İstikrardan çatlayacağız!

İstikrardan çatlayacağız!

“Ülkede istikrar var.”

Aslında bu kavram kullanımıyla,

“Tek parti” iktidarına vurgu yapılır.

Dahası tek parti iktidarıyla ülkenin “istikrara kavuştuğu” söylenir.

Hatta mesele biraz daha abartılıp,

Avrupa ve dünyanın bize gıptayla baktığı hikâyesi anlatılır.

Peki, gerçek öyle midir?

İşte tablo;

*

Bir ülkede;

Beş bakan için fezleke hazırlanıp…

Bakanlardan birisi “28 kez rüşvet almak ve 54 milyon doları cebe indirmekle” suçlanıyorsa…

Öteki bakan “10 defada 10 milyon dolar aldığı iddiasıyla” karşı karşıya kalıyorsa…

Diğeri bakanın “üç hamlede 1,5 milyon dolar rüşvet aldığı” söyleniyorsa…

Bir başka bakanın “imar planlarıyla oynadığı, ihaleye fesat karıştırdığı” iddia ediliyorsa…

*

Bir Ülkede;

Adı “Rüşvet ve yolsuzluk” iddialarına karışmış Rezza Zarrab isimli İranlı bir uşak;

“Türkiye’nin bütçe açığının yüzde 15’ini ben kapattım” diyorsa,

Dolar bir ayda yüzde 10 değer kazanıyorsa…

Merkez Bankası faizi bir hamlede beş puan artırıyorsa…

Türkiye dünyanın en kırılgan ekonomisi ilan ediliyorsa…

Ülkedeki açlık ve yoksulluk sınırı asgari ücreti bile sollayıp geçiyorsa…

Memleketin dört bir yanı üniversiteli işsizlerden geçilmiyorsa…

*

Bir ülkede;

Ülkenin Başbakanı devlet içinde “çete” kurulduğunu söylüyorsa…

Ülkenin iktidarı “savcı-hâkim-polis-bürokrat” dörtgeni “paralel devlet” kurmuş diyorsa…

Paralel ve çete diye suçlanan yapı 12 yıllık süreçte devletin kilit noktalarına bizzat iktidar olanlar tarafından atanmış ve ses çıkarılmamışsa…

Bir ayda beş bin polis görevden alınıp, 300’e yakın savcının görev yeri değiştiriliyorsa...

*

Bir ülkede;

Kamuoyunu altı yedi yıl meşgul eden, büyük yankı uyandıran büyük davalar birer birer çöküyorsa…

Yüzlerce insan üretilmiş belgelerle, sahte dijital verilerle hapse konulmuşsa…

Hâkimler dijital verilerin sahte olup olmadığına bakmadan hüküm vermişse…

Sonrasında Başbakan’ın başdanışmanı “orduya kumpas kuruldu” açıklaması yapılıyorsa…

*

Bir ülkede;

Kadına şiddet, cinayet tecavüz almış başını gidiyorsa…

İnsanlar arasında yaratılan kutuplaşma ve gerginlik, kavga ve çatışma noktasına dönüştürülüyorsa…

Yolsuzluk, yoksulluk, rüşvet, hakaret, yalan ve iftira artık toplumun azımsanamayacak bir kesiminde karşılık bulmuyorsa…

Demokrasinin tecellisi seçim sandıklarına elektrik kesintisiyle bulaşan şaibe için Enerji Bakanı’nın “Kırk trafoya kırk kedi girdi” açıklaması toplum tarafından tatminkâr bulunuyorsa…

*

Bir ülkede;

Anayasa Mahkemesi Başkanı “Hukuku siyasete alet edip linç etmeyin” diye feryat edip “vicdan yolsuzluğu” yapılmasına isyan ediyorsa…

Öğretmen “atanamıyorum”, İşçi- memur-emekli “geçinemiyorum”, çiftçi “ürünümü satamıyorum”, esnaf “siftah yapamıyorum”, iş adamı “işçinin parasını ödeyemiyorum” diyorsa…

Vatandaş ziynet eşyası fiyatını yakalayan bırakın et fiyatlarını Pazar tezgâhında ki “sebze ve meyvenin” bile yanına yaklaşamıyorsa,

Siz hangi istikrardan bahsediyorsunuz?

Tek kelimeyle “diken üzerinde” yaşayan milleti,

Siz hala “toplum mühendisliği” yaparak,

Size inananları yönlendirmeye devam ediyorsunuz.

Sorarım sizlere;

Bu nasıl bir istikrar?