“Kısacası, istatistiklerin ağzı olur, dili olmazsa bu istatistiklerden bir şey anlamak mümkün değildir. Tabii ki, istatistikler konusunda kurumların şeffaf olması güvenilirlikleri açısından çok önemlidir. Ancak, bu durum sadece büyüme rakamlarıyla ilgili değildir. 2003 yılında 5 milyar dolar, 2004’te 3 milyar dolar kaynağı belli olmayan para girişi olur, kimseden bir açıklama gelmez; turizm gelirlerine yurtdışındaki Türk işçilerinin harcamaları dahil edilir turizm gelirleri birden yükselir, bir açıklama gelmez; dış ticaret açıkları açıklanırken ithalat CIF olarak dikkate alınmaya başlanır ve dış ticaret açığı milyarlarca dolar düşük gösterilir, açıklama gelmez; bazı rakamlar bir yerde IMF tanımlı bir yerde Maliye, TCMB veya Hazine tanımlı olur yine açıklama gelmez... Sonra da, DİE’nin açıkladığı ve medyanın ön plana çıkardığı rakamlarla pembe tablo çizilir ve bizlerden de buna inanmamız beklenir.
Yukarda ayrıntıları açıklanan sanal (ya da hormonlu) büyüme, büyük ölçüde ithalata dayalı olup, dış ticaret açığı ve cari işlemler açığına yol açmaktadır. Cari işlemler açığı ise “düşük kur -yüksek faiz” politikasıyla cezbedilen sıcak para ve dış borçlanma ile finanse edilmektedir. Borç stokunun ve cari işlemler açığının ulaştığı bu boyut ekonomide kırılganlığı artırmakta ve krize açık hale getirmekte olup, sürdürülebilir bir durum değildir. Önlem alınmadığı takdirde, ani bir iç veya dış şok durumunda 2001’de yaşanandan daha ciddi bir krizle karşılaşabiliriz.”
İstatistiklerin neyi gösterdiği değil, neyi göstermediği (gizlediği) önemlidir!
Okuyuculardan ve akademik çevrelerden gelen yorum ve sorulara bakınca, istatistikleri daha ayrıntılı bir şekilde irdelemem gerektiği kanısına vardım. Tam bunu düşünürken, Mülkiye’deki öğrencilik yıllarımın başında İstatistiğe Giriş dersinde rahmetli Uğur Korum hocamızın söylediği söz aklıma geldi. Uğur Hoca derse başlarken şöyle demişti (her dönem başında aynısını söylermiş!): “Yalanın üç derecesi vardır: yalan, kuyruklu yalan, istatistik…” Hocamızın söylediği bu ironik gerçeği o zaman tebessümle karşılamıştım. Şimdi yine tebessüm ettim. Ama bu defa acı bir tebessümdü. Çünkü, istatistiklerle bize bir pandomim oynanıyor ve pembe tablolar çiziliyordu. Yine ABD’deki yüksek lisans öğrenimim sırasında öğrendiğim başka bir söz aklıma takıldı: “istatistiklerin neyi gösterdiği değil, neyi göstermediği (gizlediği) önemlidir…”
Hükümet ve bazı çevreler pembe tablolar çiziyor. Ancak, vatandaşlarımız feryad ediyor ve kendilerinin refahına yansıyan bir gelişme bulunmadığını söylüyor. Ekonomi üretim ekonomisi olmaktan çıkmış, rakamlardan ibaret sanal bir ekonomi haline gelmiş. Dolayısıyla da istatistikler her şeyi iyi gösterirken bunu vatandaşlarımız hissetmiyor. Bazı anlı şanlı akademisyenler de işlerine (veya patronlarının işlerine) öyle geldiği için bu pembe tabloyu gerçekmiş gibi göstermeye yardımcı olmaktalar. Şimdi gelin bu istatistiklerle çizilen bu pembe tablonun arka planına bir göz atalım ve daha yakından inceleyelim.
Cari İşlemler Açığının Önemi
Cari işlemler dengesi, kısaca bir ülkenin döviz gelir-giderlerinin dengesidir. En önemli unsuru mal ve hizmet ihracatı ve ithalatıdır. Cari işlemler hesabında verilen her açık, eksi rakam olarak, ülkenin bulması gereken döviz miktarını göstermektedir. Cari işlemler açığının, borçlanma yoluyla kapatılması gerekmektedir. Bu ise, iç ve dış borçların yükselmesi ve faiz yükünün artması demektir. Son yıllarda cari işlemler açığı giderek sıcak parayla finanse edilir hale gelmiştir.
