Ben Bu İyimser Haberleri Bir Yerlerden Hatırlıyorum!

Önceki yazımızda cari açığın ulaştığı tehlikeli boyuta dikkat çekmiş ve gerekli önlem bir an önce alınmazsa ani bir iç veya dış şok durumunda bir krize yol açabileceğini ifade etmiştik. Son günlerde, sanki bizi yalanlamak istercesine uluslar arası rating kuruluşları ve yatırım bankaları Türkiye ekonomisine methiyeler düzmeye başladı. Bu haberlerle birlikte İMKB 100 endeksi yükselişini sürdürdü 37.000 sınırını aştı.

İsterseniz önce IMF’den başlayarak son günlerde gelen “iyi” haberlere bir göz atalım…

IMF Türkiye Temsilcisi Hugh Bredenkamp, ekonominin dış şoklara karşı güçlendiğini ancak cari açığın yakından izlenerek, koşullar kötüleşirse hemen önlem alınması gerektiğini söylemiş. Bredenkamp, yabancı yatırımcı ilgisiyle değerli seyreden liranın ve özel sektördeki büyümenin beslediği cari açığın yakından izlenmesi ve kötüleşmesi durumunda "hemen" önlemler alınması gerektiğini de ilave etmiş. Ancak, başlıklara bakınca bu uyarılar pek yer almıyor.

Öte yandan, kriz dönemlerinin “sıfırcı hocaları”, yani rating (kredi derecelendirme) kuruluşları bir anda bonkör hocalara dönüşüvermiş! 

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in Türkiye Analisti Kristin Lindow, mali gerçekleşmelerin tahminlerden iyi olduğunu ve yüksek petrol fiyatlarına rağmen, enflasyondaki düşüşün sürdüğünü söylemiş. Cari açığın finansmanının eskisine göre daha sağlıklı olduğunu da ifade eden Lindow bazı risklere de dikkat çekmiş ve global likidite koşullarının önemli ölçüde daralması durumunda, Türkiye'nin yüksek dış borçlanma ihtiyacı nedeniyle kurda ciddi bir düzeltme olabileceğini vurgulamış.

Yine bu gibi dönemlerde söyledikleri önemli bir kuruluş olan uluslararası yatırım bankası Morgan Stanley’in Türkiye'yi 'hedef pazar' olarak seçtiğine ilişkin bir haber yer aldı gazetelerde. Morgan Stanley'nin küresel satış ve ticaretten sorumlu üst yöneticilerinden Jerker Johansson, Türkiye gibi en iyi fırsat sunan gelişmekte olan piyasalardaki ağırlıklarını, personel sayısı ve yerel bankalarla ortaklıklarını artıracaklarını söylemiş ve Türkiye gibi ülkelerin, refah artışı nedeniyle, yatırım açısından çok sayıda fırsat sağladığını vurgulamış.

Yine dünyanın önde gelen kredi derecelendirme kuruluşlarından olan Japon Kredi derecelendirme kuruluşu JCR Türkiye analisti Yoshihiko Tamura, Avrupa Birliği'nin (AB) son yayınladığı ilerleme raporunda, "Türkiye'ye verilen yeni statü, Türkiye'nin kredi notunu olumlu etkileyecektir" demiş.

Tamura, AB tarafından Türkiye ekonomisinin yapısına ilişkin olarak yapılan tanımlamanın, Türkiye'ye ilişkin değerlendirmeleri de etkileyeceğini ifade etmiş ve "Türkiye'nin 'işleyen piyasa ekonomisi'ne sahip olduğunun teyit edilmesi ekonomik değerlendirmelere olumlu yansır" demiş. Türkiye ekonomisinin gündeminde bulunan cari işlemler açığına da değinen Tamura, cari işlemler açığının, kısa vadeli bir sorun oluşturabileceğini, ancak bunun kesinlikle ciddi bir sorun olmayacağını, bununla birlikte şu andaki cari işlemler açığına ilişkin gidişatın uzun vadede sürdürülebilir olmadığını, gelecekte bir ayar gerekebileceğini de vurgulamış.

