SİYASET

MHP'li Büyükataman: Muhalefetin sorumsuz ve menfaatperest siyaset anlayışı Türkiye’ye ayak bağıdır

MHP Bursa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen bayramlaşma programında konuşan MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, Ramazan Bayramı’nın toplumsal birlik ve kardeşliğin pekişmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Bursa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen bayramlaşma programında konuşan MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, hem Ramazan Bayramı’nın anlam ve önemine hem de Türkiye’nin içinde bulunduğu jeopolitik sürece ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

"TÜRKİYE CUMHURİYETİ, BÖLGEMİZİN PARLAYAN YILDIZIDIR"

Türkiye’nin üzerinde bulunduğu coğrafyanın tarih boyunca pek çok mücadeleye sahne olduğunu vurgulayan Büyükataman, bölgenin jeopolitik konumu ve stratejik imkanları nedeniyle küresel güçlerin odağında yer aldığını ifade etti. Emperyalist yayılmacılığın bölge kaynaklarını hedef aldığına dikkat çeken Büyükataman, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir asır önce ortaya koyduğu irade ile bu toprakların ebedi Türk yurdu olduğunu tüm dünyaya kabul ettirdiğini söyledi.

"Üzerinde yaşadığımız coğrafya asırlar boyunca çok çeşitli mücadelelere sahne olmuştur.

Coğrafyamız jeopolitik konumu ve stratejik imkânları itibarıyla tüm dünyanın üzerinde dikkat kesildiği bir coğrafyadır.

Özellikle emperyalist yayılmacılığın bölgemizin kaynaklarını sömürmek için coğrafyamıza yönelik uzun süreli saldırıları herkes tarafından bilinen bir gerçektir.

Türkiye Cumhuriyeti, bölgemizin taşıdığı tüm bu riskler karşısında bir asır önce Türk mucizesini ortaya koymuş ve bu toprakların sonsuza kadar Türk vatanı olduğunu tescil etmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti, vakur duruşu, devlet ciddiyeti, barışçıl tutumu ve caydırıcı gücüyle bölgemizin parlayan yıldızıdır"

"BİZLER HER ŞEYDEN ÖNCE TÜRKİYE VE BÜYÜK TÜRK MİLLETİ DİYORUZ"

Milliyetçi Hareket Partisi’nin bu süreçlerde hiçbir zaman kayıtsız kalmadığını vurgulayan Büyükataman, partinin devletin bekası ve milletin birliği için her türlü sorumluluğu üstlendiğini belirtti. MHP’nin siyasi anlayışını günlük hesaplar yerine Türk tarihinden aldığı ilhamla şekillendirdiğini söyleyen Büyükataman, “Önce ülkem ve milletim” anlayışıyla hareket ettiklerini dile getirdi.

"Devletimizin ve milletimizin karşı karşıya kaldığı tüm bu riskler karşısında Milliyetçi Hareket Partisi hiçbir zaman kayıtsız kalmamıştır.

Partimiz, milletimizin birliğinin korunması için önemli bir misyon üstlenmiş, devletimizin bekası için hiçbir fedakarlıktan kaçınmamıştır.

Taşıdığı misyonun bilinciyle Türkiye’nin içinden geçtiği her kritik dönemde sorumluluk almış, gelecek saldırılara göğsünü siper etmekten çekinmemiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye’nin varlığını sürdürmesi, güçlenmesi ve bekası açısından hayati bir fonksiyon icra etmiştir.

Çünkü biz, siyasetimizi gündelik hesaplarla, siyasi menfaatlerle ve sığ gündemlerle değil şanlı Türk tarihinden aldığımız ilhamla yapıyoruz.

Bizler Her şeyden önce Türkiye ve büyük Türk milleti diyor, siyasi istikametimizi buna göre belirliyoruz.

Genel Başkanımızın şiarıyla “Önce Ülkem ve Milletim” diyor Türk milletini ve Devletini her türlü menfaatin üzerinde tutuyoruz.

Bu şuurla siyaset yapıyor, ilkelerimizden taviz vermiyor, ülkemizi ve milletimizi güçlü ve güvenli bir geleceğe kavuşturmak için çalışıyoruz."

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman'ın konuşmasının tamamı ise şu şekilde;

"Hepinizi saygı ve hürmetle selamlıyor, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin selamlarını ve başarı dileklerini iletiyorum.

Mübarek Ramazan ayı boyunca tuttuğumuz oruçların ve yaptığımız ibadetlerin kabul olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Bayramın; milli birliğimizi ve kardeşliğimizi perçinlemesini diliyor, Mübarek Ramazan Bayramınızı en kalbi duygularımla kutluyorum.

