SİYASET

MHP'li Karakaya: 'Modern savaşlarda belirleyici olan sadece silah sayısı değil, inovasyon hızıdır'

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Prof. Dr. Mevlüt Karakaya, NATO Parlamenter Asamblesi kapsamında Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenen Ukrayna NATO Parlamentolar Arası Konseyi (UNIC) oturumunda, modern savaşın değişen dinamiklerine ve savunma sanayisinde inovasyonun önemine dikkat çekti.

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Prof. Dr. Mevlüt Karakaya, NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) Genel Kurulu kapsamında Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenen Ukrayna NATO Parlamentolar Arası Konseyi (UNIC) özel oturumuna katıldı.
Daha önce Kanada’da gerçekleştirilen NATO PA Genel Kurulu sırasında NATO Parlamenter Asamblesi tarafından UNIC üyeliğine seçilen Türk Delegasyonu Üyesi Karakaya, Vilnius’taki bu özel oturumda değerlendirmelerde bulundu.

Savunma sanayi, teknoloji ve savaş alanındaki dönüşümün ele alındığı oturumda söz alan MHP'li Karakaya, Ukrayna savaşının modern harp anlayışında köklü değişimlere işaret ettiğini belirtti.

‘Savaş Alanını Artık İnsansız Sistemler ve Teknolojik Uyum Belirliyor’

MHP'li Karakaya, Ukrayna tecrübesinin modern savaşın benzeri görülmemiş bir hızla değiştiğini ortaya koyduğunu ifade ederek, insansız sistemler, elektronik harp kabiliyetleri, hızlı inovasyon süreçleri ve teknolojilerin gerçek zamanlı olarak sahaya uyarlanmasının savaş alanını şekillendiren temel unsurlar hâline geldiğini vurguladı.

‘Savunma Gücü Sadece Envanterle Ölçülemez’

Günümüzde savunma kapasitesinin yalnızca sahip olunan platform sayısıyla değerlendirilemeyeceğini belirten Karakaya, şu değerlendirmede bulundu: Savunma gücü aynı zamanda inovasyon hızı, sanayi ekosisteminin dayanıklılığı ve sahadan gelen geri bildirimi yeni kabiliyetlere dönüştürebilme yeteneğiyle ölçülmektedir.

‘Ukrayna’dan Çıkan En Önemli Ders: Hızlı Uyum Kabiliyeti’

Karakaya, Ukrayna’nın savaş şartlarında silahlı kuvvetler, savunma sanayii ve kamu otoriteleri arasında kurduğu yakın iş birliği sayesinde değişen tehditlere hızla uyum sağlayabildiğini ve bunun müttefik ülkeler açısından önemli dersler içerdiğini ifade etti.

'Geleneksel Sistemler ile Yeni Teknolojiler Birbirinin Alternatifi Değildir'

Savaşın ortaya koyduğu en önemli sonuçlardan birinin, konvansiyonel ve yeni nesil kabiliyetler arasında bir tercih yapılması gerekliliği olmadığına dikkat çeken Karakaya, modern orduların güçlü konvansiyonel unsurları, ileri teknolojileri ve sağlam sanayi altyapısını birlikte geliştirmesi gerektiğini söyledi.

‘Türkiye’nin Savunma Sanayi Tecrübesi Önemli Bir Model Sunuyor’

Türkiye’nin son yirmi yılda güçlü ve yenilikçi bir savunma sanayi altyapısı oluşturduğunu belirten Karakaya, sanayi kuruluşları, araştırma merkezleri ve son kullanıcılar arasındaki yakın iş birliğinin yerli ve millî kabiliyetlerin geliştirilmesinde kritik rol oynadığını ifade etti. İnsansız sistemler, elektronik harp, deniz platformları ve ileri savunma teknolojilerinde elde edilen başarıların, inovasyonun ve hızlı karar alma mekanizmalarının savunma alanındaki önemini açık biçimde ortaya koyduğunu vurguladı.

“İnovasyon Kadar Tedarik Güvenliği de Hayati Önemdedir”

Konuşmasında müttefiklerin yalnızca yeni teknolojilere odaklanmaması gerektiğini ifade eden Karakaya, güvenli tedarik zincirleri, kritik teknolojilere ve stratejik hammaddelere erişim, müttefikler arasında birlikte çalışabilirlik ve yeterli üretim kapasitesinin geleceğin savunma mimarisinin temel unsurları olduğunu belirtti.

MHP'li Karakaya’dan Kritik Soru

Karakaya, konuşmasının sonunda toplantının uzman konuşmacısına şu soruyu yöneltti:

“Müttefikler, Ukrayna’nın savaş döneminde ortaya koyduğu çevikliği ve inovasyon kapasitesini kendi savunma ekosistemlerine nasıl entegre edebilir? Bunu yaparken demokratik ülkelerin savunma tedarik sistemlerinin temelini oluşturan şeffaflık, hesap verebilirlik ve uzun vadeli planlama ilkeleri nasıl korunabilir?”

Karakaya’nın değerlendirmeleri, NATO müttefiklerinin savunma planlamasında yalnızca askerî kapasiteyi değil, aynı zamanda teknoloji geliştirme hızını, sanayi dayanıklılığını ve kurumsal uyum kabiliyetini de merkeze alan yeni bir yaklaşımın gerekliliğine dikkat çekti.