Ama nedense, bu son kısımdaki uyarılar da pek haberlere yansımamış ve metnin içinde kaybolup gitmiş.

Merrill Lynch'in Ortadoğu, Afrika ve Avrupa'daki Gelişmekte Olan Ülkeler Strateji ve Ekonomi Bölümü Başkanı Mehmet Şimşek ise, Türkiye'de 1994 ve 2001 krizi gibi bir kriz beklemediklerini belirterek, "Mali disiplin sağlandı. Kırılganlık azaldı" demiş ve ilave etmiş: "Likidite şoku olursa, dünyada bundan en fazla etkilenecek ülke Türkiye olacak, çünkü Türkiye'nin dış borçlanma gereksinimi çok fazla, cari açığı yüksek, borcu çok yüksek."

Kısacası, bu haberlerin hepsi “ekonomi iyi”, “açık sorun değil”, “kriz olmaz”, gibi başlık ve yorumlarla verilmiş.   

Johns Hopkins Üniversitesi Profesörü kur rejimleri ve para kurulu uygulamaları konusunda dünyadaki en önemli uzmanlardan biri olan Steve Hanke'nin Türkiye ekonomisinin yeni bir krizin eşiğinde olabileceği uyarılarına ve bu değerlendirmeyi veren Financial Times gazetesinin yorumuna pek itibar etmeyen gazeteler, Başbakan danışmanı Egemen Bağış’ın Hanke’ye yazdığı ve tepki gösterdiği mektuba geniş yer vermişler.

Sanki, Hanke’nin uyarıları ve Financial Times’in yorumları tamamen yanlış, Türkiye güllük gülistanlık bir durumda izlenimi uyandırılıyor.

Vallahi, sizi bilmem ama ben bu gidişattan fena halde huylandım. Yine 1994 ve 2000-2001 krizleri öncesindeki gelişmeler ve yukarıdakine benzer haber ve yorumlar gözlerimin önünden  bir film şeridi gibi hızla geçti.

Önceki yazımızda şöyle bir tespitte bulunmuştuk: “Örtülü sabit kur sistemi” ve buna bağlı olarak rekor düzeylere ulaşan dış ticaret ve cari işlemler açıkları ekonomide kırılganlığı arttırmaktadır. Yani en küçük bir iç veya dış şok durumunda kayıtlı ve “kayıtdışı” sıcak paranın kaçışı çok hızlı olacaktır. Nereden geldiği belli olmayan paranın nereye ve ne kadar hızlı gittiği de anlaşılamayacaktır.

Bana kalırsa, kabus görmektense uykusuz kalmak daha iyidir. Siz şu dönemde beklemede kalın ve elinizdeki üç-beş kuruşu “nasıl olsa bu iyimserlik havası uzun süre devam eder diye” yatırmayın. En azından bir-iki ay daha bekleyin ve yılbaşından itibaren neler olabileceğini görün. Şu anda borsadaki kağıtların yaklaşık % 70’inin yabancıların elinde olduğu söyleniyor. Eğer bu havaya kapılıp alanlar artmazsa yabancılar da (tabii ne kadarı bıyıklı bilmiyoruz!) çıkışı tamamlayamayacaktır. Cari açığın artmasının en önemli nedeni olan aşırı değerli kur ve yüksek faiz olgusunun niçin ve kimler tarafından devam ettirildiği de dikkate alındığında, söylediklerimizin önemi daha iyi anlaşılacaktır. Dolayısıyla, kurun da ne zaman yükseleceği belli olmaz.

Kısacası, bu dönemde temkinli olmakta fayda var! Aşırı iyimser dolduruşlara aldanmayın! Daha önceki yazılarımızda değindiğimiz, pembe tabloların arkasındaki gerçekleri ve göz boyamaları isterseniz bir daha okuyun!