Manipüle edilmiş rakamlarla bile cari işlemler açığı 2004 yılı itibarıyla rekor kırarak 15.5 milyar dolara başka, bir deyişle GSMH’nın %5.2’sine ulaşmış bulunmaktadır. Uluslar arası literatürde ve finans çevrelerinde bu oranın yüzde 4’ü aşması tehlikeli olarak yorumlanmakta ve kriz habercisi olarak algılanmaktadır.
Bu son derece sağlıksız durum sizce nereye kadar sürdürülebilir? Ancak, yatsıya kadar!
Aslında, cari işlemler açığı finanse edilebilir düzeyde olsa bile sorun çözülmüş sayılmaz. Üstelik bu açık giderek kısa vadeli sermayeyle karşılanıyor, yani daha riskli hale geliyorsa daha da tehlikelidir. Peki yalancının “ampulu” söndüğü zaman Türkiye’yi bu karanlıktan kim kurtaracak?
Belki sizleri hemen karanlıktan kurtarmamız mümkün değil, ama size karanlıkta kaybolmamanız için, istatistiklerle yapılan manipülasyonlardan bazılarını anlatarak yardımcı olmaya çalışayım.
İstatistiklerde Manipülasyon
Merkez Bankası 26 Nisan 2004 tarihinde bir basın duyurusu yayınlayarak 2004 yılı Ocak ayından başlamak üzere Ödemeler Dengesi Tablosunda bazı değişiklikler yapmıştır. Açıklama şöyle:
“2004 yılı Ocak ayından başlamak üzere, yeni uygulamada, yabancı ziyaretçilerin yaptığı harcamalara ilave olarak anketten hesaplanan yurtdışında ikamet eden Türk vatandaşlarının Türkiye’de bulundukları süre içerisinde yaptıkları ve ödemeler dengesi metodolojisine göre turizm geliri olarak kabul edilen harcamalar da “Turizm Geliri” içerisinde değerlendirilmiştir. Buna karşın, bankalardan alınan aylık döviz raporları çerçevesinde, yurtdışında ikamet eden Türk vatandaşları tarafından gönderilerek Türk lirasına dönüştürülen döviz havaleleri ile bu vatandaşlarımızın Türkiye’deki döviz tevdiat hesaplarından (DTH) yaptıkları Türk lirası kullanımlar ve Türkiye’de bulundukları sürede harcadıkları efektiflerden oluşan “İşçi Gelirleri”nden, DTH’ndan yapılan Türk lirası kullanımlar ile efektif işlemleri çıkarılmıştır. Başka bir deyişle, “İşçi Gelirleri” ile “Turizm Gelirleri” arasında bir sınıflama değişikliği yapılmış ve bu değişim 2003 yılı verilerine de uygulanmıştır.
Buna göre ilgili yılda işçi gelirleri 2.321 milyon ABD dolarından 729 milyon ABD dolarına düşerken, turizm gelirleri 9.676 milyon ABD dolarından 13.203 milyon ABD dolarına çıkmıştır.”
Diğer bir değişiklik ise, “Cari İşlemler Hesabı/Hizmetler Dengesi” içerisinde yer alan ve mal taşımacılığından elde edilen “Navlun” gelir ve giderleri ile bunlara ait “Sigorta” gelir ve giderlerinin yeniden hesaplanmasıdır.
Buna göre, Türk ve yabancı bayraklı araçların taşıma sistemlerine göre ayrıştırılması sağlanmıştır. Ayrıca, önceki hesaplama yöntemine göre; uluslararası uygulamada kabul edilen oranlar dahilinde, taşıma sistemleri dikkate alınmaksızın toplam ihracat ve ithalat değerleri üzerinden hesaplanarak bulunan navlun gelir ve giderleri, 2003 yılı için bu paralelde revize edilmiştir.
Buna göre 2003 yılında navlun gelirleri 2.356 milyon ABD dolarından 1.314 milyon ABD dolarına düşerken, navlun giderleri 1.707 milyon ABD dolarından 2.018 milyon ABD dolarına çıkmıştır.
Bakalım şimdi bundan ne anlaşılıyor? Aslında teknik açıklamalardan pek bir şey anlaşılmıyor. Ama dikkatli bakınca neler görüyoruz?
