BÜYÜME SANAL, İŞZİZLİK GERÇEK

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2005 yılı son çeyreğine ve yılın tamamına ilişkin büyüme rakamlarını açıklamasıyla birlikte başlayan rakamların güvenilirliğine ilişkin tartışma hızlanarak devam ediyor.

Dilerseniz, biz yine önce resmi rakamları ve TÜİK açıklamalarını ele alalım, sonra değerlendirmelerimizi sizlerle paylaşalım.

TÜİK Rakamlarına Göre Büyüme

TÜİK verilerine göre, geçen yılın son çeyreğinde GSMH artışı yüzde 10.2, GSYİH artışı ise  yüzde 9.5 olarak gerçekleşti. 2005 yılının tamamında ise, GSMH yüzde 7.6, GSYH ise yüzde 7.4 oranında büyüdü. 2005 yılı büyümesi, yüzde 5'lik hedefin 2.4 puan, bir başka deyişle yüzde 52 üzerinde gerçekleşti. 2004 yılında 4 bin 172 dolar seviyesinde bulunan kişi başına GSMH geçen yıl 5.008 dolara yükseldi.

Sürpriz Büyümenin Nedeni: Revizyon

2005 yılına ilişkin büyüme oranının beklentilerin oldukça üzerine çıkması yılın önceki dönemlerine ilişkin büyüme oranlarının da revize edilmesinden kaynaklandı. TÜİK daha önce yüzde 5.3 olarak açıkladığı yılın ilk çeyreğine ilişkin büyüme oranını yüzde 7.5’e, yüzde 3.4 olarak açıkladığı ikinci çeyreğe ilişkin büyüme oranını yüzde 4.7’ye, üçüncü çeyrek büyüme oranı da yüzde 7.3’ten yüzde 8’e çıkardı.

Öte yandan, 2005'in son üç ayında yüzde 6 civarında beklenen büyüme yüzde 9.5 çıkınca, GSYİH artışı toplamda yüzde 7.4'e ulaştı.

TÜİK, 2005'in ilk dokuz ayında GSYİH’nın yüzde 5,5 oranında büyüdüğünü tahmin etmişti. Ama revizyon sonrası ilk dokuz ayda büyüme yüzde 5.5’ten yüzde 6.7'ye çıktı. Özellikle birinci ve ikinci çeyreklerdeki düzeltme olağanüstü dikkat çekici görünüyor: ilk çeyrekte yüzde 4.8 yerine 6.6, ikinci çeyrekte yüzde 4.2 yerine 5.5 hesaplanmış.

Büyüme rakamlarının revize edilmesi olağan bir şeydir, ancak bu ölçüde sürpriz bir revizyon henüz görmediğimiz bir şeydir. Hele hele, dördüncü çeyrekteki büyüme ise en beklenmedik sürpriz oldu. Son çeyrekte yüzde 6 civarında bir büyüme beklenirken, rakam sürpriz şekilde yüzde 9.5 olarak açıklandı. İlk üç ayın rakamlarındaki revizyona birçok yazar ve ekonomist dikkat çekti, ancak son çeyrekteki artışa pek dikkat çekilmedi. Sonuç olarak 2005 yılını yüzde 7.4'lük büyüme ile tamamladığımız açıklandı (ama nasıl olduğunu kimse anlayamadı!). Ben hala hesaplayamadı! Acaba 2005 yılının gerçek büyüme rakamı kaç?

Tarımda Sürpriz Daha Büyük !

Neyse, biz yine de değerlendirmemize devam edelim. Türkiye ekonomisinin geçen yılki büyüme hızının yüzde 7.6 olmasında tarım sektöründeki yüzde 5.6’lık büyümenin önemli katkısı olduğu anlaşılıyor. Tarım sektöründe yılın ilk üç çeyreğine ilişkin büyüme oranlarının yeniden hesaplanması yüzünden söz konusu çeyreklerdeki GSMH büyüme oranları da yükseldi.

Tarım üretiminin yüzde 1.7 oranında küçüleceği beklenirken ve hesaplamalar ona göre yapılmışken, sürpriz bir şekilde yüzde 5.6 oranında bir artış olduğu tahminin nasıl yapıldığı da anlaşılamayan hususlar arasında.

Örneğin, 2005 yılının ikinci üç ayında bu sektörde katma değer yüzde 0.1 artmış gözükürken, yapılan revizyon sonunda artış yüzde 8.2'ye yükseltilmiştir.

Diğer sektörlere baktığımızda, sektörel bazda en yüksek büyümenin, sabit fiyatlarla yüzde 21.5 ile inşaatta gerçekleştiği görülüyor. 2005 yılında tarım yüzde 5.6, sanayi yüzde 6.5, ticaret sektörü de yüzde 7.4 büyüdü. Büyüme ulaştırma haberleşmede yüzde 8,8, konut sahipliğinde yüzde 1,5, serbest meslek ve hizmetlerde yüzde 7,4, devlet hizmetlerinde yüzde 0,8, ithalat vergisinde yüzde 12,2 olmuş.

Stok Artmaya Devam Ediyor

2005 yılı büyümesinde bir diğer tartışma da, stok artışlarıyla ilgili tartışmalar. TÜİK 2005 yılında, hem cari hem de sabit fiyatlarla, yurtiçi gelirin yüzde 5.3’ü düzeyinde bir stok artışı olduğunu açıkladı. Ancak kimse bu rakamın gerçeği yansıttığını söyleyemiyor, çünkü mantıklı ve ekonomik bir açıklaması yok..

