algısı oluşturuyor. Saldırganlar bu eylemleri bir 'intikam alma' veya 'ismini duyurma' aracı olarak görebiliyor' dedi.

'Altında yatan nedenlerin yalnızca dijital etkilerle sınırlı değil'

Saldırganlık davranışının altında yatan nedenlerin yalnızca dijital etkilerle sınırlı olmadığını belirten Arda, 'Çocuk ve gencin genetik olarak yatkınlığı veya daha sonradan yaşadığı travmalara bağlı olarak gelişen bazı patolojik nedenler de öfke ile birlikte şiddet davranışına dönüşebilir. Birçok saldırganın temelinde derin bir umutsuzluk yattığı ve eylemlerinin aslında bir tür 'genişletilmiş intihar' olduğu gözlemlenmektedir. Bununla birlikte nörolojik olarak kişilik bozuklukları da nedenler arasında yer alabilir. Depresyon, antisosyal kişilik bozuklukları, bipolar, borderline ve anksiyete bozuklukları bu süreçte etkili olabilir. Bu hastalıklar mutlaka ilaç ve psikoterapi yöntemleriyle klinik olarak tedavi edilmelidir' diye konuştu.

'Erken uyarı sinyalleri kritik öneme sahip'

Bu tür olayların önlenmesinde erken uyarı sinyallerinin kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Arda, ani davranış değişiklikleri, sosyal geri çekilme, öfke patlamaları, silahlara ilgi, şiddet içerikli sosyal medya paylaşımları, empati yoksunluğu ve intikam ya da intihar içerikli ifadelerin dikkate alınması gerektiğini belirtti. Arda, 'Bu dünyada yaşamak istemiyorum' ya da 'Bir gün mutlaka intikamımı alacağım' gibi ifadelerin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini söyledi.

'Okullar akademik olarak değil, psikolojik risk profiline göre de yönetilmelidir'

Okullarda sadece fiziksel güvenlik önlemlerinin yeterli olmayacağını dile getiren Arda, çözümün bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini ifade ederek 'Eğitim evde başlar; hem okulda hem de sosyal hayatta devam eder. Anne babaların dijital okuryazarlık ve çocuklarının davranış farklılıkları konusunda bilinçlenmesi çok önemli. Aile sistemin dışında değil, merkezinde olmalıdır. Eğitim-öğretim hayatı içerisinde riskli öğrencilerin tespit edilebilmesi adına 'psikolojik risk taraması' yapılmalı ve 'erken uyarı mekanizması' kurulmalıdır. Okullar sadece akademik olarak değil, psikolojik risk profiline göre de yönetilmelidir' dedi.

Eğitim kurumlarının aynı zamanda duygu yönetiminin öğretildiği alanlar olması gerektiğini vurgulayan Arda, rehberlik servislerinin daha aktif hale getirilmesi gerektiğini belirtti. Ailelerin çocuklarıyla yalnızca akademik başarıyı değil, duygularını da konuşması gerektiğini ifade eden Arda, ruh sağlığı yatırımlarının bir lüks değil toplumsal bir zorunluluk olduğunun altını çizdi. 'Psikolojik destek iyi niyet uygulaması değil, sistem altyapısıdır' dedi.