Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), kuruluşunun 57. yıl dönümünü “Şanla Şerefle 57. Yıl” programıyla kutladı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, programda gündeme ve partinin 57 yıllık siyasi mücadelesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
MHP Lideri Bahçeli'nin konuşması şu şekilde:
Aziz Dava Arkadaşlarım,
Üç Hilale Gönül Vermiş Muhterem Kardeşlerim,
Türk Milleti Sevdalısı Değerli Ülküdaşlarım,
Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler,
Asaletin, Cesaretin ve Dirayetin Sembolü Sevgili Bozkurtlar, Asenalar,
Basınımızın Değerli Temsilcileri,
Milliyetçi Hareket Partisi’nin 57 yıllık şanı ve şerefiyle,
57 yıllık ilkesi ve ülküsüyle,
57 yıllık aklı ve ahlakıyla,
57 yıllık inancı ve iradesiyle,
57 yıllık hayali ve hedefleriyle tek yürek halinde kenetlenmiş bir halin aydınlığında hepinizi kemali hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.
Ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizin her güzel insanına,
Gönül ve kültür coğrafyalarımızda hayat mücadelesi veren her kardeşimize en halisane duygularımla birlikte saygı ve sevgilerimi sunuyor, esenlikler diliyorum.
Şanla Şerefle 57.Yıl Programımızın düzenlenmesinde emeği geçen her arkadaşıma, her kardeşime teşekkür ediyor, hepinize hoş geldiniz sefalar getirdiniz diyorum.
Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Milliyetçi Hareket Partisi’nin 57’inci kuruluş yıldönümü münasebetiyle göndermiş olduğu Türk bayrağı motifinde hazırlanmış 57’inci yıla ithafen 57 gülün yer aldığı tebrik çiçeğinden dolayı zatı devletlerine teşekkür ediyorum.
Allah’tan niyaz ediyorum ki, davamızı ve dava arkadaşlarımızı gördüklerinden geri koymasın.
Allah’tan niyaz ediyorum ki, Milliyetçi-Ülkücü Hareket’i mahcup ettirmesin, mağlubiyetlerin kundağına düşürmesin.
Aziz Ülküdaşlarım,
Dile kolay, yarım asrı yedi yıl geçen bir siyasi varlığın şanıyla şerefiyle hakkın, halkın ve hakikatin biteviye mücadelesini veriyoruz.
Siyasi ve fikri seciyemizin yüksekliği “57 yılın mükâfatı değil, 57 yıllık tarihi görkemin bizzat kendisidir” diyoruz.
Bağımsız vicdanımızla, barışsever zihniyetimizle; insansever, milletsever, vatansever anlayışımızla, Türk tarih ve kültürüne muazzam bağlılığımızla, milli ve manevi değer hükümlerine hasbi ve haysiyetli bağlanışımızla 57 yıllık maziyi geride bıraktık.
8-9 Şubat 1969’un Adana’sında bir kere kalkan üç hilalimiz hamd olsun bir daha inmedi, indirmeye çalışanlara da fırsat verilmedi.
On yılların tozunu yuttuk, ama hain oyunları yutmadık.
On yılların zorluklarıyla test edildik, ama milli birlik ve kardeşliğimizin testisini kırdırmadık.
Toprak altındaki kökler ağaçları bol meyveli yapmalarına karşılık nasıl ağaçtan bir şey istemiyorsa, biz de kara sevdalı olduğumuz milletimize hizmet etmekten dolayı aynısıyla karşılık beklemedik.
Biz sevgimizde hep hasbi olduk.
Biz bu ülkeyi karşılıksız sevdik.
Biz milletimizin her güzelliğini, her emanetini, her değerini, her insanını Allah için sahiplendik, bağrımıza sıkıca bastık.
Büyük halk ozanımız Yunus, isteyeceksen içinden iste, diyor ya, biz de öyle yaptık, çünkü Allah’ın bize bizden daha yakın olduğuna iman ettik.
Bazen görülmedik, olsun be yaradan yardır bize dedik.
Bazen duyulmadık, olsun be her şeyin bir vakti vardır dedik.
Bazen yalnız kaldık, gene de aldırmadık, düşerse hanemize kurt yalnızlığı düşsün dedik.
