İSTANBUL (AA) - BİRİZ ÖZBAKIR - Nesli tehlike altında olan ve aynı zamanda salep üretiminde kullanılan Likya orkidesi (Ophrys lycia) ilk kez tohumdan üretildi.
Antalya'nın Kaş ilçesine bağlı 3 köyde yayılış gösteren Likya orkidesi, yaklaşık 30-40 santimetreye kadar boylanabiliyor.
Son derece dar bir yayılış alanına sahip bu endemik tür, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) koruma kategorisinde 'kritik tehlikede' olarak değerlendiriliyor.
Nisanda çiçeklenen bitki, aynı gövde üzerinde 7-8 çiçeğe kadar ulaşabiliyor. Pembe ve menekşe tonlarındaki çiçekleriyle öne çıkan türün çiçek dudağı kısmı ise kırmızı, kahverengi bir görünüme sahip. Toprak altında iki yuvarlak yumru bulunduran Likya orkidesi, çiçeklenme döneminin ardından kuruyarak yaşamını bir sonraki yıla kadar toprak altında sürdürüyor.
Kaçak sökümler, turizm ve yapılaşma baskısı, pestisit kullanımı ile habitat tahribatı, tür üzerinde geri dönüşü olmayan etkiler yaratıyor. Doğal popülasyonların sürdürülebilirliğini tehdit eden kontrolsüz hasat faaliyetleri, türün ekolojik dengedeki rolünü de riske atıyor.
Yürütülen çalışmalarla, türün doğadan kaçak toplanmasının önüne geçilmesi, yerinde koruma alanlarının genişletilmesi ve doku kültürü gibi yöntemlerle kontrollü üretimin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
Bu kapsamda, Akdeniz Koruma Derneği ile Ege Üniversitesi işbirliğinde 'Endemik Bir Tür Olan Ophrys lycia'nın Tozlaşma Biyolojisi, İn Vitro Koşullarda Çoğaltılması ve Korunması' projesi yürütülüyor.
- 'Tür sayısı son 20 yılda 1000'lerden 200'e kadar indi'
Projenin yürütücüsü Akdeniz Koruma Derneği Denetim Kurulu Üyesi Nejdet Bozkurt, AA muhabirine, Likya orkidesi tohumunu elde etme aşamasından başlayarak yeniden doğaya kazandırılmasına kadar geçen tüm süreçlerin laboratuvar koşullarında yürütülmesi üzerinde çalıştıklarını söyledi.
Bozkurt, Likya orkidesinin korunmasının yalnızca bir bitki türünün değil, Akdeniz'in doğal ve kültürel mirasının korunması anlamına geldiğine işaret ederek, 'Tür sayısı son 20 yılda 1000'lerden 200'e kadar indi. Tür büyük bir baskı altında ve müdahale edilmezse yok olacak diye düşünüyoruz. Yani yok olmanın eşiğine gelmiş bir türü korumak amacıyla bu projeyi gerçekleştirdik.' dedi.
Türkiye'deki orkidelerin yalnızca doğanın bir parçası olmadığını, aynı zamanda önemli bir biyokültürel miras taşıdığını belirten Bozkurt, şöyle devam etti:
'Bunların toprak altındaki iki yuvarlak yumrusu aslında bizim evlerimize kadar gelen bir bitkiyi ifade ediyor. Orkidelerin yumrularından salep elde ediliyor. Kış aylarında sıcak içecek olarak tükettiğimiz salebin ham maddesinde orkide yumrusu var. Aynı şekilde yediğimiz dondurmalarda da kıvam artırıcı olarak orkide yumrularından elde edilen etken maddeler kullanılıyor. Yumrulu orkideler doğadan kaçak olarak sökülüyor. Her yıl ülkemizde yaklaşık 100 milyon kök orkide yok ediliyor.'
Türkiye'de geleneksel olarak yumrudan çoğaltma yönteminin yaygın olduğuna dikkati çeken Bozkurt, ancak bunun sürdürülebilirlik açısından tartışmalı olduğunu, bu nedenle tohumdan çoğaltma yöntemiyle laboratuvar üretimi başlattıklarını dile getirdi.
- Tohumlar nasıl elde edildi?
Bozkurt, toz zerresi kadar küçük olan orkide türleri tohumlarının, doğadan güvenli şekilde toplanmasının oldukça zorlu bir süreç olduğunu belirtti.
Tohum elde etme sürecinde öncelikle popülasyonları tespit edip güçlü bireyleri ebeveyn olarak seçtiklerini dile getiren Bozkurt, tohumları tek tek tozlaştırıp takip ettiklerini ve laboratuvar testlerinde canlı ve verimli olduklarını doğrulayarak değerli bir genetik materyal elde ettiklerini anlattı.
Bozkurt, Türkiye'de daha önce yapılmamış tohumdan orkide çoğaltma yöntemini uygulayarak genetik çeşitliliği korumayı ve doğadan kaçak sökümlere bağlı baskıyı azaltmayı amaçladıklarını kaydederek, 'Bu çalışmayla doğada 200 kökün altına inmiş Likya orkidesinin ilk kez tohumdan üretimini başarıyla gerçekleştirdik. Elde ettiğimiz tohumları Ulusal Tohum Bankasına göndererek genetik materyalimizin bir miras olarak gelecek nesillere aktarılmasını da sağlamış olduk.' diye konuştu.
Laboratuvarda geliştirilen fidelerin doğada 4 aydır canlı kalmayı başardığını bildiren Bozkurt, milimetrenin onda biri büyüklüğündeki bir tohumun kontrollü koşullarda gelişerek yumru oluşturan bir bitkiye dönüşmesinin, türün geleceği açısından önemli ve umut verici bir kilometre taşı olduğunu söyledi.
Bozkurt, çalışma kapsamında 400 günlük laboratuvar sürecinin ardından tohumları toprakla buluşturduklarını belirterek, tohumların şu anda canlı filizler olarak yaşamlarına devam ettiğini ve biraz daha gelişim gösterdikten sonra doğal ortamlarına, Kaş'taki 3 köye transfer edileceğini sözlerine ekledi.