2005 yılında 2023 Dergisi’nde yayınlanan “İstatistiklerin Ağzı Var, Dili Yok” başlıklı yazımızda bizim de belirttiğimiz gibi, aslında stok artışına ilişkin tartışmalar yeni değil.  Aslında, ulusal gelir hesaplarındaki stok artışlarıyla ilgili tartışma, 2002 yılından buyana sürüyor. Stok artışı;  harcama yöntemine göre  milli gelir hesaplaması ile üretim yöntemine göre milli gelir hesaplaması arasındaki farkın TÜİK  tarafından  stok artışı olarak kabul edilerek büyüme hesaplarına yansıtılmasından kaynaklanıyor. Bu durumda Türkiye’de sanayi kesiminin dört yıldır sürekli olarak  stoklarını kesintisiz olarak arttırdığı gibi anlaşılmaz bir sonuçla karşılaşıyoruz.

Daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi, stok rakamlarındaki artışın kaynağının bilinmemesi, ödemeler dengesindeki net hata ve noksan kalemindeki belirsizliğe benziyor. Yani dövizin nereden geldiği belli olmadığı gibi, harcama ve üretim yöntemiyle büyüme rakamları arasındaki farkın kaynağı da belli değil.

Ancak bu durum biraz ekonomi bilenlere pek de mantıklı gelmiyor. Çünkü stok tutmak maliyetli bir iş ve her sene stokların artıyor görünmesi iktisadi açıdan mümkün değil.

Dolayısıyla, sanal büyüme devam ediyor, ancak bu büyüme işsizlere ve yoksullara yansımıyor. Çünkü, yatırımlardaki artış söylendiği düzeyde değil. Büyük ölçüde ithalat ile ulaştırma ve haberleşme sektörlerine dayanan büyümenin işsizliği azaltmaması normal bir durum. Çünkü, yüksek üretim maliyetlerine kurun aşırı değerlenmesi de eklenince, birkaç yıl öncesine kadar yurtiçinde üretilen bir çok aramalı da ucuz olduğu için yurtdışından ithal edilmeye başlanıyor. Böylece bu alanlarda üretim ve dolayısıyla istihdam azalıyor ve Türk firmaları rekabet edemez hale geliyor.

Sanal Büyüme İşsizliği Azaltmıyor: İşsizlik Artmaya Devam Ediyor

2005 yılı Aralık, 2006 yılı Ocak ve Şubat aylarını kapsayan üç aylık dönemi kapsayan Ocak 2006 verilerine göre; toplam işsiz sayısı 2 milyon 799 bin kişi, işsizlik oranı ise % 11,8'dir.

İşsizlik oranındaki ve işsiz sayısındaki artış eğilimi dikkat çekicidir. 2005 yılının ikinci yarısında artmaya başlayan işsizlik oranı Aralık itibarıyla yüzde 11.2’ye Ocak 2006 itibarıyla da yüzde 11.8’e yükselmiştir.

İşsizlikle ilgili İşsizlik, Yoksulluk ve Gelir Dağılımında Bozulma başlıklı yazımızda da dikkat çektiğimiz gibi, genç nüfustaki işsizlik oranı da yükselmeye devam etmekte olup, 2004’te yüzde 19,6 olan bu oran yüzde Aralık 2005 dönemi itibarıyla 21.5’e yükselmişti. Ocak 2006 itibarıyla ise, yüzde 21.9’a yükselmiş bulunmaktadır. Buna paralel olarak, eğitimli nüfustaki işsizlik oranın ile kentlerdeki işsizlik oranının artmakta olduğu dikkat çekmektedir.

Sonuç

Büyüme rakamlarında geçen yıl baz yılı kaydırmasıyla yapılan revizyona, bu yıl sadece düzeltme amacıyla devam edildiğini ve revize oranının sürpriz bir şekilde yükseldiğini görüyoruz. Yoksa bu büyüme sürprizi bir başka sürprizin, yani sürpriz seçimin habercisi olmasın? Aslında, seçimin artık sürprizlik bir hali kalmadı ve her kesim tarafından tartışılmaya başlandı.

Ama, bu tartışmaların istatistiklerin güvenilirliğini kaybetmesinden kaynaklanması ekonomi açısından iyi bir şey değil. APK Hükümeti daha önceki bazı yazılarımızda da ifade ettiğimiz gibi, sürekli olarak rakamların hesaplanmasında şeffaf olmayan değişiklikler yaparak, bir taraftan pembe tablolar çizmek isterken, bir taraftan da rakamların serilerini ve ağırlıklarını değiştirerek dönemler arası mukayese yapma imkanını ortadan kaldırmaktadır.

Ancak, rakamlardaki bu beklenmedik, ya da sürpriz artışlara rağmen, işsizlik, özellikle de genç ve eğitimli nüfus arasındaki işsizlik artmaya devam etmektedir. Üretime dönük olan sanayi ve tarım sektörünün (şişirilmiş rakamlara göre bile)  GSMH içindeki payı azalırken, büyük ölçüde tüketime yönelik olan inşaat, ulaştırma ve ithalatın payının artması aslında işsizliğin niçin azalmadığını göstermektedir.

Kısacası; büyüme sanal, işsizlik gerçek!