Zor ve çetin yıllarda ayazı yedik, bir simidi dörde bölüp yedik, cami avlularında şehit tabutlarını omuzlarken içi içimizi yedik.
Yeri geldi köşe başlarında sıkılan kurşunları yedik; ama zulme yenilmedik, zillete yenilmedik, birimiz gitse de diğerimiz yerini doldurdu; pusulara, tuzaklara, oyunlara asla pes etmedik, tamam demedik.
Anlatacak o kadar şey var ki, ne saatler yeter, ne de günler.
Biz dün neysek bugün oyuz.
Çizgimizde kırıklık olmadı, duruşumuzda sarsıntı yaşanmadı, fikriyatımızda bulanma hiç görülmedi.
Biz Türk milletine mensubiyet onurunu damarlarındaki asil kanla taşıyan Milliyetçi-Ülkücü Hareket’iz.
Adil olmak için adaleti sevmek nasıl yetmezse,
Barışçı olmak için barışı sevmek nasıl yeterli gelmezse,
Milliyetçi-Ülkücü olmak için de sadece milleti seviyormuş gibi görünmek yetmeyecektir.
Her türlü fedakârlığı göze alıyor musunuz? Önce bunun cevabı gereklidir.
Şahsi ve dünyevi çıkarlarınızı aziz millet varlığı için elinizin tersiyle itiyor musunuz? Müteakiben bunun netleşmesi lazımdır.
Şartlar başkaca bir seçeneğe kapandığında; vatan, millet ve devlet uğruna candan, yardan ve serden geçmenin sınır hattında mısınız? Elbette bunun belli olması ve belirginlik kazanması da mühim bir ihtiyaçtır.
Milliyetçilik, binlerce yıllık mirası yüreklerde taşımaktır.
Milliyetçilik, yok olduğu sanılan bir coğrafyadan yeniden doğmaktır.
Ve ihtiyaç olduğunda da ölüm karşısında imtihan olmaktır.
Sahte samimiyet maskesi takan turfanda ve tufeyli milliyetçilerin atıp tutmaları, kemiksiz palavraları, kesintisiz parazitlikleri bizim nazarımızda sadece içi boş varil gürültüsünü andırmaktadır.
Giden gitmiştir. Satan satmıştır. Dönen dönmüştür. Cüruf cevherden ayıklanmıştır.
Kabuk gitse de işte öz buradadır, davasını namus bilen inanmış yürekler buradadır, serdengeçtiler buradadır, Çankaya yokuşunda balam Asya’nın bozkurtları marşını kalpten söyleyenler buradadır.
Bizim ne olduğumuzu soranların unutkanlığın veya inkarın pençesine düştükleri de maalesef açıktır.
Biz, ilk günkü gibi Türkçüyüz, Turancıyız, kaynağını Türk-İslam Ülküsünde bulan Türk milliyetçileriyiz.
Orada burada bizi sorgulayan siyasi devşirmeler, peki siz kimsiniz?
Liberal desem değilsiniz, muhafazakar desem değilsiniz, demokrat desem yine değilsiniz, olsa olsa sizden tam bir siyasi dümenci olur ve nitekim olmuştur.
57 yılın farklı kulvarlarında kervanımızda olsa da ilk fırtınada oraya buraya kaçışanlar tercihini yapmışlardır.
Eleğin altında kalanlara geçmiş olsun, üstünde kalan şerefli dava insanlarımızla, yani sizlerle sonuna kadar mücadele devam edecek, bu davanın varlığına leke sürülmeyecektir.
Merhum Dündar Taşer bizlere şunları söylemişti:
“Mevkii için milleti feda eden değil, bilâkis gerektiği zaman millet uğrunda mevkiini, hatta hayatını verebilen adam büyük adamdır.”
Küçük adamların büyüklük taslaması, çakalın fil özentisinden başka bir şey değildir.
Merhum Taşer’in düşüncelerini Merhum Hüseyin Nihal Atsız güç kaynağı, fazilet ırmağı diye anlatmıştı.
Ve de bizlere şöyle seslenmişti:
“Türk tarihi, iki yanı kahramanlık, şan ve ahlak heykelleriyle süslü uzun ve ulu bir yoldur.
Bu yolun her adımında Türk’ün göğsünü kabartacak, başını dikleştirecek ve üstünlüğünü belirtecek bir kahraman, Türklük için nöbet beklemektedir.