Türk işçileri yabancı turist, dövizleri turizm geliri oluyor
Yurtdışında yaşayan Türk işçileri, yabancı turist oluyor, onların bozdurduğu paralar da turizm geliri oluyor. Değiştirilen hesaplama yöntemi sonucunda, daha önce yurtdışındaki yurttaşların gönderdiği dövizler ile Türkiye’ye geldiklerinde yaptıkları harcamalar işçi dövizi olarak gösterilirken, değiştirilen yöntem ile işçi dövizi gelirleri turizm gelirleri olarak hesaplanmaya başlanıyor. Peki bu durum 2003 yılında patladığı söylenen turizm gelirlerini ne kadar artırıyor? Tamı tamına 3.527 milyon dolar. Alın size rekor turizm geliri. 9.626 milyon dolar olan turizm gelirimiz bir anda 13.203 milyon dolara çıktı. Cari işlemler açığımız da 200 milyon dolar azaldı. Evet buradaki azalma turizm gelirlerindeki artış kadar değil, ama bütün pembe tablocular “korkmayın canım turizm gelirlerimiz cari açığı karşılar” demeye başladı. Ayırca, eğer yurtdışından gelen işçilerimiz
Kısacası; Merkez Bankasının açıkladığı ödemeler dengesi hesaplamalarında yapılan değişikliklerle birlikte 2003 yılı cari işlemler açığı US$ 6.8 milyardan US$ 6.6 milyara düşmüştür. Merkez Bankasının "İşçi Gelirleri" ile "Turizm Gelirleri" arasında yaptığı sınıflama değişikliği ile 2003 yılı turizm gelirleri US$ 3.5 milyar artışla US$ 9.7 milyardan US$ 13.2 milyara yükselmiştir.
Peki 2004 rakamlarının ne kadarı hesaplama değişikliğinden kaynaklanıyor? Bu belli değil.15.888 milyon dolar olarak açıklanan 2004 yılı turizm gelirlerinin 2003’teki hesaplamadan kaynaklanan farka basit bir şekilde oranlarsak, 4.244 milyon dolarlık bir hesaplama farkı ortaya çıkmakta, böylece gerçek turizm geliri 11.644 milyon dolara düşmektedir.
İthalat CIF değil FOB olarak hesaplanıyor
Pembe tablocuların ödemeler dengesi hesaplarıyla ilgili başka bir göz boyaması ise, dış ticaret açıklarının daha düşük gösterilmesidir. Kısaca, ithalatın CIF değil FOB olarak gösterilemeye başlanması, yani navlun ve sigorta giderlerinin ithalat rakamından düşülmesi ile yapılan bu boyamanın miktarı da çok önemli boyutlara ulaşmıştır. Şimdi size 2004 yılında ithalatın CIF olarak 97.540 milyon dolar, FOB olarak ise 87.427 milyon dolar olduğunu, dış ticaret dengesi hesaplanırken dikkate alınan ithalat rakamının ise sadece 90.925 milyon dolar olduğunu söylersem bu farkı çok bariz bir şekilde anlayacaksınız. Yani eski hesaba göre dış ticaret açığı 34.419 milyon dolar iken, yeni hesaba göre 23.925 milyon dolar!
Yalancının “ampulu” yatsıya kadar yanar!
Siz de abartmayın canım! Ne olacak o kadar farktan? Zaten siz kötü niyetlisiniz diyecekler! Şunun şurasında ne güzel pembe tablolar çiziyoruz, vatandaşa umut aşılıyoruz, kriz tellallığı yapmayın diyeceklerdir.
Ama ben sizi uyarıyorum: Yalancının “ampulu” yatsıya kadar yanar! Sonra karanlıkta kalmamak için söylediklerime kulak verin ve önleminizi alın. Krizi istatistikleri manipüle ederek ve pembe tablolar çizerek önleyemezsiniz. Ancak, gerçek ve sürdürülebilir bir büyüme sağlayarak, kısa vadeli sıcak para girişi yerine kalıcı doğrudan yabancı sermaye girişiyle krizi önleyebilirsiniz. Bu cari işlemler açığı ve bu anlayışla ancak krizi erteleyebilirsiniz.
Başta da söylediğim gibi yine tekrar ediyorum:
Borç stokunun ve cari işlemler açığının ulaştığı bu boyut ekonomide kırılganlığı artırmakta ve krize açık hale getirmekte olup, sürdürülebilir bir durum değildir. Önlem alınmadığı takdirde, ani bir iç veya dış şok durumunda 2001’de yaşanandan daha ciddi bir krizle karşılaşabiliriz.
ÖDEMELER DENGESİ HESAP DEĞİŞİKLİĞİ
| | 2003 Eski | 2003 Yeni |
| İşçi Gelirleri | 2.321 | 729 |
| Turizm Gelirleri | 9.676 | 13.203 |
| | | |
| Navlun Geliri | 2.356 | 1.314 |
| Navlun Gideri | 1.707 | 2.018 |
| | | |
| İnşaat Hizmetleri | 906 | 682 |
| Diğer Ticari Hizmetler | 1.709 | 1.352 |
| Diğer Hizmetler | 1.537 | 1.216 |