Muhterem Misafirler

Üzerinde yaşadığımız coğrafya asırlar boyunca çok çeşitli mücadelelere sahne olmuştur.

Coğrafyamız jeopolitik konumu ve stratejik imkânları itibarıyla tüm dünyanın üzerinde dikkat kesildiği bir coğrafyadır.

Özellikle emperyalist yayılmacılığın bölgemizin kaynaklarını sömürmek için coğrafyamıza yönelik uzun süreli saldırıları herkes tarafından bilinen bir gerçektir.

Türkiye Cumhuriyeti, bölgemizin taşıdığı tüm bu riskler karşısında bir asır önce Türk mucizesini ortaya koymuş ve bu toprakların sonsuza kadar Türk vatanı olduğunu tescil etmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti, vakur duruşu, devlet ciddiyeti, barışçıl tutumu ve caydırıcı gücüyle bölgemizin parlayan yıldızıdır.

Ülkemiz hem içeriden, hem dışarıdan birçok kez çeşitli saldırılarla sınanmasına rağmen gücünü ve birliğini korumuştur.

Türk milleti, bölücü terör sorunu, siyasi istikrarsızlık, demokrasimize yönelik darbeler, ekonomik operasyonlar ve dış tehditler ile birçok kez boyunduruk altına alınmak istenmiştir.

Her türlü kirli yol ve yöntem denenmiş; acılarımız sınanmış, inançlarımız, hayat tarzlarımız, milli ve manevi duygularımız, özgürlük alanlarımız istismar edilerek milli birliğimiz hedef alınmıştır.

Hamdolsun, Türk milleti karanlık senaryolara geçit vermemiştir.

Devletimizin ve milletimizin karşı karşıya kaldığı tüm bu riskler karşısında Milliyetçi Hareket Partisi hiçbir zaman kayıtsız kalmamıştır.

Partimiz, milletimizin birliğinin korunması için önemli bir misyon üstlenmiş, devletimizin bekası için hiçbir fedakarlıktan kaçınmamıştır.

Taşıdığı misyonun bilinciyle Türkiye’nin içinden geçtiği her kritik dönemde sorumluluk almış, gelecek saldırılara göğsünü siper etmekten çekinmemiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye’nin varlığını sürdürmesi, güçlenmesi ve bekası açısından hayati bir fonksiyon icra etmiştir.

Çünkü biz, siyasetimizi gündelik hesaplarla, siyasi menfaatlerle ve sığ gündemlerle değil şanlı Türk tarihinden aldığımız ilhamla yapıyoruz.

Bizler Her şeyden önce Türkiye ve büyük Türk milleti diyor, siyasi istikametimizi buna göre belirliyoruz.

Genel Başkanımızın şiarıyla “Önce Ülkem ve Milletim” diyor Türk milletini ve Devletini her türlü menfaatin üzerinde tutuyoruz.

Bu şuurla siyaset yapıyor, ilkelerimizden taviz vermiyor, ülkemizi ve milletimizi güçlü ve güvenli bir geleceğe kavuşturmak için çalışıyoruz.

Kıymetli Dava Arkadaşlarım

İçinden geçtiğimiz dönem sıradan bir zaman dilimi değildir.

Dünyadaki güç dengeleri ve etki alanları yerinden oynamış, uluslararası sistem bir kırılmanın eşiğine gelmiştir.

Etrafımızdaki istikrarsızlık ve çatışma ortamı gitgide yaygınlaşmaktadır.

Lübnan’dan Bahreyn’e, Katar’dan Birleşik Arap Emirlikleri’ne, Kuveyt’ten Irak’a, Ürdün’den Umman’a kadar bölgemiz patlamaya hazır saatli bomba gibidir.

Bölgesel güç dengelerini İsrail merkezli yeni bir güvenlik kuşağı üzerinden yeniden kurma arayışı bölgemizin tamamını tehdit eden bir hal almıştır.

Siyonist-emperyalist saldırganlık, komşu ülkelerin etnik ve mezhebi hassasiyetlerini kaşıyıp bölgemizi kaosa ve çatışmalara mahkûm etmeye çalışmaktadır.

Suriye tecrübesi bize ağır bedeller ödeterek öğretmiştir ki; devlet otoritesinin zayıfladığı alanlar kısa sürede farklı silahlı grupların, vekâlet unsurlarının, düzensiz göç hareketlerinin, kaçak ekonomi ağlarının ve dış müdahalelerin sahasına dönüşmektedir.

Bugün İran merkezli gelişmeler de aynı dikkatle okunmalıdır.