Bugünkü nöbet bizdedir, bugünkü nöbetçiler felaketler karşısında celadet anıtı gibi yükselen Milliyetçi-Ülkücü Harekettir, Cumhur İttifakı’dır.
Bilinmesini özellikle temenni ediyorum ki;
Türkiye, sadece bir coğrafi bölgenin ve toprak parçasının adı değildir.
Bir Türkiye Cumhuriyeti varsa, bir Türk milleti de vardır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin sahibi Türk milletidir.
Türk milleti doğudan batıya, kuzeyden güneye muazzez ve muazzam bir ailenin beşeri timsalidir.
Türkiye’nin ve Türk milletinin gelecek ümidi, geleceğin mimarı Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.
Bu tarihi ittifak ahlak ve ruhuyla, Türk ve Türkiye Yüzyılını adım adım, aşama aşama inşa ederken barış, huzur, refah, özgürlük, insan hakları, demokrasi, milli birlik ve dayanışmanın hakim ve havi olması müessir gayemizdir.
Terörsüz Türkiye’nin tesis ve tezahürü ise bu gayenin taçlanmasıdır.
Aziz Dava Arkadaşlarım,
Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler,
Merhum düşünürümüz Ziya Gökalp’e göre; bütün ilerlemenin kaynağı, milli bağımsızlığın çıkış yeri ve dayanak noktası milli vicdandır.
Bu nedenle milli vicdanı uyandırmaya ve kuvvetlendirmeye ihtiyaç vardır.
Bugün yaptığımız veya yapmayı amaçladığımız da budur.
Millet aynı kültürde ortak olan fertlerin genel görünüşü olduğuna göre, iftihar ettiğimiz milletimizin vicdanı birdir, dini birdir, vatanı birdir, anısı birdir, acısı birdir.
Biri ikiyle karalamak, biri ikiye bölmek ve dağıtmak mümkün değildir.
Türkü’yle Kürdü’yle Türk milleti muzaffer geçmişini müstakbel geleceğe emin olunuz taşıyacaktır.
Bu taşıma ister omuzlarımızda olsun, isterse de ömrümüze mal olsun, mutlaka gerçekleşecektir.
Yine Merhum Gökalp’e göre, milli dayanışmanın üç unsuru vardır.
Bunlardan birincisi, vatani ahlakın yüksek olmasıdır.
Vatani ahlak, milli mefkurelerden, milli görevlerden oluşmuş ahlak demektir.
Gökalp’e göre vatan milli kültürdür.
Yani vatan dini, ahlaki, sanatsal güzelliklerin adeta bir müzesi, bir sergisidir.
Milli dayanışmanın ikinci unsuru medeni ahlaktır.
Bu ahlak milletimizin tüm fertleriyle onlara benzeyen diğer tüm fertleri saygıdeğer tanımaktan ibarettir.
O halde vatanımızı, milletimizi nasıl seviyorsak millettaşlarımızı da öyle sevmekten başka alternatifimiz olmamalıdır.
Milli dayanışmayı güçlendirmek için vatani ve medeni ahlaktan sonra üçüncü unsur mesleki ahlakı yükseltmektir.
Bu tür dayanışmanın kuvvetlenmesi için önce işbölümünün ortak vicdana sahip bir toplum içinde gerçekleşmesi şarttır.
Toplumsal düzen ve ilerleme, milli birlik ve bağımsızlık ancak milli dayanışmayla var olacaktır.
“Terörsüz Türkiye” hedefinin yakalanması milli dayanışmanın dinamizmi ve direnciyle hayat bulacaktır.
Bundan sonra da Terörsüz Bölge hedefine vasıl mümkün olacaktır.
Çünkü Türkiye sadece bölgemizin değil dünyanın ağırlık merkezidir.
Bütün gelişmelerin istikamet ve ibresi Türkiye’yi işaret etmektedir.
Huzurlu, güvenli, müreffeh, barış ve kardeşlikle teçhiz edilmiş bir Türkiye dünyanın denge ve düzen anahtarıdır.
Türkiye ve Türk milletini yeryüzünden çekip çıkarınız, geriye sadece güneş etrafında dönüp duran, beşeri ve medeni değerleri kaybetmiş bir gezegen kalacaktır.
