MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den,
1969 yılında kurulan,
Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi ile başlayan,
Millet hizmet yolunda 45 yıllık Türk İslam değerinin var olma inancını dinliyorum tüm dikkatimle.
*
Siyasi ömrü 45 yıl olsa da,
MHP’nin fikri mazisi,
İdeolojik hafızası,
Kültür havuzu yüzlerce, binlerce yıl geriye gitmektedir.
Dünü ile çelişmeden…
Dili ile ters düşmeden…
Kültürüyle zıtlaşmadan…
Ecdadının yüzünü kara çıkarmadan…
Türk milletine inanmış,
Türkiye’ye güvenmiş bir partiden söz ediyorum.
*
Ne mutlu ki,
Birçok millet ve medeniyet tarih çarkında öğütülürken,
Türk milleti varlığını korumuş,
Tutunduğu coğrafyayı ayağa kaldırmış,
Türk kültürünü bayrak gibi taşımış,
Türkçe ile dünyaya seslenip,
Türk-İslam ülküsüyle vatanına ve milletine siper olmuştur.
*
MHP candan vaz geçmiş, vatandan vaz geçmemiştir.
Pusuya düşmüş, ayağa düşmemiştir.
İdam sehpasına çıkmış, adamlıktan çıkmamıştır.
Kalbini imanla doldurmuş ama cebini parayla doldurmamıştır.
Milliyetçiler;
“Yapamaz, başaramaz, boşa uğraşıyor” diyenlere inat,
“Kandan besleniyor, Şehit istismarcılığı yapıyor, Morg bekçilerine benziyor” diyenlere inat,
"Fatiha bilmeyen, Kavgacı, satır bıçakçı, ırkçı, kafatasçı, faşist” diyenlere inat,
Mal-mülk, para pul, şan şöhret, koltuk statü peşinde koşan İdris suretindeki İblislerin tuzağına asla düşmemiştir.
*
Lafta ileri demokrat,
Gerçekte ileri otokrat,
Yüzeyde özgürlükçü,
Altta baskıcı,
Dün milli görüşçü,
Bugün ABD’ci, peşmergeci ve terörist bakıcısı olanlara inat,
45 yıllık çizgisinden en ufak sapma göstermemiştir.
Çünkü MHP için 45 yıl;
Gayretin, mücadelenin, Allah rızası için çalışmanın ve çırpınmanın adıdır.
MHP için 45 yıl;
Acıyı, hüznü, kederi, belayı yenmenin anısıdır.
MHP için 45 yıl;
Helalin, faziletin, ahlakın, alın terinin, göz nurunun beyanıdır.
MHP için 45 yıl;
Duadır, vicdanımızın sesidir, şehidin son nefesidir.
MHP için 45 yıl;
Yaptığı siyaseti haciz ettirmek değildir.
*
Karanlıktan taş atanların sıklaştığı…
Suyu yokuşa akıtma meraklılarının kalabalıklaştırıldığı…
Türkiye’nin siyasi atmosferi pamuk ipliğine bağlandığı…
Memleketin cadı kazanına döndürüldüğü…
Demokrasinin makaslanıp, özgürlüklerin kalbinden vurulduğu…
Soygun düzeninin komplo sözleriyle örtüldüğü…
İnternet zaptiyelerinin kirli çamaşırları çıkmasın diye sanal medyanın susturulduğu…
Milli irade diye bağıranların “Milli irade yoksunu” çıktığı…
Devletin onurunun çiğnendiği…
Milletin saygınlığının ayağa düşürüldüğü ülkemizde,
Artık ne bir komşumuzdan,
Ne de bölgede yan yana duracağımız bir ülkeden bahsetmek mümkün olmamaktadır.
*
O nedenle sözüm şudur ki;
30 Mart Türk millet iradesinin sandığa yansıyacağı karar günüdür.
Yani;
Demokrasisi ve özgürlüğü işgal edilenlerin karar günü.
Türklüğüne ve milliyetçiliğine küfredilenlerin karar günü.
İçeride yozlaşma, dışarıda yalnızlaşma yaşayanların karar günü.
Deve kuşu politikası izleyenleri cezalandırmanın karar günü.
30 Mart Van’ın Gürpınar ilçesine bağlı Yalınca Köyü’nün Çeli Mezrası’nda rahatsızlanan, yolların kapalı olmasından dolayı vefat eden, sonra da cansız bedeni babasının sırtında taşınan 3 yaşındaki evladımız Muharrem’in acısını yüreklerinde yaşayanların karar günü.
Soğukta titreyen Hakkari’li küçücük Ayşe’nin karar günü.
Boyacı sandığıyla okul harçlığı çıkaran Diyarbakırlı Hasan’ın karar günü.
Simit satarak ev bütçesine destek veren ilkokul çağındaki Karslı Ali’nin karar günü.
Çöplüklerden ekmek toplayan garibanların karar günü.
Manisalı çiftçi Kemal’in, Afyonkarahisarlı Emine teyzenin karar günü.
Sofradaki bir tas çorbaya beş kaşık giren muhtaç insanların karar günü.
İşsiz babaların, düşünceli dedelerin, ağzı dualı ninelerin ve iş bulma telaşında olan gençlerin kar günü.
Unutmayın;
Allah sabredenlerle beraberdir.