Bir bölgede devlet boşluğu oluştuğu an oraya akıl, vicdan, izan ve merhamet yerleşmez; önce silah yerleşir, sonra istihbarat yerleşir, ardından vekâlet savaşı yerleşir.

Sonrasında o coğrafyanın halkları başkalarının hesaplarının altında ezilir.

Suriye’deki acı tecrübelerin tekrar etmemesi için herkes yüksek bir sorumluluk bilinciyle hareket etmelidir.

Ayrıca Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirmek, İran’la Körfez ülkelerini çatıştırmak amacıyla yapılan hesaplar alenen ortadadır.

İran’da yaşanacak kontrolsüz çözülme, çevre ülkelere yayılan yeni bir istikrarsızlık kuşağı üretme potansiyeli taşımaktadır.

Bu çözülme, Türkiye’nin doğu sınırlarına, güvenlik mimarisine, göç hareketlerine, ekonomik dengelerine ve iç istikrarına kadar uzanabilecek bir sarsıntı üretecektir.

Dolayısıyla Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu tablo doğrudan doğruya milli güvenlik, sınır emniyeti ve bölgesel istikrar meselesidir.

Lübnan’ın hedef olması ise; Doğu Akdeniz’in tamamı için ciddi bir jeopolitik kırılma anlamına gelmektedir.

Denizden komşumuz olan Lübnan çökerse yalnız bir ülke çökmüş olmaz; Doğu Akdeniz’de yeni bir istikrarsızlık kuşağı doğar. Beyrut düşerse yalnız bir şehir yara almış olmaz; bölgenin jeopolitik dengesi sarsılır.

Bu yüzden Lübnan meselesi yalnız Lübnan’ın meselesi değildir; aynı zamanda bölgenin geleceği ve Türkiye’nin güvenliği ile doğrudan bağlantılı bir stratejik meseledir.

Hamdolsun Türkiye Cumhuriyeti tüm bu tehditlerle başa çıkacak kudrete sahiptir.

Türkiye Cumhuriyeti bölgesinde en istikrarlı ve güvenilir ülke konumundadır.

Bölgemizde yahut ülkemizin içinde hiçbir kirli planın işlemesine izin verilmeyecektir.

Türkiye’mizin birlik ve beraberliği sonuna kadar kararlılıkla muhafaza edilecektir.

Kıymetli Misafirler

Bugün önümüze çıkan tablo karşısında; bir milli birlik ve kardeşlik projesi olan Terörsüz Türkiye’nin ne derece isabetli bir adım olduğu daha net anlaşılmıştır.

Terörsüz Türkiye hedefimiz üzerinden Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’na saldıran menfaatperestlerin maskeleri düşmüştür.

Türkiye’nin etrafı savaşlarla çevrilmişken, siyasetini mahkeme kapılarında, yolsuzluk dosyaları üzerinden şekillendiren CHP tükenmiş durumdadır.

CHP Genel Başkanı yolsuzluk soruşturması süren İBB Başkanının esiri olmuştur.

Ne yazık ki; CHP’nin, Türkiye’nin meselelerini ciddiyetle ele alacak vizyonu olmadığı gibi böyle bir derdi de yoktur.

Diğer yandan Terörsüz Türkiye hedefi ile teröre taviz verdiğimizi iddia eden İP Genel Başkanı ise öngörüsüzlüğü ile tarihe geçmiştir.

İP’in Terörsüz Türkiye hedefimize yönelik karalama kampanyasının tamamının palavra olduğu bugün daha net bir şekilde ortaya çıkmıştır.

Muhalefetin bu sorumsuz ve menfaatperest siyaset anlayışı Türkiye’ye ayak bağıdır.

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi “Terörsüz Türkiye hedefi taviz değil, Türk ve Türkiye Yüzyılına yönelik kesif bir tahkimattır. Terörsüz Türkiye hedefi teslimiyet değil, Türk ve Türkiye Yüzyılının muzaffer ve muteber iradesinin kesin bir teminidir”

Şükürler olsun Türk milleti bizimledir!

Ülkemizin bekası ve milletimizin güvenli yarınlara ulaşması için Cumhur İttifakı aziz milletimizle omuz omuza yürümektedir.

Bizim meselemiz Türkiye Cumhuriyeti’nin önümüzdeki yüz yılını şekillendirecek milli politikalar üretmektir.

Muhalefetin, sığ ve hamasi gündeminde yerinde sayacak vaktimiz yoktur.

Terörsüz Türkiye gerçekleşecek, Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz mutlaka başarıya ulaşacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, Türk milletinin huzuruna, güvenliğine, refahına, istiklal ve istikbaline ne pahasına olursa olsun sonuna kadar sahip çıkacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyor, hepinizi Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!"