Anadolu Türklüğü’nün son bağımsız devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, ebedi vatanında milli varlığını ve birliğini dayanışmayla koruyarak, adı, kuruluş ilkeleri ve milli kimliği değişmeden sonsuza kadar yaşayacak ve yaşatılacaktır.
Türk milliyetçiliği fikriyatımız da bu kültürel, siyasi ve hukuki esaslara dayanmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü anlayışımızın temelleri de bunlardır.
Kan bağına ve soya dayalı ırkçı milliyetçilik anlayışının her şekli, Türk milliyetçiliği anlayışına yabancı ve aykırıdır.
Bunu arayanlar Avrupa’ya veya içimizdeki taşeron uzantılarına bakmalıdır.
Türk milliyetçiliği, Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesi bir, eşit ve kardeş gören, her türlü ayrımcılığı ve dışlamayı reddeden birleştirici, toparlayıcı ve bütünleştirici bir fikriyattır.
Türk milliyetçileri aziz vatanlarının ve Türk milletinin huzuruna, kardeşliğine ve birliğine sahip çıkmaya ve Türkiye’nin bir kardeş kavgasına sürüklenmesini önlemeye her zaman olduğu gibi yine kararlıdır.
Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye’nin milli birliğinin tehlikeye düştüğü bir ortamda, bunları korumak için taraftır ve bunun için ödenecek ne bedel olursa, buna da gönül rahatlığı içinde hazırdır.
57 yılın tecrübesi ve düşünce zenginliğiyle herkesi uyarıyorum:
Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerini ve yapısını tartışmaya açmak, etnik köken farklılıklarına dayanarak bunları yıkmaya çalışmak, devletin varlığına kastetmekle eş değerdir. Bunun adı da ihanettir.
Türkiye’nin milli değerlerine ve çıkarlarına yönelik tehditlere karşı dik ve kararlı duruş sergileyen yegâne siyasi irade, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.
Bugüne kadar yaptığımız bütün tespit ve uyarıların doğru ve yerinde olduğu yaşanan gelişmelerle somut olarak ortadadır.
Haklılığımız milli vicdanda tescillidir.
Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu bu hassas dönemde sergilediğimiz ilkeli tutum ve yüksek sorumluluk ve sağduyulu anlayış, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve Cumhur İttifakı’nın milli ve manevi değerlerin odağı ve milli çıkarların şaşmaz muhafızı olduğunu göstermiştir.
Şu hususu da tam bir inançla ifade etmeliyim ki; “Terörsüz Türkiye” hedefinin kuvveden fiile geçmesiyle, düşünce zemininden pratik siyasi eyleme dönüşmesiyle Milliyetçi Hareket Partisi toplumsal siyasetin merkezi olduğunu ibra ve ispat etmiştir.
Birilerinin merkez olma iddiaları boşa düşmüştür.
Onların bize benzeme çabaları beyhude bir emekten başka bir şey değildir.
Kopya hiçbir zaman aslın önüne geçemeyecektir.
Aramızdayken duydukları veya öğrendikleri yarım yamalak şeylerle gittikleri yeni yerde toplumsal merkez iddiasında bulunanların fikri ve siyasi müktesebatları nafile iddialarına kefil olacak düzeyde değildir.
Dikkat buyurunuz, son yıllarda yaşanan gelişmeler milletin siyaset algısını milliyetçi merkeze doğru taşımaktadır.
Doğru ve doğal olan da budur.
Çünkü bir milletin milli ve manevi değerler manzumesini kabullenmek ve savunmak, toplumsal merkezi siyasetten ifade etmek demektir.
Toplumsal merkezin siyasal izdüşümü ise siyasi merkezdir.
Onun için, siyasi merkez Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.
Merkez kavramı, genel politik kanaatin kabul ettiği gibi her eğilimin temsil edildiği fikirler koalisyonu demek değildir.
Milliyetçilik bir merkez değer olarak nasıl Atatürk döneminde devletimizin ve milletimizin gelişmesinde belirleyici olmuşsa, çağı kavrayan Milliyetçi Hareket Partisi’nin milliyetçilik siyaseti, yine ülkemizin temel dinamiğini oluşturacaktır.
Terörsüz Türkiye’ye bakışımızın fikri dayanağı da işte buradadır.
