SAĞLIK

İspanya'da farelerdeki pankreas kanserini tedavi eden araştırma umut oldu

- Prof. Dr. Mert Erkan: - 'Çalışma başarılı sonuçlar gösterdi. Hem tümörü, çoğalmasını engelleyerek küçülttü, yok etti, hem de bunun 200 gün gibi etkili olduğunu gösterdi. Bu hayvanların ömrünün bir yıl civarında olduğunu düşünün, dolayısıyla etkisinin uzun süreli olduğu düşünülüyor' - 'Birçok insan için bu gelişmenin, bizim yetersiz kaldığımız noktada bir kalıcı çözüm getireceğini ümit ediyorum'

İSTANBUL (AA) - 'Üçlü kombinasyon tedavisi'yle farelerdeki pankreas tümörünü yok eden İspanyol bilim insanlarının çalışması, tıpta önemli bir araştırma olarak görülüyor.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mert Erkan, İspanyol araştırmacıların yürüttüğü 'üçlü kombinasyon tedavisi' olarak tanımlanan çalışmayı AA muhabirine değerlendirdi.

Pankreas kanserine çok sık rastlanmadığını, ancak ölüm istatistiklerine bakıldığında en ölümcül kanser türleri arasında olduğunu belirten Erkan, bu kanserin erken evrede tespit edilse bile yüksek yayılma riski nedeniyle ölümcül seyrini sürdürdüğünü vurguladı.

Erkan, 'Pankreas kanserinde standart tedavi, mümkün olduğunda cerrahi, sonra sistemik tedavidir. Bunlar hücreye verilen zehirlerdir, hücreye bozuk yapı taşı verilir ve bunu kullanan hücrelerin bölünürken ölmesi sağlanır. Akıllı ilaç olarak adlandırılan yeni model ilaçlar ise standart kemoterapiden farklı olarak belli molekülleri hedefler. Bu çalışmanın farkı, kullanılan hedefe yönelik ilaçların kanseri birkaç noktadan hedefleyerek etkisiz hale getirmeye çalışmasıdır.' ifadelerini kullandı.

Pankreas kanserinde en sık karşılaşılan genetik değişikliklerden birinin K-RAS mutasyonu olduğunu kaydeden Erkan, pankreas kanserlerinin yaklaşık yüzde 90-95'inde K-RAS mutasyonunun ortak olarak bulunduğunu, K-RAS'ın hücrenin dış dünyadan aldığı sinyallerin birleştiği merkezde yer aldığını söyledi.

İkinci kuşak sekanslama yöntemleriyle tümörlerin genetik yapısının daha iyi analiz edilebildiğini dile getiren Erkan, 'K-RAS'tan çıkan komutlar hücreye 'bölün', 'çoğal', 'direnç göster' gibi kritik emirler veriyor. K-RAS mutasyonları, dış sinyallere ihtiyaç olmadan hücreye sürekli bölünme ve çoğalma komutu verdiği için pankreas kanseri olgularında yüzde 90-95 oranında ortak olarak bulunuyor.' diye konuştu.

Araştırma kapsamında K-RAS'a saldırmanın ilk defa akla gelmiş bir şey olmadığını ifade eden Erkan, 'Bu çalışmanın farkı K-RAS'ı hedef aldığı kadar, K-RAS'ın öncesinde K-RAS dışı yollarla da hücre merkezine 'bölün', 'çoğal', 'direnç göster' komutu gösteren epitelyal büyüme faktörlerini bloke eden, bizim meme ve akciğer kanserinde çok kullandığımız yolu bloke eden, ikinci bir ilaç kullanıyor.' dedi.

Çalışmanın henüz kliniğe girmiş bir tedavi olmadığını, fareler üzerinde uygulandığını ve sonuç alındığını söyleyen Erkan, 'Çalışma başarılı sonuçlar gösterdi. Hem tümörü, çoğalmasını engelleyerek küçülttü, yok etti, hem de bunun 200 gün gibi etkili olduğunu gösterdi. Bu hayvanların ömrünün bir yıl civarında olduğunu düşünün, dolayısıyla etkisinin uzun süreli olduğu düşünülüyor.' değerlendirmesini yaptı.

- Diğer kanserlerin tedavisinde de işe yarayabilir

Prof. Dr. Erkan, çalışma kapsamında elde edilen bulguların diğer kanser türlerinin tedavisi açısından da işe yarayabileceğini belirtti.

Erkan, İspanya Ulusal Kanser Araştırma Merkezi'nde (CNIO) çalışmayı ortaya koyan ekibin başındaki Deneysel Onkoloji Grubu Başkanı Mariano Barbacid'in 76 yaşında aktif araştırmalarını sürdüren bir bilim insanı olduğuna dikkati çekti.

Bir çalışmanın deney hayvanlarında başarılı sonuç vermesinin ardından klinikte rutin uygulamaya girmesinin yıllar sürebileceğine ilişkin Barbacid'in açıklamasını aktaran Erkan, şunları kaydetti:

'Bütün ilaçlar, bütün çalışmalar için de böyledir. O yol boyunca çıkabilecek potansiyel diğer sorunlara bakmak lazım. Bunların en başında şu an deney hayvanından farklı bir model olarak insan kanserine baktığımızda aynı etkinin aynı şekilde başarılı olduğunu gösteren daha elimizde bir veri yok, klinik bir çalışma yok. Pankreas kanserinde bu bir gün gelecek. Ne zaman gelecek, onu bilmiyorum. Ama biz hastalarımıza mevcut tedavi seçenekleriyle kaliteli bir süre katıp, ömür uzatıp mümkünse kür sağlarken, bir yandan da tıbbın gelişmesine ilave bir pencere açmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla birçok insan için bu gelişmenin, bizim yetersiz kaldığımız noktada bir kalıcı çözüm getireceğini ümit ediyorum.'