DP geleneği çevre-merkez geriliminin yoğunlaştığı bir dönemde çevre adına merkeze gelenlerin siyasi yapılanmasıydı. Bu yapılanmada çevrenin bütün unsurları vardı. Deyim yerindeyse, Demokrat Partiyle birlikte sosyolojik dönüşüm ve değişim toplumsal fay hattının kırılmasına neden olmuştu. DP geleneğinden gelen anlayış, milletin değerleriyle bütünleştiğini ifade etmesine rağmen bir türlü çevrenin sorunlarını çözemedi. Aynı zamanda milli ve manevi değerlerin sözcülüğünü yaptığını iddia eden bu anlayış, bu değerlerin de kimi zaman yıpranmasına neden oldu. İşte son süreçte DYP Genel Başkanı'nın ifadesini bu yönde verilebilecek bir örnektir. Dağdakilere masumiyet verebilecek, devleti yaptığı mücadelesinde tereddüde düşürebilecek bu ifadeler çevre üzerinde çok olumsuz bir etki bırakmıştır. Yıllardan beridir sözcülüğünü yaptığını ifade ettiği toplumsal kesimlerin değerlerine ters düşerek, siyaset projelerini bir yerlerde belirleyenlere alet olunmuştur. Güler KÖMÜRCÜ ‘dağdan ovaya ovadan federasyona mı?' isimli ilgi çekici makalesinde, "Çok değil birkaç hafta önce, Washington'ın talimatıyla PKK terör örgütü ile 'mücadele' adı altında malum koordinatörlük makamı tesis edildiğinde, bu yeni pozisyonun başlattığı tartışmaların bölücü terör örgütü PKK'yı siyasallaştırma-Meclis'e sokma operasyonun bir parçası olacağı kuşkuları beynimizin kurduna dönüşmüştü. Ve şimdi... Hiç tahmin etmediğimiz bir isimden, DYP Lideri AĞAR'dan 'beynimizdeki şüphe kurduna' gönderme geldi, Ağar, PKK 'dağda silahla gezeceğine ovada siyaset yapsın' diyerek.... Noktaları siz doldurun. Ne?!..." (Akşam, 12.10.2006) ifadeleriyle,DYP Lideri'nin çok kritik bir dönemde böylesi bir konuşma yapmasının manidar olduğuna vurgu yapmıştır. Yani bütün gelişmeler ve söylenen sözler Atlantik ötesinden kurgulanmaya çalışılan yeni bir anlayışın yansımaları mıdır? Bunu zaman gösterecek elbette!
Türk milletinin değerlerine sahip olduğunu ifade edenler, her nedense yıllardır Türk milletinin sorunlarına çözüm bulamadılar. Etnik gerilimin arttığı, terörün küresel koalisyon ortaklarıyla yürüttüğü ihanet sürecinde hala demokratikleşmeden, insan haklarından bahsedilmektedir. Ali BAYRAMOĞLU'da bu görüştedir: " ...Önemli olan bu sürede akılcı politikalar gütmeyi öğrenmektir. Demokratik yollarla PKK karşıtı Kürt yapılanmasını ve politikasını teşvik etmektir...) (Yeni şafak, 12.10.2006) Yani değişik ifade ve yaklaşımlar iyi incelendiğinde ana fikirlerindeki çarpıcı aynılık gözden kaçmayacaktır. Çevre adına merkeze talip olanlar, çevrenin değerlerini tahrip etmektedir. Bu gelinen aşamada çevrenin psikolojik tramva geçirmesi söz konusu olmaktadır. Bu itibarla her türlü etkiye ve yönlendirmeye açık olan toplum, yaşanan psikolojik tramva neticesinde milli reflekslerini kaybetme noktasına gelmiştir. Bu durum sürdürülemez bir durumdur. Milli düşünceye en çok ihtiyaç duyulan böyle bir dönemde, söylenen nifak ve ihtilaf içeren sözlerden sonra; ‘ bu da nerden çıktı şimdi? Böyle birisi nasıl bu şekilde düşünür?' sorusu çok sorulmaya başlanmıştır! Vakit geç olmadan milli konularda müşterek tavırları ortaya koymak gerekmektedir. Çünkü tehlike büyük ve sinsidir...