Milliyetçiliğin merkezde yer aldığı Türk siyaset arenasında ise diğerleri kendilerini bu merkeze göre tanımlamak zorunda kalacaklardır.
Milliyetçiliği bir siyaset yönetim projesi olarak kabul eden tek politik hareket Milliyetçi Hareket Partisi’dir.
Milletimiz yıllar süren yönlendirmenin nihayet farkına varmıştır.
Milliyetçilik yükselen bir değer olarak milletin gönlünde yerini almaktadır.
Kimin kendi değerlerini temsil ettiğini siyaset berraklaştıkça anlamaya başlamıştır.
Milliyetçi Hareket Partisi, milliyetçiliği merkez alan bir model ile devlet ve millet uyuşmasını sağlayacak, laik ile dini, milli ile evrenseli, küresel ile yereli, birey ile toplumu milli duruş ile uzlaştırılacak tek siyaset seçeneğidir.
Yeni yüzyılın siyasi adresi bellidir.
Adres Milliyetçi Hareket Partisi’dir.
İnsan merkezli, hak ve adalet ilkelerine uygun, gönüllü paylaşımı ve işbirliğini amaçlayan, küresel kaynakları hakkaniyete uygun şekilde insanlığın istifadesine sunan yeni bir aydınlanma sürecinin başlaması Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’nın mücadelesiyle gerçekleştirilecektir.
Bizim yegâne güç kaynağımız, Türk milletinin şaşmaz sağduyusu, temiz vicdanı ve yüreğidir.
Milliyetçi Hareket Partisi, hiç kimseye diyet borcu olmadan, temiz ve vatansever çoğunluğun desteğiyle Türkiye’ye sahip çıkacak; melezleşmiş, teslim alınmış, iç barış ve huzur ortamını bozmayı amaçlamış güdümlü ve sözde milliyetçi partileri elinin tersiyle itecek ve ademe mahkum edecektir.
Muhterem Ülküdaşlarım,
Anılar geride, hayaller ileridedir. Ama her ikisi doğrudan bugün ile ilişkilidir.
Bugün, dünün sonucudur.
Bugün, yarının nedeni olacaktır.
Bu itibarla,
Bizim için dün, yani 57 yıllık geçmişimiz şanla şerefle mündemiçtir.
Övünmek kuşkusuz hakkımızdır.
Ancak anıların ötesinde, bugünümüzün ve geleceğimizin rehberi de olmalıdır.
Bizim “ülkü” adını verip peşine düştüğümüz gelecek hayallerimiz de varoluş tutkumuzdur.
Ancak yalnızca geleceğin peşinde koşarken bugünümüzü kaybetmenin bahanesi haline de gelmemelidir.
Zaman, her varlığa, taşıdığı öze veya cevhere göre tesir etmektedir.
Kalıcı veya geçici olması, onun zamana karşı dayanma ve direnme yeteneği ile sınırlıdır.
Ormana anlam kazandıran ağaçtır.
Toplum ise insanla anlam bulacaktır.
Ağaca bakarken ormanı göremeyen dağınıklıktan veya,
Ormanı seyrederken ağaçları fark edemeyen illüzyondan kurtulmak durumundayız.
Toplumu oluşturan bireylerin kendileri olduğuna göre,
Meselelere millet ile insan arasındaki bağı kopartamadan,
Geçmiş ile geleceğin bağlantısını kırmadan bakmak durumundayız.
Geçmişin gerçeklerine illiyet kurduran bugündür.
Geleceğin umutlarına yelken açtıran da bugündür.
Kuşkusuz ki;
İdeolojiler, bir fikriyatın olmasını hayal ettiği düzen ve toplum hayatının teorik alanını kapsamaktadır.
Biz buna değerler alanı diyebiliriz.
Vatan, millet ve bayrak, inanç sevgisi ve kaygısı;
Daha güçlü bir ülke beklentisi, bu değerler alanına girmektedir.
Ülkemin güvenliği tehlikeye düşerse kim benim önüme düşecek sorusunun cevabını en iyi biz biliyoruz.
Milletimin bekası tehdit altına girerse, kimin milli kimliğin, huzurun, barışın güvencesi olacağını da biz iyi biliyoruz.
Milliyetçi Hareket Partisi mensuplarının, milletimizin aradığı bu soruların cevapları konusunda doğrudan güvendiği yegane adres olduğunun farkındayız.
