Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 82.yıldönümünü kutladığımız bugünlerde, zihniyet ve ideoloji ilişkisi bir kez daha gündeme gelip oturmuştur.
Cumhuriyet projesinin temelinde olgun, kararlı ve milli bir zihniyet bulunmaktadır. Bu zihniyetin hali ve istikbali ise her şeyden önceliklidir. Cumhuriyet, zihniyet açısından mükemmel bir terkibi ortaya koyar.Ancak, çok zaman bu terkibin bütünlüğü tehdit edilmiştir. Buna rağmen kuruluşta ki sağlam örgü, Cumhuriyetin bu tehditlere boyun eğmesini engellemiştir. Cumhuriyetin temelinin sağlam olması, bozuk zihniyetlerin egemenliğini engellemiştir.
Cumhuriyetin en temel zihniyeti, “hakimiyetin kayıtsız şartsız milletin olduğu” tezidir. Zira Cumhuriyet zihniyeti; kul anlayışından yurttaş anlayışına ulaşmanın, hanedan egemenliğinden milletin/cumhurun egemenliğine geçişin simgesidir. Yani, Cumhuriyetimizin temelinde milletin egemenliği vardır. Bu bakımdan, Cumhuriyetin korunup kollanması ve devamlılığın sağlanması da milletin bütüncül davranışına bağlıdır.
Bu bağlamda Cumhuriyetin devamlılığı yada korunup kollanmasıyla birlikte sahip çıkılması bir kişiye indirgenemez. Böyle bir indirgenme olsa olsa millete üsten bakan, ama ağızlarından demokrasi tekerlemesini eksik etmeyenlerin işidir. Kaldı ki, bir kişiye destek olmanın Cumhuriyete sahip çıkılması ile eşanlamlı olduğu izahı ya da açıklamaları Cumhuriyetin kurucu zihniyetiyle asla bağdaşmaz. Böylesi izahların tarafları ise en nazik tabirle bozuk zihniyetin girdabına düşmüşlerdir.
O halde bir kişiye destek olmak, o kişiyi savunmak; nasıl olurda Cumhuriyete sahip çıkmakla özdeşleştirilir? Bu nasıl bir garabet durumdur?
Evet, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan TEZİÇ, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Yücel AŞKIN’a sahip çıkmanın, Cumhuriyete sahip çıkmak olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca, 23 Ekim 2005 tarihinde üniversite rektörleri topluca Van’a giderek, Rektör Yücel AŞKIN’a destek olmuşlardır.
Cumhuriyet bir teferruat mücadelesi olmayıp, esas ve ruh mücadelesinin abideleşmiş halidir. Bu mücadelenin neticesinde milletin hakimiyeti gerçekleşmiştir. Bu çerçevede, milletin her türlü duyarlılığından bihaber olan sakat zihniyetler kendi dünyevi saltanatlarının devamlılığı için, uğruna nice fani bedenlerin toprağa düştüğü Cumhuriyeti ve onun zihniyetini emellerine alet etmekte bir beis görmemektedir.
Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte hanedan anlayışının kalktığı ifadesi retorikte kalan bir ifadedir. Ne yazık ki, 82 yılda öyle hanedanlar türedi ki!
Üniversiteleri hanedan anlayışıyla yönetenlerin, bu milletle müştereklerini kaybetmişlerin millet hakimiyetine dayanan cumhuriyeti kendi emelleri çerçevesinde yorumlamaya çalışmaları ne kadar hazin bir manzarayı ortaya çıkarıyor. Sanki, mevcut düzene kafa tutmayı andıracak bir biçimde kalkıp, süreç itibariyle halen bağımsız yargıda yargılanmasına devam edilen bir kişiye destek için Van’a topluca gidilmesi hiçbir şekilde Cumhuriyet zihniyeti ile bağdaşmaz. Asıl bağımsız yargıya sahip çıkmak, ona müdahale etmemek Cumhuriyetin yaşaması ve devamlılığı için hayati bir öneme sahiptir.Padişah fermanını yırtıp atan ve adalet içinde karar veren kadıların bu yüzyılda ki temsilcilerine müdahaleye kalkmak Cumhuriyete zarar vermiyor mu? Hani siz Cumhuriyete sahip çıkıyordunuz?
Peki, sayın YÖK temsilcileri, milli konularda neden böyle ortak hareket etmiyorsunuz? Kıbrıs, kuzey Irak, Ege Kıta Sahanlığı, terör, açlık, sefalet, yoksulluk, milli onur siz neyi çağrıştırıyor? Her gün gelen şehit cenazelerinden gözleriniz yaşarıyor mu? Dağda gezen eşkıya Cumhuriyeti tehdit ederken, popüler kültürün işgal ettiği bilinçler iğdiş olmuşken, Allah aşkına söyler misiniz sizler ne yapıyorsunuz? Durun ben size söyleyeyim: Siz bir kişiye sahip çıkmanın Cumhuriyete sahip çıkmakla aynı şey olduğunu ifade ediyorsunuz! Hanedanlıklarınızı her ne pahasına olursa olsun sürdürme gayreti içindesiniz…Tek kelimeyle durumu özetlemek gerekirse; yazık!
İşte, Cumhuriyetin zihniyeti bu bozuk zihniyetlerle mücadele edecektir? Monteskiyö, Kanunların Ruhu isimli eserinde, “Cumhuriyetin temeli fazilettir” demişti. Cumhuriyet anlayışının temeli fazilet olduğuna göre, zihniyeti de fazilettir. Bu faziletten yoksun bozuk zihniyetlerin bu necip millete vereceklere bir şey bulunmamaktadır. Bağımsız Türkiye Cumhuriyetinde, özerk/otonom, bağımsız hareket etmeyi demokrasiyle izaha kalkanlar Bergson titizliğiyle kendilerini bir kez daha gözden geçirmelidir.
Türkiye Cumhuriyeti bir aydınlanma projesidir. Eflatun, “ karanlıktan korkan çocuğu bağışlayabiliriz; ama gerçek trajedi aydınların aydınlıktan korkmalarıdır.” der. Ne yazık ki, Cumhuriyet zihniyetinin aydınlığından korkanların durumu, karanlıktan korkup da ıslık çalan korkağın haline çok benzemektedir.
Unutulmamalıdır ki, Türk Vatanı Malazgirt Zaferiyle kazanılmış, Cumhuriyetle olgunlaşmış kutsal bir toprakta millet iradesinin üstünlüğünün adıdır. Hiç kimse Cumhuriyeti kendi karanlık zihniyetine alet edemeyecektir. Türk milleti böylesi bir duruma izin vermeyecektir.
Not: Kıymetli okuyucularım, Mübarek Ramazan Bayramınızı tebrik eder sağlık, huzur ve esenlik dolu günler geçirmenizi dilerim.