Gerçekler alanında günlük kaygıları yaşayan insanın siyaset karşısındaki tavrı daha esnektir.
Günlük yaşam kaygılarını, davranışlarını ve beklentilerini doğrudan etkilediği için tercih değişimine çok açıktır.
Üstelik bu duygu, daha iyiye ulaştıracağına inandığı seçme ve seçilme arzusuyla sürekli dinamik ve canlıdır.
Değerler alanında siyaset kuşkusuz daha sadık, daha samimi ve daha garantili bir taban oluşturacaktır.
Bunda kuşkumuz yoktur.
Ülküler, idealler ve hasretler yıldızlara benzerler.
Onlara ulaşamayacağımızı bilsek bile onlara bakarak yönümüzü bulabiliriz.
Ancak, bundaki ölçümüz, hayallerimizin peşinde koşarken günlük hayatın gerçeklerinden kopmamak olmalıdır.
Merhum Ziya Paşa demiş ki;
Pek çok müneccim gökyüzünde yıldız ararken,
Önlerinde kuyu olduğunu görmezler.
Bu gerçekler ile;
Hareketimizin merkezine mutlaka ülkülerimizi koyacağız ve koyuyoruz.
Ama bu yetmez. Önümüzdeki kuyuları da görecek vizyon genişliğini sağlamak durumundayız.
Özet olarak diyebilirim ki, bedeli kanla ödenerek kazanılmış Türkiye Cumhuriyeti’nin temel direği Ankara, üniter devlet yapısının, milli devlet anlayışının, dünyayı Türkçe okuyuşumuzun nişanesi ve nigehbanıdır.
Uzun sözün kısası Türkiye Cumhuriyeti 1923 kuruluş ruhuyla var olacaktır.
Güvence Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.
Türk milleti dünya durdukça yaşayacaktır.
Güvence Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.
İstanbul’un fethinin 600’üncü yıldönümü olan 2053’te süper Güç Türkiye’ye ulaşılacaktır.
Güvence Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.
Gelen Türk asrıdır, Türkiye ve Türk milleti 2071’de cihan ve uzay hakimiyeti mefkûresini Allah’ın izniyle başaracaktır.
Zafer inananlarındır.
Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.
Türk Milliyetçileri, milli görev ve sorumluluklarının idraki içinde emaneti kırıp dökmeden, günlük hesaplar içinde çarçur etmeden yarınlara ulaştıracak siyasi akla ve şuura sahip olduklarını fedakarlıklarıyla yine göstereceklerdir.
Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin meşakkatle kazandığı hak edilmiş ve çağdaş bir değer olan demokrasiye gönülden bağlıdır.
Milliyetçi Hareket Partisi, insanın insan olması sıfatından kaynaklanan temel hak ve hürriyetlere saygı duymaktadır.
Milliyetçi Hareket Partisi, herkes için bağlayıcı olan adaleti, düzeni, barışı ve hürriyeti birlikte tesis etmeyi hedefleyen hukukun üstünlüğüne inanmaktadır.
Milliyetçi Hareket Partisi, vatandaşlarımızın inançlarını yok saymadan, bir arada kardeşçe yaşamasının güvencesi olan din ve vicdan hürriyetini savunmaktadır.
Bunlar bizlere demokrasinin getirdiği nimet ve yükümlülüklerdir. Ve milli kültürümüzde kökleri vardır.
Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, 57’inci kuruluş yıl dönümümüz hayırlı olsun diyorum.
Tarih boyunca, dünyanın her yanında, milletimizi yaşatmak ve yüceltmek için mücadele etmiş ecdadımızı minnet ve rahmet duygularıyla anıyorum.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile silah ve dava arkadaşlarının, terörle mücadele şehitlerinin ve Çanakkale şehitlerinin aziz hatıralarını rahmetle, şükranla yad ediyorum.
Partimizin kurucusu, ilk Genel Başkanımız Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’e, ebediyete irtihal eden bütün dava arkadaşlarımıza ve ülkücü şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum.
Yeni yüzyılda yolunuz, bahtınız ve alnınız açık olsun. Cenab-ı Allah yar ve yardımcınız olsun. Sağ olun, var olun.
Ne Mutlu Türküm diyene.